Beş yıl olmuş, “Adalet Arayana Destek Grubu” çalışması olarak yayımlanan “İş Cinayetleri Almanağı” düzenli olarak bana ulaşıyor, beşincisi yeni elime geçti. Her yıl, büyük bir hüzün, merak ve ilgi ile takip ediyorum, emeği geçenlere minnettarım, bu çalışma benim için çok kıymetli.

Pek çoklarımız evimizde, çalışma yerimizde, rahat ve güvenli bir hayat sürerken, ne kadar çok insanın ne kadar zor şartlar altında çalıştığını, başlarına neler geldiğini düşünmüyoruz. “İş cinayetleri” dediğimiz, aslında yolun sonu, dahası sakat kalan, çalışamaz hale gelenler var. Neredeyse hiçbirinden haberimiz bile olmuyor, medyada “haber” olanlar olmayanların çok küçük bir kısmı, o da eğer toplu halde ölümler olduysa. Dahası, haber olanların bile üzerinde duran yok, dile kolay Soma’da 301 kişi maden kazasında can verdi, o bile çoktan unutuldu. Tekil olaylar zaten olağan sayılıyor.

Medya üzerinde siyasal baskının artması ayrı konu, haberlerde magazinin öne çıkması da ayrı konu, ama zaten fukara insanların başına gelenler, ardında bıraktıkları hiçbir zaman medyada ciddi yer bulamadı. Şimdilerde durum daha da feci, işin içine bir de Türkiye’yi güllük gülistanlık gösterme yarışı girdi. Bir yandan denetimsiz, ucuz maliyet temelli hızlı büyüme ekonomisi daha fazla can yakar, daha fazla can alırken, diğer yandan sorumluları sorumlu tutmak giderek daha zor, hatta imkânsız hale geldi. Doğrusu zaten, pek heveslisi yoktu. İşin en acı tarafı, bırakın ana medyayı, sayıları giderek artan bencil birey tipini, sol aydınlar, yazarlar, sanatçılar bile çoktan işçiyi emekçiyi dert etmeyi bıraktı. Uzunca bir zaman önce, işçiden emekçiden söz etmek “modası geçmiş solculuk” sayılmaya başlandı, daha havalı konular, tartışmalar öne çıktı.

Tam da bu nedenle, “İş Cinayetleri Almanağı”, giderek kesifleşen şu zalim sessizliği kırmak, hepimizi kendimize getirmek açısından çok önemli çabalardan biri. Almanağın tanıtım metninde çalışmalarını şöyle özetlemişler:

“Bizler Adalet Arayana Destek Grubu olarak ailelerin sürdürdüğü mücadeleyi duyulur, görünür kılmak ve iş cinayetleri meselesini ülkenin en önemli gündemi haline çevirmek için bu yayını çıkarıyoruz. Kitabımız işçi hayatının köşede kalmış soğuk bir haber ve istatistikten daha fazlası olduğunu vurgulamaya çalıştığımız aylık iş cinayetleri raporları, Ailelerin Adalet Mücadelesi’nden Kesitler, aramızdan yavaş yavaş ve sessizce ayrılan meslek hastalıkları mağdurlarının iş sağlığı ve iş güvenliği talepli direnen işçilerin ve Suriyeli mülteci işçilerin öyküleri, ‘iş kazası’ ve meslek hastalıkları nedir, çocuk işçiliği ve çizgilerin diliyle iş cinayetleri dosyalarından oluşuyor”.

Bence, bu cinayetlere kurban gidenlerin sadece adlarını sanlarını anmak, sicilini tutmak bile, unutuluş ve ‘yok sayma’ya karşı çok önemli bir direniş noktası, bir insanlık borcu. Açın bakın, inşaat asansörlerinden düşerek can verenlerden posta dağıtırken yorgun argın tırmandığı merdivenlerden düşenlere, sanayi işlerinde, hatta zeytin ayıklama makinesinde çalışırken bile elektrik akımına kapılanlara, üç kuruş karşılığında mevsimlik işçi olarak bir yerden diğerine giderken trafik kazasında can verenlere, iş mahallinde kaldığı derme çatma çadırlarda çıkan yangınlara kurban gidenlere kadar kimler nasıl hayatını kaybediyor, dahası gerisinde nasıl yıkım bırakıyor. Biraz canınız sıkılsın, biraz vicdanınız sızlasın, etrafınızda olan bitenden, yaşadığınız ülkede yaşananlardan haberiniz olsun, nihayet ‘ben ne yapabilirim acaba’ yükü altına girin. Bu çalışmayı yapan grup, medya mensupları olarak bizden bu konuya dikkat çekmemizi ve onun ötesinde ‘İş cinayetlerini birlikte durdurabiliriz’ çağrılarına destek vermemizi istiyor. Başımız gözümüz üstüne deyip en azından çağrılarını daha fazla insana duyurmak boynumuzun borcu.

İlgilenenler için iletişim adresleri şöyle: iş[email protected] gmail.com,facebook.com/Vicdan ve Adalet Nöbeti www.işcinayetleriniunutma. org, twitter.com/işcinayetleri

Köşe yazısı yazmaya başladığım ilk günden beri, bu konuya elimden geldiğince dikkat çekmeye çalışıyorum.

  • Abone ol