Umut ÖZKIRIMLI



Bookmark and Share

Erdoğan nefreti ve Soma; Gülay Göktürk’e bir cevap


22.05.2014 - Bu Yazı 2757 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Erdoğan sayesinde “bir yerlere” gelmiş, geleceklerini de Erdoğan’ın siyasi kariyerine endekslemiş kapıkullarını, Başbakan’ın giderek fantastik bir hal alan tavırlarını savunmak için çırpınırken birer çizgi film karakterine dönüşen iliştirilmiş tetikçileri ciddiye almayı çoktan bıraktık, tamam. Meslek icabı yazdıklarına göz atmamız gerektiğinde de Pasiflora da papatya çayı olmadan internet başına oturmuyoruz. Buna rağmen sinir sistemimiz gündelik olarak maruz kaldığımız radyasyondan harap.

Ama yıllardır farklı gazetelerde kalem oynatan, kimileriyle geçmişte yollarımız kesişmiş bazı isimlerin de “gözlerini Erdoğan nefreti bürümüşler” temalı yazılarını okuduğumda acaba biz aynı ülkede mi yaşıyoruz ya da “çaktırmadan” bizimle dalga mı geçiyorlar diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bunun son örneği Gülay Göktürk’ün Bugün gazetesinde 19 Mayıs günü yayımlanan “Bize Neler Oluyor?” başlıklı yazısı.  

Soma katliamının (evet, kaza, kader filan değil, düpedüz katliam) ardından Erdoğan’a yönelen eleştirileri yadırgayan Göktürk’e göre “Deprem de olsa, sel de bassa, başımıza taş da yağsa konu hep Erdoğan. Ona karşı duyulan nefret ve kinin ortaya dökülmesi için, onun suçlanması için her şey bir vesile, her şey araç”. Başbakan’ın aleyhte tezahüratlara verdiği aşırı tepkiyi olayın ateşi biraz soğuyunca daha uzun boylu konuşurmuşuz.Bugünün meselesi bu muymuş?

Hayır, Sayın Göktürk, Erdoğan’ın tepkileri bugünün meselesi değilBaşbakanın tepkileri her zaman problemdi, her zaman tartışıldı. Ama bu tepkiler özellikle Gezi olaylarından bu yana tamamen kontrolden çıktı. Başka şekilde ifade edecek olursak:  

1. “Erdoğan’ın üslubu hep böyleydi, eleştirmek şimdi mi aklınıza geldi” sorusu anlamsız, çünkü Erdoğan daha önceleri 15 yaşındaki çocuğunu toprağa yeni vermiş bir anneyi meydanlarda yuhalatmıyor, polisin attığı gaz kapsülüyle hayatını kaybetmiş o çocuğa eli sapanlı, yüzü maskeli terörist demiyordu. Bilebildiğimiz kadarıyla, Başbakan sokakta vatandaş da tokatlamıyordu.  

2. Bu tepkiler kontrollüyse, yani Başbakan kendi kitlesinin desteğini sağlama almak için özellikle bu tür tepkiler gösteriyorsa o zaman eleştiriniz zaten temelsiz, çünkü bu Başbakanın kendisine olan nefreti bilinçli olarak körüklemeye çalıştığı anlamına geliyor.

Ha tepkiyi kişiselleştirmeyin mi diyeceksiniz? İyi de AKP diye bir parti mi var? Tek karar alıcı, yasama, yürütme, hatta giderek yargının başı bizzat Erdoğan değil mi? Parti içinden Erdoğan’a yönelik tek bir eleştiri duydunuz mu bugüne kadar? Eleştirenler parti içinde kalmaya devam edebiliyor mu? Partinin kurucu isimleri mi dediniz? Arınç’tan Çelik’e tüm ağır toplardan her gün “aslında Sayın Başbakan öyle demek istemedi” ya da “Başbakan haklı” türü demeçler dinlemiyor muyuz?Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bile Erdoğan’ın bir bakışıyla nasıl sindiğini daha yeni görmedik mi? Medya patronuna telefon açan, süren davalara müdahale eden, sonra da kameralar önünde bunları açıkça kabullenen, bunun en doğal hakkı olduğunu savunan bizzat Erdoğan değil mi? Bu kadar kişiselleşmiş bir siyasi hareketi o kişiyi teğet geçerek nasıl eleştireceğiz?

Aklımızı Erdoğan'la bozmuş, ondan başka hiçbir şey görmüyor, hiçbir şeyle ilgilenmiyoruz” diyorsunuz. Hatta “bu takıntılı ruh hali” yüzünden siyaset bile yapamıyoruz diye isyan ediyorsunuz. Bir kere, bir önceki paragrafta da anlattığım gibi,siyaseti kendine endeksleyen Erdoğan, “biz” değiliz – “bizden” kastım Erdoğan’ı eleştirenler. Erdoğan’ın oyununa düşmeyelim, onu ve yaptıklarını görmezden gelelim ve başka şeyleri, örneğin Soma’da devlet denetiminin niteliğini, sendikaların yetersizliğini tartışalım deseniz haydi neyse. Ama öyle demiyorsunuz. Size göre suçlu “aklını Erdoğan’la bozanlar”.  

Nasıl bozmasınlar peki? Siz gazetecilik kariyeriniz boyunca Türkiye’de:  

1. 300 kişinin öldüğü bir katliam sonrası olay mahalline gittiğinde  yakınlarından haber bekleyenleri “ahlaksızlıkla” suçlayan, bir vatandaşa/göstericiye “bu ülkenin Başbakanını yuhalarsan tokadı da yersin” diyen, sonra da o göstericiyi bizzat tokatlayan bir Başbakan gördünüz mü? (Bakın, milletvekili, belediye başkanı demiyorum, Başbakan diyorum; hani Sarıgül filan demeyin diye).

2. Tokatladığı vatandaşa/göstericiye “İsrail dölü neden kaçıyorsun” diye hitap eden, yani açıkça ırkçı bir terim kullanan bir Başbakanla karşılaştınız mı? (Merak etmeyin, ilk başta ben de inanmamıştım. Ama sosyal medyaya düşen son videoda bu kelimeler açıkça duyuluyor. Erişim yasaklanmadıysa link’i burada: https://vine.co/v/MXrQDg6gjOb)

3. İki özel tim görevlisi/polis tarafından yerde kıstırılmış birini gözü dönmüş bir şekilde tekmeleyen, bu görüntüyle dünyanın belli başlı tüm yayın organlarına manşet olmuş müşavirini görevden almayan, bırakın görevden almayı, ertesi gün yanında başka bir geziye götürerek gövde gösterisi yapan bir Başbakan gördünüz mü?

Yerimiz dar, yakınlarını kaybetmiş ya da onlardan haber bekleyen Soma’lılara biber gazlı, TOMA’lı müdahale emrini kim verdi, olayın üzerinden bunca zaman geçtiği halde sorumlu bakanlar neden istifa etmedi/görevden alınmadı, Soma’ya giriş çıkışlar neden yasaklandı gibi konulara hiç girmiyorum. “Tek adam rejiminde” bunların Erdoğan’la ne ilgisi var diyeceğinizi sanmam. Demeyi düşünüyorsanız da o zaman Erdoğan’in bugün (19 Mayıs) yaptığı, Yılmaz Özdil ve Yazgülü Aldoğan’ın kovulmasını istediği konuşmayı okumanızı öneririm. Özellikle de “Diyorum ki sen bir patron olarak bunları hala kapıya koyamıyorsan sen de aynı zihniyettesin” cümlesini. 


Özetle gerçekten “bu zehir daha ne kadar yayılacak, toplumun ne kadarını ele geçirecek, bu işin sonu nereye varacak” diye gerçekten merak ediyorsanız, bize sorduğunuz soruyu – neden bilinçli ya da bilinçsiz kendisine yönelik nefreti körükleyecek, kutuplaşmayı derinleştirecek tavırlar sergilediğini – önce Sayın Erdoğan’a sorun isterseniz. Ağzıyla kuş tutsa Erdoğan’ın yaranamayacağı kesimler yok mudur? Vardır elbette. Siz de yazmışsınız zaten; her siyasetçinin seveni, sevmeyeni vardır. Ama her siyasetçinin yaşlı anneleri meydanlarda yuhalatanı, ölü yakınlarına hakaret edeni, sokakta adam tokatlayanı yoktur.

Var mıdır?

https://t24.com.tr/yazarlar/umut-ozkirimli/erdogan-nefreti-ve-soma-gulay-gokturke-bir-cevap,9316

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.04.2020
Korona ve milliyetçilik
24.03.2020
'Sakin ol champ... evdeyim'
16.03.2020
Cehaletin ve ırkçılığın vatanı var mıdır korona?
25.02.2020
İçimdeki şeytanlar...
10.02.2020
Faşizmin halleri…
16.12.2019
Ertuğrul Özkök ve Gaye Su Akyol
5.11.2019
Katalanlar, Kürtler ve şu gururlu Türkler
19.10.2019
Beklemek
12.10.2019
Savaşa hayır!
6.08.2019
Irkçı değilim, benim de Suriyeli arkadaşlarım var
2.07.2019
İkinci Kürt açılımı (!)
19.05.2019
Yedi Maddelik Eylem Planı: Oylar tereddütsüz İmamoğlu'ya verilmeli
15.3.2019
Dava
22.11.2018
Aslanlar ve koyunlar
25.10.2018
Hız. Ben hızım.
22.8.2018
İnkâr
3.8.2018
Partizan
26.7.2018
Kendi içine dönmek
18.7.2018
Yersiz Yurtsuz
11.6.2018
Başlıksız yazı
31.5.2018
Türk solu, bölünmek ve direniş üzerine bir not
10.5.2018
Bir endüstri olarak 'Türkiye uzmanlığı' ve saz çalan goygoycu
3.5.2018
Seçimler ya da "insanlık krizi'nden" çıkmak
18.4.2018
'İnsanlık krizi' ve imkansız seçimler
4.4.2018
Çağımızın vebası: Çoğunlukçuluk
8.3.2018
Şeyhin dönüşü: Türkiye'nin yeni olmayan milliyetçiliği üzerine
14.2.2018
Türklüğe layık olmak!
31.1.2018
Vatan için ölmek...
23.1.2018
Afrin ve bir iç siyaset aracı olarak savaş
18.1.2018
Yerli ve milli yeni bir Türkiye peşinde
18.12.2017
Osman Kavala, PODEM ve Türkiye'de açık toplumun hazin sonu
27.9.2017
Türkiye’nin akademiyle savaşı ve direniş üzerine…
2.8.2015
Dolmabahçe mutabakatını kim bozdu? Bir çarpıtmanın hikayesi
4.5.2015
Bir AKP karşıtından AKP sevdalılarına mektup
28.4.2015
‘Yeni Türkiye’ safsatası bir yana, bildiğiniz Türkiye Cumhuriyeti bitti
8.4.2015
‘Sert mi yumuşak mı, kanlı mı kansız mı?’
06.01.2015
Ali Bayramoğlu’na bir yanıt: Waldo sen neden burada değilsin?
31.12.2014
Otoriterleşme ve büyük resmi görmek!
25.11.2014
‘Yeni Türkiye’nin üç ‘genç aydın’ı üzerinden rakamlarla yandaşlık
11.11.2014
Ölü seçici bir ‘genç akil’
17.10.2014
Çözüm sürecine dair bilmek istediğiniz her şey
11.10.2014
Sokaklar neden mi karışıyor? Bizi aptal yerine mi koyuyorsunuz?
27.09.2014
‘Hitler’in Erdoğan’dan farkı sadece bıyığının biraz kısa olmasıydı’
20.09.2014
Alkışlamak ya da alkışlamamak, işte bütün mesele… Bu değil!
29.08.2014
Bir millet bölünüyor!
16.08.2014
Mahçupyan ve ‘tarihsel çirkinliğin bir parçası olmak’
01.08.2014
‘Bizde ırkçılık olmaz’
22.05.2014
Erdoğan nefreti ve Soma; Gülay Göktürk’e bir cevap
08.05.2014
Yeni Türkiye'nin 'Zinde devrim bekçileri!'
06.04.2014
Türkiye kendi kaderini tayin etti: Ayrışma!
31.03.2014
Gülen cemaati de yenilgiye uğruyor...
15.01.2014
Köprüden önce son çıkış!
05.01.2014
AKP, cemaat ve barışı ‘rehin tutmak’
30.12.2013
Bu bir darbedir!
22.12.2013
Siyaseti savunmak ve 'Konjonktürel demokratlar'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive