Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ümit KIVANÇ

Gazete Duvar



Bookmark and Share

Seçim ve yeniden kuruluş


23.6.2018 - Bu Yazı 212 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Diyelim seçim kaybedildi; bu imkân ve irade ortadan kalkmış mı sayılacak? Niye? Nasıl? Ya da kazanıldı. Otokrasiciler eyvallah deyip, bizden aparttıkları servetleriyle ondan bundan aparttıkları mülklerine mi çekilecekler? Hayır. Siyasî mücadele sürecek. Seçim sonucu ne olursa olsun, şu anda oluşmuş bulunan, parlamenter rejim ve kuvvetler ayrılığını yeniden kurma iradesi, Türkiye Cumhuriyeti siyasî tarihinde yakalanmış en ciddî demokrasi imkânıdır.

Pazar günkü seçimle, bir dönem kapanacak. Türkiye’nin yarını, eğer çok büyük engeller çıkmaz, kazalar olmazsa kurulmaya başlandı bile. Kimlerdir yarını kuracak olanlar? Bir muhalif güçler koalisyonu mudur?
Herhalde bu ülkede hiçbir siyaset sorusu bu kadar berrak bir cevaba sahip olmamıştı: Evet. Kesinlikle.

Niye bu kadar berrak? Çünkü tek cevap şıkkı var. Hâlihazırdaki cumhurbaşkanının “artık öyle bir şey yok” diyerek ölümünü duyurduğu parlamenter demokrasi, ancak ve ancak, farklı, rakip siyasî parti ve hareketlerin, hattâ birbirinden pek hoşlanmayan kesimlerin ortak yarışma-tartışma ilkeleri etrafında birleşmesi, ortak yaşama iradesi meydana getirmesi ve bunu fiilî-aktif siyasî güce dönüştürmesiyle yeniden kurulabilir, eskisinden sağlam olabilir. Başka türlüsü de olamaz.

Burada bize yol gösterecek olan, tam da, önce Meclis’i şahsiyetsizleştiren, giderek parlamenter demokrasiyi yıkan, en cılız birlikte yaşama iradesini bile gördüğü yerde zehirleyen mevcut iktidardır. Tayyip Erdoğan eline belli dozun üzerinde iktidar geçirir geçirmez ne yaptı? Toplumu birbirinin yüzüne bakamayacak iki düşman kampa böldü. Bunu yaparken elbette karşısındaki kesimin siyasî kültürünün kolaylaştırıcı tesirinden de yararlandı. Sadece anıp geçeyim. Asıl dikkat çekmek istediğim, kurulmak istenen post-modern otokrasi rejiminin ön koşullarından biri: Kamplaşma, kutuplaşma, birlikte yaşayamaz, birbirini varsayamaz hale gelme. Bütün modern popülist otokratlar ve otokrat adayları bunu yapıyor. Bunsuz olmaz.

Tam da bu sebeple, bir araya gelmesi zor görünen siyasî kişilikler, hareketler ve toplum kesimlerinin, kabaca bir arada nasıl yaşanacağına dair asgarî ilkeler üzerine bina edilmiş ortak hareketi, otokrasinin toplumun böğrüne zerk ettiği zehre karşı yegâne panzehirdir. Bunun çekingen ilk adımları bile muazzam pekişmiş gözüken iktidar gücünü nasıl paramparça etti!

İKİ EKSİK

Hâlihazırda bu alanda iki önemli eksik var. İlki, birçok düzeyde işbirliği yapan muhalif siyasetçilerin bu ortak hareket kapasitesini seçim sonrasına uzanan bir siyasî anlaşmaya -resmen- yükseltmemiş ve bunu herkeste heyecan ve kararlılık yaratacak yollarla ilan etmemiş olmalarıdır. Bir ‘parlamenter demokrasi yeniden kuruluş manifestosu’ ile, partilerin bağımsız çizgilerini koruyacaklarına dair garantiler eşliğinde, hangi ortak ilkeleri benimseyecekleri, yerleştirmeye çalışacakları, kuvvetler ayrılığının güvenceleri başta, hangi kurumları hemen yeniden oluşturacakları, yargı bağımsızlığı ve asgarî adalet kavramının tesisi için ilk elde alınacak tedbirler vs. duyurulmalı. Bu çalışma acilen, en geç seçimin ikinci turundan önce yapılmalı. Ama bir bürokratik teşebbüsün ruhsuz havasında değil, umut ve heyecan yaratacak tarzda, iddialı, gürültülü, şenlikli… İnandırıcı!

İkinci önemli eksik, Türkiye’nin seçmen yapısı, yani aslında toplum yapısı ile ilgili ve hem konusu daha derin hem de atılacak adımlar daha zorlu. Şimdiye kadar bu iktidara destek olmuş insanlara seslenme yollarının yeterince aranmadığını, bu hayatî ihtiyacın, bunca yıldır bunca zulüm karşısında ister istemez birikmiş haklı öfkenin, hattâ bir nevi intikam arzusunun gölgesinde kaldığını sanıyorum.

Oysa otokrasi cengâverlerinin temel yanılgısını paylaşmanın âlemi yok: Bu toplumun bir yarısı nasıl yok olmayacaksa, “mantar tabancası”, “idam”, “iç savaş” tehditleriyle nasıl sindirilip bir deliğe tıkılamayacaksa, öbür yarısı da yok olmayacak! Eğer sağlam bir ortak yaşama zemini kurulmak isteniyorsa, iktidar destekçisi kesimlerden birilerinin de, seçime, çoklu alternatifli siyasete, parlamentoda ve siyasetin bütününde farklılıklara, kuvvetler ayrılığına, hukuk fikrine, adalet duygusuna kazanılması gerekiyor. “Hele bir devirelim, bakın size neler edeceğiz” yollu söylemlerin bu hayatî amaca hizmet etmeyeceği ortada. Zaten yirmi-otuz milyon insana Süleyman Soylu muamelesi yapılamaz.

Herkese dümdüz gitmeye en çok hakkı bulunan siyasetçi Selahattin Demirtaş başından beri bu denklemin farkında; son derece dikkatli, anlayışlı konuşuyor. Muharrem İnce de doğru bir yaklaşımı kendisini destekleyenlere özellikle benimsetmeye uğraşıyor. Temel Karamollaoğlu, başka bir yönden yaklaşarak, benzer bir kapsama-bütünleştirme çizgisi izliyor. Bunlar, siyasetçilerin söz konusu eksiğin farkında olduklarını, gereğini yapmaya çalışacaklarını gösteren, değerli işaretler.

SEÇİM SON DURAK MI?

Günlük siyaset üzerine yazan başka meslektaşlarımın da (özellikle Kemal Can) değindiği, ama topluca yeterince vurgulamadığımıza inandığım bir gerçeğe dikkatinizi çekmek istiyorum: Seçimle bir süreç bitmeyecek, aksine, başlayacak.

Türkiye’de sahici demokrasi hiçbir zaman olmadı, hukuk düzeni kurulmadı, adalet nosyonumuz ceninlik aşamasına bile gelemedi. Ancak Erdoğan+AKP iktidarının özellikle son beş yıldaki tasarruflarından önce, zaman zaman hukuk kırıntılarına, kuvvetler ayrılığını cisimleştiren kurumların bazen buna uygun davrandıklarına şahit oluyor, en azından hep beraber işleri bu yönde geliştirmeye çalıştığımızı sanıyorduk. Bazı kural ve kurumların en azından görünürdeki varlığı, iliklerimize işlemiş, bireyler düzeyinde ahlâk, yönetim katında devlet felsefesi halini almış olan “mış gibi yapma” alışkanlığı, yine de kural ve kurumların var olması gerektiğini hatırlatan bir işlev görebiliyordu.

Bugünkü ortam bu değil. Tek adamın otoritesi karşısında “ne kuralı, kurumu lan!” aşamasındayız. Ve bu kuralsızlık kurumlaşsın diye seçimler yapıyoruz!

Ancak işler muktedirlerin öngördüğü şekilde yürümedi. Ve hiç beklenmedik bir anda, ülkenin ite kaka sokulduğu otokrasi yolundan, üstelik bu defa daha sahici bir parlamenter demokrasiye dönüş imkânı, iradesi doğdu.

Soru şu: Diyelim seçim kaybedildi; bu imkân ve irade ortadan kalkmış mı sayılacak? Niye? Nasıl? Ya da kazanıldı. Otokrasiciler eyvallah deyip, bizden aparttıkları servetleriyle ondan bundan aparttıkları mülklerine mi çekilecekler? Hayır. Siyasî mücadele sürecek.

Seçim sonucu ne olursa olsun, şu anda oluşmuş bulunan, parlamenter rejim ve kuvvetler ayrılığını yeniden kurma iradesi, Türkiye Cumhuriyeti siyasî tarihinde yakalanmış en ciddî demokrasi imkânıdır.

Seçimin bu imkânı değerlendirmeyi sağlayacak bir sonuç vermesini elbette umuyorum. Ama bu sefer vermezse de, hemen toparlanıp en yakın zamanda yeniden demokrasi atağına kalkılması gerektiğini akıldan çıkarmamak lazım. Harekete geçmiş olan potansiyel, kolay durdurulabilir cinsten değil; buna güvenmeli!

* * *

Bilmiyorum bu satırları okuyan var mıdır, şayet varsa, AKP seçmenine seslenerek bitirmek isterim: Partiniz yıllar önce, hakkıyla kazandığı seçimlerden sonra işgüzar ve kapasitesiz bir Yargıtay Başsavcısı’nın gazete kupürlerini toplayıp açtığı davayla kapatılmak isteniyordu. Güç, hukuk tanımayan hukukçuda, moral-ahlâkî üstünlük sizdeydi. Şimdiyse roller-yerler değişti. Aynı partinin önderleri, gazete kupürlerinden dava imal etmenin bin beterini bin defa yapıp hayatlar söndürdü, sabahtan akşama akıl almaz, vicdana sığmaz yalanlarla iş görüyor, yaklaşan seçimlerde de hile hûda planlıyor. Muhalifler ise, dürüst seçim yapılsın diye canını dişine takıyor. Üstünlüğü bırakın, ahlâk nâmına hiçbir şey kalmadı iktidar katında. Orada o şey her ne idiyse bitti. Ahlâkî üstünlük muhalefette.

.

Facebook Yorumları

Kod8
6.7.2018
Koltuklara yerleşilirken
4.7.2018
Tarih nasıl yazılır, insan nasıl bozulur?
26.6.2018
Hayal kırıklığı, azim, haysiyet
23.6.2018
Seçim ve yeniden kuruluş
14.6.2018
'Beklenen heyecan' doğmadı, diyor Bay Selvi
9.6.2018
Ne yüzle aday oluyorsun, Selahattin?
30.5.2018
'Girişimci'
27.5.2018
Durduk yerde işgüzarlık yapanlar dışlandı
16.5.2018
Siyasî vaziyetlere bakalım…
10.5.2018
'İyi' Parti iyi mi kötü mü?
26.4.2018
Suriye artık tam anlamıyla iç mesele
20.4.2018
Muktedir dinbaz ortamları
6.4.2018
Distopya yarışında Çin önde
30.3.2018
Günümüzün Marksizmi nerede?
10.3.2018
Neden orada kalmadılar?
4.3.2018
Sıvasız evler, bayraklar
27.2.2018
Cihatçılar arası savaşta da taraf olmaya doğru
16.2.2018
Sırtlanlar hakkında temel bilgiler
11.2.2018
TSK İdlib içlerinde
31.1.2018
29-30 Ocak: Dün gece neler oldu?
30.1.2018
Hainlik
18.1.2018
Sana bakmadık, Dilek, büyük işlerle meşgûldük
15.1.2018
İdlib skandalı: Bir gece ansızın kusabiliriz
8.1.2018
Selahattin Demirtaş’ın ayrılışı
29.12.2017
Bir 'sezon finali' dökümü
20.12.2017
Ümmete muhabbet bir başka
18.12.2017
Meydandaki büyük sütun
8.12.2017
Gemi...
22.11.2017
Zarrab’ı beklerken; 3,9710
19.11.2017
Rakka’da ne oldu?
31.10.2017
'Milli irade' için salâ okunuyor
24.10.2017
Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'
11.10.2017
Arabayı yıkatın, tozlanmış
1.10.2017
Vanderbilt tragedyası
27.9.2017
Zamk Destanı
22.8.2017
İçsavaşın şartları
14.8.2017
ABD-Kuzey Kore: Olmaz demeyelim
3.8.2017
Cumhuriyet davası: Varolmayan bir dava
1.8.2017
Turhan’ın bir lirası
28.7.2017
Cumhuriyet davasında şu ana kadar
8.7.2017
Efrin-Ankara, ABD-Rusya
30.6.2017
Sinemasız şehirler
21.6.2017
Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?
15.6.2017
'Değerler'
7.6.2017
Suudîler, Katar'lar, niye böyle yapıyorsunuz?
3.6.2017
ÇıkarınYoksaSanaNe kültürü
26.5.2017
Tekme, diyorum; kargo, diyorum
12.5.2017
Turuncu saçlı biriyle resim çektireceksin, bi ferahlama gelecek bööle…
4.5.2017
Kimini zulüm uçuruyor, kimini hırs
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
31.3.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
11.8.2015
Memnun muyuz millet?
6.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
2.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
30.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
28.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
23.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
AKP ve Modern Sünniliğin temsilciliği
14.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
10.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
5.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
2.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
28.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
12.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
5.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
3.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
31.03.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
26.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
20.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
14.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
06.03.2015
Kaba sensin, taş da sana düşsün
05.03.2015
Meclis'in de yarısı kadın olmalı
04.03.2015
Güle güle Yaşar Abi
03.03.2015
Çocuklarının geleceğinden endişe duyabilmek...
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8