Yavuz BAYDAR



Bookmark and Share

Hrant’a mektup: Geri adım marş, 14 yıl...


20.01.2021 - Bu Yazı 131 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sevgili kardeşim,

AGOS’un henüz fikir aşamasında aramızda konuşulduğu buluşma esnasındaki o ilk tanışma anımızdan bu yana 26 yıl, devletin “ebedi egemeni” karanlık güçler tarafından içimizden hunharca koparılıp alınışından bu yana 14 yıl geçti.

O basık günde gazetede dolaşırken korkunç haber geldiğinde zihnime felç inmişti. Kendimi odama attım, ve nedense seninle son karşılaşmamız aklıma geldi. Tam tarihi aklımda kalmadı, ama yanılmıyorsam 2006 idi, bir kutlama için buluşmuştuk, Beyoğlu’da. Yüzler gülüyordu...

Ama o kalabalık kokteyl ortamında, hiç unutmam, sevincin içine karışmış bir endişe, tuhaf bir karamsarlık da vardı.

Bazı duyumlar almıştık, kötü kokular sarıyordu ülkede ortalığı, tehditler filan, bunları ayaküstü aramızda konuşmuştuk o gece, sen ve Orhan Pamuk, aramızda... “Aldırmayalım, neler yaşadık, gelir geçer bunlar, güzel günler önümüzde” havasındaydın. Biz ise endişeli. Bilemiyorum, belki de o çelik gibi “ışıltılı bir gelecek bizi bulacak” inancının sarsılmasını hiç istemiyordun.

Seni aramızdan alan cinayet, ülke insanlarının onyılları aşan karatma, inkar yıllarından sonra vicdan ve hakikatle buluşmasına karşı girişilen tipik, gayet tanıdık bir devlet terörü örneğiydi elbette. O zamanlar önü arkası tam olarak anlaşılamayan bu eylem, şimdi çok daha iyi biliyoruz ki Türkiye’nin değişim hayallerinin kırılmasında bir dönüm noktasıydı.

Bize ondan sonra huzur ve demokrasi adına girişilen her şeyin, umutların, adım adım nasıl geri püskürtüldüğünün işaretini veren, dört dörtlük bir “organize iş” olarak belleklere kazındı.

Geriye seni belleklerinde, ruhunda, kalplerinde yaşatmaya kararlı, öyle sanıldığı kadar kalabalık da olmayan dostların ve sevenlerin kaldı.

Katillerinin ortaya çıkarılacağı, adaletin yerini bulacağı, derin komploların ortaya çıkacağı umuduyla bakılan dava ise çürütüldü gitti.

Devlete hizmet eden odakların bulaştığı her dava gibi bu da faili meçhuller listesine yazıldı.

Sen gideli beri önce ağır çekim başlayan, Gezi’den sonra hızlanarak süren bir çöküş yaşıyoruz Hrant.

Köprülerin altından akan su kirlendikçe kirlendi, arada bir kana bulandı, ülkeyi 100 yıl boyunca açık gizli boyunduruk altında tutan harami-haydut düzeni yeniden, üstelik eskiye göre daha kıvamlı bir şekilde tesis edildi.

Senin bayrak kıldığın o güzel, kardeşlik dolu geleceğe karşı “kuzgun leşe konacak!” yalanlarıyla hamle ederek set çeken lümpen, cahil, katil, gangster tayfası kendi arasında ittifakını kurdu, ülke kaynaklarını talan etmeye, itiraz eden herkesi hayatlarına kasıt da içerecek şekilde ezmeye devam ediyor. Aralarında dostlarının da olduğu binlerce insan, ülkenin demokrasiye kavuşması için elini taşın altına koymuş gerçek siviller şu anda hapiste. Ülke zaten insanların birbirine karşı burnundan soluduğu bir açık hava hapishanesine çevrilmiş durumda.

Biliyorum bunu duyduğunda gözlerin buğulanacak ama eklemeliyim:

Kimimiz hapiste, kimimiz dehşet içinde kendi köşesine büzülmüş, kimi sürgünde olan bizim, senin yaşıtlarının halini bir yana bıraktık artık.

Olan ülkenin çocuklarına, genç kuşaklarına oluyor. Çünkü devlete çöreklenen bu “yağma koalisyonu”, aldığı karar ve çizdiği çizgiler ile aslında onların geleceğini karartıyor. Öyle bir enkaz ürettiler ki, yaşadıklarından tiksinen gençlerin çoğu kapağı başka bir ülkeye atmaktan, onurlu hayatı oralarda kurmaktan başka bir hayal kuramıyor artık.

Ne anlatsam için kararacak... Ülke bir kavga alanı, toplum barut fıçısı. Sistem bir hukuk harabesine, adalet mezbahasına dönüştü. Hayatlar bedavalaştı. Ufuktan kopan yoksulluk ve açlık rüzgarı her tarafı sarmaya başladı. Senin ölümünle vicdan ağır bir yara almıştı; akıl da epeydir bu diyarlardan göçüp gitmiş durumda.

Biliyorum, bunları duyunca beni gene iyimserliğe çağıracak, enerjimi tazeleyeceksin. Ben ise somurtacağım. Öyle bir gidişat ki bu, yaşananları oturup salim kafayla düşünecek bir imkan bile tanımıyor bize, tam gaz daha koyu bir karanlığa doğru gidiyoruz, nefes nefese. Sonumuz hiç de parlak değil. Ülkenin halinden endişe duyan herkes güvercin tedirginliğinde, iç ürperten bir boşlukta. Fazla lafa gerek yok.

Aziz hatıran önünde bir kez daha eğiliyorum, sevgili kardeşim.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
24.01.2021
AKP-MHP ortaklığı çatlıyor mu, çatlar mı?
20.01.2021
Hrant’a mektup: Geri adım marş, 14 yıl...
6.01.2021
‘Muhalefet sorunu’ 2021’de de devam edecek mi?
26.12.2020
Tam teşekküllü faşizme doğru dörtnal denemesi
21.12.2020
Siyasi iktidar mı baş belası mı, hangisi?
19.12.2020
Siyasi iktidar mı baş belası mı, hangisi?
9.12.2020
‘Erdoğan sistemi’nde yolun sonu mu, çözülme emareleri mi?
8.09.2020
Bitmeyen melodi: Türk’ün Türk’e propagandası
2.06.2020
Bu cehennem, bu cinnet bizim
31.03.2020
Virüs hesapta yoktu: Erdoğan'ın despotizm kurgusu sallantıda
22.03.2020
Korona saatleri için şifa müzikleri
30.01.2020
BM Türkiye Raporu: Türkiye'den ümidi kesiyorlar mı?
22.01.2020
Ne Kanal ne Libya ne de işsizlik
13.12.2019
Erken seçim hayalleri
28.11.2019
Uyarılar haklı çıktı ve sıra CHP'ye geldi
23.11.2019
Devlet damgalı 'Siyasette Etnik Temizlik' stratejisi ve HDP
3.11.2019
Cesaret, bağımsızlık ve özgürlük serüveni: Ahval iki yaşında!
26.10.2019
Girdap
2.10.2019
İYİ Parti Saray'la anlaştı, CHP ise devletçiliğine yenilmek üzere
15.07.2019
Her yazın bir jazz'ı var: İşte Avrupa'nın festivalleri
26.06.2019
Erdoğan çıkmazı: Etme bulma dünyası
27.05.2019
Paris'te 'Kızıl' sergisi: Sovyet sanatının hüsranla biten yükselişi
14.05.2019
Erdoğan rahatça kazanabilir, işte sebebi…
1.3.2019
Beka ve konsolidasyon
11.2.2019
Selanik deyip geçmeyin, tadı damağınızda kalır!
4.12.2018
Deveye Türkiye'de gazeteciliği sormuşlar... (I)
12.10.2018
Oya Baydar 'Bize ne oldu?' diye soruyor, cevaplar belki burada
5.10.2018
Bu medya ve demokrasi: Erdoğan haklıdır
28.8.2018
Cumhuriyet okur temsilcisi, müebbet mahpus yazar Ahmet Altan'a karşı
15.8.2018
Bir Türkiye hastalığı: Zifiri karanlıkta 'muhalefetçilik' oynamak
11.7.2018
Ülkenin üzerine heyula gibi çöken 'şey' nedir?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive