Ümit KIVANÇ

Gazete Duvar



Bookmark and Share

Suriye artık tam anlamıyla iç mesele


26.4.2018 - Bu Yazı 853 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Suriye ve Suriyeliler “meselesi” Türkiye için artık iç mesele ise, Türkiye’de siyaset yapan herkes de bu mesele üzerine düşünme, politika ve tavır geliştirme mecburiyetinde. “Suriyelileri gönderelim” filan gibi, yükü üzerimizden bir an önce atma temennisine ve yanılsamasına dayanan ucuz sloganların devri çoktan geçti. Korkarım yalnız “savaşa hayır”larla, “kahrolsun emperyalizm”le idare edilebilecek zamanda da değiliz.

Suriye’den söz edeceğiz.

Evet, biliyorum, memleketimizde köşe yazarı denen özel bilge türünün en mühim işlevi, siyasete yön verebilecekmiş gibi yapmak, aslında ne yapacağına bambaşka ölçütlere göre karar verecek kimselerin duymak istediklerini dile getirerek tezahürat toplamak, tekrarlamaktan bıkmadığı içeriğin her yeni duruma göre yeni kılıf takılmış hali olan temennilerini duyumlara dayalı öngörü sûretinde ortaya sürmek. Dolayısıyla bendenizin de doğum anında hileye bulanan 24 Haziran “süreci”ne dair türlü ahkâm kesmem kaçınılmaz, kesmesem olmaz, olamaz.

Bunu erteliyorum. Herkes şöyle kendini eksenlere merkezlere oturtup oturtup kurtlarını döksün, iş yarın sabah somut olarak ne yapılması gerektiğine geldiğinde konuşuruz. Belki.

Suriye’ye dönelim. Zira gözüken o ki: (1) “Suriye meselesi” öyle üç-beş yılda halledilip bölgede savaş kargaşası yerini eskisine benzer bir istikrar ortamına bırakmayacak; (2) “mesele”, Türkiye’nin doğrudan doğruya katılacağı, mâruz kalacağı, pek çok yönden etkileneceği bir acil durumlar, felaketler, gerilimler, çözülemeyen sorunlar yumağı olacak; (3) Türkiye’de siyaset yapan/yapacak herkesin bir “Suriye meselesi” yaklaşımı, politikası, tavrı olmak zorunda ve bu giderek, Türkiye’nin herhangi bir sorunu kadar yerleşik, yapısal hale gelecek, “dış politika” konusu olmaktan çıkacak; (4) “mesele”nin dış politika boyutu da, siyasî-diplomatik bir alan üzerinde takım elbiselerle geliş gidişlere ve toplantı salonlarında pazarlıklara dayalı bir manzara arz etmeyecek, daha çok, bir devlet tarafından kısmen kontrol edilebilen binlerce silahlı savaşçının başka devlet topraklarındaki varlığının yaratacağı kanlı-canlı hadiselerle dolu olacak.

Bunları açmaya çalışayım.

1. Gerilim sürecek, eller tetikte kalacak

Suriye Arap Cumhuriyeti olarak varolagelen ülke artık bilinen sınırlarına, nüfus yapısına ve devlet-toplum ilişkisine sahip değil. Muktedirlerin konumunu -görünür gelecekte- sürdürmesi aşağı yukarı garantilendi. İkilem gibi görünebilir, ama rejim ülkenin giderek daha büyük bölümünü silahlı muhaliflerden temizledikçe ve kendini sağlama aldıkça Beşar Esad ismi giderek simgeselleşecek ve bizzat rejimin üst kademesince daha rahat gözden çıkarılabilir olacak. Bu, rejimin şimdilik sağlayabileceği sınırlı uzlaşmanın daha geniş çembere yayılması ve sağlamlaşması anlamına gelecek. Böyle olacak, demek istemiyorum. Buna kapı açılabilir, demeye çalışıyorum. Öyle bir an gelebilir ki, hâlihazırdaki rejim veya başlıca destekçisi, “garantörü” Rusya, yalnız baştaki tek adamı değiştirmekle bir sürü ilave avantaj elde ederek varlığını sürdürebileceğini görebilir. Sakın kimse çıkıp Ortadoğu’da vefadan, bağlılıktan şundan bundan söz etmesin. Velhâsıl, Şam rejimi artık Suriye’nin yakın gelecekte de Suriye olarak nitelendirilecek kısmının hakimidir.

Buna karşılık ülkenin koskoca kısmının hakimi değil ve olması da kolay değil. PYD’nin doğrudan veya Suriye Demokratik Güçleri (SDG) koalisyonu içerisinde yönettiği kısmı Suriye devlet bütünlüğüne katmak, bir şekilde mümkün olabilirdi. Böyle bir anlaşmaya iki taraf da mecbur aslında. Ancak SDG’nin, hem Şam’la kendi açısından kabul edilebilir uzlaşmaya varması hem de ABD ile müttefikliği aynen bugünkü gibi sürdürmesi imkânsız. Aynı şekilde, Şam’ın da, topraklarının petrollü doğalgazlı dörtte birini elde tutmaya kararlı gözüken ABD orada öyle dururken PYD ile yerel yönetimi şunu bunu görüşmesi mânâsız.
SDG tek başına olsa, ancak başka her yeri temizledikten sonra onun denetimindeki topraklara harekâta başlayabilecek ordusunun yorgunluğunu hesaba katarak, yakın gelecek için en azından Kürtlerden yana rahat edebileceği bir durumu tercih ederek ve elbette Rusya’nın da zorlamasıyla, Şam yönetimi, özerklikli, belki federatif unsurlar taşıyan bir çözüme razı olabilirdi. Ancak şimdi esas muhatap ABD.

Trump gitse bile, Washington’ın bir süre bir “İran meselesi” pompalamaya kararlı olduğu anlaşılıyor. Suriye’de kalış doğrudan bununla ilişkilendiriliyor. Aynı zamanda Rusya’nın etki alanını sınırlama ve Şampiyonlar Ligi’ne çıkmaya çabalayan bu devlete yerinin UEFA Ligi olduğunu bildirme politikasının ürünü bu. ABD Suriye’de fiilen işgalci. Gerekçesi: DAİŞ’le mücadele. (Bu arada DAİŞ yeniden canlanma belirtileri gösteriyor.) Şam ve Moskova -ve tabiî Tahran-, Washington’ın Suriye topraklarındaki askerî varlığına ve kendine tanıdığı hava akınları yapma hakkına son vermesini talep ediyorlar, bunu artan bir vurguyla yapacaklar. ABD çıkmayacak. Görüşmeler görüşmeler… Arada karşılıklı posta koymalar, tehditler, tükenmeyen gerilim, bazen çatışmalar görülecek. Birleşmiş Milletler toplantıları, Cenevre’ler, Astana’lar, Soçi’ler birbirini izleyecek. Seneler sürecek bir uluslararası kriz için her şey hazır.

2. Suriyeli mültecilerin çoğu gitmeyecek

Halen Türkiye’de üç buçuk milyondan fazla Suriyeli mülteci yaşıyor. Bu insanlara mülteci statüsü tanınmasa da, kimisi burayı sıçrama tahtası görüyor ve ilk fırsatta gidecek olsa da, kimi şans doğarsa ülkesine dönecek olsa da, belli ki kalacak olanlar çok daha fazla ve bu ülkenin artık bir “eski Suriyeli” veya “Suriye kökenli” nüfusu olacak. Bunun şimdilik iki buçuk milyon kişiden az olmayacağı kestirilebilir.

Ankara, Suriye politikasının pek çok adımını, Suriyeli mültecileri güvenli şekilde geri gönderebilme bahanesine dayandırıyor. Bunun yüzde doksanı palavradır. Öncelikle, devleti yönetenlerin esas hesapları bu hedefe yönelik yapılmadığı için. Hesaplar toprak ele geçirmeye kadar uzanan “fetih” balonlarıyla Osmanlı ruhu canlandırma ve “yerli-millî” seferberlik oyunlarına göre yapılıyor. Ve esas olarak her şey içerideki iktidarı korumaya, devlet-toplum ilişkisini bir tür fütühat organizasyonu zorlayıcılığı içerisinde gönüllü, coşkulu bir tâbiyete dönüştürmeye yönelik.

Bunu şimdilik kenara koyalım. İlgili herkes biliyor ki, Türkiye-Suriye sınırından Kürtleri sürüp atıp yerlerine Ankara’ya sadık unsurları geçirerek bir nüfuz bölgesi yaratma planı çerçevesinde ülkesine dönmesi sağlanacak mülteci sayısı, hâlihazırda burada yerleşmeye, iş kurmaya, çocuklarını okula göndermeye koyulmuş olanların pek azı olacak.

Ve Ankara, bu insanların, Suriye’nin dört yanından ülkenin kuzeyine, TSK’nın denetleyebildiği yörelere göçmek zorunda kalmış -zira alternatifleri Rusya uçaklarınca imha edilmekti- silahlı örgütlerin buyruğu altında yaşamaya koşacağına bizi inandırmaya çalışıyor. Türkiye’nin nüfuz bölgesi olarak tasarladığı, en batıda İdlib-Lazkiye sınırından (Cisr el-Şuğur’un az ötesi) Fırat nehrine ve Menbic’e kadar uzanan söz konusu nüfuz bölgesinde nasıl bir düzen hüküm sürecek ki, her şeylerini geride bırakıp türlü tehlikeyi göze alarak yurtlarından kaçmış insanlar koşa koşa buraya “dönecek”? Üstelik, oralardan gelmediler ki oralara “dönsünler”!? Suriye’nin bambaşka yerlerinden geldiler.

Bunların üzerine eklenmesi gereken çok önemli bir gelişme var. Esad yönetiminin attığı bir adım, Türkiye ve başka yerlerdeki, hattâ Suriye içinde başka bölgeye göçmüş insanların geleceğini kesin ve acımasız şekilde belirleyecek. Yeni bir yasal düzenlemeye göre, herkes Mayıs’ın ortasına kadar malının mülkünün sahipliğini belgelemek zorunda. Tabiî bunun için resmî makamlarla ilişkiye geçmek, Muhaberat denetiminden kazasız belasız kurtulmak ve, yurtdışındaki beş buçuk milyonu aşkın insan için en önemlisi, her türlü tehlikeyi göze alıp ülkeye dönmek gerekiyor. Yurt dışındaki mültecilerin yalnız yüzde dokuzunun, geride bıraktıkları mülkleriyle ilişkileri sürüyor. Yurt içinde evini barkını terk etmek zorunda kalmış altı milyon insan rejimin gözünde doğrudan doğruya suçlu, değilse şüpheli konumunda. Eline silah almamış olanın da söz konusu başvuruyu ve işlemleri yapması zor. Üstelik evlerin, mahallelerin epeyce kısmı yıkık. Yasanın Suriye içerisinde nüfus kaydırma ve mülkiyete el değiştirtme sonuçlarını yaratacağı açık. Bunu da şimdilik kenara koyalım. Buradaki konumuz açısından yaratacağı sonuç belli: Günün birinde dönebileceğini hayal edenlerin büyük kısmı da bulundukları yerde yerleşip gelecek kurmaya çalışacak. Diyelim üç milyonu için bu yer Türkiye.

Yasal düzenleme ve muhtemel sonuçları konusu çok bariz bir örnek: Artık orada olan/olmayan her şey burada karşılığını bulacak.

3. “Suriye politikası” artık iç siyaset işi

Bu aktardıklarım ışığında aşikârdır ki, Suriye ve Suriyeliler “meselesi” Türkiye için artık iç mesele ise, Türkiye’de siyaset yapan herkes de bu mesele üzerine düşünme, politika ve tavır geliştirme mecburiyetinde. “Suriyelileri gönderelim” filan gibi, yükü üzerimizden bir an önce atma temennisine ve yanılsamasına dayanan ucuz sloganların devri çoktan geçti. Korkarım yalnız “savaşa hayır”larla, “kahrolsun emperyalizm”le idare edilebilecek zamanda da değiliz.

Konunun başlığı, Türkiye’deki müstakbel “Suriye kökenli yurttaşlar” sorunudur. Şimdi burada uzatmayayım, zaten uzatamam, zira oturulup uzun uzun kafa yorulması, konferanslar düzenlenmesi, politika ve program tartışmaları yapılması gereken bir aslî konudur artık bu. Sadece, bilhassa hak-hukuk adalet mücadelesi verenler için özel bir ırkçılıkla mücadele alanının doğduğuna işaret edeyim.

4. Dış politika faslı da kravatlı değil silahlı olacak

Yıllarca süreceğini öngörebildiğimiz “Suriye meselesi”nin, özellikle Ankara’nın katkılarıyla büründüğü şekil, kısa vadede siyasî-diplomatik çalışmalarla sonuç almayı imkânsız kıldı. Ankara, Fırat’a kadar sınır boyunca TSK denetiminde bir nüfuz bölgesi oluşturma peşinde. Valiler, kaymakamlar atanıyor, okullarda çocuklar Türk bayraklarıyla gösteriler yapıyor, ÖSO’nun kullandığı yeşil şeritli bayrağı bir tarafına, Türk bayrağını öbür tarafına yerleştirip sokak levhaları yapılıyor, asılıyor.

Ve fakat bu potansiyel nüfuz bölgesinde birçok cihatçı silahlı örgüt, şimdilik sınırlı bazı yerlerde tek potada erirmiş gibi görünmeye razı gelse de, ideolojisini, örgüt bağlarını, savaş hatıralarını, alınmamış öçlerin hırslarını koruyarak, yabancı bir ordunun otoritesine tâbi kılmak zorunda kaldıkları militan ruhlarını doğan fırsatların yarattığı çete heveslerine dönüştürerek, çok büyük ihtimalle, “günlerini” bekliyorlar.

Türkiye’nin esas büyük hamleyi yaparak nüfuz bölgesine katması beklenen Batı İdlib’te ise, Taliban’a, El-Kaide merkezine biatlı binlerce Uygur, Özbek savaşçısıyla eski Nusra, şimdi Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), Ankara’nın baş göz etmesiyle Ahrar el-Şam ve Nureddin Zengi Hareketi’nden meydana getirilen Suriye Kurtuluş Ordusu, Rusya uçaklarınca imha edilmemek için ülkenin başka yerlerinden gelmiş irili ufaklı sayısız başka örgüt fink atıyor. HTŞ ile ötekiler -“Ankara’nınkiler”- her yerde çatışıyor. Kâh ateşkesler ilan ediliyor kâh biri öbürüne yeniden saldırıyor. Ve Rusya, bütün bu örgütleri zapt etsin diye bölgeyi Ankara’nın nüfuzuna bırakıyor.

Tekrar etmeliyim: Bu örgütlerin Ankara’nın otoritesini kabul etmesinin yegâne sebebi, alternatifin Rusya uçaklarınca son adama kadar yok edilmeleri oluşudur. Yarın, sahiden böyle bir nüfuz bölgesi oluşur ve bu tehdit ortadan kalkarsa, örgütler yeniden toparlanıp Şam’a yürümeye kalkmazlar mı? Garanti mi bu? Güvence mi verdiler Ankara’ya? Nasıl durdurulurlar bunlar? TSK önlerine mi dikilecek?

Yoksa beraber yürümek hevesi mi var derinliklerde?

Suriye dediğimizde hesaba katmamız gerekenler… Maalesef bunlar artık.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.07.2019
S-400 bayramı kutlu olsun
7.07.2019
S-400 muamması: 'Yok artık!' ihtimali
5.07.2019
“MGK’nın sivil şekli” - Cemil Çiçek forever
5.07.2019
Kıymetlendirme destanı 4 - Ağırlık
3.07.2019
Kıymetlendirme destanı 3 - Sui generis
2.07.2019
Kıymetlendirme destanı 2 - Hicap ve töhmet
29.06.2019
Kıymetlendirme destanı 1 - Melanet
20.06.2019
Asya mı Ortadoğu mu Avrupa mı Afrika mı?
19.06.2019
Tarihî akşamın ufkunda
12.06.2019
5G: Yeni sivil mücadele alanı
11.06.2019
Sahibini çarpan fırça yaparız!
8.06.2019
Alkolik evsizin haysiyeti
5.06.2019
Yeni denklemin güzel potansiyeli
28.05.2019
Ayartma, bağlanma, kirletme
22.05.2019
Narsisistin aynalar âlemi
10.05.2019
Seçimin katli “Allah’ın lütfu” mu?
2.05.2019
“Vilayet Türkiye”
24.4.2019
Yurttaşlık bilgisiyle hazır olay analizi
22.4.2019
Seçimlerin kritik siyasî sonuçları
18.4.2019
Mücadele düşmanı: İyimserlik polisi
15.4.2019
Çoğulcu demokrasi ve derin korkular
12.4.2019
Mikro Türkiye: Rabia Naz felaketi
31.3.2019
Siyaseti bitmiş iktidar
18.3.2019
Katliam denklemleri
15.3.2019
Açmazdaki iktidar, meçhul muhalefet
12.3.2019
'Ezanı protesto' henüz icat edilmedi
4.3.2019
Mesihler cirit atıyor
26.2.2019
Biz ihtimalini seviyoruz…
17.2.2019
Bakanlık tarafından ivedilikle!
11.2.2019
Erdoğan’ın Sivas’ta anlattıkları
8.2.2019
Brezilya: Paramiliter-mafyozo kapitalizm?
1.2.2019
Kabristanda kelepçe
30.1.2019
Kendi kuyusunu kazan kitleler
28.1.2019
Anti-emperyalist Mugabe’nin milyon doları
22.1.2019
Büşra, Kübra, Merve, takın onu tekrar çabuk!
18.1.2019
Deve gibi, fil gibi bir sıkıntı
10.1.2019
Çaycıya çerçeve boyatan müze müdürü ve…
4.1.2019
Emine Hanım’ın korkunç suçu
26.12.2018
Cevap buluyor muyuz “sorular”a?
24.12.2018
Muhalefet ve çaresizlik: Böyleyken böyle
20.12.2018
Yeniden düşünsek mi bazı şeyleri?
10.12.2018
Düşünen konuşmaz, o olur
8.12.2018
Hukuk diye bir şeyi sevme mecburiyeti
4.12.2018
Ateş Altında - gazetecilik tartışmasına devam
27.11.2018
Toplumsal patoloji
24.11.2018
Yeniden ekmek gibi ihtiyaca dönüşmek…
11.11.2018
ABD seçimleri ve 'bizimkiler'
7.11.2018
Bir ismin sergüzeşti: Ceylin
3.11.2018
Kaşıkçı cinayetinde gelinen nokta
31.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 2
30.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 1
29.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 4: Akıllı saat?
24.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 3: Tavırlar
23.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 2: Kokular
22.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi 1: O gün
19.10.2018
İçeride tiranlık, dışarıda Vahşi Batı
10.10.2018
Şımarık zengin çocuğunu kızdırdılar
9.10.2018
Bildiğimiz devlet neye dönüşüyor?
8.10.2018
Aynadaki aksine bir bak, göreceksin ne geçmiş ne istikbal durur yerinde
30.9.2018
Bazı AKP’liler kavrayamamış, ya biz?
9.9.2018
Üçlü zirve: Makas açılıyor
3.9.2018
İdlib savaşı başlıyor
30.8.2018
Kabil’in soyu
26.8.2018
Yönetenlerin yasayı takmadığı yeni dönem
24.8.2018
Bayram yürüyüşü
21.8.2018
Muhalefet ve bazı sinir bozucu olgular
9.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 10
8.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 9
7.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 8
6.8.2018
Ona vuramıyor musun, vur bize!
5.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 7
4.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 6
3.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 5
2.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 4
1.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 3
31.7.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 2
30.7.2018
Adnan Oktar Operasyonu ve sorular - 1
28.7.2018
Osman’a mektup - 'Ruhumu asla!'
22.7.2018
Firavunun laneti, Timur’un laneti ve öbürleri
6.7.2018
Koltuklara yerleşilirken
4.7.2018
Tarih nasıl yazılır, insan nasıl bozulur?
26.6.2018
Hayal kırıklığı, azim, haysiyet
23.6.2018
Seçim ve yeniden kuruluş
14.6.2018
'Beklenen heyecan' doğmadı, diyor Bay Selvi
9.6.2018
Ne yüzle aday oluyorsun, Selahattin?
30.5.2018
'Girişimci'
27.5.2018
Durduk yerde işgüzarlık yapanlar dışlandı
16.5.2018
Siyasî vaziyetlere bakalım…
10.5.2018
'İyi' Parti iyi mi kötü mü?
26.4.2018
Suriye artık tam anlamıyla iç mesele
20.4.2018
Muktedir dinbaz ortamları
6.4.2018
Distopya yarışında Çin önde
30.3.2018
Günümüzün Marksizmi nerede?
10.3.2018
Neden orada kalmadılar?
4.3.2018
Sıvasız evler, bayraklar
27.2.2018
Cihatçılar arası savaşta da taraf olmaya doğru
16.2.2018
Sırtlanlar hakkında temel bilgiler
11.2.2018
TSK İdlib içlerinde
31.1.2018
29-30 Ocak: Dün gece neler oldu?
30.1.2018
Hainlik
18.1.2018
Sana bakmadık, Dilek, büyük işlerle meşgûldük
15.1.2018
İdlib skandalı: Bir gece ansızın kusabiliriz
8.1.2018
Selahattin Demirtaş’ın ayrılışı
29.12.2017
Bir 'sezon finali' dökümü
20.12.2017
Ümmete muhabbet bir başka
18.12.2017
Meydandaki büyük sütun
8.12.2017
Gemi...
22.11.2017
Zarrab’ı beklerken; 3,9710
19.11.2017
Rakka’da ne oldu?
31.10.2017
'Milli irade' için salâ okunuyor
24.10.2017
Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'
11.10.2017
Arabayı yıkatın, tozlanmış
1.10.2017
Vanderbilt tragedyası
27.9.2017
Zamk Destanı
22.8.2017
İçsavaşın şartları
14.8.2017
ABD-Kuzey Kore: Olmaz demeyelim
3.8.2017
Cumhuriyet davası: Varolmayan bir dava
1.8.2017
Turhan’ın bir lirası
28.7.2017
Cumhuriyet davasında şu ana kadar
8.7.2017
Efrin-Ankara, ABD-Rusya
30.6.2017
Sinemasız şehirler
21.6.2017
Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?
15.6.2017
'Değerler'
7.6.2017
Suudîler, Katar'lar, niye böyle yapıyorsunuz?
3.6.2017
ÇıkarınYoksaSanaNe kültürü
26.5.2017
Tekme, diyorum; kargo, diyorum
12.5.2017
Turuncu saçlı biriyle resim çektireceksin, bi ferahlama gelecek bööle…
4.5.2017
Kimini zulüm uçuruyor, kimini hırs
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
31.3.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
11.8.2015
Memnun muyuz millet?
6.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
2.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
30.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
28.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
23.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
AKP ve Modern Sünniliğin temsilciliği
14.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
10.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
5.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
2.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
28.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
12.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
5.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
3.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
31.03.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
26.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
20.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
14.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
06.03.2015
Kaba sensin, taş da sana düşsün
05.03.2015
Meclis'in de yarısı kadın olmalı
04.03.2015
Güle güle Yaşar Abi
03.03.2015
Çocuklarının geleceğinden endişe duyabilmek...
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive