Vahap COŞKUN

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Hukuk ötesi SİHA


24.9.2017 - Bu Yazı 202 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 31 Ağustos 2017 tarihinde Hakkâri’nin Oğul (Tale) Köyü Kanireş mevkiinde SİHA’larla (Silahlı İnsansız Hava Araçlarıyla) bir operasyon yapıldı. Hakkâri Valiliği bir gün sonra yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu operasyonda “4 BTÖ (bölücü terör örgütü) mensubunun etkisiz hale getirildiğini” ve “teröristlerle toplantı halinde bulundukları sonradan anlaşılan 4 işbirlikçinin yaralandığını” bildirdi. Yaralılardan Mehmet Temel, Hakkâri Devlet Hastanesi’nde tedavi altındayken hayatını kaybetti.

 

Valiliğin açıklaması bir garipti. Evvea “toplantı halinde bulundukları sonradan anlaşılan”ne demekti? Kişiler “önce” vurulmuş, “sonradan” mı toplantıda oldukları anlaşılmıştı? Yoksa “toplantı halinde bulunduklarına” Valilik “sonradan” mı karar vermişti? Bunun operasyonu temize çıkarmak için daha doğru olacağını mı düşünmüştü?

 

Hem o “işbirlikçi” sıfatı da neyin nesiydi? Herkesten önce devletin ve devletin memurlarının hukuka ve hukuki dile riayet etme yükümlülüğü yok muydu? Öyleyse yasadışı örgütlerin --örgüt içi ve örgüt dışı cinayetleri meşrulaştırmak adına -- başvurdukları bir kavramı, valilik nasıl olur da vatandaşlar için bu kadar rahat kullanabilirdi? Haklarında herhangi bir hüküm bulunmayan yurttaşları örgüt jargonuyla mahkûm etmesinin altında yatan neydi? Yoksa hukuku yerle bir eden bu acul dilin gayesi, hukuka ters düşen birtakım eylemleri örtmek miydi?

 

6 Ağustos’ta yine Hakkari’de -- Şemdinli’de -- güvenlik güçleri bir köye operasyon yapmıştı. Köydeki gözaltına alma işlemleri esnasında altmışın üzerinde köylünün güvenlik güçlerince darp edildiği iddia edilmişti. Valilik hemen bunu yalanlamış, iddiaların “terör örgütünün propagandasını yapmak maksadını taşıdığını” belirtmişti. Ne var ki sonradan bu iddialar belgelenmiş, Savcılıkça soruşturma başlatılmış, halka kötü muamele ettikleri tespit edilenler görevden alınmıştı (http://serbestiyet.com/yazarlar/vahap-coskun/skenceye-sifir-toleranstan-sira-dayagina-810400). Yani Valiliğin parlak bir sicili yoktu; iddialara gösterdiği reaksiyon akıldaki suallere cevap oluşturmuyor, tersine soru işaretlerinin sayısını çoğaltıyordu.

 

Somut iddia

 

CHP İstanbul milletvekili Sezgin Tanrıkulu, bir milletvekilinin yapması gereken en tabiî işi yapıp bu soruların peşine düştü ve çok mühim bir iddiayı gündeme taşıdı. Tanrıkulu, SİHA ile gerçekleştirilen operasyonda sivil vatandaşların vurulduğunu iddia ediyordu. Genel suçlamalar içeren, zaman ve mekân belirtmeyen, mağdurları ve failleri belirsiz kılan, kısaca sırf adından söz edilsin ve lâf olsun diye kamuoyunun önüne atılan bir iddia değildi bu. Aksine, son derece somut bilgilere yaslanıyordu.

 

Zira Tanrukulu, tek tek şahısların isimlerini, yaşlarını ve mesleklerini belirtiyordu. Ne iş yaptıklarının, nerede çalıştıklarının, nerede ikamet ettiklerinin malumatını veriyordu. Medeni ve hukuki durumlarını (sabıkasız olduklarını) ortaya koyuyordu. “İşbirlikçi” diye damgalanan şahısların olaydan bir hafta önce aynı yerde yaptıkları pikniğin fotoğraflarını gösteriyordu. Tanıklarla ve şahısların aileleriyle yaptıkları görüşmelerden elde ettiği bilgileri kamuoyunun dikkatine sunuyordu.

 

İddianın somutluğu, yanlışlanmasını da doğrulanmasını kolaylaştırıyordu. Hiç öyle bağırmaya, çağırmaya, hakaretler yağdırmaya, ortamı alevlendirmeye gerek yoktu. Yapılması gereken belliydi: Bahse konu olan, bir milletvekilinin belgelerle desteklediği vahim bir iddiaydı. Gerçeğin tüm boyutlarıyla bilinmesini sağlamak için hükümet idari soruşturma, yargı organları adli soruşturma başlatmalıydı.

 

Cevap yerine hamasi nutuk

 

Kamuoyunu yakından ilgilendiren bir mesele olduğu için de adli ve idari tahkikatının neticesine dair topluma bilgi verilmeliydi. Netice iki türlü olabilirdi: İddianın yanlışlığı kanıtlanırdı. O halde Tanrıkulu’nun bir açıklama yapma borcu doğardı; böyle bir yanlışlığa neden düştüğünün siyasi hesabını vermek zorunda kalırdı. Ya da iddia doğrulanırdı.  O vakit de sorumlular idari ve adli müeyyidelere çarptırılırdı.

 

Lakin böyle olmadı. Cumhurbaşkanı, Başbakan, kabinenin nerdeyse tümü ve iktidara yakın medya Tanıkulu’na karşı çok sert sözler sarf etti. “Cevap verdiler” diyemeyeceğim; çünkü ortada bir cevap yoktu.  İktidar her bir iddiayı çürütecek serinkanlı izahatlar yapmadı, bunun yerine somut olaya değinmeyen hamasi nutuklara sığındı. “SİHA’lar terörle mücadelede çok önemli”ydi. “Bugüne kadar 3000 teröristi SİHA’lar imha etmiş”ti. “Tanrıkulu kimin temsilcisi”ydi. “Devlet, teröriste kimlik mi soracak”tı. “Terörle mücadelenin her aşaması hukuk içinde sürmekte”ydi.  “SİHA’ların sivil vurduğunu söylemek teröristlerin ekmeğine yağ sürmek”ti, vs.

    

Ölümcül ve orantısız güç

 

Kısacası, iktidar çok laf etti ama bahsi geçen olayda maddi gerçeğe ulaşmayı sağlayacak bir şey söylemedi. Onların yapması gerekenleri barolar yaptı. Diyarbakır, Van ve Hakkari barolarından oluşan bir heyet operasyonla ilgili bir çalışma yaptı ve rapor yayınladı. Heyet, Hakkari Valiliğiyle, Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığıyla, operasyonda yaşamını yitiren Mehmet Temel’in ailesiyle, operasyonda yaralanan ve akabinde tutuklanan İbrahim Sak ve Musa Tarhan ile görüşmeler gerçekleştirdi.

 

Mehmet Temel’in ailesi, heyet üyelerine, 37 yaşında ve üç çocuk babası olan Temel’in Hakkari’de ikamet ettiğini, tesisat işlerinde çalıştığını ve ildeki birçok resmi kurumun tesisat işlerini yaptığını belirtmiş. Hattâ olaydan bir gün önce Ağız ve Diş Hastahanesi’nin tesisatını döşediğinin altını çizmişler. Temel’in, olayın meydana geldiği Kanireş mevkiine arkadaşlarıyla birlikte piknik yapmak için gittiğini söylemişler.

 

Tutuklu bulunan Sak ve Tarhan, güvenlik makamlarına ve adli birimlere verdikleri ifadelerinin aynısını heyete de tekrar etmişler. Her ikisi de şehirden piknik için yola çıktıklarını, şehir merkezinin çıkışındaki polis noktasında kontrolünden geçtiklerini, ceviz ağaçlarıyla kaplı Kanireş mevkiine vardıklarını belirtiyorlar. Daha sonra oraya bir aracın geldiğini, içinden silahlı kişilerin indiğini ve kendilerine “Burada ne arıyorsunuz?” diye sorduklarını söylüyorlar. Bu esnada büyük bir patlamanın gerçekleştiğini anlatıyorlar.

 

Heyet yaptığı görüşmelerin ve incelemenin ışığında, SİHA saldırısında yaşamını yitiren Temel ile yaralanan üç kişinin “Hakkâri ilinde tanınan, il merkezinde ikamet eden, her biri farklı işlerde çalışan, evli ve çocuk sahibi sivil kişiler olduğu”nu tespit etmiştir. Heyet “Ulusal ve uluslararası mevzuat göz önüne alındığında, müdahalenin sivil yerleşim ve yaşam alanlarına yakınlığı, kullanılan ölümcül gücün demokratik bir toplumda mutlak zorunluluk halleri kapsamında sonuçları itibariyle orantılı olamayacağı kanaatindedir.”

 

Kutsiyet perdesi

 

Heyete göre, hukuk devletinin bir gereği olarak, yaşanan olay askeri, idari ve adli yönleriyle ayrıntılı bir şekilde araştırılmalıdır. Bu bağlamda Heyet, TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nu göreve davet etmiştir.

 

Ancak TBMM’nin konuya el atmasını bırakın; TBMM üyelerinden biri konuyu gündeme getirdi diye hakkında soruşturma başlatıldı. Bu, çok vahim bir durumdur. Çünkü eğer bir askeri operasyonda hukuk dışı işler olduğunu öne süren bir vekile soruşturma açarsanız, bu gözdağı olarak algılanır. Bununla SİHA’ların etrafına bir koruma duvarı örersiniz. Üzerine örtüğünüz kutsiyet perdesi SİHA’ları hukukun ötesine taşır ve artık bu araçlarla yapılan operasyonların hukuki olarak sorgulanması imkansızlaşır.  

 

Kimsenin hukuk devleti ilkelerini SİHA’larla vurmaya hakkı yoktur. 

.

Facebook Yorumları

reklam
20.10.2017
Kürdistan referandumu (4) beka meselesi
16.10.2017
Kürdistan referandumu (3) İkinci İsrail
10.10.2017
Kürdistan referandumu (2) zamanı değil
1.10.2017
“Bildiğin gibi değil”
24.9.2017
Hukuk ötesi SİHA
21.9.2017
Kürt anasını gömmesin
18.9.2017
“Ulus-devletçik”
15.9.2017
Masum olsan ne fayda?
9.9.2017
Suspus Meclis
2.9.2017
Meclisin ruhuna fatiha
26.8.2017
Rasyonel seçmen
26.8.2017
Uzun vâdeli mücadele
22.8.2017
“Dâvâ” bizden uzak olsun!
15.8.2017
İşkenceye sıfır toleranstan, sıra dayağına
10.8.2017
15 Temmuz’un ardından (5)
7.8.2017
15 Temmuz’un ardından (4)
31.7.2017
15 Temmuz’un ardından (3)
27.7.2017
Onlar hem vatandaş, hem rehin/e
26.7.2017
Akıldan uzakta
23.7.2017
15 Temmuz’un ardından (2)
20.7.2017
15 Temmuz’un ardından (1)
19.7.2017
İnsan hakları ve AKP: Dün ve bugün
15.7.2017
“Terörist”
11.7.2017
Kürtler devlete “eyvallah” etmedi; PKK’ye de etmez!
5.7.2017
Adalet yürüyüşünün karşılığı
26.6.2017
Sanki bütün sorun “anlatamamak”mış gibi!
20.6.2017
“Sayılı gündür, gelip geçer”
18.6.2017
Damat tahliyeleri ve vekil tutuklamaları
7.6.2017
Şüphe bulutlarını dağıtmak
5.6.2017
Dava
3.6.2017
Tabela ve bellek
27.5.2017
Halkla inatlaşılmaz
26.5.2017
Tarihî kişilikleri tartışmak
23.5.2017
Ergenekon’un akibeti, 15 Temmuz’un başına olmasın!
21.5.2017
Tarafsızlık süsü verilmiş ayırımcılık
17.5.2017
Hangi cephe, hangi blok?
13.5.2017
2019 arayışları ve Gül’ün adı
9.5.2017
Erdoğan’ın dönüşü
7.5.2017
CHP ve siyasetin kaynayan kazanı
26.4.2017
16 Nisan’a vurulan mühür
22.4.2017
16 Nisan’dan sonra AKP ve HDP ne yapmalı?
19.4.2017
17 Nisan'a uyanmak
16.4.2017
Neden hayır?
15.4.2017
Dost ve post
7.4.2017
Milleti denize dökmek
4.4.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 5
30.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 4
29.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 3
29.3.2017
Anayasa değişiklik teklifinin içeriği-1
27.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 2
14.3.2017
Nerden baksan tutarsızlık!
12.3.2017
Bitpazarına nur yağmaz
9.3.2017
15 Temmuz’un tapusu
21.8.2015
Yapısal hatalar (3): Taahütlere uymama
18.8.2015
Yapısal hatalar (2): Muğlaklık
13.8.2015
Yapısal hatalar (1): Zaman
11.8.2015
Bilek güreşi
7.8.2015
Herkes kendine yakışanı yapar
4.8.2015
Feryatlar gökyüzüne yükselirken…
30.7.2015
'Biz yapmadık, bağımsız birimler yaptı'
28.7.2015
'Size savaş yaptırmayacağız'
24.7.2015
Akıl tutulması
21.7.2015
Çıkış kapısı
15.7.2015
Kabak tadı
9.7.2015
Gerçeğe dönüş
6.7.2015
Faili meçhul değil faili malum
30.6.2015
Türkiye'nin bitmeyen Kürt fobisi
25.6.2015
Merkezin dönüşümü
23.6.2015
Kalkınma ve özgürlük kıskacında Demirel
18.6.2015
Koalisyon kurmanın güçlüğü ve unutkanlık
15.6.2015
Çözüm koalisyonu
11.6.2015
Bir parça huzura hasret kalmak
8.6.2015
Kazanan siyaset ve demokrasi oldu
5.6.2015
Seçim ve felaket senaryoları
2.6.2015
Seçim ve siyasi rüşt
29.5.2015
SEÇİM VE TARAFSIZLIK
23.5.2015
Seçim ve normalleşme
19.5.2015
Seçimler gelir gider, kalıcı olan barıştır!
16.5.2015
Sinn Fein ile bir gün
11.5.2015
Geçmişi geçmiş kılmak
3.5.2015
PKK’nin özrü ne anlama geliyor?
29.4.2015
HDP: Türkiye'nin batısına konuşmak
28.4.2015
HDP’nin merkeze yolculuğu
23.4.2015
HDP’nin dezavantajları
22.4.2015
HDP’nin avantajları
17.4.2015
PKK çekilmeli
14.4.2015
Demokrasiden umut kesmek
11.4.2015
Barış sürecinin hukuku
7.4.2015
Çözüm Süreci ve Yeni Anayasa
06.04.2015
İzleme Heyeti ve PKK’nin meşruluğu
02.04.2015
Eşme ruhu ve Genelkurmay’ın ruhu
28.03.2015
Tavanda sorun, tabanda rahatsızlık
23.03.2015
Barışın newrozu
20.03.2015
Barış cümleleri toplamak
15.03.2015
Çağrı, irade ve sorumluluk
08.03.2015
Eyvah barış geliyor!
04.03.2015
Tarihi çağrı
07.02.2015
HDP'nin seçimi ve olası sonuçları
05.01.2015
Barışı provokasyondan korumak
03.01.2015
Muhafazakâr dayatma
24.12.2014
Seçim barajı ve Anayasa Mahkemesi
19.12.2014
14 Aralık operasyonu
17.12.2014
Başkalarının kiri
24.11.2014
Şiddetin kapısına kilit vuralım
19.11.2014
Doğru kelimeleri bulmak
11.11.2014
Fas’ta IŞİD, laiklik ve Kobani tartışması
07.11.2014
Kobani’de yeni dengeler
27.10.2014
Puslu havayı dağıtmak
22.10.2014
Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar
13.10.2014
Bu ateş hepimizi yakar
10.10.2014
Sağduyu ve itidal zamanı
02.10.2014
Suriye’de yeni politika ihtiyacı
23.09.2014
Kobani, rehineler ve Şer’den çıkan hayır
19.09.2014
Çok-kültürlü eğitim, anadil ve Türkiye (1)
13.09.2014
Yeni hükümet ve Çözüm Süreci
10.09.2014
CHP Kongresi: Akıntıya karşı kürek
07.09.2014
Kutuplaşma, helalleşme ve muhalefet
03.09.2014
AKP’de yeni dönem: Erdoğan, Gül ve Davutoğlu
24.08.2014
Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde neyi başardı?*
21.08.2014
Barış, çözüm ve provokasyon
17.08.2014
‘Tarih’ tartışması
14.08.2014
Kürtlerin ittifakı bir zorunluluk
12.08.2014
İki kazanan, bir kaybeden
09.08.2014
IŞİD vahşeti ve Kürtlerin birliği
29.07.2014
İhsanoğlu’nun Diyarbakır mesaisi
21.07.2014
Kürtler Kürt de olabiliyor!
16.07.2014
Bize yine hasret kaldı
13.07.2014
Türkiye, PKK ve Kürdistan
10.07.2014
Bağımsız Kürdistan
08.07.2014
Barış inşa ediliyor, bazıları neden mutsuz?
05.07.2014
Demirtaş’ın adaylığı
26.06.2014
Barışa katlanmak
20.06.2014
12 Eylül’e müebbet
19.06.2014
Elveda Kemalizm
12.06.2014
Cezalandırmayalım, ödüllendirelim
10.06.2014
Barışı toplum sahiplendi*
08.06.2014
Barış annelere emanet!
06.06.2014
Çözüm Süreci'nde yeni aşama
31.05.2014
Annelerin hasreti çabuk bitsin!
28.05.2014
İki zihniyetin mücadelesi veya 27 Mayıs’tan çıkmak
23.05.2014
Soma (2): Muhalefet ve sosyal medya
21.05.2014
Soma (1): Mevcut durum, iktidar ve sorumluluk
10.05.2014
Bakan Çağlayan’ın saati
05.05.2014
Doğru politika, yanlış aktör
03.05.2014
Anayasa Mahkemesi (3): Kılıç’ın konuşmasındaki yanlışlar
29.04.2014
Anayasa Mahkemesi (2): Kılıç’ın konuşmasındaki doğrular
27.04.2014
Anayasa Mahkemesi (1): Kararlar ve cumhurbaşkanlığı seçimi
21.04.2014
Barışmak sabretmekle mümkün
10.04.2014
2014 seçimlerinin aynasında AKP ve CHP *
07.04.2014
Kürtler barışa oy verdi
04.04.2014
Kaybedenler kulübü
30.03.2014
Kürt siyaseti ve meşruiyet
25.03.2014
‘Kürtlerin vakti geldi’ mi?
23.03.2014
Barıştan korkmamak
19.03.2014
Tahliye furyası ve yeni Ergenekon algısı
16.03.2014
Sağduyu çağrısının muhatabı kim olmalı?
14.03.2014
Hayatı ve ölümü araçsallaştıran bizlere dair…
11.03.2014
HDP’ye saldırı: Kim yapıyor, neden yapıyor?
05.03.2014
Atatürk’e hakaret, Türköne ve yargı
02.03.2014
Güncellenmiş 28 Şubatlar
27.02.2014
MİT Yasası: Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
25.02.2014
Başarısız bir 367 denemesi
20.02.2014
İnternet yasası
18.02.2014
‘İyi ki Öcalan var’
10.02.2014
Barış huzursuzluğu
06.02.2014
BDP ve HÜDA-PAR: Sorumluluk vakti
03.02.2014
Cemaat’in Kürt meselesindeki perspektifi
30.01.2014
Gülen’in BBC röportajı: ‘Bu arkadaş’ ve ‘adadaki insan’
28.01.2014
Nasıl bir HSYK?
24.01.2014
HSYK tartışması
16.01.2014
17 Aralık ve Kürt siyaseti (3)
09.01.2014
İnsafınız kurusun!
06.01.2014
17 Aralık ve Cemaat (2)
03.01.2014
17 Aralık ve AKP (1)
29.12.2013
Roboski: Hakaret
25.12.2013
Yargının Diyarbakır kriterleri
22.12.2013
AKP, Cemaat ve demokrasinin ipi
18.12.2013
Hawara Licê
14.12.2013
Acının keyfini sürmek
11.12.2013
Devletin mahremiyeti ve vatan hainliği
08.12.2013
Diyarbakır’ın seçimi
04.12.2013
Halkın sevgilisi Atatürk
03.12.2013
Zarar gören, kaybeden hiç kimse yok
1.12.2013
Koruculuk (2): Nasıl silah bırakırlar
28.11.2013
Koruculuk (1): Neden korucu oldular
26.11.2013
Dershaneler ve çözüm süreci
23.11.2013
Kürtler ne yana düşer, Kürdistan ne yana düşer?
19.11.2013
Diyarbakır buluşması: Semboller ve söylem
16.11.2013
Ayar kaçmasın!
12.11.2013
'Siyasi' değil 'itikadi'
11.11.2013
Kürtler arasında da barışa ihtiyaç var
06.11.2013
Yeni bir kimlik ihtiyacı
04.11.2013
Kim kimi Türkiyelileştirecek?
29.10.2013
CHP, BDP ve Sarıgül
22.10.2013
Demokratik felaket
15.10.2013
Perakende demokrasi
08.10.2013
Başörtüsüne tam özgürlük
01.10.2013
Brüksel'de 'Gezi' havası
24.09.2013
Cami-cemevi ve asimilasyon
18.09.2013
Tıkanmayı aşmak
10.09.2013
Çantada keklik
04.09.2013
Artık ana güzergah siyasettir
28.08.2013
'Stratejik konum'
21.08.2013
Ergenekon'a kefil olmak
13.08.2013
Olmayacak duaya amin
06.08.2013
Adaletin önündeki baraj
30.07.2013
Kürt anasını görsün artık!
25.06.2013
Demokratik reform ihtiyacı
18.06.2013
ERDOĞAN, MESAJI ANLAMADI MI?
11.06.2013
Gezi ve Kürtler
05.06.2013
Vesayetin kurumsallaşması
28.05.2013
Kimin iradesinden söz ediyorsunuz?
03.05.2013
Veda vakti
27.04.2013
Kürt meselesi nedir
19.04.2013
Türkiye mucizesi
12.04.2013
İrlanda dersleri
08.04.2013
Çokkültürlü vatandaşlık
29.03.2013
‘Türk kimliği’ meselesi
22.03.2013
Newroz û Aşitî pîroz be
15.03.2013
Barışın hâlleri
08.03.2013
Vicdanımız reddediyor
01.03.2013
Tedirgin olan kim
22.02.2013
Ah bu arşivlerin gözü kör olsun!
15.02.2013
‘Türk sorunu’
08.02.2013
‘Solin Ölmesin’
01.02.2013
‘Atatürk devrine dönemeyiz’
25.01.2013
‘Fezleke hukuku’
18.01.2013
Elbette ‘hubbu Ali’den’ değil!
11.01.2013
Helva
04.01.2013
Bu kez final barış olsun
30.12.2012
Acıdan süzülmüş metanet
28.12.2012
Bu dava bitmedi!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı