Vahap COŞKUN

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Tavanda sorun, tabanda rahatsızlık


28.03.2015 - Bu Yazı 1593 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çözüm Süreci üzerinden başlayan anlaşmazlık, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Davutoğlu Hükümeti arasındaki ilk anlaşmazlık değil. Aralık 2014’ten bugüne kadar geçen süre zarfında Erdoğan ile Davutoğlu, dört önemli konuda farklı noktalarda durdular. Hatırlayalım:

1: Başbakan Davutoğlu, haklarında yolsuzluk iddiası bulunan dört eski bakanın Yüce Divan’da yargılanmasının gerekliliğine inanıyordu. Bakanları huzuruna çağırmış, onlara Yüce Divan’a gidip aklanmalarının hem kendileri, hem de parti için daha doğru olacağını söylemişti. AKP’nin Meclis grubunda çok sayıda milletvekili de Başbakan ile hemfikirdi.

Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan tam aksini düşünüyordu. Ona göre bakanların Yüce Divan’a yollanmaları, Gülen Cemaati’ne karşı yürütülen mücadelenin altını oyacak, bütün iddiaları boşa çıkaracaktı. Bunu kabul edilemez bulan Erdoğan, bakanların Yüce Divan’a gönderilmesinin karşısında durdu. Gerek medyada, gerek parlamentoda etkin bir siyaset izledi. Nihayetinde istediğini elde etti, bakanların Yüce Divan yolunu kapadı.

‘Etik’ ayrışma

2: Hükümet, siyasete şeffaflık getirecek bir yasal düzenleme yapmak istiyordu. Gaye, son dönemlerde partinin sıklıkla maruz kaldığı yolsuzluk ithamlarından kaynaklanan hasarı asgariye indirmekti. Davutoğlu, iddialı bir basın toplantısı düzenledi, tasarılarının ana hatlarını kamuoyuyla paylaştı, en kısa zamanda harekete geçeceklerini belirtti.

Ancak Erdoğan, farklı kanaatteydi. Bu tür bir düzenlemenin siyasilerin elini kolunu bağlayacağını ve onları iş yapamaz hale getireceğini söylüyor, bunun yasalaşması halinde partilerin il teşkilatında çalışacak kişi bulunamayacağını belirtiyordu. Seçimlere gidilerken yapılacak iş değildi bu. Erdoğan’ın mutlak karşı duruşu, hükümete geri adım attırdı, etik düzenleme rafa kalktı.

‘Başkalarının adamı’

3: Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, bir süreden beri izlenen para politikasından taviz vermiyor, Cumhurbaşkanı’nın faizlerin indirilmesine dair ısrarlı taleplerine direniyordu. Başçı’nın kararlı tutumu Erdoğan’ın daha fazla kızmasına yol açıyordu. Öyle ki Erdoğan, Başçı’ya “Sen kime bağlısın?” diye soruyor, onun “başkalarının adamı” olduğunu ima ediyordu. Erdoğan’a göre faizleri düşürmemek, en büyük vatan hainliğiydi.

Devletin tepesindeki bu gerginliğin ekonomik bir maliyeti oldu elbette. Gerçi ABD doları dünya çapında değer kazanıyordu ama Türkiye’deki iç tartışma, doların lira karşısında daha fazla değerlenmesi sonucunu doğurmuştu. Bunun halkta hoşnutsuzluk yaratacağı belliydi. Erdoğan hemen her gün Başçı’ya yüklenmeye devam ediyordu. Ama başta Ali Babacan olmak üzere hükümet, Başçı’nın arkasında durdu. Babacan ve Başçı, Erdoğan’a bir sunum yaptılar. Sonrasında da hükümet işine kaldığı yerden devam etti.

MİT Çatlağı

4: MİT Müsteşarı Hakan Fidan, 7 Haziran seçimlerinde milletvekili adayı olabilmek için istifa etti. Davutoğlu da, Fidan’a siyasette ihtiyacını olduğunu belirtip Fidan’ın bu kararını destekledi. Lakin Erdoğan, bu kararı yanlış buldu. Fidan’ın hata yaptığını söyledi, rahatsızlığını da defaten yüksek sesle dillendirdi.

Fidan, Erdoğan’ın tavrını yumuşatmak ve “olur”unu almak için girişimlerde bulundu. Fakat bir sonuç alamadı. Erdoğan netti; kendisinin açık itirazına rağmen Fidan’ın istifa etmesinin hoş görülebilir bir tarafı yoktu. Fidan’ın kararında ısrar etmesi, problemi daha da büyütecekti. Bunun üzerine Fidan adaylığını geri çekti, MİT’in başına döndü ve sorun Erdoğan’ın talebi doğrultusunda çözüldü.

Kriz hali

Yeri geldiği için bu tartışma konularına ilişkin düşüncelerimi de anımsatmalıyım: İlk üç konuda hükümet haklıydı. Bana göre de, dört bakan Yüce Divan’a gönderilmeli, siyasi etik yasası çıkarılmalı ve Merkez Bankası Başkanı savunulmalıydı.

Fidan’ın durumunda ise, esas olarak, Erdoğan’ın tavrı doğruydu. Zira Çözüm Süreci önemli bir noktaya gelmişti. Gülen Cemaati ile mücadele de bütün hızıyla sürüyordu. Bu iki konuda da Fidan kritik bir role sahipti. Çözüm Süreci’nin bütün aşamalarında bulunmuş, tarafların güvenini kazanmıştı. Otonom yapıya karşı da kararlı bir mücadele vermişti. Fidan’ın görevinin başında durması, her iki alanda da başarıya ulaşma ihtimalini artırıyordu. Dolayısıyla Erdoğan’ın Fidan’dan MİT’teki görevini sürdürmesi talebinde bulunması yerindeydi.

Bütün bu görüş ayrılıklarında Erdoğan’ın taktiği hep aynıydı: Sorunları görüşmeler yoluyla çözmek yerine topluma taşıdı. Hükümetten farklı düşündüğünün altını çizdi, parti üzerindeki gücünü de kullanarak kendi doğrultusunu kabul ettirmeye çalıştı, birçok mevzuda hükümeti bloke etti. Buna karşılık hükümet ise, Erdoğan’ın liderliğine söz ettirmedi, hareketin bugünlere gelmesinde Erdoğan’ın hakkını teslim eti ve doğrudan ona karşı bir itiraz geliştirmedi.

Ancak bunun taşınamaz bir hal olduğu da açıktı. Erdoğan her daim gündelik siyasetin içinde olmak ve her konuda son sözü söylemek istiyordu. Hükümetin hareket alanını daraltan bu tarzı eninde sonunda bir kriz doğuracaktı. Nitekim Çözüm Süreci ile başlayan tartışmalar ve ardından yaşanan gelişmeler bir krize dönüştü. Erdoğan Dolmabahçe Toplantısı’na, 10 maddelik deklarasyona ve İzleme Heyeti’ne karşı olduğunu açıkladı. Bunun üzerine Başbakan Yardımcısı Arınç, Türkiye’de bir hükümetin bulunduğunu hatırlattı, sorumluluğun hükümette olduğunu ve hükümetin de süreç için gerekli gördüğü adımları atmakta kararlı olduğunu söyledi. Hükümet ilk defa net bir şekilde Erdoğan’ın karşısında durdu.

Hükümetin itibarı

Erdoğan’ın böyle davranmasının birçok nedeni olabilir. Yaklaşan seçimlerde milliyetçi hassasiyetlere göz kırpmak, hükümetin uygulamalarından duyduğu rahatsızlığı göstermek, sistemin devlet makamları arasında çatışmaya sebep verme potansiyelini açığa çıkarmak, seçimlerde gösterilecek adayların belirlenmesinde ağırlığını hissettirmek, vb. bunlar arasında sayılabilir. Gerekçesi ne olursa olsun bu yaşananların iki önemli sonuç doğurması muhtemel:

Birincisi, hükümetin yıpranmasıdır. Erdoğan’ın bir muhalefet odağı gibi davranması ve hükümetin halka taahhüt ettiklerini gerçekleştirmesini engellemesi, hükümetin itibarını zedeler. Kendi gündemini oluşturamayan, iş yapamaz bir hükümet algısı oluşur. Zayıf görülen bir hükümet, Erdoğan’ın hükümet üzerindeki vesayetini keskinleştirdiği oranda hükümet reşit bir kimlik edinemez. Böyle bir hükümeti –şimdi olduğu gibi- muhalefet de muhatap almaz.

 

Tabanın rahatsızlığı

İkincisi, AKP tabanının olan bitenden rahatsız olmasıdır. AKP, bir kitle partisi, içinde her zaman farklı görüşler vardı. Ancak görüş farklılıkları, kamunun önüne bu şekilde yansımazdı. Belli mekanizmalarda görüşmeler yapılır, dışarıya partinin bir bütün olduğu ve istikrar içinde meselelerin üzerine gidildiği görüntüsü verilirdi. Oysa şimdi Erdoğan ile hükümet arasında her şeyi geride bırakan bir tartışma söz konusu.

Tarafların açık karşıt pozisyonlarda bulunmasının tabanı etkilemesi kaçınılmaz. Her bir tartışmada AKP tabanı yarılıyor. Bir kısmı Erdoğan’ı, bir kısmı da hükümeti haklı buluyor. Tartışmanın dozu artıkça, tarafların birbirlerine karşı suçlamaları da artıyor. AKP tabanı, tavandaki bu iktidar kavgasının endişe ile izliyor, bunun hem partiye, hem de ülkeye zarar vereceğini düşünüyor.

Zirvedeki bu kriz, hem Erdoğan’a hem hükümete zarar verecek nitelikte. Seçime kısa bir süre kala, tarafların bu gergin pozisyonlarını muhafaza etmeleri düşünülemez. Hem hükümet, hem de Cumhurbaşkanı bir adım geri çekilerek ortamı soğutmaya ve bir denge durumu yaratmaya çalışacaklardır. Aksi düşünülemez. Seçim sonrası ise, meydana çıkacak tabloya bağlı olarak, bu pilavın daha çok su kaldıracağını söylemek mümkün.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.10.2019
Fırat'ın doğusuna operasyon: Belirsizlikler ihtimaller
6.10.2019
CHP’nin tarihi fırsatı (2): Avantajlar
2.10.2019
Berlin ile konuşmalar (2) Yumurtalar, omlet ve ölüm (*)
28.09.2019
CHP’nin tarihî fırsatı (1) zorluklar (*)
25.09.2019
Ölümü kutsayarak bir gelecek kurulamaz (*)
12.09.2019
Anneler, çocuklar ve siyaset (*)
9.09.2019
İmamoğlu’nun uzun yolu (*)
31.08.2019
Giyotinin altındaki kelleler (*)
28.08.2019
Güvenli bölge, süreç ihtimali ve kayyım (*)
25.08.2019
Bir siyasî intikam operasyonu (*)
21.08.2019
Güvenli bölgeden ötesi (*)
9.08.2019
Bambaşka bir AK Parti (*)
5.08.2019
23 Haziran’dan sonra CHP (*)
29.07.2019
Kürt fobisi (*)
20.07.2019
Fabrika ayarları (*)
5.07.2019
Reisi yanıltmak
2.07.2019
Demokrasiye esaslı katkı (*)
29.06.2019
Halkla inatlaşılmaz
26.06.2019
O sandığa dokunmayacaksın!
15.06.2019
Kürdistan’a dönüş (*)
8.06.2019
Bayramlar aynı, tadı kaçan biziz (*)
4.06.2019
Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (2) aktörler (*)
3.06.2019
Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (1) genel eğilimler (*)
1.06.2019
Ayrılık rüzgârı
26.05.2019
250 sayfalık olmayan gerekçe
24.05.2019
Zemin kayıyor
19.05.2019
Kader seçiminde Kürtler
18.05.2019
Erdoğan’ın büyük kumarı
13.05.2019
Mutfakta pişen bir şey var (*)
7.05.2019
İpler koparken (*)
6.05.2019
Kendi altındaki halıyı çekmek
30.04.2019
31 Mart dersleri (*)
21.4.2019
İlk okumalar - 3 (*)
18.4.2019
İlk okumalar - 2 (*)
15.4.2019
Çuvala sığmayan mızrak
7.4.2019
İlk okumalar-1 (*)
31.3.2019
Son düzlükte (*)
25.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 3 (*)
22.3.2019
Tolstoy ve Gandhi
18.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 2 (*)
14.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 1 (*)
4.3.2019
Çözüm Kürtlerle konuşmakta
24.2.2019
Demokrasiyi zehirlemek*
17.2.2019
Aslolan hayatı savunmaktır (*)
11.2.2019
PYD’nin Esed rejimiyle müzakeresi (*)
1.2.2019
İntikamın ekşi tadı (*)
26.1.2019
Güvenli bölge için üç plan (*)
25.1.2019
Kapsayıcı siyaset ile dışlayıcı siyaset arasında CHP (1)
19.1.2019
Bir ileri, bir geri
13.1.2019
Taşlar yerinden oynarken - 3 (*)
9.1.2019
Taşlar yerinden oynarken (2)
31.12.2018
Taşlar yerinden oynarken - 1 (*)
24.12.2018
31 Mart’a giderken (*)
14.12.2018
Siyasî ayak oyunlarına hukukî kılıf
9.12.2018
Çözümden korkanlar ve çözümü bekleyenler
2.12.2018
“Akil İnsanlar”: Meşruiyete açılan kapı (*)
23.11.2018
AİHM’nin "ağır" Demirtaş kararı*
16.11.2018
Malatya (1) BİLSAM ve kayısı ezmesi
9.11.2018
Son iki yılda HDP ve Demirtaş*
3.11.2018
İttifakta çatlak
29.10.2018
Çözüm süreçlerinde medyanın sorumluluğu*
20.10.2018
Siyasete ayarlı hukuk*
2.10.2018
ABD’nin kafasındaki Suriye (*)
1.10.2018
“Terör uzantısı parti”
21.9.2018
Aman kafanız karışmasın!
21.9.2018
Soçi'nin anlamı
18.9.2018
Tahran’dan sonrası (*)
11.9.2018
İdlib'de adım adım kıyamete
1.9.2018
Karanlık geçmişi sahiplenmek (*)
28.8.2018
On Ders
21.8.2018
HDP’de çarşı karıştı (*)
15.8.2018
İki partili siyasete devam*
8.8.2018
24 Haziran (6): MHP ve İYİ Parti
31.7.2018
24 Haziran (5) HDP’nin oyu kimin oyu? (*)
20.7.2018
24 Haziran (4) HDP ve Demirtaş (*)
17.7.2018
24 Haziran (3): CHP, Kılıçdaroğlu ve İnce
10.7.2018
24 Haziran (2) Erdoğan ve AK Parti (*)
7.7.2018
Suruç (2) İktidarın ölümcül günahları
30.6.2018
24 Haziran (1) Genel manzara (*)
24.6.2018
Suruç (1) Medyanın ölümcül günahları
22.6.2018
Kaybedince sevineceğim bir iddia (*)
19.6.2018
Saadet Partisinin Kürt raporu*
14.6.2018
“Çatışmadan en fazla zararı toplum görüyor” (*)
10.6.2018
HDP ve seçim barajı meselesi
7.6.2018
Marmara’da bir ada (3) “Sokakta leşi sürünmeyen siyasetçi kalmayacak”
6.6.2018
Zihnimin rengi
1.6.2018
HDP ve kamburu
25.5.2018
Ters tepme listesi (*)
24.5.2018
Marmara’da bir ada (1) Efsanenin silik gölgesi
20.5.2018
24 Haziran’a doğru bölgede durum (*)
17.5.2018
Psikolojik üstünlük kaybı
14.5.2018
24 Haziran ve Akşener’in Yazgısı
11.5.2018
Barışın zamanı ve adresi
5.5.2018
İYİ Parti kimin için “İYİ”? *
2.5.2018
Şapkadan çıkan tavşan
24.4.2018
Etik sorgulamanın doğru adresi
20.4.2018
Göz boyama ve gözdağı
16.4.2018
Taşeron işçinin ekmeğine göz koymak
13.4.2018
Batı, Suriye’ye müdahale eder mi?
6.4.2018
ABD için dönüş vakti mi?
3.4.2018
Zeytindağı (2) “Tarihin hakkı tarihe, Cemal’in hakkı Cemal’e”
30.3.2018
ABD’de Şahinlerin Dönemi
24.3.2018
Afrin’in Ötesi
15.3.2018
Mehmet Altan kararı (*)
12.3.2018
“Paranız yoksa onurunuz var”
2.3.2018
Resmî ideolojinin gücü (4)
25.2.2018
HDP’nin Yeni Dönemi
8.2.2018
Resmî ideolojinin gücü (3)
29.1.2018
Resmî ideolojinin gücü (2)
12.1.2018
OHAL, nasıl bir hal (3) Zorunlu kıyafet
6.1.2018
Irak Kürtleri ve 2018*
3.1.2018
OHAL, nasıl bir hal? (1) Hukuksuz yöntem
26.12.2017
ABD’nin denge siyaseti ve PYD (*)
17.12.2017
Kürdistan neresi?
16.12.2017
Trump'ın kuyuya attığı taş
12.12.2017
Sarraf vakasıyla yüzleşmek (*)
2.12.2017
Korku siyaseti kime yarar?
15.11.2017
Kişi kültü ve demokratik normalleşme
13.11.2017
“Halkın itimadına küfranı nimet etmem”
11.11.2017
Kürdistn referandumu (7) Kürtlerin kaybı, Türkiye’nin kazancı mı?
6.11.2017
Kürdistan referandumu (6) açlık-yokluk tehdidi
3.11.2017
Kürdistan referandumu (5) beş bin Ülkücü
20.10.2017
Kürdistan referandumu (4) beka meselesi
16.10.2017
Kürdistan referandumu (3) İkinci İsrail
10.10.2017
Kürdistan referandumu (2) zamanı değil
1.10.2017
“Bildiğin gibi değil”
24.9.2017
Hukuk ötesi SİHA
21.9.2017
Kürt anasını gömmesin
18.9.2017
“Ulus-devletçik”
15.9.2017
Masum olsan ne fayda?
9.9.2017
Suspus Meclis
2.9.2017
Meclisin ruhuna fatiha
26.8.2017
Rasyonel seçmen
26.8.2017
Uzun vâdeli mücadele
22.8.2017
“Dâvâ” bizden uzak olsun!
15.8.2017
İşkenceye sıfır toleranstan, sıra dayağına
10.8.2017
15 Temmuz’un ardından (5)
7.8.2017
15 Temmuz’un ardından (4)
31.7.2017
15 Temmuz’un ardından (3)
27.7.2017
Onlar hem vatandaş, hem rehin/e
26.7.2017
Akıldan uzakta
23.7.2017
15 Temmuz’un ardından (2)
20.7.2017
15 Temmuz’un ardından (1)
19.7.2017
İnsan hakları ve AKP: Dün ve bugün
15.7.2017
“Terörist”
11.7.2017
Kürtler devlete “eyvallah” etmedi; PKK’ye de etmez!
5.7.2017
Adalet yürüyüşünün karşılığı
26.6.2017
Sanki bütün sorun “anlatamamak”mış gibi!
20.6.2017
“Sayılı gündür, gelip geçer”
18.6.2017
Damat tahliyeleri ve vekil tutuklamaları
7.6.2017
Şüphe bulutlarını dağıtmak
5.6.2017
Dava
3.6.2017
Tabela ve bellek
27.5.2017
Halkla inatlaşılmaz
26.5.2017
Tarihî kişilikleri tartışmak
23.5.2017
Ergenekon’un akibeti, 15 Temmuz’un başına olmasın!
21.5.2017
Tarafsızlık süsü verilmiş ayırımcılık
17.5.2017
Hangi cephe, hangi blok?
13.5.2017
2019 arayışları ve Gül’ün adı
9.5.2017
Erdoğan’ın dönüşü
7.5.2017
CHP ve siyasetin kaynayan kazanı
26.4.2017
16 Nisan’a vurulan mühür
22.4.2017
16 Nisan’dan sonra AKP ve HDP ne yapmalı?
19.4.2017
17 Nisan'a uyanmak
16.4.2017
Neden hayır?
15.4.2017
Dost ve post
7.4.2017
Milleti denize dökmek
4.4.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 5
30.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 4
29.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 3
29.3.2017
Anayasa değişiklik teklifinin içeriği-1
27.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 2
14.3.2017
Nerden baksan tutarsızlık!
12.3.2017
Bitpazarına nur yağmaz
9.3.2017
15 Temmuz’un tapusu
21.8.2015
Yapısal hatalar (3): Taahütlere uymama
18.8.2015
Yapısal hatalar (2): Muğlaklık
13.8.2015
Yapısal hatalar (1): Zaman
11.8.2015
Bilek güreşi
7.8.2015
Herkes kendine yakışanı yapar
4.8.2015
Feryatlar gökyüzüne yükselirken…
30.7.2015
'Biz yapmadık, bağımsız birimler yaptı'
28.7.2015
'Size savaş yaptırmayacağız'
24.7.2015
Akıl tutulması
21.7.2015
Çıkış kapısı
15.7.2015
Kabak tadı
9.7.2015
Gerçeğe dönüş
6.7.2015
Faili meçhul değil faili malum
30.6.2015
Türkiye'nin bitmeyen Kürt fobisi
25.6.2015
Merkezin dönüşümü
23.6.2015
Kalkınma ve özgürlük kıskacında Demirel
18.6.2015
Koalisyon kurmanın güçlüğü ve unutkanlık
15.6.2015
Çözüm koalisyonu
11.6.2015
Bir parça huzura hasret kalmak
8.6.2015
Kazanan siyaset ve demokrasi oldu
5.6.2015
Seçim ve felaket senaryoları
2.6.2015
Seçim ve siyasi rüşt
29.5.2015
SEÇİM VE TARAFSIZLIK
23.5.2015
Seçim ve normalleşme
19.5.2015
Seçimler gelir gider, kalıcı olan barıştır!
16.5.2015
Sinn Fein ile bir gün
11.5.2015
Geçmişi geçmiş kılmak
3.5.2015
PKK’nin özrü ne anlama geliyor?
29.4.2015
HDP: Türkiye'nin batısına konuşmak
28.4.2015
HDP’nin merkeze yolculuğu
23.4.2015
HDP’nin dezavantajları
22.4.2015
HDP’nin avantajları
17.4.2015
PKK çekilmeli
14.4.2015
Demokrasiden umut kesmek
11.4.2015
Barış sürecinin hukuku
7.4.2015
Çözüm Süreci ve Yeni Anayasa
06.04.2015
İzleme Heyeti ve PKK’nin meşruluğu
02.04.2015
Eşme ruhu ve Genelkurmay’ın ruhu
28.03.2015
Tavanda sorun, tabanda rahatsızlık
23.03.2015
Barışın newrozu
20.03.2015
Barış cümleleri toplamak
15.03.2015
Çağrı, irade ve sorumluluk
08.03.2015
Eyvah barış geliyor!
04.03.2015
Tarihi çağrı
07.02.2015
HDP'nin seçimi ve olası sonuçları
05.01.2015
Barışı provokasyondan korumak
03.01.2015
Muhafazakâr dayatma
24.12.2014
Seçim barajı ve Anayasa Mahkemesi
19.12.2014
14 Aralık operasyonu
17.12.2014
Başkalarının kiri
24.11.2014
Şiddetin kapısına kilit vuralım
19.11.2014
Doğru kelimeleri bulmak
11.11.2014
Fas’ta IŞİD, laiklik ve Kobani tartışması
07.11.2014
Kobani’de yeni dengeler
27.10.2014
Puslu havayı dağıtmak
22.10.2014
Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar
13.10.2014
Bu ateş hepimizi yakar
10.10.2014
Sağduyu ve itidal zamanı
02.10.2014
Suriye’de yeni politika ihtiyacı
23.09.2014
Kobani, rehineler ve Şer’den çıkan hayır
19.09.2014
Çok-kültürlü eğitim, anadil ve Türkiye (1)
13.09.2014
Yeni hükümet ve Çözüm Süreci
10.09.2014
CHP Kongresi: Akıntıya karşı kürek
07.09.2014
Kutuplaşma, helalleşme ve muhalefet
03.09.2014
AKP’de yeni dönem: Erdoğan, Gül ve Davutoğlu
24.08.2014
Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde neyi başardı?*
21.08.2014
Barış, çözüm ve provokasyon
17.08.2014
‘Tarih’ tartışması
14.08.2014
Kürtlerin ittifakı bir zorunluluk
12.08.2014
İki kazanan, bir kaybeden
09.08.2014
IŞİD vahşeti ve Kürtlerin birliği
29.07.2014
İhsanoğlu’nun Diyarbakır mesaisi
21.07.2014
Kürtler Kürt de olabiliyor!
16.07.2014
Bize yine hasret kaldı
13.07.2014
Türkiye, PKK ve Kürdistan
10.07.2014
Bağımsız Kürdistan
08.07.2014
Barış inşa ediliyor, bazıları neden mutsuz?
05.07.2014
Demirtaş’ın adaylığı
26.06.2014
Barışa katlanmak
20.06.2014
12 Eylül’e müebbet
19.06.2014
Elveda Kemalizm
12.06.2014
Cezalandırmayalım, ödüllendirelim
10.06.2014
Barışı toplum sahiplendi*
08.06.2014
Barış annelere emanet!
06.06.2014
Çözüm Süreci'nde yeni aşama
31.05.2014
Annelerin hasreti çabuk bitsin!
28.05.2014
İki zihniyetin mücadelesi veya 27 Mayıs’tan çıkmak
23.05.2014
Soma (2): Muhalefet ve sosyal medya
21.05.2014
Soma (1): Mevcut durum, iktidar ve sorumluluk
10.05.2014
Bakan Çağlayan’ın saati
05.05.2014
Doğru politika, yanlış aktör
03.05.2014
Anayasa Mahkemesi (3): Kılıç’ın konuşmasındaki yanlışlar
29.04.2014
Anayasa Mahkemesi (2): Kılıç’ın konuşmasındaki doğrular
27.04.2014
Anayasa Mahkemesi (1): Kararlar ve cumhurbaşkanlığı seçimi
21.04.2014
Barışmak sabretmekle mümkün
10.04.2014
2014 seçimlerinin aynasında AKP ve CHP *
07.04.2014
Kürtler barışa oy verdi
04.04.2014
Kaybedenler kulübü
30.03.2014
Kürt siyaseti ve meşruiyet
25.03.2014
‘Kürtlerin vakti geldi’ mi?
23.03.2014
Barıştan korkmamak
19.03.2014
Tahliye furyası ve yeni Ergenekon algısı
16.03.2014
Sağduyu çağrısının muhatabı kim olmalı?
14.03.2014
Hayatı ve ölümü araçsallaştıran bizlere dair…
11.03.2014
HDP’ye saldırı: Kim yapıyor, neden yapıyor?
05.03.2014
Atatürk’e hakaret, Türköne ve yargı
02.03.2014
Güncellenmiş 28 Şubatlar
27.02.2014
MİT Yasası: Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
25.02.2014
Başarısız bir 367 denemesi
20.02.2014
İnternet yasası
18.02.2014
‘İyi ki Öcalan var’
10.02.2014
Barış huzursuzluğu
06.02.2014
BDP ve HÜDA-PAR: Sorumluluk vakti
03.02.2014
Cemaat’in Kürt meselesindeki perspektifi
30.01.2014
Gülen’in BBC röportajı: ‘Bu arkadaş’ ve ‘adadaki insan’
28.01.2014
Nasıl bir HSYK?
24.01.2014
HSYK tartışması
16.01.2014
17 Aralık ve Kürt siyaseti (3)
09.01.2014
İnsafınız kurusun!
06.01.2014
17 Aralık ve Cemaat (2)
03.01.2014
17 Aralık ve AKP (1)
29.12.2013
Roboski: Hakaret
25.12.2013
Yargının Diyarbakır kriterleri
22.12.2013
AKP, Cemaat ve demokrasinin ipi
18.12.2013
Hawara Licê
14.12.2013
Acının keyfini sürmek
11.12.2013
Devletin mahremiyeti ve vatan hainliği
08.12.2013
Diyarbakır’ın seçimi
04.12.2013
Halkın sevgilisi Atatürk
03.12.2013
Zarar gören, kaybeden hiç kimse yok
1.12.2013
Koruculuk (2): Nasıl silah bırakırlar
28.11.2013
Koruculuk (1): Neden korucu oldular
26.11.2013
Dershaneler ve çözüm süreci
23.11.2013
Kürtler ne yana düşer, Kürdistan ne yana düşer?
19.11.2013
Diyarbakır buluşması: Semboller ve söylem
16.11.2013
Ayar kaçmasın!
12.11.2013
'Siyasi' değil 'itikadi'
11.11.2013
Kürtler arasında da barışa ihtiyaç var
06.11.2013
Yeni bir kimlik ihtiyacı
04.11.2013
Kim kimi Türkiyelileştirecek?
29.10.2013
CHP, BDP ve Sarıgül
22.10.2013
Demokratik felaket
15.10.2013
Perakende demokrasi
08.10.2013
Başörtüsüne tam özgürlük
01.10.2013
Brüksel'de 'Gezi' havası
24.09.2013
Cami-cemevi ve asimilasyon
18.09.2013
Tıkanmayı aşmak
10.09.2013
Çantada keklik
04.09.2013
Artık ana güzergah siyasettir
28.08.2013
'Stratejik konum'
21.08.2013
Ergenekon'a kefil olmak
13.08.2013
Olmayacak duaya amin
06.08.2013
Adaletin önündeki baraj
30.07.2013
Kürt anasını görsün artık!
25.06.2013
Demokratik reform ihtiyacı
18.06.2013
ERDOĞAN, MESAJI ANLAMADI MI?
11.06.2013
Gezi ve Kürtler
05.06.2013
Vesayetin kurumsallaşması
28.05.2013
Kimin iradesinden söz ediyorsunuz?
03.05.2013
Veda vakti
27.04.2013
Kürt meselesi nedir
19.04.2013
Türkiye mucizesi
12.04.2013
İrlanda dersleri
08.04.2013
Çokkültürlü vatandaşlık
29.03.2013
‘Türk kimliği’ meselesi
22.03.2013
Newroz û Aşitî pîroz be
15.03.2013
Barışın hâlleri
08.03.2013
Vicdanımız reddediyor
01.03.2013
Tedirgin olan kim
22.02.2013
Ah bu arşivlerin gözü kör olsun!
15.02.2013
‘Türk sorunu’
08.02.2013
‘Solin Ölmesin’
01.02.2013
‘Atatürk devrine dönemeyiz’
25.01.2013
‘Fezleke hukuku’
18.01.2013
Elbette ‘hubbu Ali’den’ değil!
11.01.2013
Helva
04.01.2013
Bu kez final barış olsun
30.12.2012
Acıdan süzülmüş metanet
28.12.2012
Bu dava bitmedi!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive