Ümit KIVANÇ

Gazete Duvar



Bookmark and Share

Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'


24.10.2017 - Bu Yazı 447 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bundan böyle, Lider’in en adanmış savunucuları dahil kimse beş dakika bile güvende olmayacak, partide sözü geçen, sözü geçmesi “tehlikesi” bulunan, hele, bütün ideolojik vs. fantezileri boş verin, Türkiye’deki sağ politikanın ve bunun toplumsal desteğinin aslî temeli, çekirdeği, amacı, her şeyi olan akçeli işlerin âlemi belediyelere basarak kalabalığın arasından baş uzatmaya ve iktidar selfie’sinde büyük çıkmaya niyetlenenler, ayak öpseler bile budanacaklar. Ayak öpme, boğdurulmayı veya başının vurulmasını geciktirmekten öte işe yaramaz.

Ben bu satırları yazmaya çabalarken, AKP’nin, bir yandan isyankâr olup olmadıklarını, öbür yandan neden istifa etmeleri gerektiğini ve niye etmediklerini günlerdir anlayamadığımız belediye başkanlarıyla ilgili spekülasyonlar -yine günlerdir olduğu üzre- havada uçuşuyordu. Yazıyı bitirip yolladığımda belki istifa etmiş olurlar; ya da Saray’da görüşüyorlardır ya da ne bileyim işte…

Belediye başkanlarının vaziyeti şüphesiz saçma görünüyor. Hem alışılmadık haller bunlar hem de mevcut alışılmadık genel halin giderek bildikleşen özelliklerine göre bile tuhaf. Evet, bu cümle de tuhaf. Fakat kabul buyurunuz ki, tasvir ettiği duruma yakışıyor.

Belediye başkanlarıyla ilgili süreci, yaklaşmaya, hele hele dokunmaya çekinerek, gelip aramıza yerleşirse bize rahatsızlık vereceği duygusunu yaratan bir yabancı nesnenin etrafında tutuk adımlarla dolaşır gibi izleyişimiz boşuna değil. Cumhurbaşkanı+Parti Başkanı’nın -kısaca Lider diyelim- çok yakınındakiler hariç AKP’lilerde de aynı tutuk adımlar görülmeye başlandı, dikkat ederseniz. Nesnenin orasına burasına ürkek ürkek dokunuluyor, herkes yanındakiyle işaretleşiyor, kaş-gözle, “Nedir acaba?” – “Bilmem”…

İKTİDAR CEPHESİNDE OLANLAR DAHA AYDINLATICI

Bendeniz dahil yazar-çizer tayfasından kimilerimiz, Lider’in kurmaya çalıştığı yeni rejime dair bazı tahmin ve öngörülerimizi zaman zaman dile getiriyoruz. Belediye başkanları ve iktidar partisi AKP’nin örgütleri, alt düzey yöneticileri ile ilgili olarak yaşananlar, bizim gibilerin uyduruk gerekçelerle yargılanması, rehine alma aracı niteliğindeki cezalara çarptırılması, hapse atılması gibi, iktidar açısından “karşı cephe”ye yönelik sayılabilecek tedbirlerden daha aydınlatıcı, kurulan rejimin karakteri hakkında. Tek elden, tek irade tarafından yönetilecek, kimsenin, o iradenin tercihi dışında dayanak ve güvencesinin olamayacağı, dolayısıyla aslında mekanizma da denemeyecek bir mekanizma hedefleniyor. Bunu yönetecek merkezî kudret, paylaşılabilir bir iktidar kuvveti olmayacak.

Aslında şu anda yarı yarıya varmış sayılabileceğimiz aşamada oluştuğu kadarıyla yeni iktidar aygıtı, Tayyip Erdoğan istese dahi paylaşılmaya elverişli değil. Lider, danışabilir, görüşebilir, ama her şey onun kararı olarak tanınmak ve uygulanmak durumunda. Bu, kurulan iktidar aygıtı için olmazsa olmaz koşul. Çiğnenirse aygıt teklemeye başlar.

PARTİ “ÖRGÜTÜ”: BİR SAATLİ BOMBA

“Kendi partisi” diye bir kavram, yeni koşullarda, tedavülden bir an önce kalkmak zorunda. Parti örgütü, durmadan yeni yeni taleplerle kapı aşındıracak, hoşnutsuz olursa kahvelerde mırıldanacak, hoşnutsuzluk hissini kasaba çarşılarına yayabilecek tabanıyla, yükselmek, büyümek, nam ve beraberinde para kazanmak, mal-mülk edinmek, kasabanın beyaz eşya ağına hakim olmak, küçükşehrin gözde arsalarına, yapılacak inşaatlara vs. sahip olmak veya büyükşehire ve bir üst sınıfa kapağı atmak isteyen yerel yöneticileriyle, gözü milletvekilliğinde, belki giderek bakanlıkta olan orta seviye etkili elemanlarıyla, Lider için aslında hiç de güvenli ordu, sağlam zemin, yıkılmaz dayanak değildir.

Yukarıdan aşağıya, parti örgütü, istedikleri her şeye ancak bir lidere “gönül vermek”le kavuşabileceklerini kavramış elemanlardan meydana gelir. Bu, şu an için, haliyle, mevcut liderdir. “Peki yarın?” sorusunu azıcık erteleyelim. Bu liderin yanı başında, bizzat ona hizmet ederken, tehlike halinde kendini ona siper ederken kendini örgüte sevdirmiş, lidere ulaşabilen, dolayısıyla bazen birilerinin birtakım işlerini halleden, orta seviye ve tabanın içinden çıkamadığı zorlu hadiseleri, işlerin geri planını, iç yüzünü bilen mahir yönetici özgüveniyle aydınlatan, çözen birileri olur.

Bütün ipleri elinde toplamak zorunda olan otoriter Lider açısından, işleri yürütmek için mecburen ihtiyaç duyulan bütün ikinci kademe adam ve kadınlarıyla -şüphesiz daha çok adamlarıyla- parti örgütü, bu adamlar-kadınlar ve birdenbire onlardaki bazı başka cevherleri keşfedebilecek, onları her zamankinden daha fazla sevebilecek taban; Lider hakkında, çevresindekiler hakkında tıpkı övgü dolu sohbetler gibi dedikoduların da yapılabileceği, hoşnutsuzlukların kulaktan kulağa dolaşarak yaygınlaşabileceği, derinleşebileceği parti ilçe binaları, il örgütleri, bunların alt katındaki, yanı başındaki kahveler… Hiç de tekin varlıklar ve ortamlar değildirler. Hepsi birer potansiyel tehdittirler.

LİDER UNUTMAZ!

Eşi dostu ve okurları bıktırmışımdır artık, lâkin şu küçük testi burada da bir defa daha tekrarlayacağım. Soru şu: Putin’in partisinin adı ne? Bunu, güncel gelişmeleri mecburen yakından ve ayrıntısıyla izleyen meslektaşlar dahil pek çok kimseye sordum. Kimse cevap veremedi. Açıkçası, ben de bilmiyordum, baktım özel olarak.

Mesele bilgi ölçmek değil; öbür soru, esas soru: Neden bilmiyoruz? Veya: Nasıl oluyor da bilmiyoruz…

Parti örgütü, adı üstünde, bir örgüt. Sadece toplaşma alanı değil, etkileme-etkilenme, yalnız başına asla cesaret edilemeyecek işlere topluca kalkışabilme ortamı. Baştaki otorite için potansiyel olarak tekinsiz. Bugün Lider’e körü körüne bağlı, öl dese ölecek gözüken kitlenin, daha dün başka bir lidere aynı şekilde bağlı olduğunu o kitle kendi unutsa, şimdi başta olan unutmaz. Yarın kendisine karşı ortaya çıkabilecek birinin taban tarafından benimsenebileceğini, örgüt tarafından desteklenebileceğini unutmaz.

KOLAYLIK AYAĞA DOLANABİLİR

Türkiye’nin bugününde, sadece parti örgütünü değil, Lider’i destekleyen bütün mekanizmayı daha da şaibeli ve güvenilmez kılan etkenler var. Elbette bunlar başka hiçbir yerde hiç varolmayan şeyler değil, ama bizde bürünebildikleri şekiller ve uzanabildikleri derinlikler, sahip olduğumuz bazı hasletler sayesinde benzersiz bir ihtişama kavuşuyor.

Genel cehaletimiz, dünya hakkındaki bilgisizliğimiz, bunun yanı sıra, iktidarın seslendiği toplum çoğunluğunun, kendine “yabancı” gördüğü her türlü azınlık hakkındaki derin bilgisizliği, yalan söylemeye ve yalana inanmaya meylimiz ile bütün bunları hem biraz mümkün kılan hem işin fecaat boyutunu artıran, muhakeme kabiliyetinden yoksunluğumuz -ki aile içi, mahalle içi terbiye ve başta bizzat okuldaki eğitimle edinilmiştir-, “kamuoyu” denen şeyin muazzam kolaylıkla yönlendirilebilmesini sağlıyor. Bugün göğe çıkardığını yarın yere çalmayı ve bundan asla kişisel rahatsızlık duymamayı mümkün kılan âdetlerin neredeyse yerleşik kültür halini almış oluşu, en güçlü konuma sahip liderin bile yarınından emin olamayışının zeminidir. İnsan onurunu aşağılayıcı bütün bu mekanizma bugün Lider’in liderliğini tesis ve koruma amacıyla ulu orta kullanılıyor olabilir. Ama bu aynı zamanda, şu ya da bu sebeple duygular değiştiğinde, talepler başkalaştığında, işler ters gittiğinde o liderin alaşağı edilivermesi için aynı mekanizmaların aynı kolaylıkla kullanılabilmesi demek.

Biz aşağıdakilere, kudretsizlere, yetkisizlere, mağdurlara asla muhtemel görünmüyor olabilir, ama kudret sahipleri, yetkililer, zalimler bu ihtimalleri pek iyi bilir, varsayar, koklar, hissederler. Zaten aslolan, ihtimalin varlığını hissetmeleridir.

ONLAR DA GÜVENDE OLMAYACAK

Bu yüzden, değil parti örgütü, iktidar propaganda aygıtının parçası olan gazetelerin, televizyonların iç örgütlenmesi bile her an tehdit altında olmak, varlığını tek bir yerde yoğunlaşmış otoriteye, bazen de lûtfa borçlu olmak durumundadır.

Velhâsıl, bundan böyle, Lider’in en adanmış savunucuları dahil kimse beş dakika bile güvende olmayacak, partide sözü geçen, sözü geçmesi “tehlikesi” bulunan, hele, bütün ideolojik vs. fantezileri boş verin, Türkiye’deki sağ politikanın ve bunun toplumsal desteğinin aslî temeli, çekirdeği, amacı, her şeyi olan akçeli işlerin âlemi belediyelere basarak kalabalığın arasından baş uzatmaya ve iktidar selfie’sinde büyük çıkmaya niyetlenenler, ayak öpseler bile budanacaklar. Ayak öpme, boğdurulmayı veya başının vurulmasını geciktirmekten öte işe yaramaz.

“Lider düzeni”nin ne olduğunu anlamak için eski alışkanlıklara göre düşünmeyi bırakmamız lazım. Şu anda muhalifleri imhaya yönelmiş ezme-biçme aygıtının hunharlıklarını “devrim” diye alkışlayan şuursuz bîçareler, o “devrim”in ne olduğunu ancak düştükleri yerden tâ yukarıdaki bir avuç gökyüzüne bakarken belki idrak edebilecekler, belki edemeyecekler. Biz biçilenler şimdiden edelim bari.

.

Facebook Yorumları

reklam
22.11.2017
Zarrab’ı beklerken; 3,9710
19.11.2017
Rakka’da ne oldu?
31.10.2017
'Milli irade' için salâ okunuyor
24.10.2017
Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'
11.10.2017
Arabayı yıkatın, tozlanmış
1.10.2017
Vanderbilt tragedyası
27.9.2017
Zamk Destanı
22.8.2017
İçsavaşın şartları
14.8.2017
ABD-Kuzey Kore: Olmaz demeyelim
3.8.2017
Cumhuriyet davası: Varolmayan bir dava
1.8.2017
Turhan’ın bir lirası
28.7.2017
Cumhuriyet davasında şu ana kadar
8.7.2017
Efrin-Ankara, ABD-Rusya
30.6.2017
Sinemasız şehirler
21.6.2017
Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?
15.6.2017
'Değerler'
7.6.2017
Suudîler, Katar'lar, niye böyle yapıyorsunuz?
3.6.2017
ÇıkarınYoksaSanaNe kültürü
26.5.2017
Tekme, diyorum; kargo, diyorum
12.5.2017
Turuncu saçlı biriyle resim çektireceksin, bi ferahlama gelecek bööle…
4.5.2017
Kimini zulüm uçuruyor, kimini hırs
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
31.3.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
11.8.2015
Memnun muyuz millet?
6.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
2.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
30.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
28.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
23.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
AKP ve Modern Sünniliğin temsilciliği
14.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
10.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
5.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
2.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
28.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
12.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
5.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
3.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
31.03.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
26.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
20.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
14.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
06.03.2015
Kaba sensin, taş da sana düşsün
05.03.2015
Meclis'in de yarısı kadın olmalı
04.03.2015
Güle güle Yaşar Abi
03.03.2015
Çocuklarının geleceğinden endişe duyabilmek...
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı