Uğur Gürses



Bookmark and Share

Asgari ücrette satın alma gücü paritesine sarılmak


11.02.2020 - Bu Yazı 369 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, yaptığı bir açıklamada, asgari ücretin satın alma gücü paritesine oranında Avrupa’da 8’inci sıraya yükselen Türkiye’nin aynı zamanda asgari ücreti en fazla artıran ikinci ülke olduğunu iddia ediyordu.

Eksik ve yanlış bilgiyle 17 milyon yoksulu olan ülkede bununla övünmek doğru muydu?

Önce Bakan Selçuk’un açıklamasına AA haberinden bakalım;

“Asgari ücretin 2020 yılı için brüt 2 bin 943, net 2 bin 324 lira olarak belirlendiklerini anımsatan Selçuk, Türkiye’deki asgari ücretin birçok AB üyesi ülkeye göre daha iyi durumda olduğunu vurguladı.

Bu durumu Eurostat’ın açıkladığı verilerin de teyit ettiğini belirten Selçuk, “2019 yılında net 2 bin 20 lira olan asgari ücreti, 2020 yılında yüzde 15 artış yaparak net 2 bin 324 liraya yükselttik. Böylece, enflasyonun yaklaşık 3 puan üzerinde sağlanan artış ile Avrupa’da asgari ücreti geçen yıla göre en fazla yükselten ikinci ülke olduk.” dedi.”

Asgari ücretin birçok AB ülkesine göre iyi durumda olduğu doğru değil.

Bakın nasıl?

 

 

 

 

 

 

 

 

Önce her ülkenin cari aylık asgari ücretinin Euro cinsi sıralamasına bakıldığında, Türkiye’nin 2015’te 14. sırada iken 2019 ve 2020’de sırasıyla 23 ve 22. sıraya gerilediği görülüyor. Türkiye AB içinde asgari ücret bazında kendi sıkletindeki ülkelerin sonuncusu.

Ayrıca son 10 yılda asgari ücrette birikimli artış sıralamasında en fazla artıran 2. ülke Türkiye değil. Eurostat cari asgari ücret verilerine göre, Türkiye 10 yılda birikimli yüzde 42’lik artışla 16. sırada yer alıyor.

17 yıldır ülkeyi yöneten siyasetçilerin ülke küme düşmeye başlayınca sarıldığı tek “tılsımlı kategori”, satın alma gücü paritesine göre sıralamalar.

Bakan Selçuk da öyle yapıyor. Diyor ki;

“Asgari ücretin satın alma gücü paritesine göre karşılaştırmasına baktığımızda AB’ye üye 27 ülke arasında 2015 yılında 15’inci sırada, 2019 yılında 10’uncu sıradayken bu yıl ülkemiz 8’inci sıraya yükselmiş durumda”

Evet Türkiye Eurostat verilerine göre 2020 yılı başındaki asgari ücret sıralamasında 8. sırada. 2015’te 15. sırada olduğumuz da doğru.

Tabloya bakalım;

(Satın alma gücü standardı cinsinden EUR karşılığı)

 

 

 

 

 

 

 

 

Tabloda özellikle boş bırakılan yerlere dikkat; tam 6 üye ülkenin hesaplaması yer almıyor. Çoğunda asgari ücret yok. Çünkü buna gerek duymamışlar. Ya da sendikaların güçlü olmasından dolayı toplu iş sözleşmesi yaygınlığı ile asgari ücrete ihtiyaç kalmamış.

Yani listede 6 “rakibin” eksikliğinden sıra yükselme durumunda bile bir “faul” var. Sendikasızlık, toplu iş sözleşmesinin olmaması sizi ilk 10’a sokuyor ve Çalışma Bakanı bize sevinmemizi öneriyor.

Muhalefet sayesinde

Satın alma gücü paritesine göre 2015 yılında 15. sırada olan Türkiye 2020 yılında 8. sıraya nasıl yükseldi? 2016 başında yapılan yüklü artışla. Peki bu nerden çıktı? 2015 Haziran seçimlerine giderken Şubat 2015’te CHP “asgari ücretin 1500 TL olacağını, emekliye yılda iki kez ikramiye verileceğini ve her hanenin en az 750 TL’nin altında geliri olmayacağını” ilan etti.

CHP bu 1.500 TL’lik asgari ücret taahhüdünü verdiğinde uygulanan asgari ücret 949 TL idi. Ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ise bu konuda taahhütü olmadı.

7 Haziran seçimlerinden hükümet çıkmayınca 3 Kasım 2015’te yeniden seçime gidilirken iktidar partisi asgari ücreti yeni yılda 1.300 TL yapacağını taahhüt etti.

O arada asgari ücret yılın ikinci dilimi için yüzde 5.4’lük artışla 1000 TL yapılmıştı.

BBC Türkçe’de çıkan haberin kupürü aşağıda:

 

 

 

 

 

 

 

 

Seçim sonrasında yeniden tek başına iktidarını sürdüren Adalet ve Kalkınma Partisi, Ocak 2016’da asgari ücreti 1.300 TL olarak ilan etti. Artış oranı yıllık yüzde 37 idi.

Bu durum, bir muhalefet partisinin iktidarı bir iş yapmaya yöneltmesi açısından başarılı bir hamledir.

2016 Ocak ayından 2020 Ocak ayına asgari ücret birikimli yüzde 78,6, TÜFE ile ölçülen enflasyon ise yüzde 62.6 artı. Aradaki 16 puanlık farkın “refah farkı” olduğu düşünülebilir. Ancak asgari ücretlinin enflasyonunun da yüzde 62.6’dan daha yüksek olduğu çok açık. Bu konuda daha önce sonuçları yayımlanan birkaç çalışma yapılmıştı.

Çalışanların yarısı asgari ücretli

Asıl sorun 2 ana eksende tartışılmalı:

Birincisi, Türkiye’de işi olanların yüzde kaçının asgari ücret geliri ile çalıştığına bakılmalı. Bunu da değerli bankacı ve yeni siyasetçi Kerim Rota hatırlattı.

Kerim Rota Paraanaliz web sitesine yazdığı yazıda: AB’de asgari ücretle (yüzde 5 daha fazlası dahil) çalışanların toplam çalışanlara oranını gösteren grafiği (2010 ve 2014 verileri) paylaşarak soruyordu:

Listedeki AB ülkeleri ortalamasında çalışanların sadece %7,5’i asgari ücretin %5 fazlasına kadar çalışmakta. Türkiye’de bu oran %43. AB ülkelerinde 12 kişiden biri bu ücretlerle çalışırken Türkiye’de bu neredeyse her 2 kişiden birine dönüşmüş. Biliyoruz ki asgari ücretin 2 katına kadar olan ücret alanlar da %80’in üstünde

Satın alma gücü paritesi, az gelişmişlere züğürt tesellisi

İkincisi, Bakan Selçuk satın alma gücü paritesine dayanarak bundan sevinç duymamızı öneriyor. Satın alma gücü paritesinin gelişmekte olan ülkelere sunulan bir “züğürt tesellisi” faktörü olduğunu unutarak.

Yukarıdaki listede 2020 için cari asgari ücret 440 Euro, satın alma gücü paritesine göre asgari ücret 1.157 EUR.

Bu ne anlama geliyor?

Satın Alma Gücü Paritesi (SPG) üzerinden yapılan hesaplar ne ifade ediyor?

Bunun için daha önceki yazılarımda kullandığım açıklamayı buraya ekliyorum:

“Ülkelerin mal ve hizmet fiyat seviyeleri ile döviz kurları farklı; milli gelirlerini reel olarak karşılaştırabilmek için ortak bir fiyat seviyesine ve döviz kuruna getirmek gerekiyor. Satın alma gücü paritesinin (SGP) işlevi de bu.

Hesaplanan satın alma gücü paritesi; belli bir ülkede elde edilen gelirle o ülkede satın alınabilecek belli bir mal ve hizmet sepetinin, dünya ortalaması bir fiyattan değerini gösteriyor kabaca.

2016 için Türkiye’deki kişi başı milli gelir 10 bin 743 dolar. IMF’nin hesapladığı satın alma gücü paritesine göre kişi başı milli gelir ise 24 bin 912 dolar bulunmuş.

Bunun anlamı şöyle; 10 bin 743 dolarlık gelirle Türkiye’den satın alınabilecek mal ve hizmetin, dünya fiyat ortalamasından ederi 24 bin 912 dolar değerinde demek. Bunun nedeni de, ülkeler arası döviz kuru ve genel fiyat seviyelerindeki farklılık.

Bunu anlamak için ABD’de yaşayan ve dolar kazanan birinin cebinde 10.743 dolarla Türkiye’ye geldiğini ve çeşitli mal ve hizmetler satın aldığını düşünün. Bu aynı içerikteki sepet satın almayı ağırlıklı biçimde dünyanın her ülkesine yaymış olsaydı (dünya fiyat ortalaması) aynı mal ve hizmete 24 .912 dolar ödeyecekti.

Özeti şu; Türkiye’de dolar kazanıp gelişmiş bir ülkede aynı mal ve hizmeti satın almaya kalkarsanız daha az mal ve hizmet alacaksınız demek.

Bu yüzden, satın alma gücü paritesine sarılıp “Mesut Bahtiyar” olmanın, hikayenin sonunda hepimizi üzeceğini bilelim.

Uğur Gürses

.

Facebook Yorumları

Emlak8
7.07.2020
Maceracı ekonomi politikası deneyi
19.06.2020
TL’nin Suriye testi
14.06.2020
Covid-19: Yoksulluk salgını
3.06.2020
70’li yılların alet kutusundan çare ummak
27.05.2020
Bir Samuray swap sarmalı hikayesi
20.05.2020
Bir Merkez Bankası atamasının siyasi anatomisi
13.05.2020
Hisseli harikalar kumpanyası
10.05.2020
Dövize müdahale rehberi
5.05.2020
Dalgalanma korkusu
30.04.2020
Ankara’nın “Fed’den swap” rüyası
17.04.2020
IMF’den 2020 ve 2021 küresel ekonomik küçülme-toparlanma senaryoları
16.02.2020
Ankara’nın ‘Alla Turca’ kur rejimi (*)
11.02.2020
Asgari ücrette satın alma gücü paritesine sarılmak
4.02.2020
Nasıl Olunur?
7.01.2020
Sarayın matbaası (*)
12.12.2019
2018 EKONOMİK KRİZİ, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
2.10.2019
“Değişim Başlıyor”
6.09.2019
Bu gelen dijital paranın ayak sesleri
28.07.2019
“Faiz de düştü kur da düştü” özgüveni
5.07.2019
Veri güvenilirliği tartışılıyor
26.06.2019
Siyasi depremden ekonomik reform çıkar mı?
20.05.2019
Analiz: Kamu bankalarına “seçim görev zararı”
22.4.2019
Arka kapı politikasının faturası
11.4.2019
Reform mu, “eski tas” mı?
14.2.2019
Ekonomide 1 Nisan şakasını kim yapacak?
13.1.2019
Kur 4’e düşecek ve “İlk 5’e” girecekmişiz
30.11.2018
İnşaata banknot matbaası
20.11.2018
Bu filmi görmüş müydünüz?
7.11.2018
Enflasyonun dişi hâla sağlam
5.11.2018
Eşitlikçi tüketiciler ayaklanın!
30.10.2018
Bas bas paraları Hazine’ye…
24.10.2018
10 maddede ABD krizi sonrası ödemeler dengesi
5.10.2018
İşsizlik Fonu’nun parası bakanlıktan habersiz aktarılmış
3.10.2018
Borsadan al İşsizlik Fonu haberini
28.9.2018
7 haftalık hasar raporu
23.9.2018
Çözümsüz “Yeni Ekonomi Programı”
15.9.2018
Geç gelen itfaiye
11.9.2018
Katar’dan 3 milyar dolar (*) gelmiş
1.9.2018
“Ekonomik savaş” söylemi ve sonuçları
27.8.2018
Emisyondan al haberi…
14.7.2018
Kur, piyasa ve merkez bankası bağımsızlığı
11.7.2018
Bütçe hakkı yetim kalmasın
6.7.2018
Yolları çatallanan bahçe
4.7.2018
Seçim bitti geçim sınavı başlıyor
30.6.2018
Küresel yokuşta pahalı bir bedel
26.6.2018
‘Milli piyasa’ sahne aldı
19.6.2018
Milli araca başka milli paraya başka
12.6.2018
Yüzde 7’lik cari açıkla yüzde 7 büyüme
8.6.2018
Geç kalan pahalı ödüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive