AKP’den istifa ettikten sonra Eylül’de yeni bir parti kurması beklenen Ali Babacan’ın başarı şansı nedir?


Sanırım, bunun cevabı “Erdoğan’ın başarısız olma şansı ne kadar ise, o kadar” dır.

Muhafazakâr ve dinci sağın Erdoğan aşkı tavsamaya başladı.

Cumhurbaşkanı’nın yerel seçimlerde uğradığı hezimet, 2001’de kuruluşundan itibaren Erdoğan’a tekrar tekrar seçim zaferi yaşatan seçmenin AKP’den uzaklaşmaya, başka alternatifler aramaya başladığını gösterdi.

Bu sonucun, on yedi yılın getirdiği bıkkınlık, otokratikleşme ve başarısız dış maceralar da dâhil, birçok nedeni var.

Ama başta geleni, bir zamanlar başarısının en büyük kaynağı olan ekonominin, Cumhurbaşkanı’nın bizzat kendisinin yaptığı hatalar nedeniyle krize sürüklenmesidir.

Kalkınma hızı yavaşladı. İşsizlik tırmandı. Enflasyon yüzde 20 civarında seyrediyor. Şirketlerin borçlarını ödeme yeteneği hızla azalıyor, iflaslar, dükkân kapatmalar artıyor. Lira, son iki yılda dolar karşısında değerinin yüzde kırkını kaybetti.

Bunlar herkese dokunuyor ama en fazla etkilenen, AKP’nin çekirdek seçmeni olan az kazanan, birikimsiz kesimlerdir.

Dış politikada durum ekonomideki kadar kritiktir.

Cumhurbaşkanı her iki alanda da gidişatı düzeltmek yerine krizleri daha da derinleştirecek tutumlar içindedir.

Şurası artık çok açık: Erdoğan zaferleri kadar büyük olacak hezimetlere yönelmiş vaziyettedir.

Durum kötüleştikçe sağda ona alternatif bulma güdüsü güçlenecek, siyasi arenada Erdoğan’ı devirme arayışları artacaktır.

Elli iki yaşındaki Babacan’ın yeni bir siyasi parti kurarak ringe girme niyeti, bu arayışların ilki ve potansiyel olarak en önemlisidir.

Babacan, yükseliş dönemindeki AKP’nin en kilit bakanlarından biri idi.

2002-2015 arasında başbakan yardımcısı, dışişleri bakanı, Avrupa Birliği Başmüzakerecisi oldu. Ekonomiden sorumlu olduğu yıllar Türkiye’nin AKP iktidarında hızlı kalkındığı yıllardır.

Dün konuştuğum bir iş insaı onu “Bir kuruş para yememiş, dürüst, düzgün bir adam,” olarak tarif etti.

Bir diğerinin görüşü şu idi: “Karizmatik değil belki ama ona bakarsan Özal da karizmatik değildi. Kısa boylu, şişman, bıyıklı biri idi. Çok önemli şeyler yaptı.”


Bir başkası “Piyasalar nezdinde büyük kredibilitesi var,” dedi.

Babacan yönetiminde bir Türkiye ekonomisini süratle iyileştirecek, dış dünyada kaybettiği itibarını düzeltecek, demokrasiyi raftan indirecek ve yurt içindeki kutuplaştırmayı ortadan kaldırmaya başlayacaktır.

Konuştuğum ve değerlendirmelerine güvendiğim İstanbullu iş insanlarının bazıları, Babacan’a fazla şans tanımazken (“İYİ Parti gibi yüzde üçlerde kalır”) bazıları Özal yönetimindeki ANAP kadar oy alabileceği düşüncesinde.

Umarım ikinci düşünce sahiplerinin öngörüleri doğru çıkar.

AKP kâbusundan Türkiye’yi uyandırmak için ortanın sağında Babacan’dan dürüst, iyiniyetli, iş bilir ve prestijli birini bulmak zordur.

  • Abone ol