Ümit KARDAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Çırılçıplak hayatlar ‘citizen ya da denizen”


31.3.2019 - Bu Yazı 484 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ulus-devletin ve ülke kavramının yapı taşı dışlamadır. İtalyan filozof Giorgio Agamben’e göre dışlama, çıplaklaştırılmış yaşam (vita nuda) ile hayat arasındaki sınırları belirler. Antik Yunan’da polisin, modern dönemde devletin dışında hayat yoktur.

Mağaralarda gazla öldürülenler, başlarına bomba yağdırılanlar, gözaltı merkezlerinde ya da ceza evlerinde işkencelere yatırılanlar, ölüm orucuna yatanlar, intihara sürüklenenler, bir korku filmi atmosferinde faili meçhul cinayetlere kurban gidenler.

Zorla kaybedilip cesetleri yok edilenler, gömülemeyenler, çileli bir bekleyiş içindeki anneler. Farklı etnik kimlikleri, inançları, dilleri, kültürleri nedeniyle baskı ve şiddete uğrayanlar.

Zorunlu göçe tabi tutulanlar, çaresizlikle kentlere göç eden yersiz, yurtsuz işsizler, askerlik yaparken deneyimsizlikleriyle ölüme koşanlar, masumiyetlerini kaybedenler, mayınlarda bedenlerini bırakanlar.

İş cinayetlerine kurban gidenler, madenlerde göz göre göre ölüme gönderilenler, açlık sınırında kümelenmiş insanlar.

Aynı ülke içinde, aynı topraklar üzerinde hayatı olan insanlarla, çırılçıplak hayatı olan insanlar.

Çırılçıplak bir hayata geçiş ise her an yaşanabilecek potansiyel bir durum.

İçerdekiler yani rejimin nimetlerinden ve imtiyazlarından yararlananlar ulusu oluştururlar, dışarıdakiler ise karşılaştırma ve ayrışma yoluyla ulusun oluşması ve içerdekilerin bu nimetlere ve ayrıcalıklara sahip olabilmesi için gerekli olan sınırı. (Antonis Liakos-Dünyayı Değiştirmek İsteyenler Ulusu Nasıl Tasavvur Ettiler?)

Dışlama bir istisna değil, düzenli bir uygulamadır. Dışlanması gerekenler çırılçıplak bir hayatın içinde tutulurlar. Hayat içerdekilerin devletin kendilerine sağladığı nimet ve imtiyazlarının bedelini ödememe üzerine kuruludur.

Sadece sayı olarak kayda geçen dışlanmışlar bize hayatın çırılçıplak hayatla olan sınırlarını da gösterirler. Agamben dışlananları tanımlarken citizen (yurttaş) ve deny (inkar) sözcüklerinin birleşiminden oluşan “denizen” kavramını kullanmakta.

Bu tasnife göre  yurttaş kabul edilmeyenler, kimlikleriyle, inançlarıyla, dilleriyle, kültürleriyle ve emekleriyle  inkar ve imha edilenler denizen”dir. Bugün dünyada ve ülkemizde bu tanıma giren ve sürekli artan bir insan kitlesi bulunmakta. 

Cumhuriyet, siyasetçisi, asker-sivil bürokratı, yazarı, akademisyeni, gazetecisi ve yaratılan ekonomik sınıfı ve tek partisiyle çoğunluğu “denizen” halinde tuttu.

“Denizen”leri “citizen” yapma sözüyle iktidara gelen AKP de, verdiği sözün aksine kendi “citizen”lerini yarattı. Elde ettiği güçle sınırda birikmiş olanların hayata dahil olmalarını engelledi. Hayatın içinde kalmak için mücadele edenleri de hayatın dışına itti.

O halde çeşitli nedenlerle “denizen” olanların yani Kürtlerin, Alevilerin, kendini mağdur hisseden Müslümanların, Gayrimüslimlerin, Romanların, eşcinsellerin, emeği çıplaklaştırılmış insanların çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü bir demokrasi inşa edebilmek ve hayata dahil olabilmek için  güçlerini birleştirip, aşağıdaki hedefler için mücadele etmeleri gerekmekte.

Dışlanmışların hayata dahil olmalarının birincil hedefi özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı, demokratik bir felsefeye dayalı yeni bir anayasa talebi olmalı.

Herhangi bir etnik kimlikten söz etmeyen, insanı ve yurttaşı hak ve özgürlükleriyle ön plana çıkaran, tüm dilleri ve kültürleri hukuki güvence altına alan bir anayasa.

Dengeleme ve frenleme temeline dayalı güçler ayrılığı ilkesini, hukukun üstünlüğünü temel alan, şeffaflığı, hesap verebilirliği ve demokratik denetimi öngören bir anayasa,

Merkezin yerelle paylaşacağı yetkileri açıkça gösteren, siyaset ve bürokrasi dahil hiçbir vesayet kurumuna yer vermeyen bir anayasa.  

Farklı olanların bir arada özgürce, barış içinde ve hukuk güvenliği altında yaşayabilmelerini sağlayacak ilkeleri ve kurumları öngören bir anayasa.

1960 askeri darbesinden,1971 askeri müdahalesine, 1980 askeri darbesinden 28 Şubat 1997 postmodern darbesine, 27 Nisan 2007 e-muhtırasından 15 Temmuz 2016 askeri darbe teşebbüsüne kadar siyasal, toplumsal ve bireysel  travmaları oluşturan trajik olaylar yaşandı.

Bu korkunç anıların toplumsal belleğe kaydedilmesini ve yüzleşme yapılmasını devlet iktidarı ve onun ideolojik aygıtları olarak görev yapan medya, siyasi partiler, yargı gibi kurumlar engelledi.

Hakikate ulaşamamak empati yapmanın yollarını tıkadı. Korku, öfke, intikam gibi şiddetli duyguları barındıran travmatik belleğin tedavisi hakikate ulaşmak ve onunla uzlaşmaktan geçmekte.

Güney Afrika’da ırkçı rejimin tasfiyesi sürecinde kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu önünde mağdurlar ve failler yaşadıklarını medya aracılığıyla kamuoyuna anlattılar, acılarını toplumla paylaştılar, failler de toplum önünde özür dilediler.

Böylece mağdurlar tanıklıklar üzerinden kendileriyle uzlaşırken toplumsal uzlaşmaya da yol açtılar. Dışlanmışların hayata dahil olabilecek yolu açmaları için bunu talep etmeleri gerekmekte.

Tarihte yaşanan travmatik olaylarla yüzleşmeden, yitirilenlerin yasını tutmadan, yapılanları eleştiriye tabi tutmadan ve toplumsal vicdanı uyandırmadan kalıcı bir barışı sağlamak ve gerçek bir demokrasiye doğru yol almak mümkün değil.

Mesele her kesimden çırılçıplak bir hayata mahkum edilen “denizen”lerin hayata nasıl dahil edilecekleri yani içerdekiler gibi nasıl “citizen” olacakları.

Oysa Cumhur İttifakını oluşturan siyasi aktörlerin yerel bir seçim öncesi kullandıkları ayrımcı, dışlayıcı, ötekileştirici, şiddeti meşrulaştırıcı nefret söylemleriyle sevginin, umudun ve biz olabilmenin yolunu kestikleri ortada.

Gerçeği kendi tekelinde gören güç illüzyonunun sevginin, uzlaşmanın ve kucaklayıcı olmanın gerçek gücü karşısında direnme imkanı bulunmamakta.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.07.2019
Silah alımlarında şeffaflık: Silah mı ekmek mi?
24.06.2019
İngiltere örneği üzerinden: Türkiye'de siyasi birliği temsil krizi
1.06.2019
Dersim'den 'Tunç' eline
19.05.2019
Narsisistin ışığı nereye düşer?
17.05.2019
Hukuksuzluğun yargı etiği boyutu
3.05.2019
Linç fiilleri TCK'da suç olarak düzenlenmeli
24.4.2019
Linç, imha ve tenkil rejimi
15.4.2019
Demokrasi kültürü olmayan ülkede seçim böyle olur
31.3.2019
Çırılçıplak hayatlar ‘citizen ya da denizen”
15.3.2019
Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek
3.3.2019
'Çok kalpli asi'
17.2.2019
Hukuksuzluğun Kafkaesk kasveti
3.2.2019
Çöküşe götüren Emevi-İttihatçı zihniyeti
18.1.2019
Abesle iştigal eden kim!
16.1.2019
Bir mahalli seçim hatırası
2.1.2019
Roboski: Vicdanın turnusol kağıdı
23.12.2018
Anneler: Plaza de Mayo'dan Galatasaray Meydanı'na
12.12.2018
Sessiz sedasız: 'Zorla kaybedilenler'
9.12.2018
Sessiz sedasız: Zorla kaybedilenler
24.11.2018
AİHM kararlarının anlamı ve bağlayıcılığı
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
2.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
21.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
2.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
23.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
9.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
14.03.2015
Kürtler (2)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
03.03.2015
İnsan ve hukuk
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive