Vahap COŞKUN

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Mehmet Altan kararı (*)


15.3.2018 - Bu Yazı 1221 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Mehmet Hasan Altan, 10 Eylül 2016’da gözaltına alınır. 21 Eylül 2016’da Savcılık huzuruna çıkarılır. Savcılığın tutuklama istemi üzerine İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilir. 22 Eylül 2016’da hâkimlik, Altan’ın “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırma veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma” suçlarından tutuklanmasına karar verir.

Altan, 28 Eylül 2016’da tutuklanma kararına itiraz eder. İtirazı reddedilince 8 Kasım 2016’da Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunur. Bu arada İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, Altan ve onaltı kişi hakkında bir iddianame hazırlar. İddianame İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 03.05.2017’de kabul edilir ve böylece kovuşturma safhası başlar.

Altan, AYM’ye yaptığı başvuruda toplam yedi maddede hak ihlali yapıldığı iddiasında bulunur:

(1) Kötü muamele yasağının ihlali;

(2) Gözaltının hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali;

(3) Sulh ceza hâkimlerinin bağımsız ve tarafsız hakim ilkelerine aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlali;

(4) Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali;

(5) Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali;

(6) Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali;

(7) Tutuklanma dolayısıyla ifade ve basın özgürlüklerinin ihlali.

AYM, 1 ve 2. maddelerdeki iddiaları “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”; 3, 4 ve 5. maddelerdeki iddiaları ise “açıkça dayanaktan yoksun olması” gerekçesiyle oybirliğiyle “kabul edilemez” bulur. 6 ve 7. maddelerdeki iddiaların ise, yine oybirliğiyle “kabul edilebilir olduğuna” karar verir. Esasa dair yapılan incelemede de oy çokluğuyla Anayasanın 19. maddesindeki kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile 26. ve 28. maddelerindeki ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine hükmeder.

Deliller ve “kuvvetli suç şüphesi”

Altan’ın dosyasında, gerek tutuklama kararına ve gerek iddianamedeki suçlamalara dayanak teşkil eden başlıca beş tane delil vardır:

(a) Can Erzincan televizyonunda 14.07.2016’te yayınlanan programda yaptığı konuşma;

(b) Star gazetesinde 17.12.2010’da yayınlanan “Balyoz’un Anlamı” başlıklı yazı;

(c) Kendi internet sitesinde 20.07.2016 yayınlanan “Türbülans” başlıklı yazı;

(d) Altan’ın konutunda yapılan aramada ele geçirilen (!) altı adet 1 ABD doları (bunlardan beşi çalışma masasındaki çekmecede diğer dövizlerle bir arada bulunurken, F serisi olduğu tespit edilen birinin ayrı bir yerde bulunması);

(e) FETÖ/PYD kapsamında görülmekte olan diğer davalardaki sanıkların Bylock yazışmalarında Altan’ın isminin geçmesi.

AYM, Altan’ın tutuklanmasının gayri-hukuki olduğuna dair başvurusunu incelerken, önce AİHM’nin tutuklanmaya dair içtihatlarını hatırlatır. AİHM’e göre, ilk tutuklama kararının verilmesi için suçun işlendiğine dair “makul bir şüphenin” bulunması yeterlidir. Makul şüphenin var olup olmadığı, elde edilen delillere ve her somut olayın kendine özgü koşullarına bakılarak belirlenir.

“Eğer toplanan deliller objektif bir gözlemciye sunulduğunda şüpheli ya da sanığın atılı suçu işlemiş olabileceği yönünde bir kanaat oluşturmaya yeterli ise somut olayda makul şüphe vardır. Diğer bir ifade ile inandırıcı neden ya da makul şüphe, suçlanan kişinin üzerine atılı suçu işlemiş olabileceğine dair objektif bir gözlemciyi ikna etmeye yeterli olay, olgu veya bilginin varlığını gerektirir.” (Paragraf 69)    

Buna göre, bir kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için, kişinin suçluluğu hakkında güçlü belirtiler bulunmalıdır. Suçlama, kuvvetli delillerle desteklenmelidir. Bilhassa demokratik toplum için vazgeçilmez önemde olan ifade özgürlüğü, sendika özgürlüğü ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda, yargı mercilerinin kuvvetli suç şüphesini belirlerken daha fazla özen göstermeleri gerekir. “Bu özen yükümlülüğüne riayet edilip edilmediği Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir.” (Paragraf 118)

Subliminal mesaj

AYM, her somut olayda kuvvetli suç şüphesinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığının ve tutuklamanın ölçülülüğünün, öncelikle tutuklama tedbirini uygulayan yargı mercileri tarafından takdir edileceğinin altını çizer. Ancak yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadıklarını da kendisinin denetleyeceğini belirtir. “AYM’nin bu husustaki denetimi somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılır.” (Paragraf 126)

AYM, bu çerçevede Altan’ın tutuklanmasını değerlendirirken şu tespitlerde bulunur:

(a) Yargı mercileri, Altan’ın darbe teşebbüsünden bir gün önce gerçekleştirdiği programda sarf ettiği sözleri bir darbe çağrısı ve darbenin toplumsal kabulünü sağlamak için verilen subliminal mesajlar biçiminde yorumlamıştır.

AYM ise bu iddiayı üç sebepten ikna edici bulmaz. Bir, bütün olarak değerlendirildiğinde Altan’ın sözleri -- tereddütsüz bir şekilde -- bir darbe çağrısı olarak nitelendirilemez. İki, bu sözlerin kamuoyunu bir sonraki gün gerçekleşecek darbeye bilerek hazırlamak için söylendiği kabul edilemez. Ve üç, Altan konuşmasında hükümetin siyasi mekanizmalar içinde değişebileceğine dair görüşleri de dillendirmiştir. Meselâ hükümetin iki yıl sonra yapılacak seçimlerde veya seçim öncesinde iktidar partisinden bir kısım milletvekilinin bir başka siyasetçiyle birlikte yeni bir parti kurası sonucu değişebileceğine dair öngörülerde bulunmuştur.

(b) Altan’ın 2010 yılında Balyoz davasının başladığı gün yayınlanan “Balyoz’un Anlamı” başlıklı köşe yazısı, yargı mercilerine göre “FETÖ’nün hedeflerine hizmet etmek gayesiyle” kaleme alınmıştır.

AYM, bu iddiayı da kabul etmez. Yazının 2010 yılında yazıldığına ve bu tarihte FETÖ’ye ilişkin herhangi bir soruşturmanın bulunmadığına dikkat çeker. Memleketin en önemli gündem maddesi hakkındaki bir yazının FETÖ’nün amaçları için yazıldığını düşündürtecek bir kanıtın olmadığını belirtir. Aynı dönemde medyada bu konuya dair çok sayıda lehte ve aleyhte yazının çıktığını hatırlatır. Ayrıca, Altan hakkında bu yazıdan ötürü herhangi bir soruşturmanın açılmadığını da vurgular. (Paragraf 135)

“Hukuksuz bir tasfiye”

(c) Soruşturma ve kovuşturma makamlarına göre, Altan kendi internet sitesinde yayınlanan “Türbülans” başlıklı köşe yazısında, FETÖ/PYD mensuplarının kamu görevinden ilişiğinin kesilmesini ve örgüte ait kurum ve kuruluşların kapatılmasını “hukuksuz bir tasfiye” olarak nitelendirmiştir. Böylece Altan, bağlı bulunduğu FETÖ/PYD’nin amacına hizmet etmiştir.     

AYM bu argümandan da tatmin olmaz. AYM’ye göre Altan, 15 Temmuz (2015) darbe girişimin salt FETÖ/PYD mensuplarınca gerçekleştirildiğine yönelik şüphelerini dile getirmiş ve darbe girişiminin ardından alınan bazı tedbirleri eleştirmiştir. Benzer görüşleri o dönem dillendiren çok sayıda kişi vardır. Bireyler, herhangi bir olay hakkında kamu makamlarından farklı değerlendirmelerde bulunabilirler. Ya da kamuoyunda baskın olandan farklı görüşleri savunabilirler.

Bu tür görüşlerin “görüşü ifade edenin amacından hareketle bir suça konu edilebilmesi için, bu amacın -- ifadelerin içeriğinin dışında -- somut olgularla ortaya konulması gerekir. Buna karşılık soruşturma makamlarınca, başvurucunun suça konu edilen yazıyı yazarken FETÖ/PYD’nin amacı doğrultusunda hareket ettiğine ilişkin kanaat oluşmasını sağlayacak nitelikte olguların varlığı gösterilememiştir.” (Paragraf 145)     

Somut olgu

(d) Soruşturma makamları, bir tanığın anlatımlarına, Altan’ın konutunda bulunan 1 ABD dolarına ve Bank Asya’da hesabının bulunmasına, Altan’ın bazı kişilerle yaptığı  -- zamanı ve içeriği belirtilmeyen -- telefon konuşmalarına dayanarak, onun FETÖ/PYD’nin hedefleri için hareket ettiğini ve bu örgütle bağlantılı olduğunu iler sürmüşlerdir.

Buna karşılık AYM, Altan’ın aleyhinde ifade veren tanığın anlatımlarının soyut olduğunu ve herhangi bir somut eyleme dair bilgi sunmadığını ifade eder. Altan’ın banknot, hesap ve telefon görüşmelerine ilişkin sorulara verdiği cevapların hayatın doğal akışına uygun olduğunu belirtir. Soruşturma makamlarının ise Altan’ın savunmasını çürütecek somut bir olgu gösteremediklerini söyler. (Paragraf 146)

(e) Cumhuriyet Savcısı, bazı Bylock yazışmalarında Altan’ın isminin geçmesini suç işlendiğine dair bir delil olarak sunmuştur. AYM, buna da katılmaz. Önce, söz konusu yazışmaların Altan’ın bilgisi haricinde yapıldığını söyler. Yazışmalarda Altan ile ilgili bazı ifadelere yer verilmişse de, bu ifadelerin içeriği dikkate alındığında bunların tek başına suçun işlendiğine dair kuvvetli bir şüphe olarak değerlendirilemeyeceğini vurgular.

Neticede AYM, tutuklama için gösterilen gerekçelerin hiçbirinden ikna olmaz. Dosyadaki delillerden “suç işlendiğine dair kuvvetli bir belirtinin” çıkmadığı sonucuna varır. Suç işlediğine dair kuvvetli belirtiler ortaya konmadan Altan hakkında tutuklama tedbiri uygulanmasının, Anayasanın 19. maddesinde ifadesini bulan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğine hükmeder.

“Zorlayıcı toplumsal ihtiyaç”

AYM, Altan’ın tutuklanmasını ifade ve basın özgürlüğü açısından da inceler. Mahkemeye göre, Altan’ın -- eldeki deliller gözetildiğinde hukukilik şartını sağlamayan -- tutuklama gibi ağır bir tedbire maruz bırakılması, ifade ve basın özgürlüğünü de ihlâl eder. Bu tutuklama, demokratik toplumda “gerekli” ve “ölçülü” bir müdahale olarak kabul edilemez.

Mahkemeye göre, suç konusunu oluşturan yazıların yayımlandığı ve konuşmaların yapıldığı dönemde, Altan’ınkine benzer çok sayıda görüş kamuoyunda dile getirilmiş ve tartışılmıştır. Durum böyle iken, Altan’a dönük tutuklamanın hangi “zorlayıcı toplumsal ihtiyaçtan” kaynaklandığı ve demokratik bir toplum düzeninde bu tutuklamaya neden gerekli görüldüğü, tutuklama kararının gerekçelerinden anlaşılamamıştır. (Paragraf 234)

Ayrıca AYM, demokratik bir toplumda ifade ve basın özgürlüklerine bir müdahale yapılırken, bu müdahalenin hem başvurucular ve hem de genel olarak basın üzerinde doğurması muhtemel “caydırıcı etkisinin” de hesaba katılması gerektiğini hatırlatır. “Başvuru konusu olayda tutuklama gerekçelerinde, yayımlanan yazılar ve Can Erzincan TV’de yapılan konuşmalar dışında herhangi kayda değer somut bir olgu ortaya konulmadan başvurucunun tutuklanmış olmasının ifade ve basın özgürlüklerine yönelik caydırıcı bir etki doğurabileceği de açıktır.”  (Paragraf 235)

İncir çekirdeği

Ezcümle AYM, Altan’ın tutuklanmasının demokratik bir toplu düzeni için “gerekli ve ölçülü” olmadığını, “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan” kaynaklanmadığını ve basın üzerinde “caydırıcı etkide” bulunma ihtimalinin yüksek olduğunu açıklar. Hukukilik şartlarını yerine getirmeyen bu tutuklamanın hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verir. Olağanüstü Hal’de olmanın bu müdahaleleri meşru kılmadığının da altını çizer.

                                                                  *          *          *

Ne var ki AYM dosyadaki delilleri tutuklama için bile yeterli görmezken, dâvâya bakan mahkeme aynı delillere dayanarak Altan hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapse hükmetti. Bir başka ifadeyle, incir çekirdeğini doldurmayacak gerekçelerle Altan, mevzuattaki en ağır cezaya çarptırıldı. Gayri-hukuki bu kararın en kısa zamanda iç ve dış hukuk duvarlarına çarpıp geri döneceğini düşünüyorum. Yarına, dâvâya bakan mahkemenin hukukilik niteliği taşımayan kararı değil, AYM’nin evrensel hukuki değerleri yansıtan kararı kalacaktır.   

(*) Başvuru numarası: 2016/23672. Karar tarihi: 11.01.2018. Resmi Gazete tarih ve sayı: 19.01.2018-30306.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
16.02.2020
Kadınların gözünden Türkiye
14.02.2020
Kürt meselesi ve yeni oyun alanı
10.02.2020
İdlib düğümü
6.02.2020
Türkiye Kurulurken Kürtler (1): Kürtleri bize bağlayan ana kuvvet dindir
3.02.2020
Siyaset yapma! (*)
24.01.2020
‘Oyun’ üstüne oyun
16.01.2020
Diyarbekir’de Kürt ulusçuluğu (*)
13.01.2020
İktidara can simidi (*)
3.01.2020
Yeni bir felaket davetiyesi
28.12.2019
İki Ziya (3) Dinmeyen yara: Kürtler (*)
26.12.2019
Geçmiş ve “Gelecek” (*)
17.12.2019
Davutoğlu’nun “hodri meydan”ı (*)
15.12.2019
Kürtler ve yeni partiler (*)
13.12.2019
İki Ziya (1) “Başı kurşunsuz Ziya” ve “başı kurşunlu Ziya” (*)
8.12.2019
Bir iç güvenlik tehdidi (*)
2.12.2019
Sine-i millet
25.11.2019
Elde var “zaman” (*)
16.11.2019
Kemalizm yeniden şahlanırken (*)
10.11.2019
Soçi’den sonra SDG (*)
2.11.2019
Soçi’den sonra Türkiye (*)
26.10.2019
Ateşe benzin döken akıl (*)
18.10.2019
Tehlikeli yalnızlık
11.10.2019
Fırat'ın doğusuna operasyon: Belirsizlikler ihtimaller
6.10.2019
CHP’nin tarihi fırsatı (2): Avantajlar
2.10.2019
Berlin ile konuşmalar (2) Yumurtalar, omlet ve ölüm (*)
28.09.2019
CHP’nin tarihî fırsatı (1) zorluklar (*)
25.09.2019
Ölümü kutsayarak bir gelecek kurulamaz (*)
12.09.2019
Anneler, çocuklar ve siyaset (*)
9.09.2019
İmamoğlu’nun uzun yolu (*)
31.08.2019
Giyotinin altındaki kelleler (*)
28.08.2019
Güvenli bölge, süreç ihtimali ve kayyım (*)
25.08.2019
Bir siyasî intikam operasyonu (*)
21.08.2019
Güvenli bölgeden ötesi (*)
9.08.2019
Bambaşka bir AK Parti (*)
5.08.2019
23 Haziran’dan sonra CHP (*)
29.07.2019
Kürt fobisi (*)
20.07.2019
Fabrika ayarları (*)
5.07.2019
Reisi yanıltmak
2.07.2019
Demokrasiye esaslı katkı (*)
29.06.2019
Halkla inatlaşılmaz
26.06.2019
O sandığa dokunmayacaksın!
15.06.2019
Kürdistan’a dönüş (*)
8.06.2019
Bayramlar aynı, tadı kaçan biziz (*)
4.06.2019
Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (2) aktörler (*)
3.06.2019
Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (1) genel eğilimler (*)
1.06.2019
Ayrılık rüzgârı
26.05.2019
250 sayfalık olmayan gerekçe
24.05.2019
Zemin kayıyor
19.05.2019
Kader seçiminde Kürtler
18.05.2019
Erdoğan’ın büyük kumarı
13.05.2019
Mutfakta pişen bir şey var (*)
7.05.2019
İpler koparken (*)
6.05.2019
Kendi altındaki halıyı çekmek
30.04.2019
31 Mart dersleri (*)
21.4.2019
İlk okumalar - 3 (*)
18.4.2019
İlk okumalar - 2 (*)
15.4.2019
Çuvala sığmayan mızrak
7.4.2019
İlk okumalar-1 (*)
31.3.2019
Son düzlükte (*)
25.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 3 (*)
22.3.2019
Tolstoy ve Gandhi
18.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 2 (*)
14.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 1 (*)
4.3.2019
Çözüm Kürtlerle konuşmakta
24.2.2019
Demokrasiyi zehirlemek*
17.2.2019
Aslolan hayatı savunmaktır (*)
11.2.2019
PYD’nin Esed rejimiyle müzakeresi (*)
1.2.2019
İntikamın ekşi tadı (*)
26.1.2019
Güvenli bölge için üç plan (*)
25.1.2019
Kapsayıcı siyaset ile dışlayıcı siyaset arasında CHP (1)
19.1.2019
Bir ileri, bir geri
13.1.2019
Taşlar yerinden oynarken - 3 (*)
9.1.2019
Taşlar yerinden oynarken (2)
31.12.2018
Taşlar yerinden oynarken - 1 (*)
24.12.2018
31 Mart’a giderken (*)
14.12.2018
Siyasî ayak oyunlarına hukukî kılıf
9.12.2018
Çözümden korkanlar ve çözümü bekleyenler
2.12.2018
“Akil İnsanlar”: Meşruiyete açılan kapı (*)
23.11.2018
AİHM’nin "ağır" Demirtaş kararı*
16.11.2018
Malatya (1) BİLSAM ve kayısı ezmesi
9.11.2018
Son iki yılda HDP ve Demirtaş*
3.11.2018
İttifakta çatlak
29.10.2018
Çözüm süreçlerinde medyanın sorumluluğu*
20.10.2018
Siyasete ayarlı hukuk*
2.10.2018
ABD’nin kafasındaki Suriye (*)
1.10.2018
“Terör uzantısı parti”
21.9.2018
Aman kafanız karışmasın!
21.9.2018
Soçi'nin anlamı
18.9.2018
Tahran’dan sonrası (*)
11.9.2018
İdlib'de adım adım kıyamete
1.9.2018
Karanlık geçmişi sahiplenmek (*)
28.8.2018
On Ders
21.8.2018
HDP’de çarşı karıştı (*)
15.8.2018
İki partili siyasete devam*
8.8.2018
24 Haziran (6): MHP ve İYİ Parti
31.7.2018
24 Haziran (5) HDP’nin oyu kimin oyu? (*)
20.7.2018
24 Haziran (4) HDP ve Demirtaş (*)
17.7.2018
24 Haziran (3): CHP, Kılıçdaroğlu ve İnce
10.7.2018
24 Haziran (2) Erdoğan ve AK Parti (*)
7.7.2018
Suruç (2) İktidarın ölümcül günahları
30.6.2018
24 Haziran (1) Genel manzara (*)
24.6.2018
Suruç (1) Medyanın ölümcül günahları
22.6.2018
Kaybedince sevineceğim bir iddia (*)
19.6.2018
Saadet Partisinin Kürt raporu*
14.6.2018
“Çatışmadan en fazla zararı toplum görüyor” (*)
10.6.2018
HDP ve seçim barajı meselesi
7.6.2018
Marmara’da bir ada (3) “Sokakta leşi sürünmeyen siyasetçi kalmayacak”
6.6.2018
Zihnimin rengi
1.6.2018
HDP ve kamburu
25.5.2018
Ters tepme listesi (*)
24.5.2018
Marmara’da bir ada (1) Efsanenin silik gölgesi
20.5.2018
24 Haziran’a doğru bölgede durum (*)
17.5.2018
Psikolojik üstünlük kaybı
14.5.2018
24 Haziran ve Akşener’in Yazgısı
11.5.2018
Barışın zamanı ve adresi
5.5.2018
İYİ Parti kimin için “İYİ”? *
2.5.2018
Şapkadan çıkan tavşan
24.4.2018
Etik sorgulamanın doğru adresi
20.4.2018
Göz boyama ve gözdağı
16.4.2018
Taşeron işçinin ekmeğine göz koymak
13.4.2018
Batı, Suriye’ye müdahale eder mi?
6.4.2018
ABD için dönüş vakti mi?
3.4.2018
Zeytindağı (2) “Tarihin hakkı tarihe, Cemal’in hakkı Cemal’e”
30.3.2018
ABD’de Şahinlerin Dönemi
24.3.2018
Afrin’in Ötesi
15.3.2018
Mehmet Altan kararı (*)
12.3.2018
“Paranız yoksa onurunuz var”
2.3.2018
Resmî ideolojinin gücü (4)
25.2.2018
HDP’nin Yeni Dönemi
8.2.2018
Resmî ideolojinin gücü (3)
29.1.2018
Resmî ideolojinin gücü (2)
12.1.2018
OHAL, nasıl bir hal (3) Zorunlu kıyafet
6.1.2018
Irak Kürtleri ve 2018*
3.1.2018
OHAL, nasıl bir hal? (1) Hukuksuz yöntem
26.12.2017
ABD’nin denge siyaseti ve PYD (*)
17.12.2017
Kürdistan neresi?
16.12.2017
Trump'ın kuyuya attığı taş
12.12.2017
Sarraf vakasıyla yüzleşmek (*)
2.12.2017
Korku siyaseti kime yarar?
15.11.2017
Kişi kültü ve demokratik normalleşme
13.11.2017
“Halkın itimadına küfranı nimet etmem”
11.11.2017
Kürdistn referandumu (7) Kürtlerin kaybı, Türkiye’nin kazancı mı?
6.11.2017
Kürdistan referandumu (6) açlık-yokluk tehdidi
3.11.2017
Kürdistan referandumu (5) beş bin Ülkücü
20.10.2017
Kürdistan referandumu (4) beka meselesi
16.10.2017
Kürdistan referandumu (3) İkinci İsrail
10.10.2017
Kürdistan referandumu (2) zamanı değil
1.10.2017
“Bildiğin gibi değil”
24.9.2017
Hukuk ötesi SİHA
21.9.2017
Kürt anasını gömmesin
18.9.2017
“Ulus-devletçik”
15.9.2017
Masum olsan ne fayda?
9.9.2017
Suspus Meclis
2.9.2017
Meclisin ruhuna fatiha
26.8.2017
Rasyonel seçmen
26.8.2017
Uzun vâdeli mücadele
22.8.2017
“Dâvâ” bizden uzak olsun!
15.8.2017
İşkenceye sıfır toleranstan, sıra dayağına
10.8.2017
15 Temmuz’un ardından (5)
7.8.2017
15 Temmuz’un ardından (4)
31.7.2017
15 Temmuz’un ardından (3)
27.7.2017
Onlar hem vatandaş, hem rehin/e
26.7.2017
Akıldan uzakta
23.7.2017
15 Temmuz’un ardından (2)
20.7.2017
15 Temmuz’un ardından (1)
19.7.2017
İnsan hakları ve AKP: Dün ve bugün
15.7.2017
“Terörist”
11.7.2017
Kürtler devlete “eyvallah” etmedi; PKK’ye de etmez!
5.7.2017
Adalet yürüyüşünün karşılığı
26.6.2017
Sanki bütün sorun “anlatamamak”mış gibi!
20.6.2017
“Sayılı gündür, gelip geçer”
18.6.2017
Damat tahliyeleri ve vekil tutuklamaları
7.6.2017
Şüphe bulutlarını dağıtmak
5.6.2017
Dava
3.6.2017
Tabela ve bellek
27.5.2017
Halkla inatlaşılmaz
26.5.2017
Tarihî kişilikleri tartışmak
23.5.2017
Ergenekon’un akibeti, 15 Temmuz’un başına olmasın!
21.5.2017
Tarafsızlık süsü verilmiş ayırımcılık
17.5.2017
Hangi cephe, hangi blok?
13.5.2017
2019 arayışları ve Gül’ün adı
9.5.2017
Erdoğan’ın dönüşü
7.5.2017
CHP ve siyasetin kaynayan kazanı
26.4.2017
16 Nisan’a vurulan mühür
22.4.2017
16 Nisan’dan sonra AKP ve HDP ne yapmalı?
19.4.2017
17 Nisan'a uyanmak
16.4.2017
Neden hayır?
15.4.2017
Dost ve post
7.4.2017
Milleti denize dökmek
4.4.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 5
30.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 4
29.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 3
29.3.2017
Anayasa değişiklik teklifinin içeriği-1
27.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 2
14.3.2017
Nerden baksan tutarsızlık!
12.3.2017
Bitpazarına nur yağmaz
9.3.2017
15 Temmuz’un tapusu
21.8.2015
Yapısal hatalar (3): Taahütlere uymama
18.8.2015
Yapısal hatalar (2): Muğlaklık
13.8.2015
Yapısal hatalar (1): Zaman
11.8.2015
Bilek güreşi
7.8.2015
Herkes kendine yakışanı yapar
4.8.2015
Feryatlar gökyüzüne yükselirken…
30.7.2015
'Biz yapmadık, bağımsız birimler yaptı'
28.7.2015
'Size savaş yaptırmayacağız'
24.7.2015
Akıl tutulması
21.7.2015
Çıkış kapısı
15.7.2015
Kabak tadı
9.7.2015
Gerçeğe dönüş
6.7.2015
Faili meçhul değil faili malum
30.6.2015
Türkiye'nin bitmeyen Kürt fobisi
25.6.2015
Merkezin dönüşümü
23.6.2015
Kalkınma ve özgürlük kıskacında Demirel
18.6.2015
Koalisyon kurmanın güçlüğü ve unutkanlık
15.6.2015
Çözüm koalisyonu
11.6.2015
Bir parça huzura hasret kalmak
8.6.2015
Kazanan siyaset ve demokrasi oldu
5.6.2015
Seçim ve felaket senaryoları
2.6.2015
Seçim ve siyasi rüşt
29.5.2015
SEÇİM VE TARAFSIZLIK
23.5.2015
Seçim ve normalleşme
19.5.2015
Seçimler gelir gider, kalıcı olan barıştır!
16.5.2015
Sinn Fein ile bir gün
11.5.2015
Geçmişi geçmiş kılmak
3.5.2015
PKK’nin özrü ne anlama geliyor?
29.4.2015
HDP: Türkiye'nin batısına konuşmak
28.4.2015
HDP’nin merkeze yolculuğu
23.4.2015
HDP’nin dezavantajları
22.4.2015
HDP’nin avantajları
17.4.2015
PKK çekilmeli
14.4.2015
Demokrasiden umut kesmek
11.4.2015
Barış sürecinin hukuku
7.4.2015
Çözüm Süreci ve Yeni Anayasa
06.04.2015
İzleme Heyeti ve PKK’nin meşruluğu
02.04.2015
Eşme ruhu ve Genelkurmay’ın ruhu
28.03.2015
Tavanda sorun, tabanda rahatsızlık
23.03.2015
Barışın newrozu
20.03.2015
Barış cümleleri toplamak
15.03.2015
Çağrı, irade ve sorumluluk
08.03.2015
Eyvah barış geliyor!
04.03.2015
Tarihi çağrı
07.02.2015
HDP'nin seçimi ve olası sonuçları
05.01.2015
Barışı provokasyondan korumak
03.01.2015
Muhafazakâr dayatma
24.12.2014
Seçim barajı ve Anayasa Mahkemesi
19.12.2014
14 Aralık operasyonu
17.12.2014
Başkalarının kiri
24.11.2014
Şiddetin kapısına kilit vuralım
19.11.2014
Doğru kelimeleri bulmak
11.11.2014
Fas’ta IŞİD, laiklik ve Kobani tartışması
07.11.2014
Kobani’de yeni dengeler
27.10.2014
Puslu havayı dağıtmak
22.10.2014
Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar
13.10.2014
Bu ateş hepimizi yakar
10.10.2014
Sağduyu ve itidal zamanı
02.10.2014
Suriye’de yeni politika ihtiyacı
23.09.2014
Kobani, rehineler ve Şer’den çıkan hayır
19.09.2014
Çok-kültürlü eğitim, anadil ve Türkiye (1)
13.09.2014
Yeni hükümet ve Çözüm Süreci
10.09.2014
CHP Kongresi: Akıntıya karşı kürek
07.09.2014
Kutuplaşma, helalleşme ve muhalefet
03.09.2014
AKP’de yeni dönem: Erdoğan, Gül ve Davutoğlu
24.08.2014
Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde neyi başardı?*
21.08.2014
Barış, çözüm ve provokasyon
17.08.2014
‘Tarih’ tartışması
14.08.2014
Kürtlerin ittifakı bir zorunluluk
12.08.2014
İki kazanan, bir kaybeden
09.08.2014
IŞİD vahşeti ve Kürtlerin birliği
29.07.2014
İhsanoğlu’nun Diyarbakır mesaisi
21.07.2014
Kürtler Kürt de olabiliyor!
16.07.2014
Bize yine hasret kaldı
13.07.2014
Türkiye, PKK ve Kürdistan
10.07.2014
Bağımsız Kürdistan
08.07.2014
Barış inşa ediliyor, bazıları neden mutsuz?
05.07.2014
Demirtaş’ın adaylığı
26.06.2014
Barışa katlanmak
20.06.2014
12 Eylül’e müebbet
19.06.2014
Elveda Kemalizm
12.06.2014
Cezalandırmayalım, ödüllendirelim
10.06.2014
Barışı toplum sahiplendi*
08.06.2014
Barış annelere emanet!
06.06.2014
Çözüm Süreci'nde yeni aşama
31.05.2014
Annelerin hasreti çabuk bitsin!
28.05.2014
İki zihniyetin mücadelesi veya 27 Mayıs’tan çıkmak
23.05.2014
Soma (2): Muhalefet ve sosyal medya
21.05.2014
Soma (1): Mevcut durum, iktidar ve sorumluluk
10.05.2014
Bakan Çağlayan’ın saati
05.05.2014
Doğru politika, yanlış aktör
03.05.2014
Anayasa Mahkemesi (3): Kılıç’ın konuşmasındaki yanlışlar
29.04.2014
Anayasa Mahkemesi (2): Kılıç’ın konuşmasındaki doğrular
27.04.2014
Anayasa Mahkemesi (1): Kararlar ve cumhurbaşkanlığı seçimi
21.04.2014
Barışmak sabretmekle mümkün
10.04.2014
2014 seçimlerinin aynasında AKP ve CHP *
07.04.2014
Kürtler barışa oy verdi
04.04.2014
Kaybedenler kulübü
30.03.2014
Kürt siyaseti ve meşruiyet
25.03.2014
‘Kürtlerin vakti geldi’ mi?
23.03.2014
Barıştan korkmamak
19.03.2014
Tahliye furyası ve yeni Ergenekon algısı
16.03.2014
Sağduyu çağrısının muhatabı kim olmalı?
14.03.2014
Hayatı ve ölümü araçsallaştıran bizlere dair…
11.03.2014
HDP’ye saldırı: Kim yapıyor, neden yapıyor?
05.03.2014
Atatürk’e hakaret, Türköne ve yargı
02.03.2014
Güncellenmiş 28 Şubatlar
27.02.2014
MİT Yasası: Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
25.02.2014
Başarısız bir 367 denemesi
20.02.2014
İnternet yasası
18.02.2014
‘İyi ki Öcalan var’
10.02.2014
Barış huzursuzluğu
06.02.2014
BDP ve HÜDA-PAR: Sorumluluk vakti
03.02.2014
Cemaat’in Kürt meselesindeki perspektifi
30.01.2014
Gülen’in BBC röportajı: ‘Bu arkadaş’ ve ‘adadaki insan’
28.01.2014
Nasıl bir HSYK?
24.01.2014
HSYK tartışması
16.01.2014
17 Aralık ve Kürt siyaseti (3)
09.01.2014
İnsafınız kurusun!
06.01.2014
17 Aralık ve Cemaat (2)
03.01.2014
17 Aralık ve AKP (1)
29.12.2013
Roboski: Hakaret
25.12.2013
Yargının Diyarbakır kriterleri
22.12.2013
AKP, Cemaat ve demokrasinin ipi
18.12.2013
Hawara Licê
14.12.2013
Acının keyfini sürmek
11.12.2013
Devletin mahremiyeti ve vatan hainliği
08.12.2013
Diyarbakır’ın seçimi
04.12.2013
Halkın sevgilisi Atatürk
03.12.2013
Zarar gören, kaybeden hiç kimse yok
1.12.2013
Koruculuk (2): Nasıl silah bırakırlar
28.11.2013
Koruculuk (1): Neden korucu oldular
26.11.2013
Dershaneler ve çözüm süreci
23.11.2013
Kürtler ne yana düşer, Kürdistan ne yana düşer?
19.11.2013
Diyarbakır buluşması: Semboller ve söylem
16.11.2013
Ayar kaçmasın!
12.11.2013
'Siyasi' değil 'itikadi'
11.11.2013
Kürtler arasında da barışa ihtiyaç var
06.11.2013
Yeni bir kimlik ihtiyacı
04.11.2013
Kim kimi Türkiyelileştirecek?
29.10.2013
CHP, BDP ve Sarıgül
22.10.2013
Demokratik felaket
15.10.2013
Perakende demokrasi
08.10.2013
Başörtüsüne tam özgürlük
01.10.2013
Brüksel'de 'Gezi' havası
24.09.2013
Cami-cemevi ve asimilasyon
18.09.2013
Tıkanmayı aşmak
10.09.2013
Çantada keklik
04.09.2013
Artık ana güzergah siyasettir
28.08.2013
'Stratejik konum'
21.08.2013
Ergenekon'a kefil olmak
13.08.2013
Olmayacak duaya amin
06.08.2013
Adaletin önündeki baraj
30.07.2013
Kürt anasını görsün artık!
25.06.2013
Demokratik reform ihtiyacı
18.06.2013
ERDOĞAN, MESAJI ANLAMADI MI?
11.06.2013
Gezi ve Kürtler
05.06.2013
Vesayetin kurumsallaşması
28.05.2013
Kimin iradesinden söz ediyorsunuz?
03.05.2013
Veda vakti
27.04.2013
Kürt meselesi nedir
19.04.2013
Türkiye mucizesi
12.04.2013
İrlanda dersleri
08.04.2013
Çokkültürlü vatandaşlık
29.03.2013
‘Türk kimliği’ meselesi
22.03.2013
Newroz û Aşitî pîroz be
15.03.2013
Barışın hâlleri
08.03.2013
Vicdanımız reddediyor
01.03.2013
Tedirgin olan kim
22.02.2013
Ah bu arşivlerin gözü kör olsun!
15.02.2013
‘Türk sorunu’
08.02.2013
‘Solin Ölmesin’
01.02.2013
‘Atatürk devrine dönemeyiz’
25.01.2013
‘Fezleke hukuku’
18.01.2013
Elbette ‘hubbu Ali’den’ değil!
11.01.2013
Helva
04.01.2013
Bu kez final barış olsun
30.12.2012
Acıdan süzülmüş metanet
28.12.2012
Bu dava bitmedi!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive