Ümit KARDAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Devlet geleneği: Suç ve delil icadı


13.10.2018 - Bu Yazı 708 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra çok sayıda gazeteci, akademisyen, yazar, iş adamı ve bürokrat hakkında başlatılan soruşturmalarda, en baştan itibaren ceza muhakemesi hukukuna yani usule aykırılıklar yaşandı.

Ceza muhakemesi hukuku doktrini ve CMK düzenlemeleri delilden sanığa gidilmesi ilkesini kabul etmiş bulunuyor. Bunun anlamı engizisyon dönemi ikrar sisteminden vazgeçilerek, önceliğin delil toplamaya verilmesi, daha sonra sanığa ulaşılması, yeterli delil bulunduğunda kamu davası açılmasıdır.

Oysa görülmekte olan davalarda gözaltılar daha önce hazırlanan isim listeleri üzerinden delil toplanmadan  yapılmış, soruşturma aşamasında delil olarak kişilerin suç tarihinde legal olarak kabul edilen hak ve özgürlük kullanımlarıyla ilgili fiilleri suç unsuru sayılmış durumda.

Suçun işlendiği tarihte devlet iktidarı tarafından legal olarak kabul edilip, iktidar mensuplarının beyanlarıyla ve eylemleriyle meşrulaştırılan bir kısım gazete, vakıf, görsel medya, eğitim kurumları ve mesleki örgütlerde görevli olmak ya da buralarda bulunmak ya da bankada hesap açmak mahkemelerce delil olarak kabul edildi.

Hareket ile netice arasında illiyet bağı aranmadan, sanıkların hiyerarşideki yerleri ve aldıkları talimatlar delillendirilmeden, suçun manevi unsuru olan kastın varlığını gösterir kanıta ulaşılmadan çok sayıda mahkumiyet kararı verildi.

Hak ve özgürlük kullanımıyla ilgili fiiller üzerinden adeta delil icat edilmeye çalışıldı, icat edilen deliller üzerinden de suç icat edilerek ve hukuk felsefesince kabul edilemez olan “niyet okuma”larla ağır cezalar uygulanıldı.

Nitekim Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak, illiyet bağını ve manevi unsuru sübuta erdirecek deliller bulunmadan, gelenekselleşmiş suç ve delil icat etme pratiğiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edildiler. İlk derece mahkemesinin hukuka aykırı bu kararına yapılan itirazı da ikinci derece istinaf mahkemesi reddetti.

Hiçbir şey tarihten muaf değildir. Böylece Osmanlı-Türk devlet geleneğinde siyasi suç alanında 1839’tan bu yana  gelenekselleşmiş olan suç ve delil icat etmek pratiği devamlılığını ispat etmiş oldu.

1925’den itibaren insanlar siyasi suçlar nedeniyle  tabii hakim ilkesine aykırı olarak kurulmuş olan  İstiklal Mahkemeleri, Sıkıyönetim Mahkemeleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve  Özel Yetkili Mahkemelerde  yargılandı, bunun sonucu çok sayıda mağduriyete neden olundu ve bu süreçlerde yargı konjonktürden, güç dengelerinden ve güç savaşlarından etkilendi.

Bugünkü yargılamalar da tabii hakim ilkesine aykırı olarak suçtan sonra kurulmuş ve görevlendirilmiş mahkemeler aracılığıyla yapılmaktadır. Sulh ceza mahkemeleri ve ağır ceza mahkemeleri de bu ilkeye aykırı olarak kuruldu. Bu bağlamda hakim bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi özellikle devlet iktidarına karşı zaafa  uğratıldı.

Dünya Adalet Projesi tarafından açıklanan 2017 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye 113 ülke arasında 101. sırada yer aldı. Ceza adaleti konusunda ise ne yazık ki Senegal, Zambiya, Kazakistan, Mısır ve İran gibi ülkelerin aşağısında yer almakta. Bu veriler bütün yargı birikiminin yok edildiği anlamına gelmekte.

Ceza muhakemesinin gayesinin dürüst insanları korumak olduğu söylenmiştir. Ceza muhakemesi hukukunda hakikatin araştırılması, insanlık onuruna saygı gösterilmesi, masumları ve dürüst insanları cezalandırma riskinin azaltılması hedeflerine birlikte varılması gerekir. Bunun anlamı, adil yargılanma hakkının sağlanması gayesine uygun davranılmadığı şüphesini uyandırmadan bu hakkın gerçekleştirilmesini sağlamaktır.

AİHM, bunu bir kararında "Adalete uygun hareket etmek yetmez, bunu herkese göstermek de gerekir" şeklinde ifade etmiş durumda. Mahkeme kararlarının yurttaşlar arasında güven ve tatmin yaratabilmesi için bu kararların doğru ve adil olması yetmez. Ayrıca kararların veriliş süreçlerinde de bu kararlara gölge düşürecek işlemler olmaması gerekir.

Muhakeme boyunca kişi özgürlüğünün kaldırılmasında ceza verme gayesi güdülemez. Yakalama ve tutuklamaya ilişkin insan hakları bağlamındaki düzenlemeler hem kişi özgürlüğünü hem de kişi güvenliğini koruma amacını gütmektedir. Kişilerin keyfi olarak tutuklanmasını ve cezalandırılmasını engelleme ilkesi insan haklarına ilişkin bildirge ve sözleşmelerde yer almış bulunmakta.

1215 tarihli Magna Carta Libertatum'un 39. maddesinde kişilerin kanunsuz tutuklanamayacağı ve özgürlüklerinden yoksun bırakılamayacakları belirtilmiş, İngiltere'de 1679'da parlamento tarafından çıkarılan başta Amerikan Anayasası olmak üzere daha sonraki insan haklarına ilişkin tüm metinleri etkileyen Habeas Corpus Act (bedenin senindir kanunu) kişi güvenliği açısından örnek bir düzenleme olmuştur.

Ceza muhakemesi düzenleme ve uygulamaları bir ülkenin demokrasi düzey ve değerinin altın ölçütü sayılır. Çünkü bu alan insan hak ve özgürlükleriyle doğrudan ilgili olup, adil yargılanma hakkının gerçekleşmediği bir ülkede toplumsal barış gerçekleşemez.

Hakikatin ortaya çıkıp çıkmadığı ve adaletin yerine gelip gelmediği konusundaki şüphe toplumu huzursuz eder. Türkiye'de ceza muhakemesindeki çöküşün hem zihniyete ilişkin hem de yapısal nedenleri bulunmakta.

İdeolojik bürokratik-siyasi yapı Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte hukuku askıya alarak kurmaca bir hukuk üretti. Totaliterliğe kayma eğilimli otoriter bir rejimin var olduğu bir dönemde gerçek bir hukuk rejimi kurmanın imkânsız olduğu açıktı. İstiklal Mahkemeleri, ceza muhakemesinin gayesinin sanığı cezalandırmak olduğu devirlere ilişkin bir örnekti.

Çok partili rejime geçildiğinden bu yana, mevcut hakim ve savcıların ceza muhakemesinin gayesine yönelik anlayışı Batı'da 18. yüzyılın ikinci yarısında terk edilmiş bulunan sanığın cezalandırılması amacından öteye geçemedi.

Devleti ve devletin kurumlarını önceleyen ve koruyan, yurttaşı ise tehlike olarak gören bu anlayış, asker-sivil bürokrasi ve siyaset tarafından desteklendi. Rejim, yurttaşı ve toplulukları tehlike olarak gördüğünden sanığın korunması ve hakikatin araştırılması aşamasına geçilemedi. Gerçek hukuk, rejimin egemenleri tarafından ayak bağı olarak görüldü.

Bugün de on binlerce kişi uzun süredir siyasi suçlar nedeniyle tutuklu olarak bulunmakta. Devletin kadim geleneği hükmünü sürdürmekte. Artık ceza muhakemesinin hakikatin araştırılması, sanığın korunması, adil yargılanmanın sağlanması gayesini gerçekleştirme imkânı kalmamış durumda.

Kuşkusuz tutuklu insanların ceza indiriminden çok siyasi bir af ile tahliyesi önemli. Ancak delilsiz mahkumiyetler verebilen ve güçten etkilenebilen yargının adil ve dürüst yargılama yapabilme niteliğine nasıl kavuşturulacağı asıl sorun olarak ortada durmakta.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
25.08.2019
Anayasacılık: Batı-Osmanlı Anayasa hareketleri
14.07.2019
Silah alımlarında şeffaflık: Silah mı ekmek mi?
24.06.2019
İngiltere örneği üzerinden: Türkiye'de siyasi birliği temsil krizi
1.06.2019
Dersim'den 'Tunç' eline
19.05.2019
Narsisistin ışığı nereye düşer?
17.05.2019
Hukuksuzluğun yargı etiği boyutu
3.05.2019
Linç fiilleri TCK'da suç olarak düzenlenmeli
24.4.2019
Linç, imha ve tenkil rejimi
15.4.2019
Demokrasi kültürü olmayan ülkede seçim böyle olur
31.3.2019
Çırılçıplak hayatlar ‘citizen ya da denizen”
15.3.2019
Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek
3.3.2019
'Çok kalpli asi'
17.2.2019
Hukuksuzluğun Kafkaesk kasveti
3.2.2019
Çöküşe götüren Emevi-İttihatçı zihniyeti
18.1.2019
Abesle iştigal eden kim!
16.1.2019
Bir mahalli seçim hatırası
2.1.2019
Roboski: Vicdanın turnusol kağıdı
23.12.2018
Anneler: Plaza de Mayo'dan Galatasaray Meydanı'na
12.12.2018
Sessiz sedasız: 'Zorla kaybedilenler'
9.12.2018
Sessiz sedasız: Zorla kaybedilenler
24.11.2018
AİHM kararlarının anlamı ve bağlayıcılığı
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
2.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
21.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
2.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
23.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
9.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
14.03.2015
Kürtler (2)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
03.03.2015
İnsan ve hukuk
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive