Ümit KARDAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Narsisistin ışığı nereye düşer?


19.05.2019 - Bu Yazı 177 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 1

 “Bu insanları bu kadar çekici kılan nedir ki,” diye soruyor yazar, “iktidar konumlarında bu kadar sık görülüyorlar? Bizi nasıl ayartıyorlar?..” Yazarın “biz”den kastı, dünyanın popülist-faşizan yeni otokrasilerin yükseldiği birçok farklı ülkesindeki ahali. Bu “biz”i Misak-ı Millî sınırları içine daraltsak da sorular değişmiyor: “Ve hangi olası tehlikelere yolaçıyorlar?”


Sözkonusu “insanlar”, Gestalt terapisi uzmanı, pedagog ve psikolog Bärbel Wardetzki’nin adlandırmasıyla, “narsisist liderler”. Giderek sağa kayan siyaset âlemi içerisinde birbiri ardına pek çok ülkede zuhur edip “tek adam rejimleri” kurmaya yönelen, “ayartma” kabiliyeti yüksek siyasî önderler.

İçine sürüklendiğimiz haksızlık-hukuksuzluk, keyfîlik ve bunların mümkün kıldığı dizginsiz zulüm ortamını değiştirme imkânları peşindeysek, ne yaşadığımızı anlayarak işe başlamamız gerektiği açık. Biz, bizim buradaki, görece sınırlı biz, içerdiği çeşitliliğe rağmen saplandığı ufuksuzluk ve verimsizlikten ötürü daracık biz, değiştirmek için uğraşmayı da sevmeyiz, fakat esas sevmediğimiz anlamaya çalışmaktır. Üstelik, Emir Kusturica’nın ilginç ve çıkıntı filmi Arizona Rüyası’nda (Arizona Dream) Jerry Lewis’in canlandırdığı Leo Sweetie karakterinin balığa atfen dediği gibi, “düşünmeyen çünkü her şeyi bilen”, fıtraten bilge yaratıklar da değiliz. (“Balık düşünmez çünkü balık her şeyi bilir”in şarkısı da var, tercih ederseniz.)

Fakat şu günlerde ne yapıp edip anlama gayretinden kaçınmamak ve anlamayı başarmak gerekiyor. Çünkü bunca yıl sonra nihayet, birşeyleri değiştirme ihtiyacı duyanlar canlanma halinde görülüyor. Sözkonusu canlanmanın, birşeyleri anca kendimizin çaba göstererek değiştirebileceğimizi idrak etmeye yönelik olduğunu umuyoruz haliyle. (Tabiî bunun kendimizi değiştirmeyi içermesini de.)

İşte bu yüzden, bir süre, Wardetzki’nin Siyasette ve Toplumda Narsisizm, Ayartma ve İktidar kitabıyla (Çeviren: Deniz Cankoçak, İletişim Yayınları, 2018) meşgûl olacağız. Açarak, bağlantı kurarak, bu kitaptan parçalar aktaracağım, üstüne fikir yürütecek, tartışacağız. Niye? Çünkü Narsisizm, Ayartma ve İktidar kitabı, doğrudan doğruya, başımızdaki meseleden bahsediyor.
 
Narsisistik zemin
 
Yazar, daha “konuya giriş”inde, toplumsal ilişkilerin giderek “narsisistik karaktere büründüğü” tesbitini ortaya koyuyor, “narsisistik ayartma” ile başlayan ilişkilerin -ki çoğu böyle, Wardetzki’ye göre- “destekleyici, taşınabilir” nitelik kazanmadığını, insanların “narsisistik şekilde abartılmış güzellik ve güç iddialarında başarısız” kaldığını, sosyal medyanın insanları selfie “sarhoşluğu”yla kendilerini önemli hissetmeye yönelttiğini, bütün bunların sonucunda kimsenin mutlu olmadığını, “tükendiğini”belirtiyor. Az ileride de şöyle diyecek: “Günümüzde narsisizm düzenli bir şekilde aranıyor, yaşam biçimi haline geliyor ve ‘Zamanın Ruhu’nu belirliyor. (…) Narsisistik kişiliğin ayırt edici özelliği, sosyal ve ekolojik çevresine karşı ölçüsüz ve sömürücü tutumun kendisidir…” Basitçe: “‘Her şey mübah’ ve ‘daha iyi olmak’ değerlerinin hüküm sürdüğü, narsisistik özellikli bir dünyada yaşıyoruz.”
Narsisist bir yaşam zemininin hem toplum hayatını hem bireyleri zehirlediği ortadayken, demeye getiriyor Wardetzki, “…narsisist insanların bu kadar sıklıkla yönetici pozisyonlarına gelmesi, toplumda billurlaşma noktası ve arzulanan sevgi nesnesi haline gelmesi nasıl mümkün olabiliyor?”

Kitap boyunca aradığı cevabın belki en önemli unsurunu yazar hemen önümüze koyuyor: “…seve seve bağlanıyoruz çünkü onların parıltısı bizim üzerimize de düşer ve özdeğer duygumuzu güçlendirir.”
İkinci olarak, bağlanılan narsisist liderden değil bağlananlardan hareketle sorulan soru önümüze geliyor: Bu liderler hangi narsisist ihtiyaçlarımızı karşılıyorlar?

Eğer bu soruyu böyle bilinçlice sorabilirsek, hayatımızı kendini dünyanın merkezi sayan, kendine hayran liderler elinde yoğurulmaya bırakmaz, yönümüzü kendimiz bulabiliriz, Wardetzki’ye göre. Ancak! Evet, yine bizim çok
geniş ama daracık biz’imiz için hayatî bir engel: “Ancak bu, sorumluluk üstlenmek ve düşünmek anlamına gelir.” Ve, artık pek iyi biliyoruz ki, biz bunlardan pek hoşlanmayız.

Peki, durumdan da memnun değiliz; o halde ne yaparız? Kurtarıcı bekleriz. Ya da durumdan memnunsuzluğumuz aslında o ölçüde değildir. Ya da, basitçe, alışmadığımız için sorumluluk üstlenmeyi, düşünmeyi, yönümüzü bulmayı ve eylemeyi, istemiyor değil, beceremiyor olabiliriz. Bu yüzden de, anlama gayretine ağırlık vermeliyiz. Mâlûm, Marx kendinden önceki filozofları sırf anlamaya çalıştılar, değiştirmeyi mesele etmediler diye eleştirdi, ama anlamadan da olmuyor maalesef. Kendimizden menkûl doğrularımız, kimseye beğendiremediğimiz ve bir kenarda kendi kendimize şakırdattığımız izah anahtarlarımız işe yaramıyor.
 
Biz değil onlar!?
 
Wardetzki, “…narsistler ayartıcıdır. Bizi parmağında oynatır ve biz buna izin veririz,” diyor, “çünkü ayartılmaya müsaitizdir.” Türkiye’de hak-adalet ve özgürlük yönündeki potansiyel değişimin önündeki başlıca meselelerden biri, böyle bir değişim için gerekli entelektüel kapasiteyi, sorun çözme kapasitesini temin edebilecek, dönüşümün itici gücü olabilecek toplum kesimlerinin şu sözü -kısmen haklı olarak- üstüne alınmamakla kalmayıp, “ayartılmaya müsait”liği tamamen başkalarının sorunu olarak görmesi, heyhat, narsisist liderliğin dayandığı kitle tabanını meydana getiren bu “başkaları”nın çoğunluk oluşturması, ilk grubun, meseleyi kendi dışında saymak sûretiyle ikinci grubun haleti ruhiyesini, saiklerini, endişelerini ve -olduğu kadarıyla- ufkunu anlama imkânını kendi eliyle yok etmesi, oysa bu kavrayış olmaksızın, gerekleri yerine getirilmeksizin herhangi bir dönüşümün imkânsız oluşu.

Yazar, “narsisizmin karanlık yönleri”ni örnekliyor: “İktidarın kötüye kullanılması, yıkıcılık, otokrata düşkünlük, kontrol ve manipülasyon”. Hepsi tanıdık vaziyetler: “Bütün bunlar korku, tehdit ve kafa karışıklığını tetikler, zaten pek çok insanda hissedilmekte olduğu gibi. Her yerde güvensizlik vardır: ‘Nereye gidiyoruz? Bu durumla nasıl baş edebiliriz? Tekrar huzura kavuşmak için ne yapabiliriz?’ Çünkü korku ne iyi bir rehber ne de çözümdür.”

Güncel yaşantımız, seyyar satıcıların, tıkış tıkış minik dükkânların, bunların arasında bazen birbirlerine dolanarak bazen birbirlerinin üzerinden, hattâ içinden geçerek ilerlemeye çalışan iri yılanları andıran kalabalığın ortasına dalmış, herkesi ve her şeyi parçalayarak, ezerek, yaralayarak, zedeleyerek geçen hızlı tren gibi. Mahvediyor, geçiyor, yaralıları toplamaya, zarar ziyanını gidermeye çalışanlar kızışmış raylarda uzuvlarını bırakıyor, can çekişenlerin yardımına koşanlar bir sonraki hızlı trenin altında kalıyor. Fakat azıcık geniş düşünebilmemiz, “gelecek” dendiğinde bir sonraki iktidar hilesini değil, hiç değilse önümüzdeki seneyi filan anlayabilmemiz de elzem.
Bir-iki yazı boyunca Wardetzki’nin kitabıyla uğraşmayı planlıyorum. Dönüşüm için vaziyeti kavramaya yardımı olur umuduyla. Kitaba neden bu kadar önem verdiğimi gösterecek ve -umarım- sizin de konuya eğilmenizi sağlayacak bir alıntıyla bitireyim. Wardetzki, “benmerkezci, sömürücü, ilişki kurmayı ve sevmeyi beceremeyen, iktidar düşkünü” narsisistleri başkaları nezdinde, bu tür özellikler taşıyan siyasî liderleri kitleler nezdinde nelerin çekici kıldığını tarif ederken, “…Diğer insanların en iyi ışıklandırılan yeri onlara ayırmasını sağlarlar ve dikkati çekecek şekilde gelirler,” diyor. “İhtişamları onlara büyük bir taraftar ve hayran yığını sağlar. Onları takip ve etmek onların girdabına kapılmak keyiflidir, çünkü parıltı ve zafer vaat eder. (…) Bunun için gerekli özel yetenekleri eksik olsa bile dünyanın en güçlü adamı olmaya cüret ederler…”

Devamı şöyle geliyor: “Önemli, büyük, merkezî bir yeri olan ve hayranlığa gark olmuş biri. Büyüklenmeci narsisistik insanlar özellikle böyle olmayan, ama olmak isteyen insanlara çekici gelir. ‘Narsisistler’, korkakların, çekingenlerin, unutulmuş olanların, aşağılananların gerçekleşmemiş özlemlerine yansıtmaalanı olurlar. Kendini önemsiz hisseden bazıları da karşılarındakinin narsisistik ihtişamıyla özdeşleşmeyoluyla önem kazanırlar. Işık onların üzerine de düşer ve özdeğerlerini güçlendirir. Kendilerini anlaşılmış ve işitilmiş hissederler. Aslında konunun kendileri olmadığını, her şeyden önce ‘narsisistlerin’ zaferi, yüceltilmesi, sosyal başarısı ve popülerliği olduğunu fark etmezler” (Vurgular benim -ük). 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.07.2019
Silah alımlarında şeffaflık: Silah mı ekmek mi?
24.06.2019
İngiltere örneği üzerinden: Türkiye'de siyasi birliği temsil krizi
1.06.2019
Dersim'den 'Tunç' eline
19.05.2019
Narsisistin ışığı nereye düşer?
17.05.2019
Hukuksuzluğun yargı etiği boyutu
3.05.2019
Linç fiilleri TCK'da suç olarak düzenlenmeli
24.4.2019
Linç, imha ve tenkil rejimi
15.4.2019
Demokrasi kültürü olmayan ülkede seçim böyle olur
31.3.2019
Çırılçıplak hayatlar ‘citizen ya da denizen”
15.3.2019
Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek
3.3.2019
'Çok kalpli asi'
17.2.2019
Hukuksuzluğun Kafkaesk kasveti
3.2.2019
Çöküşe götüren Emevi-İttihatçı zihniyeti
18.1.2019
Abesle iştigal eden kim!
16.1.2019
Bir mahalli seçim hatırası
2.1.2019
Roboski: Vicdanın turnusol kağıdı
23.12.2018
Anneler: Plaza de Mayo'dan Galatasaray Meydanı'na
12.12.2018
Sessiz sedasız: 'Zorla kaybedilenler'
9.12.2018
Sessiz sedasız: Zorla kaybedilenler
24.11.2018
AİHM kararlarının anlamı ve bağlayıcılığı
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
2.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
21.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
2.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
23.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
9.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
14.03.2015
Kürtler (2)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
03.03.2015
İnsan ve hukuk
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 1
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive