Darbeden bir gün sonraydı. Akşam herkes gibi ben de nöbet tutuyordum. Kısıklı’da, kaldırımın kenarında oturmuş, haberleri okuyordum.

Haberlerden biri tankı ele geçiren, sonra içine giren ve ardında da sürmeye başlayan atletli bir Karadenizlinin hikayesiydi. Tank içinden çekilmiş videosunu izleyip hem gülüyor hem şaşırıyordum.

Yanımda benim gibi nöbet tutan ve yerde oturan birkaç kişi bana baktı. Dedim, “yahu bir insan nasıl bir tankı ele geçirir, hadi ele geçirdi, nasıl sürer, akıl alacak iş değil. ‘Deli’ bunlar.”

Adamlardan biri yüzüme baktı, Karadeniz şivesiyle. “Ne var bunda daa. Boyle iki, uç yerini kurcaladun mi sürersin da. Ne zori” dedi.

Bunlar da deliydi. Hep beraber bana güldüler. Bu kadar basit bir şeyi niye anlamadığımı anlatıp eğlendiler! Artvin’den, Trabzon’dan gelmişlerdi.

Yani çıplak elle tankları durduran, sonra içine giren, sonra süren bu adamlardı. Bizim “delilerimizdi”. O gün onların sayesinde kurtuldu hepimizin canı.

“ÖLMEK İÇİN YAŞIYORUZ”

Önceki gün 15 Temmuz anma törenlerini izlemek için Şehitler Köprüsü’ne gittim. Biraz erken gidip, etrafı izlemek istedim. Tören alanına girişi güvenlik nedeniyle bir süreliğine kapatmışlardı. Törenin başlamasına 4 saat vardı. Ama kalabalık epey birikmişti. Onlarla beraber oturdum.

Yine o adamlar, yine o ekip, yine o insanlar, yine o ruh, yine o heyecan.

65-70 yaşlarında bir teyze. Uzaktaki birine bağırıyor. “Senin deli raporun varsa benim de var. Hele gel…”

Teyze ne raporun var? Dedim.

-“Valla Koha var, nefes darlığı var, kemik erimesi var, var oğlu var…”

-Peki niye geldin buraya?

-E, millet niye geldiyse o yüzden geldim. Evde mi oturayım?”

Toplanan kalabalık artınca kapıları açtılar. Millet birden koşmaya başladı.

Ben de videoya çekiyorum.

Birisi yaklaştı ve şöyle dedi ekrana:

“Biz ölmek için yaşıyoruz”…

“TAYYİP’İ GÖRECEĞİZ”

Yüzlerce insan hızla koşarken bağıranlar, slogan atanlar, bayrak sallayanlar, gülenler, dua okuyanlar, çocuğunu boynunda taşıyanlar vardı aralarında.

Programın başlamasına daha 3 saat vardı. Ama koşuyorlardı, heyecanlanıyorlardı, bağırıyorlardı.

‘Neden koşuyorsunuz?’ dedim birine uzaktan.

-“Tayyip’i göreceğiz da…” dedi.

Erdoğan’ı görmek için 4 saat önceden gelen çoluk çocuk, yaşlı genç binlerce insan vardı. Darbe gecesi de Erdoğan dediği için koşa koşa sokağa çıkmışlardı. Şimdi o darbenin 2. yılında, yine koşarak köprüye gidiyorlar.

Erdoğan sevgisinin milletin gönlünde ne kadar derin ve güçlü olduğunu, onların arasına karıştığınızda bir kez daha görürsünüz.

HER KESİMDEN İNSANIN ORTAK ÖZELLİĞİ

Dikkatimi en çok çeken şey, o köprü üzerine ilk gelen insanların tam olarak bir mozaik olmasıdır.

Bunlar partinin ya da belediyenin araçlarıyla transfer ettiği insanlar değildi. Bunlar kendileri erkenden gelmişti. Bir kısmının göbeği açık, bir kısmı kapalı, bir kısmı şalvarlı, bir kısmı sarıklı, ceketli…

Tam olarak Türkiye ortalaması yani.

O gece vatan için tankı elleriyle durduran, uçakları düşüreceğim diye taş atan, helikoptere parmak sallayan bu insanlardı.

Hepsinin ortak özelliği serdengeçti olmalarıdır. Onlar bizim ‘delilerimiz’. Onlar bu ülkenin en sağlam insanları.

Ölmek için yaşayan hazır kıta bunlar.

  • Abone ol