Vahap COŞKUN

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Kürtler barışa oy verdi


07.04.2014 - Bu Yazı 2470 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi, PKK’nin silahlı mücadeleye başladığı 1984’ten beri en huzurlu seçimi yaşadı. Gerçi geçmişte de seçim dönemlerinde PKK –bazen fiili, bazen de resmi olarak- çatışmasızlık durumuna geçiyordu. Ama yine de bilhassa kırsal yörelerde seçmenler ve adayların, kimi yerde devletin kimi yerde de PKK’nin uyguladığı bir baskıya maruz kalmaları söz konusu olabiliyordu. Ancak bu kez seçim farklı bir atmosferde yapıldı. Bazı mahallî gerginlikler olmakla birlikte seçimin geneli meşruiyetine ve huzuruna halel getirecek hadiseler yaşanmadı. Hangi partiden olursa olsun insanlar rahat bir ortamda siyasi faaliyetlerini yürüttüler ve tercihlerini ortaya koyular. Bunun önemli bir kazanım olduğunun altını çizmek gerekir.

2014 seçimlerinin Doğu ve Güneydoğu için –başlıca- iki önemli sonucu oldu: Birincisi, BDP ve AKP’ye dayanan iki partili siyasi yapısının daha bir konsolide olmasıdır. 2002 seçimlerinin ertesinde merkez sağ ve merkez sol partilerin tasfiye olmasıyla beraber, tüm Türkiye’de olduğu gibi, bölgedeki siyasi dengeler de değişti. 2004 ve 2007 seçimlerinden sonra AKP ve BDP’ye dayanan bir yapı belirginleşti. Önceki dönemlerde bölge siyasetinde önemli bir yer işgal eden partiler yerlerini kaybettiler ve zamanla erdiler. Onların seçmenleri AKP ve BDP’de toplandı, böylece bölge siyaseti de bu iki partiden sorulur oldu.

Bugün parlamentodaki dört partiden ikisinin, CHP ve MHP’nin, bölgede esamesi okunmuyor. Politik kimliği itibariyle MHP için bu anlaşılabilir bir durum. Ama “ana-muhalefet” sıfatına sahip olan ve teorik olarak iktidar olma iddiası taşıyan CHP için bölgedeki durumu son derece hazin. Kıyılara hapsolan, Orta Anadolu’da belli belirsiz bir varlık gösteren CHP’nin siyaset tarzı, bu iki bölgeyi gözden çıkardığını ima ediyor. Kısa vadede de bunun değişeceğine dair hiçbir emare bulunmuyor.

Çözüm için açık çek

İkincisi, çözüm sürecine halkın verdiği desteğin sandığa yansımasıdır. Sürecin iki aktörü BDP ve AKP, sandıktan silme çıktılar. Halk hem Doğu’da hem Batı’da çözü iradesini ortaya koydu. Doğu’da BDP ve AKP’ye yüzde 90’nın üzerinde bir destek vererek bu partilerin politikalarında somutlaşan çözüm perspektifini onayladığını gösterdi. Batı’da ise AKP, neredeyse her ilde oyunu bir önceki seçimi göre artırdı. Dolayısıyla demokratik bir çözülme yönelmesi halinde AKP’nin muhafazakâr-milliyetçi tabanından tepki göreceği ve oylarının düşeceği tezi –bir kez daha- çöktü. Halkın bu şekilde açık çek vermesi, çok büyük değer taşımasının yanında, AKP ve BDP’ye sorumluluklar da yüklüyor. Süreci derinleştirmek için artık herhangi bir engel ve bahane yok. Bu nedenle hükümet, hemen harekete geçmeli ve süreci güçlendirecek fiili ve yasal düzenlemeleri gerçekleştirmelidir.

BDP

Seçimin sonuçları partiler açısından irdelendiğinde özetle şunlar söylenebilir: BDP, oylarını arzu ettiği ölçüde yükseltemedi. BDP siyasi geleneğinin Türkiye genelinde psikolojik bir eşiği var. Genel ve yerel seçimlerde bu geleneğin partileri yüzde 4 ile 6.5 arasında gidip gelen oylar aldılar. Bir türlü yüzde 7’yi aşıp daha geniş bir taban üzerine oturmadılar. Bu seçimde BDP’nin beklentisi yüzde 8’lere yaklaşan bir oy kazanmaktı. Ama neticede de BDP, HDP ve siyasi yasağı nedeniyle Mardin’de seçimlere bağımsız giren Ahmet Türk’ün aldığı oylar toplandığında yüzde 6.5 ‘a yaklaşan bir oy el elde edildi.

Oyların beklendiği artırılmamasına karşılık kazanılan belediye sayısında dikkate değer bir artış oldu. Seçimlere girerken BDP, biri büyükşehir yedisi şehir olmak üzere toplam sekiz belediyeyi yönetiyordu. 30 Mart’ın ardından BDP elindeki hiçbir belediyeyi kaybetmedi, üzerine üç ekleyerek önettiği belediye sayısını 11′e çıkarttı. Bugün BDP, üç büyükşehir (Diyarbakır, Mardin ve Van) ve sekiz şehirde (Batman, Siirt, Mardin, Şırnak, Hakkâri, Bitlis, Ağrı ve Iğdır) yerel iktidar olarak oldukça geniş bir alanı yönetecek duruma geldi.

İngilizler “Taç giyen baş akıllanır” derler. Bölgede taç giymesinin BDP’nin politikalarına tesir edeceği öngörülebilir: Bana göre bu tesir, öncelikli olarak iki noktada kendisini gösterecektir. Bir taraftan BDP’nin kullandığı politik dilin daha da yumuşaması ve daha da kapsayıcı bir hale gelmesi beklenebilir. BDP bu seçimde Urfa’da ve Serhat Bölgesi’nde (Kuzeydoğu Anadolu) hatır sayılır bir oy aldı. Bu oy tabanını genişletmesi için herkese seslenen bir politik siyasi çizgi izlemek izlemesi gerekir. Diğer taraftan ise, yerelde iktidar olmanın sorumluluğuyla hizmet siyasetine daha fazla öneme vermek durumunda kalacaktır. Nitekim seçimden sonra hem Demirtaş, hem de Kışanak yaptıkları açıklamada bunun işaretini verdiler ve başta köylerin alt yapısı olmak üzere her alanda hizmet üretmeyi önceleyeceklerini açıkladılar.

BDP bağlamında değinilmesi gereken bir husus da HDP’nin gösterdiği performans. Kürt siyasetinin Türkiyelileşmesini sağlama amacıyla yola çıkan HDP, seçimde herhangi bir varlık gösteremedi ve BDP’ye bir katkı sunamadı. Kurulduğu ilk andan beri HDP’nin yanlış bir proje olduğunu, kendileri Türkiyelileşme sorunu yaşayan aktörleri bir araya getirerek Kürt siyasetinin Türkiyelileşemeyeceğini, BDP’nin kendi kimliğini koruması halinde Türkiyelileşme ihtimalinin daha fazla olduğunu düşünüyordum. Seçim sonuçları, bu düşünceyi bir anlamda doğruladı.

HDP ve BDP şu anda kavşaktalar, bundan sonraki seçimlere iki ayrı parti ile girilmesi düşünülemeyeceğine göre, yola nasıl devam edeceklerini kararlaştırmak durumundalar. BDP seçmeninin HDP kimliğini benimsemediği kanısındayım. Dolayısıyla doğru olan BDP’yi merkeze alan bir siyaset geliştirmek olacaktır.

AKP

2009’da AKP seçim kampanyasını saldırgan ve milliyetçi bir siyasi dilin üzerine oturtmuştu. Başbakan seçim meydanlarında idamdan söz ediyor, BDP’ye çatıyor, “ya sev ya terk et” diyordu. AKP’ye yaramadı bu dil, bölgede önemli oranda oy kaybetti. Bu seçimlerde ise AKP oylarını toparladı. Bunun iki önemli sebebi var: Biri, çözüm sürecidir. Geçen seçimlerdeki milliyetçi siyaset, AKP’li adayların hareket alanını daraltmıştı. Ama bir yıldan fazla devam etmekte olan çözüm süreci, bu seçimde AKP’li adayların elini rahatlattı. Süreci yürüten taraflardan birinin aktörü olarak rahatlıkla halkın içine girdiler ve sürecin devamı için destek talebinde bulundular. Denilebilir ki AKP’nin bölgedeki en büyük seçim kozu, çözüm süreciydi.

Diğeri ise, Gülen Cemaati ile girişilen mücadeleydi. Gülen Cemaati’nin partilerinin varlığına kasteden bir tehdit olarak algılanması ve seçimlerin varlık-yokluk mücadelesi olarak görülmesi AKP tabanını tahkim etti. Öyle ki partilerin bazı tavırlarından veya gösterilen adaylardan rahatsız olsalar bile AKP seçmeninin ağırlıklı bir kesimi itirazlarını parantez içine almayı ve tehlike bertaraf edildikten sonra bunları dillendirmeyi tercih etti.

HÜDA-PAR

Bölgede seçimle bağlantılı olarak en çok merak edilen konulardan biri de, seçimlere ilk defa giren HÜDA-PAR’ın nasıl bir sonuç alacağıydı. Seçimlere girmek HÜDA-PAR için riskli bir karardı. Zira çok düşük bir oy alması halinde, kendine atfettiği güç, etkinlik ve taban genişliği sorgulanması kaçınılmaz olurdu. Ancak Diyarbakır’da yüzde 4, Batman’da ise yüzde 7 gibi başlangıç için fena sayılmayacak bir oy aldı. Ben, HÜDA-PAR’ın aldığı oydan ziyade, partileşmesini, seçimlere girmesini ve demokratik siyasete dâhil olmasının daha önemli olduğu kanısındayım. Bu, bölgede demokrasinin ve siyasetin normalleşmesi için çok değerli bir kazanımdır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
5.07.2019
Reisi yanıltmak
2.07.2019
Demokrasiye esaslı katkı (*)
29.06.2019
Halkla inatlaşılmaz
26.06.2019
O sandığa dokunmayacaksın!
15.06.2019
Kürdistan’a dönüş (*)
8.06.2019
Bayramlar aynı, tadı kaçan biziz (*)
4.06.2019
Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (2) aktörler (*)
3.06.2019
Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (1) genel eğilimler (*)
1.06.2019
Ayrılık rüzgârı
26.05.2019
250 sayfalık olmayan gerekçe
24.05.2019
Zemin kayıyor
19.05.2019
Kader seçiminde Kürtler
18.05.2019
Erdoğan’ın büyük kumarı
13.05.2019
Mutfakta pişen bir şey var (*)
7.05.2019
İpler koparken (*)
6.05.2019
Kendi altındaki halıyı çekmek
30.04.2019
31 Mart dersleri (*)
21.4.2019
İlk okumalar - 3 (*)
18.4.2019
İlk okumalar - 2 (*)
15.4.2019
Çuvala sığmayan mızrak
7.4.2019
İlk okumalar-1 (*)
31.3.2019
Son düzlükte (*)
25.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 3 (*)
22.3.2019
Tolstoy ve Gandhi
18.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 2 (*)
14.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 1 (*)
4.3.2019
Çözüm Kürtlerle konuşmakta
24.2.2019
Demokrasiyi zehirlemek*
17.2.2019
Aslolan hayatı savunmaktır (*)
11.2.2019
PYD’nin Esed rejimiyle müzakeresi (*)
1.2.2019
İntikamın ekşi tadı (*)
26.1.2019
Güvenli bölge için üç plan (*)
25.1.2019
Kapsayıcı siyaset ile dışlayıcı siyaset arasında CHP (1)
19.1.2019
Bir ileri, bir geri
13.1.2019
Taşlar yerinden oynarken - 3 (*)
9.1.2019
Taşlar yerinden oynarken (2)
31.12.2018
Taşlar yerinden oynarken - 1 (*)
24.12.2018
31 Mart’a giderken (*)
14.12.2018
Siyasî ayak oyunlarına hukukî kılıf
9.12.2018
Çözümden korkanlar ve çözümü bekleyenler
2.12.2018
“Akil İnsanlar”: Meşruiyete açılan kapı (*)
23.11.2018
AİHM’nin "ağır" Demirtaş kararı*
16.11.2018
Malatya (1) BİLSAM ve kayısı ezmesi
9.11.2018
Son iki yılda HDP ve Demirtaş*
3.11.2018
İttifakta çatlak
29.10.2018
Çözüm süreçlerinde medyanın sorumluluğu*
20.10.2018
Siyasete ayarlı hukuk*
2.10.2018
ABD’nin kafasındaki Suriye (*)
1.10.2018
“Terör uzantısı parti”
21.9.2018
Aman kafanız karışmasın!
21.9.2018
Soçi'nin anlamı
18.9.2018
Tahran’dan sonrası (*)
11.9.2018
İdlib'de adım adım kıyamete
1.9.2018
Karanlık geçmişi sahiplenmek (*)
28.8.2018
On Ders
21.8.2018
HDP’de çarşı karıştı (*)
15.8.2018
İki partili siyasete devam*
8.8.2018
24 Haziran (6): MHP ve İYİ Parti
31.7.2018
24 Haziran (5) HDP’nin oyu kimin oyu? (*)
20.7.2018
24 Haziran (4) HDP ve Demirtaş (*)
17.7.2018
24 Haziran (3): CHP, Kılıçdaroğlu ve İnce
10.7.2018
24 Haziran (2) Erdoğan ve AK Parti (*)
7.7.2018
Suruç (2) İktidarın ölümcül günahları
30.6.2018
24 Haziran (1) Genel manzara (*)
24.6.2018
Suruç (1) Medyanın ölümcül günahları
22.6.2018
Kaybedince sevineceğim bir iddia (*)
19.6.2018
Saadet Partisinin Kürt raporu*
14.6.2018
“Çatışmadan en fazla zararı toplum görüyor” (*)
10.6.2018
HDP ve seçim barajı meselesi
7.6.2018
Marmara’da bir ada (3) “Sokakta leşi sürünmeyen siyasetçi kalmayacak”
6.6.2018
Zihnimin rengi
1.6.2018
HDP ve kamburu
25.5.2018
Ters tepme listesi (*)
24.5.2018
Marmara’da bir ada (1) Efsanenin silik gölgesi
20.5.2018
24 Haziran’a doğru bölgede durum (*)
17.5.2018
Psikolojik üstünlük kaybı
14.5.2018
24 Haziran ve Akşener’in Yazgısı
11.5.2018
Barışın zamanı ve adresi
5.5.2018
İYİ Parti kimin için “İYİ”? *
2.5.2018
Şapkadan çıkan tavşan
24.4.2018
Etik sorgulamanın doğru adresi
20.4.2018
Göz boyama ve gözdağı
16.4.2018
Taşeron işçinin ekmeğine göz koymak
13.4.2018
Batı, Suriye’ye müdahale eder mi?
6.4.2018
ABD için dönüş vakti mi?
3.4.2018
Zeytindağı (2) “Tarihin hakkı tarihe, Cemal’in hakkı Cemal’e”
30.3.2018
ABD’de Şahinlerin Dönemi
24.3.2018
Afrin’in Ötesi
15.3.2018
Mehmet Altan kararı (*)
12.3.2018
“Paranız yoksa onurunuz var”
2.3.2018
Resmî ideolojinin gücü (4)
25.2.2018
HDP’nin Yeni Dönemi
8.2.2018
Resmî ideolojinin gücü (3)
29.1.2018
Resmî ideolojinin gücü (2)
12.1.2018
OHAL, nasıl bir hal (3) Zorunlu kıyafet
6.1.2018
Irak Kürtleri ve 2018*
3.1.2018
OHAL, nasıl bir hal? (1) Hukuksuz yöntem
26.12.2017
ABD’nin denge siyaseti ve PYD (*)
17.12.2017
Kürdistan neresi?
16.12.2017
Trump'ın kuyuya attığı taş
12.12.2017
Sarraf vakasıyla yüzleşmek (*)
2.12.2017
Korku siyaseti kime yarar?
15.11.2017
Kişi kültü ve demokratik normalleşme
13.11.2017
“Halkın itimadına küfranı nimet etmem”
11.11.2017
Kürdistn referandumu (7) Kürtlerin kaybı, Türkiye’nin kazancı mı?
6.11.2017
Kürdistan referandumu (6) açlık-yokluk tehdidi
3.11.2017
Kürdistan referandumu (5) beş bin Ülkücü
20.10.2017
Kürdistan referandumu (4) beka meselesi
16.10.2017
Kürdistan referandumu (3) İkinci İsrail
10.10.2017
Kürdistan referandumu (2) zamanı değil
1.10.2017
“Bildiğin gibi değil”
24.9.2017
Hukuk ötesi SİHA
21.9.2017
Kürt anasını gömmesin
18.9.2017
“Ulus-devletçik”
15.9.2017
Masum olsan ne fayda?
9.9.2017
Suspus Meclis
2.9.2017
Meclisin ruhuna fatiha
26.8.2017
Rasyonel seçmen
26.8.2017
Uzun vâdeli mücadele
22.8.2017
“Dâvâ” bizden uzak olsun!
15.8.2017
İşkenceye sıfır toleranstan, sıra dayağına
10.8.2017
15 Temmuz’un ardından (5)
7.8.2017
15 Temmuz’un ardından (4)
31.7.2017
15 Temmuz’un ardından (3)
27.7.2017
Onlar hem vatandaş, hem rehin/e
26.7.2017
Akıldan uzakta
23.7.2017
15 Temmuz’un ardından (2)
20.7.2017
15 Temmuz’un ardından (1)
19.7.2017
İnsan hakları ve AKP: Dün ve bugün
15.7.2017
“Terörist”
11.7.2017
Kürtler devlete “eyvallah” etmedi; PKK’ye de etmez!
5.7.2017
Adalet yürüyüşünün karşılığı
26.6.2017
Sanki bütün sorun “anlatamamak”mış gibi!
20.6.2017
“Sayılı gündür, gelip geçer”
18.6.2017
Damat tahliyeleri ve vekil tutuklamaları
7.6.2017
Şüphe bulutlarını dağıtmak
5.6.2017
Dava
3.6.2017
Tabela ve bellek
27.5.2017
Halkla inatlaşılmaz
26.5.2017
Tarihî kişilikleri tartışmak
23.5.2017
Ergenekon’un akibeti, 15 Temmuz’un başına olmasın!
21.5.2017
Tarafsızlık süsü verilmiş ayırımcılık
17.5.2017
Hangi cephe, hangi blok?
13.5.2017
2019 arayışları ve Gül’ün adı
9.5.2017
Erdoğan’ın dönüşü
7.5.2017
CHP ve siyasetin kaynayan kazanı
26.4.2017
16 Nisan’a vurulan mühür
22.4.2017
16 Nisan’dan sonra AKP ve HDP ne yapmalı?
19.4.2017
17 Nisan'a uyanmak
16.4.2017
Neden hayır?
15.4.2017
Dost ve post
7.4.2017
Milleti denize dökmek
4.4.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 5
30.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 4
29.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 3
29.3.2017
Anayasa değişiklik teklifinin içeriği-1
27.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 2
14.3.2017
Nerden baksan tutarsızlık!
12.3.2017
Bitpazarına nur yağmaz
9.3.2017
15 Temmuz’un tapusu
21.8.2015
Yapısal hatalar (3): Taahütlere uymama
18.8.2015
Yapısal hatalar (2): Muğlaklık
13.8.2015
Yapısal hatalar (1): Zaman
11.8.2015
Bilek güreşi
7.8.2015
Herkes kendine yakışanı yapar
4.8.2015
Feryatlar gökyüzüne yükselirken…
30.7.2015
'Biz yapmadık, bağımsız birimler yaptı'
28.7.2015
'Size savaş yaptırmayacağız'
24.7.2015
Akıl tutulması
21.7.2015
Çıkış kapısı
15.7.2015
Kabak tadı
9.7.2015
Gerçeğe dönüş
6.7.2015
Faili meçhul değil faili malum
30.6.2015
Türkiye'nin bitmeyen Kürt fobisi
25.6.2015
Merkezin dönüşümü
23.6.2015
Kalkınma ve özgürlük kıskacında Demirel
18.6.2015
Koalisyon kurmanın güçlüğü ve unutkanlık
15.6.2015
Çözüm koalisyonu
11.6.2015
Bir parça huzura hasret kalmak
8.6.2015
Kazanan siyaset ve demokrasi oldu
5.6.2015
Seçim ve felaket senaryoları
2.6.2015
Seçim ve siyasi rüşt
29.5.2015
SEÇİM VE TARAFSIZLIK
23.5.2015
Seçim ve normalleşme
19.5.2015
Seçimler gelir gider, kalıcı olan barıştır!
16.5.2015
Sinn Fein ile bir gün
11.5.2015
Geçmişi geçmiş kılmak
3.5.2015
PKK’nin özrü ne anlama geliyor?
29.4.2015
HDP: Türkiye'nin batısına konuşmak
28.4.2015
HDP’nin merkeze yolculuğu
23.4.2015
HDP’nin dezavantajları
22.4.2015
HDP’nin avantajları
17.4.2015
PKK çekilmeli
14.4.2015
Demokrasiden umut kesmek
11.4.2015
Barış sürecinin hukuku
7.4.2015
Çözüm Süreci ve Yeni Anayasa
06.04.2015
İzleme Heyeti ve PKK’nin meşruluğu
02.04.2015
Eşme ruhu ve Genelkurmay’ın ruhu
28.03.2015
Tavanda sorun, tabanda rahatsızlık
23.03.2015
Barışın newrozu
20.03.2015
Barış cümleleri toplamak
15.03.2015
Çağrı, irade ve sorumluluk
08.03.2015
Eyvah barış geliyor!
04.03.2015
Tarihi çağrı
07.02.2015
HDP'nin seçimi ve olası sonuçları
05.01.2015
Barışı provokasyondan korumak
03.01.2015
Muhafazakâr dayatma
24.12.2014
Seçim barajı ve Anayasa Mahkemesi
19.12.2014
14 Aralık operasyonu
17.12.2014
Başkalarının kiri
24.11.2014
Şiddetin kapısına kilit vuralım
19.11.2014
Doğru kelimeleri bulmak
11.11.2014
Fas’ta IŞİD, laiklik ve Kobani tartışması
07.11.2014
Kobani’de yeni dengeler
27.10.2014
Puslu havayı dağıtmak
22.10.2014
Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar
13.10.2014
Bu ateş hepimizi yakar
10.10.2014
Sağduyu ve itidal zamanı
02.10.2014
Suriye’de yeni politika ihtiyacı
23.09.2014
Kobani, rehineler ve Şer’den çıkan hayır
19.09.2014
Çok-kültürlü eğitim, anadil ve Türkiye (1)
13.09.2014
Yeni hükümet ve Çözüm Süreci
10.09.2014
CHP Kongresi: Akıntıya karşı kürek
07.09.2014
Kutuplaşma, helalleşme ve muhalefet
03.09.2014
AKP’de yeni dönem: Erdoğan, Gül ve Davutoğlu
24.08.2014
Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde neyi başardı?*
21.08.2014
Barış, çözüm ve provokasyon
17.08.2014
‘Tarih’ tartışması
14.08.2014
Kürtlerin ittifakı bir zorunluluk
12.08.2014
İki kazanan, bir kaybeden
09.08.2014
IŞİD vahşeti ve Kürtlerin birliği
29.07.2014
İhsanoğlu’nun Diyarbakır mesaisi
21.07.2014
Kürtler Kürt de olabiliyor!
16.07.2014
Bize yine hasret kaldı
13.07.2014
Türkiye, PKK ve Kürdistan
10.07.2014
Bağımsız Kürdistan
08.07.2014
Barış inşa ediliyor, bazıları neden mutsuz?
05.07.2014
Demirtaş’ın adaylığı
26.06.2014
Barışa katlanmak
20.06.2014
12 Eylül’e müebbet
19.06.2014
Elveda Kemalizm
12.06.2014
Cezalandırmayalım, ödüllendirelim
10.06.2014
Barışı toplum sahiplendi*
08.06.2014
Barış annelere emanet!
06.06.2014
Çözüm Süreci'nde yeni aşama
31.05.2014
Annelerin hasreti çabuk bitsin!
28.05.2014
İki zihniyetin mücadelesi veya 27 Mayıs’tan çıkmak
23.05.2014
Soma (2): Muhalefet ve sosyal medya
21.05.2014
Soma (1): Mevcut durum, iktidar ve sorumluluk
10.05.2014
Bakan Çağlayan’ın saati
05.05.2014
Doğru politika, yanlış aktör
03.05.2014
Anayasa Mahkemesi (3): Kılıç’ın konuşmasındaki yanlışlar
29.04.2014
Anayasa Mahkemesi (2): Kılıç’ın konuşmasındaki doğrular
27.04.2014
Anayasa Mahkemesi (1): Kararlar ve cumhurbaşkanlığı seçimi
21.04.2014
Barışmak sabretmekle mümkün
10.04.2014
2014 seçimlerinin aynasında AKP ve CHP *
07.04.2014
Kürtler barışa oy verdi
04.04.2014
Kaybedenler kulübü
30.03.2014
Kürt siyaseti ve meşruiyet
25.03.2014
‘Kürtlerin vakti geldi’ mi?
23.03.2014
Barıştan korkmamak
19.03.2014
Tahliye furyası ve yeni Ergenekon algısı
16.03.2014
Sağduyu çağrısının muhatabı kim olmalı?
14.03.2014
Hayatı ve ölümü araçsallaştıran bizlere dair…
11.03.2014
HDP’ye saldırı: Kim yapıyor, neden yapıyor?
05.03.2014
Atatürk’e hakaret, Türköne ve yargı
02.03.2014
Güncellenmiş 28 Şubatlar
27.02.2014
MİT Yasası: Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
25.02.2014
Başarısız bir 367 denemesi
20.02.2014
İnternet yasası
18.02.2014
‘İyi ki Öcalan var’
10.02.2014
Barış huzursuzluğu
06.02.2014
BDP ve HÜDA-PAR: Sorumluluk vakti
03.02.2014
Cemaat’in Kürt meselesindeki perspektifi
30.01.2014
Gülen’in BBC röportajı: ‘Bu arkadaş’ ve ‘adadaki insan’
28.01.2014
Nasıl bir HSYK?
24.01.2014
HSYK tartışması
16.01.2014
17 Aralık ve Kürt siyaseti (3)
09.01.2014
İnsafınız kurusun!
06.01.2014
17 Aralık ve Cemaat (2)
03.01.2014
17 Aralık ve AKP (1)
29.12.2013
Roboski: Hakaret
25.12.2013
Yargının Diyarbakır kriterleri
22.12.2013
AKP, Cemaat ve demokrasinin ipi
18.12.2013
Hawara Licê
14.12.2013
Acının keyfini sürmek
11.12.2013
Devletin mahremiyeti ve vatan hainliği
08.12.2013
Diyarbakır’ın seçimi
04.12.2013
Halkın sevgilisi Atatürk
03.12.2013
Zarar gören, kaybeden hiç kimse yok
1.12.2013
Koruculuk (2): Nasıl silah bırakırlar
28.11.2013
Koruculuk (1): Neden korucu oldular
26.11.2013
Dershaneler ve çözüm süreci
23.11.2013
Kürtler ne yana düşer, Kürdistan ne yana düşer?
19.11.2013
Diyarbakır buluşması: Semboller ve söylem
16.11.2013
Ayar kaçmasın!
12.11.2013
'Siyasi' değil 'itikadi'
11.11.2013
Kürtler arasında da barışa ihtiyaç var
06.11.2013
Yeni bir kimlik ihtiyacı
04.11.2013
Kim kimi Türkiyelileştirecek?
29.10.2013
CHP, BDP ve Sarıgül
22.10.2013
Demokratik felaket
15.10.2013
Perakende demokrasi
08.10.2013
Başörtüsüne tam özgürlük
01.10.2013
Brüksel'de 'Gezi' havası
24.09.2013
Cami-cemevi ve asimilasyon
18.09.2013
Tıkanmayı aşmak
10.09.2013
Çantada keklik
04.09.2013
Artık ana güzergah siyasettir
28.08.2013
'Stratejik konum'
21.08.2013
Ergenekon'a kefil olmak
13.08.2013
Olmayacak duaya amin
06.08.2013
Adaletin önündeki baraj
30.07.2013
Kürt anasını görsün artık!
25.06.2013
Demokratik reform ihtiyacı
18.06.2013
ERDOĞAN, MESAJI ANLAMADI MI?
11.06.2013
Gezi ve Kürtler
05.06.2013
Vesayetin kurumsallaşması
28.05.2013
Kimin iradesinden söz ediyorsunuz?
03.05.2013
Veda vakti
27.04.2013
Kürt meselesi nedir
19.04.2013
Türkiye mucizesi
12.04.2013
İrlanda dersleri
08.04.2013
Çokkültürlü vatandaşlık
29.03.2013
‘Türk kimliği’ meselesi
22.03.2013
Newroz û Aşitî pîroz be
15.03.2013
Barışın hâlleri
08.03.2013
Vicdanımız reddediyor
01.03.2013
Tedirgin olan kim
22.02.2013
Ah bu arşivlerin gözü kör olsun!
15.02.2013
‘Türk sorunu’
08.02.2013
‘Solin Ölmesin’
01.02.2013
‘Atatürk devrine dönemeyiz’
25.01.2013
‘Fezleke hukuku’
18.01.2013
Elbette ‘hubbu Ali’den’ değil!
11.01.2013
Helva
04.01.2013
Bu kez final barış olsun
30.12.2012
Acıdan süzülmüş metanet
28.12.2012
Bu dava bitmedi!
1 0
Aylâ Sümer Tsekka 07.04.2014 - 13:21:57
Sevgili Vahap Bey, başlangıçta sizin gibi -Kürt siyasi hareketinde bir kırılmaya neden olabilir endişesi ve bu bir toplum mühendisliğidir düşüncesiyle HDK'ye hayır diyenlerdendim. Bodrum'da yaşadığımız seçim süreci ve sonuçlarından sonra bu düşüncem büyük ölçüde değişti. HDP ile BDP'nin daha önce yapamadığı gerçekleşti: sandığından HDP'ye oy çıkmayan hiç bir bölge/mahalle kalmadı ve oylarımız özellikle mecliste ikiye katlandı. Hayatın bu projeyi başka bir "projeye" dönüştürdüğünü düşünüyorum: Kürtlerin değil Türklerin Türkiyelileşmesi projesine. Aldığımız sonuçlar bize HDP'nin, BDP'nin daha önce dokunamadığı Türklere dokunduğunu gösterdi. Recep Tayyip düşmanlığıyla CHP'ye verilen ve genellikle BDP'li seçmene ait olduğunu düşündüğümüz geçersiz oyları da kabaca HDP'ye verilmiş sayarsak HDP bugün Bodrum'da AKP'ye çok yakın ya da AKP'yi geçmiş olabilirdi ki bu da yaklaşık %7-8lik bir oy oranı demek. Yani HDP Bodrum gibi ulusalcı/MHP'li bir bölgede 3. Parti olabilir demek. Sonuç olarak ve her şeyden daha önemli saydığım, bu "proje" ile Türklerin HDP'nin içinde var olan tüm kimliklere "dokunmasını" sağlamak mümkün. İçten saygıyla...
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,31
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive