“Diyarbakır’ın Saraykapı’sında JİTEM Ana Karargâhı olarak bilinen bina çevresinde yapılan ‘arkeolojik’ kazılarda çıkan kafatası sayısı 19’a yükseldi...” 


Ajans haberinin özü özeti bu kadar. 

Türkiye’yi bilmeyen bir yabancı, meselâ bir turist bu haberi okusa ne düşünür? 

Sanırım şöyle:  

- Hımmmm... Diyarbakır tarihi bir yerleşim. Taa Mezopotamya uygarlıkları dönemine giden bir geçmişi var. Demek orada, kentin Saraykapı denen semtindeki JİTEM adlı tarihi kalıntıların bulunduğu yerde arkeolojik kazı yapılmış. JİTEM herhalde eski Mezopotamya uygarlıklarından adı pek duyulmamış bir site-devlet. Kazılar sürdükçe o döneme ait çok ilginç bilgiler elde edilebilir... 

Turist yanılmıyor. Kazılar sürdükçe, kazılardan çıkanlar incelendikçe sahiden de o döneme ait çok ilginç bilgiler elde edilecek... 

Turist haklı da biz turist değiliz.   

O dönemi 
biliyoruz. İyi biliyoruz.  

O dönemin kadim uygarlıklar tarihi değil, bu ülkenin yakın, çok yakın tarihi olduğunu biliyoruz. İyi biliyoruz. 

O kazılarda çıkanların ne anlama geldiğini biliyoruz. İyi biliyoruz.  

Yıllar ve yıllar boyu devletin en tepelerinin, özellikle Genel Kurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının ahlâksızlık sınırlarının çok ötesine geçmiş bir inatla yok dedikleri JİTEM’in ne olduğunu da biliyoruz. Hem de iyi biliyoruz. 

Peki bu ülkede gazetelerin manşetlerine günler boyu oturması, televizyonların olağan yayını kesin özel yayına geçmeleri, devletin en tepelerinde depremler yaşanması, parlamentonun olağan oturumlara ara verip olağanüstü toplanması, Anayasasında ”demokratik hukuk devleti” yazan bir Meclis’in devletin bütün olanaklarını bu olaya ve sorumlularına yöneltmesi için kaç kafatası çıkması lazım? 

Besbelli ki 19 yetmiyor. Peki 119? 1119? 

AKP’nin hem Diyarbakırlı, hem Kürt bakanı Mehdi Eker kazı yerinde inceleme (?) yapıyor ve kan donduran bir soğuklukla (soğukkanlılıkla değil soğuklukla) inciler döktürüyor: 

- Kemiklerin pozisyonları dini kurallara uygun gömülmediğini bize gösteriyor. Dar bir alana üst üste atılmış...  

Vay be! (Bu “Vay be” yerine daha başka ve sunturlu bir ünlem yazacaktım ama savcıdan korktum) 

Sahiden vay be!  

Baksanıza, Bakanın derdi öldürülenler dini kurallara uygun gömülüp gömülmedikleri. Uygun gömülmüş olsalardı sorun yok... 

*    *    * 

Kanıksadık mı? 

Kürt kemiklerine, Kürt kafataslarına kanıksadık mı? 

Gazetemerde 19 kafatasına tek sütunluk haber değeri biçecek kadar yüreğimiz mi karardı, bilincimiz kireç mi bağladı? 

Bu akşam, yarın akşam TV ekranlarında “Fransız Senatosu o yasayı kabul ederse ne yapacağız” ı göz döndürüp ses yükselterek bağrışma (onlar “tartışma” diyecek ama kulak asmayın)  uzmanlarını mı izleyeceğiz? 

19 Kafatası günışığına çıkmışken; bir başka ölüm çukurunda, Güçlükonak yakınlarında damatlık elbiseleriyle gömülmüş Kürt yurttaşımız bulunmuşken meslektaşlarım “Acaba bugün ne yazsam, hangi konuya değinsem” diye düşünmekte olabilirler mi? 

Meclis haftalık olağan görüşmelere devam mı edecek dersiniz? 

19 Kafatası olağan oldu öyle mi ? 

Torunum okumayı yeni yeni söküyor. “Ooo – oonn – dooo—dokuuu – dokuuzzz – kaaa – faaaa – tasss – tasıı” diye hecelerse sonra bana dönüp “Dede bu ne demek” diye sorarsa ben ona ne diyeceğim? 
 

  • Abone ol