Ümit KARDAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Bir mahalli seçim hatırası


16.1.2019 - Bu Yazı 360 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Benim doğumumdan önceki 22 yıllık (1923-45) dönemde mahalli seçimlerde şimdi artık belediye meclisi üyesi olarak adlandırılmakta olan belediye azası seçimleri yapılırmış. Vali ve belediye başkanları aynı kişi olduğu ve onları da hükümet tayin ettiği için onlar seçim kapsamında değillermiş. Zaten sözünü ettiğim 22 sene boyunca da sadece CHP’nin gösterdiği adayların oylandıkları 1930, 1934 ve 1938’de 3 tane mahalli seçim yapılmış.

Demokrat Parti (DP) hükümetleri döneminde 1950 ve 1955 yıllarında toplam 2 kez yapılan dördüncü ve beşincisinde ise küçük henüz çocuk olduğum için farkına bile varmadığım hadiseler olarak gerçekleşmiş.

27 Mayıs 1960 askeri darbesi dolayısıyla geciken ilk mahalli seçim ise Kasım 1963’te yapılmıştı. Bitlis’te lise son sınıf öğrencisiydim. Tabii ki henüz 22 yaşımda olmadığım için bir seçmen değildim, ama şehrin seçim öncesi atmosferi çok ilgimi çekmişti. O dönem Bitlis’in biri YTP (Yeni Türkiye Partisi) birisi de CHP’li olmak üzere 2 milletvekili ile bir de YTP’li senatörü vardı.

Seçimlerde belki başka adaylar vardı ve hatırlamıyor olabilirim ama yarış 2 aday arasında gerçekleşmişti. Birincisi ve seçimin favorisi olan aday CHP’den adaylığını koymuş olan Bitlis Gazetesi sahibi ve hâlihazırdaki Bitlis Belediye Başkanı rahmetli Adil Şerefhanoğlu, diğeri ise Bitlis Senatörü rahmetli Dr. Cevdet Geboloğlu’nun kardeşi ve Şerefhanoğlu’na nazaran oldukça genç sayılan aday Ecvet Geboloğlu idi.

55 seneyi aşmış bir zamandır hafızamdan yer etmiş ve epey genç olmama rağmen ilgiyle izleyip unutmadığım ilginç bir seçim kampanyasıydı. Çevresinde Hükümet Konağı, lise, Erkek Sanat Enstitüsü’nün de yer aldığı Bitlis’teki yegâne düzlük olan Gökmeydan, aynı zamanda şehrin futbol sahasıydı. Tabii bütün şehirlerde olduğu gibi Bitlis’te de 8 Ağustos, Güzeldere, Yıldırım gibi futbol takımlarının bulunduğu birkaç futbol kulübü vardı aralarında maçlar da Gökmeydan’da yapılırdı.

Bana göre seçimler, sanki CHP ve YTP adayları arasında değil de Güzelderespor adayı Adil Şerefhanoğlu ile Yıldırımspor adayı Ecvet Geboloğlu arasında gerçekleşiyordu. Sanki sonunda siyasi bir rekabetin değil de Güzeldere veya Yıldırım takımlarının galibiyeti için bir mücadele sürdürülüyordu.

O yıl okuduğumuz lise 3 tarih kitabının konuları arasında Bizans’ın 500 küsur yıl önce parçalanıp sona ermesinin nedenleri arasında atlı araba yarışı yapan Maviler ve Yeşiller adlı iki takımın taraftarları arasındaki siyasi gerginliğin de önemli bir neden olduğuna da yer veriliyordu. Bu nedenle spor kulübü taraftarlığı ile siyasi taraftarlık arasında bir bağ kurmuştum ve kendimce bu durumu biraz da eğlenceli bulmuştum.

Neyse, sonuç olarak ezeli rakipler arasındaki maçı beklendiği gibi Güzeldere kazanmıştı. Ancak maç sona erdiğinde Bitlis dağılıp parçalanmamıştı ve Adil Bey de belediye başkanlığını kazanmıştı.

Ne var ki, 6-7 ay sonra yapılan Senato ara seçimlerdeki kampanyada Güzeldere ve Yıldırım takımları pek ortada yoktu. Bu seçim kampanyasında siyaset öne çıkmıştı ve rakipler önceki seçimlerdeki adayların ağabeyleriydi. 49’lar davasının ünlü sanığı Avukat Ziya Şerefhanoğlu ile Dr. Cevdet Geboloğlu’nun rakip oldukları seçimlerin galibi de Ziya Şerefhanoğlu olmuştu. Sürpriz bir şekilde bağımsız aday olarak seçimlere katılmış, mütevazı bir kampanyayla yürüttüğü kampanyayla rakiplerinin şeyhlerden aldıkları güçlü desteklere rağmen Bitlis’ten senatör seçilmişti.

Günümüze göre oldukça kısıtlı imkânlarla faaliyetlerini yürüten belediyelerin el değiştirmesiyle pek de olağanüstü bir değişim yaşanmayacağı bilindiği için, öyle kıran kırana bir seçim kampanyası olmazdı elbette. Seçimlerde bölgede genellikle yaşanmış olan örnekleri gibi, adayların mensup oldukları partilerden ziyade, toplum nezdindeki şahsi pozisyonları, deneyleri, aileleri ve ittifakları önemliydi. Ancak seçilmiş belediye başkanları, şehri ve şehrin gerçek insanlarını temsil eden saygın birer siyasi aktör işlevine sahip olurlardı.

Türkiye o tarihten sonra 12 Mart ve 12 Eylül gibi ikisinde askerlerin bizzat sahaya indikleri, 28 Şubat, 27 Nisan ve belki de bilemediğimiz birkaçında ise uyarılarla sisteme yön vermeye çalıştıkları askeri müdahalelere sahne oldu. Bazıları oldukça sert rekabetlere sahne olan 30’u aşkın Senato, TBMM ve mahalli idareler genel seçimleri yapıldı.

Hani bir insanın kendisinden beklenmeyen iyi şeyler yapması durumunda, “Kafasına taş mı düştü ne” diyerek yorumlanan insan vardır. Bu türden bazı siyasi yöneticiler de gelip geçtiler. Yapılan bir anayasa değişikliğiyle siyasi partilerin kapatılması biraz zorlaştırıldı ama yine de DTP kapatıldı. Aynı dönemde hükümette olan AK Parti de yargılandı ve suçlu bulundu. Ancak kapatılması için yeterli çoğunluk sağlanamadığı için kapatılamadı ama para cezasına mahkûm edildi.

Bu arada birtakım temel hukuki güvencelere kavuşturulmamış olsa da artık vatandaşların kendilerinin Kürt olduğunu söylemeleri suç olmaktan çıktı. Her ne kadar ülkenin bölünmez birlik ve bütünlüğü açısından tehlikeli bulunsalar da devleti yöneten parti yöneticileri tarafından Kürt Kardeşlerimiz olarak anılmaya başlandı. Devlet kanalı TRT’den ve bazı özel TV kanallarından Kürtçe yayınlar yapılmaya başlandı. Kürtçe kitap ve gazetelerin basılıp yayınlanması serbest bırakıldı.

Pek rağbet görmese ve Kürtçe öğretmen yetiştiren eğitim kurumları olmamasına rağmen, hatta Kürtçe’ye Kürtçe dememek için Yaşayan Dil ve Lehçeler denilse bile ilkokullarda seçmeli ders olarak müfredata konuldu.

Bir dönem Irak Kürdistan Otonom Yönetimi’yle de dostane ilişkiler geliştirilmek üzere bazı olumlu adımlar atıldı. Ancak Kürtler “Kürt kardeşlerimiz” formatına uygun davranmayıp rahat durmadılar. Irak Anayasası’ndan kaynaklı bazı haklarını kullanmak üzere bir referandum yapmaya kalkınca, kendilerine “Bir gece ansızın gelebilirim”tehdidinde bulunularak sert bir tutumla hadlerini bilmeleri hatırlatıldı.

Keza geçen yarım asrı aşan bu süre zarfında bilim, kültür, sanat ve siyaset alanında dünyanın geride bıraktığı binlerce yıllık tarihiyle mukayese bile edilemeyecek derecede hızlı değişimler yaşandı.

Türkiye’de de bu değişimlerin birçoğundan istifade edildi, teknoloji kullanımı arttırıldı ve ekonomisi büyüdü. İnsanların hayat tarzı ve alışkanlarında çok şey değişti.

Ne var ki devlet yönetimimin siyasi anlayışında bir arpa boyu ilerleme olmadı. Bir hukuksuzluk ve kurumsuzluk örneği olarak anılan İttihat Terakki değerleri daima geçerliliğini muhafaza etti.  Kurumsal anlamda asla bir oturmuşluk yaşanmadı ve hep bir eğretilik öne çıktı.

Yakın zamana kadar iyi kötü bir parlamento vardı. Şimdi her hafta salı günleri parti liderlerinin konuşma yaptığı bir mekân oldu ve hükümetten gelen tasarıları oylayıp kanunlaştırmaktan öte bir fonksiyona sahip değil.

Geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi, belediyelere Türkiye’ye özgü yerli ve milli bir sistem olarak uygulanan Tayyip Erdoğan’ın başkanlık rejimi ile birlikte artık belediye reislerinin temsil edeceği herhangi bir siyasi fonksiyon ve çalışma alanı bırakılmadı.

Kanaatimce artık sadece hükümetin ve muhalefetin oy sayıları açısından istatistiki bir anlam taşıdığı için önemsenebilecek seçimlerin sonucunda kimin seçilmiş olmasının da hiçbir önemi kalmadı.

İyi haftalar diliyorum.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.07.2019
Silah alımlarında şeffaflık: Silah mı ekmek mi?
24.06.2019
İngiltere örneği üzerinden: Türkiye'de siyasi birliği temsil krizi
1.06.2019
Dersim'den 'Tunç' eline
19.05.2019
Narsisistin ışığı nereye düşer?
17.05.2019
Hukuksuzluğun yargı etiği boyutu
3.05.2019
Linç fiilleri TCK'da suç olarak düzenlenmeli
24.4.2019
Linç, imha ve tenkil rejimi
15.4.2019
Demokrasi kültürü olmayan ülkede seçim böyle olur
31.3.2019
Çırılçıplak hayatlar ‘citizen ya da denizen”
15.3.2019
Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek
3.3.2019
'Çok kalpli asi'
17.2.2019
Hukuksuzluğun Kafkaesk kasveti
3.2.2019
Çöküşe götüren Emevi-İttihatçı zihniyeti
18.1.2019
Abesle iştigal eden kim!
16.1.2019
Bir mahalli seçim hatırası
2.1.2019
Roboski: Vicdanın turnusol kağıdı
23.12.2018
Anneler: Plaza de Mayo'dan Galatasaray Meydanı'na
12.12.2018
Sessiz sedasız: 'Zorla kaybedilenler'
9.12.2018
Sessiz sedasız: Zorla kaybedilenler
24.11.2018
AİHM kararlarının anlamı ve bağlayıcılığı
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
2.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
21.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
2.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
23.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
9.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
14.03.2015
Kürtler (2)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
03.03.2015
İnsan ve hukuk
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive