Yalçın ÇAKMAK



Bookmark and Share

Hrant Dink, Ermeni’siz kalan topraklarda da anıldı


20.01.2014 - Bu Yazı 2539 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hrant Dink, 1915 öncesinde Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı Hozat’ta aralarında çeşitli sivil toplum örgütleri, BDP üyeleri ve Hozat Belediye Başkanı Cevdet Konak’ın da bulunduğu 100 kişilik bir grup tarafından anıldı.

 

 

Anma, Hrant Dink nezdinde bugüne değin katledilen tüm Ermeni halkı adına yapılan saygı duruşuyla başladı. Hrant Dink için yakılan mumlardan sonra yapılan basın açıklamasında Cevdet Konak, “Bugün burada Hrant Dink’in 7. ölüm yıldönümü vesilesiyle, 1915’ten beridir katledilen Ermeni kardeşlerimiz aziz anıları huzurunda toplanmış bulunmaktayız. Biliyoruz ki bu toprakların en az biz Kürt-Aleviler kadar sahipleri olan Ermeni halkı, Hrant Dink’in katledilişiyle büyük bir üzüntüyü daha yaşamıştır. Öyle ki, Hrant’ı katleden faillerin bugün hâlâ bulunmaması, yüreklerimizdeki acıyı her geçen gün daha da büyütmektedir. Ama bu acı, hesabı soruluncaya kadar yüreklerimizde her geçen gün büyüyen adalet inancımızı da besleyecektir.  Bu da böyle bilinsin” dedi.

Açıklama sonrasında Konak, Nevzat Çelik’in ‘itirazın iki şartı’ şiirinin dizeleriyle, Hrant Dink ve katledilen Ermeni halkına saygılarını belirtti.

İTİRAZIN İKİ ŞARTI (Nevzat Çelik)

çok olmadığımız kesin 
çok olan tarafta değiliz 
çok olan tarafta olmayacağız 
türkiye’de kürt olacağız 
kürtlerde ermeni 
ermenilerde süryani 
gidip almanya’da türk olacağız 
hollanda’da surinamlı 
fransa’da cezayirli 
iran’da azeri 
amerika’da zifiri zenci olacağız 
çoğalan zencide mutlaka kızılderili 
israil’de filistinli 
köpeğin karşısında kedi 
kedinin karşısında kuş olacağız 
kuşun karşısında börtü böcek 
hakemler hep karşı takımı tutacak 
ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı 
çiçeklerden kamelya olacağız 
az kolumuzun tarafında 
solda olacağız 
bu itirazın ilk şartı 

solda da az olacağız 
devrimi çoğaltırken çünkü 
bir başka devrime hızla azalacağız 
bu da itirazın ikinci şartı.



‘Yok edilen sadece hayatlar değil, Anadolu’nun bereketiydi’

Rober Koptaş, 2012’nin Haziran ayında söz konusu bölgeyi gezmiş ve izlenimlerini ‘Medeniyet kaybı’ başlıklı bir yazıyla Agos’taki köşesinde paylaşmıştı.

Koptaş’ın yazısının ilgili kısmı şöyle:

Harput ve Dersim yöresinde dolandık. Yolculuğun sebeb-i hikmeti mutlu bir vesileydi. Mutlu da olduk; ancak şahsen ben, çoğunlukla boğazımda bir yumruyla geçirdim zamanı. Bu kısacık gezinti bile, Anadolu’nun son yüz yılında yaşananların nasıl büyük bir medeniyet kaybı olduğunu derinden hissettirdi bana. Nedenini anlatayım…

Ömrümde ilk defa, Ermenilerden kalma harabeler; geçmişte Ermenilerin yaşadığı, ama bugün Ermeni namına sadece taşların, ağaçların ve kaplumbağaların kaldığı köyler gördüm. Bu ilk deneyimin bende pek de olumlu bir izlenim bıraktığını söyleyemem. Yaşadığım hisleri, şaşkınlık, sarsıntı ve öfke olarak özetleyebilirim.

Ergan köyünde

Yağmur yüzünden pek göremediğimiz Harput’ta ve daha da çok Dersim’in Ergen (Ergan) köyünde hissettiğim, nasıl bir şey olduğunu yazıyla anlatamayacağım derin bir “ah” duygusuydu. Hozat’tan çıkıp yılankavi yollardan ağır ağır geçerek geldiğimiz Ergan köyü, tek katlı evleri, çekingen insanları ve önümüz sıra kaçışan tavuklarıyla sıradan bir Anadolu köyüydü. Evlerin arasından, merakla bizlere bakan insanlara selam vere vere yürüdükten sonra, birdenbire karşımıza Yergayn Inguzik Surp Harutyun Kilisesi çıktı. İşte o an, istemsizce donup kaldım ve hemen ardından gözlerimden iki damla yaş döküldü. Orada duygusaldım, ama burada fazla duygusallaşmadan, bu köy ve kilise hakkında iki satır bilgi vereyim:

Ergen köyünün Ermenice adı olan Yergan Inguzik, Ermenicede ‘uzun ceviz ağacı’ anlamına gelir. Köydeki manastır, Surp Harutyun ismiyle bilinir. Dersimli Levon Lüleciyan manastır hakkında şu bilgileri verir: “Dersim’in en güzel taş yapısı olarak ünlenmiş olan bu Vank’ın yıkıntısı bile heybetli ve etkileyiciydi. Ayakta kalan duvarı, düzgün kesilmiş taşlarla örülüydü; üzerinde yontma süsler, resimler, buğday başağı motifleri ve Ermenice yazılar vardı. Duvarın iç kısmında ise çiviyazılı bir kayıt mevcuttu ve burada Vank’ın 975 yılında inşa edildiği anlaşılıyordu.”

Dönemin başka manastırları gibi Yergan Inguzik de Ortaçağ’da Ermeni eğitim ve kültürünün gelişmesine hizmet etmiş, burada birçok el yazması eser üretilmişti.

İşte bu Surp Harutyun Manastırı, yıkılışının üzerinden kim bilir kaç yıl geçtikten sonra bile, ayakta kalan duvarlarıyla o kadar görkemli ve bulunduğu köyün halinden o kadar farklıydı ki, o taş yapının yalnızlığı ve terk edilmişliği, sapsarı, sımsıcak, insanı neşeye çağıran güneşin altında bile insanı derinden hüzünlendiriyordu.

Kilisenin ortasında, köyün, hayatta kalan ve ömrünün büyük kısmını harabeyi definecilerden korumaya çalışmakla geçiren son Ermeni’sinin mezarı vardı. Vasiyeti üzerine köylüleri onu oraya gömmüşler, defineciler bu garibin naaşını da taciz edince,  çareyi mezarının üzerine beton dökmekte bulmuşlardı. Damı çökmüş, duvarları yıkılmış, yabani otlarla dolmuş bir kilisenin ortasında, göğün altında betondan bir mezar… Bilmem ki, siz olsanız ne düşünürdünüz?

Benzer duygular, ziyaret ettiğimiz diğer yerlerde de tekrarlandı. Mazgirt’in adını bilmediğimiz kiliselerinde, Habab’da ve Palu’da…

Beton ve plastik cumhuriyeti

İttihatçılar, 1915’te işlediği büyük suçla, Anadolu’yu Hıristiyan ahalisinden arındırırken, aslında sadece onların canına kast etmemiş, bu topraklara yapılması tahayyül edilebilecek en büyük kötülüğü de yapmıştı. Öldürülen sadece insanlar değil, koca bir coğrafyanın asırların imbiğinden süzülmüş kültürü ve her türlü yaşam ve üretim biçimiydi. Yok edilen sadece hayatlar değil, Anadolu’nun bereketi ve değerleriydi.

Bugün eğer Doğu ve Güneydoğu Anadolu fakirlikten kavruluyor, savaş hâlâ bu topraklarda insanların canını alıyorsa, 1915’te yok edilen şeylerin açtığı boşluğun bunda büyük bir payı olduğu yadsınamaz.

http://agos.com.tr/haber.php?seo=hrant-dink-ermenisiz-kalan-topraklarda-da-anildi&haberid=6445

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.8.2015
Dersim, ‘üniversitesi’ ve yarım kalan umutlar
11.7.2015
Siz mazlumluğun ne olduğunu nereden bileceksiniz
22.5.2015
Merhametin ‘deliliği’
01.01.2015
Yüreğine kıymık saplanan bir serçenin hikâyesi
16.09.2014
Sahray-ı Kerbela’da kimin için bir ‘tas su’dilenmek!
06.07.2014
Akademide bir koltuk ve kuyunun dibi
01.06.2014
Ali’yi camide, Alevi’yi cemevinde öldürmekmiş sevgi!
24.05.2014
Topu taca atmadan konuşmak
16.03.2014
AKP’den ‘günaha son çağrı(şım)lar’
04.03.2014
'Kendini arayanların' kendilerini kaybettiği bir boşluktayız
03.03.2014
‘Biz’ Kürtlerin, ‘biz’ Alevi ve Ermenilere ettikleri
13.02.2014
Hâkimlik- savcılık sınavı değil, ‘Google arama motoru’ dersiniz!
05.02.2014
Böyle bir devlette ancak böyle bir hukuk olur
20.01.2014
Hrant Dink, Ermeni’siz kalan topraklarda da anıldı
15.01.2014
Ey devlet, gücün ancak namuslulara yeter!
31.12.2013
Asimetrik savaşın, simetrik sonuçları!
25.12.2013
‘Badem bıyıklı kardeşlerim’ ve ‘türbanlı bacılarıma’ sitemimdir!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive