Uğur Gürses



Bookmark and Share

Küresel yokuşta pahalı bir bedel


30.6.2018 - Bu Yazı 602 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AYNI şeyleri yaparak farklı sonuç beklemek büyük hata.

Bedeli de pahalı; Türkiye’nin altın dahil toplam uluslararası rezervleri son iki ayda yaklaşık 9 milyar dolar eridi. Bu, rezervlerin yüzde 8’i demek.

2011 ve 2014’te döviz satarak kayda değer bir döviz rezervi kaybetmiştik. Ne için? O dönemin teknokratları faizlere dokunmadan mali piyasadaki kur baskısını atlatabilmek için döviz satmayı denemişti. Rezerv kaybı ve sert faiz artışı sonuçlanmıştı. 2018 hikayesi ise döviz satmadan ve faiz artırmadan kurun üç ayda yüzde 20-25 artmasına göz yumup, “kırılma” ve sistemik bir risk eşiğine gelince faizleri 5 puana yakın artırarak da döviz rezervi kaybına yol açıldı. Oysa bahane olarak söylense de dış etki çok düşüktü; dolar endeksi yüzde 5.5 arttı.

Para politikası deneyleri için ve teknokrat iş başı eğitimi için epey pahalı bir yol. Peki böyle yapıldı da başka bir kazanım mı sağlandı? Hayır. Tam tersine şimdi spotlar rezervlere döndü.

Moody’s, gelişen ülkelerden cari açığı yüksek olanların, yüksek dış borç ödemesi olanların ve döviz cinsi kamu borcu yüksek olanların güçlü dolar karşısında daha fazla etkileneceklerini ve bu ülkelerin döviz rezervi kaybına yol açacağını vurgulamış. Bu ülkeler arasında ise Arjantin, Gana, Moğolistan, Pakistan, Sri Lanka, Zambiya ve Türkiye sayılmış.

Brezilya, Çin, Hindistan, Meksika ve Rusya gibi ülkelerin ise görece daha az dış kaynağa ihtiyaç duyduklarından daha az kırılgan oldukları not edilmiş. Bir zamanlar bu ülkelerle birlikte anılan Türkiye, artık bir alt grupla anılmaya başlandı.

Bu grubun adı “Frontier market” yani “Eşik Piyasalar-Ülkeler”; az gelişmişlerden daha fazla gelişmiş ama gelişen ülke olarak adlandırmak için de çok küçük olarak görülen ülkeleri içeren bir grup. Ne yazık ki Türkiye son dönemde giderek daha fazla, içinde olduğu gelişen ülkeler grubu ile değil, bu bir alt grup “eşik ülkelerle” birlikte anılıyor.

İşte bu yüzden, açık bir ekonomide merkez bankacılığının ve para politikasının deneme yanılmayla değil, bir sanat gibi icra edilmesi gerektiği ortaya çıkıyor.

Yakın geçmişe kadar, hataların ve gevşek politika tercihinin sonuçları, zincirleme etki ve hasarlar bol ve ucuz para dönemi nedeniyle su yüzüne çıkmamıştı. Şimdi daha sert biçimde yüz yüze kalıyoruz.

Geç faiz artışı; kur artışı, enflasyon ve bilanço hasarı yanında kredi riskini tetikliyor o da uluslararası yatırımcının risk azaltışına yol veriyor. Bu da daha az sermaye girişi, daha fazla sermaye çıkışı; sonuç rezerv kaybı.

Rezerv kaybı ise başlı başına yeni bir kaygının ana nedeni.

Britanya Merkez Bankası’nın “Finansal İstikrar Raporu”,yatırımcıların risk primlerini tarihsel olarak en düşük düzeye çektikleri ve borç verdikleri fonların önümüzdeki dönemde gelişen ülkelere, özellikle de bu ülkelerdeki dolar borcu olan şirketleri etkileyeceğini söylüyor; “Gelişen piyasa ekonomilerinde yatırım fonlarının giderek artan rolü nedeniyle, bu ekonomilerde sermaye akımları küresel mali koşullardaki değişime çok duyarlı. Nihai yatırımcının parasını çekme kararı, katlanarak fiyat değişimlerini katlı etki yapacak, diğer gelişenlere de yayacaktır.”Finans dışı şirketlerin dolar borcu karşılaştırmasında yaklaşık yüzde 20’lik payla Türkiye önde yer alıyor.

Para politikasında sıkılaşma adımlarına devam eden Amerikan Merkez Bankası Fed’in araştırmacılarının Haziran içinde yayımladığı bir raporda, ABD’deki para politikasındaki sıkılaşmanın gelişen ülkelerin finans dışı şirketlerine olan etkisine bakmışlar. Buldukları sonuç şu; ılımlı bir kırılganlık. Ancak istisnai olarak birkaç ülkede belirgin ölçüde riskli şirket borcu oranı bulunmuş. Bunlar arasında Çin, Brezilya, Türkiye, Hindistan ve Kore sayılmış.

Küresel konjonktürde işler finansal yeniden pozisyonlanma sürecine girmişken, diğer taraftan da korumacılık ve ticaret savaşı eşiğine geldik. İşte bu yüzden Türkiye’nin içeride siyasi normalleşme ve hukuka geri dönmesi giderek vazgeçilmez bir çapa halini alıyor. Örnek hala sıcak; geride bıraktığımız 22 Haziran haftası baz alınırsa son iki ayda bankacılık sektöründeki hem TL’de, hem de döviz hesaplarında ortaya çıkan mevduat azalışı toplam 5.7 milyar dolar karşılığı. Bu durum, yurtiçi yerleşiklerin tedirgin olduğunun göstergesi.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
6.09.2019
Bu gelen dijital paranın ayak sesleri
28.07.2019
“Faiz de düştü kur da düştü” özgüveni
5.07.2019
Veri güvenilirliği tartışılıyor
26.06.2019
Siyasi depremden ekonomik reform çıkar mı?
20.05.2019
Analiz: Kamu bankalarına “seçim görev zararı”
22.4.2019
Arka kapı politikasının faturası
11.4.2019
Reform mu, “eski tas” mı?
14.2.2019
Ekonomide 1 Nisan şakasını kim yapacak?
13.1.2019
Kur 4’e düşecek ve “İlk 5’e” girecekmişiz
30.11.2018
İnşaata banknot matbaası
20.11.2018
Bu filmi görmüş müydünüz?
7.11.2018
Enflasyonun dişi hâla sağlam
5.11.2018
Eşitlikçi tüketiciler ayaklanın!
30.10.2018
Bas bas paraları Hazine’ye…
24.10.2018
10 maddede ABD krizi sonrası ödemeler dengesi
5.10.2018
İşsizlik Fonu’nun parası bakanlıktan habersiz aktarılmış
3.10.2018
Borsadan al İşsizlik Fonu haberini
28.9.2018
7 haftalık hasar raporu
23.9.2018
Çözümsüz “Yeni Ekonomi Programı”
15.9.2018
Geç gelen itfaiye
11.9.2018
Katar’dan 3 milyar dolar (*) gelmiş
1.9.2018
“Ekonomik savaş” söylemi ve sonuçları
27.8.2018
Emisyondan al haberi…
14.7.2018
Kur, piyasa ve merkez bankası bağımsızlığı
11.7.2018
Bütçe hakkı yetim kalmasın
6.7.2018
Yolları çatallanan bahçe
4.7.2018
Seçim bitti geçim sınavı başlıyor
30.6.2018
Küresel yokuşta pahalı bir bedel
26.6.2018
‘Milli piyasa’ sahne aldı
19.6.2018
Milli araca başka milli paraya başka
12.6.2018
Yüzde 7’lik cari açıkla yüzde 7 büyüme
8.6.2018
Geç kalan pahalı ödüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive