Yetvart Danzikyan

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

15 Temmuz’u laikler mi yaptı?


29.5.2017 - Bu Yazı 1076 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 15 Temmuz darbe girişimini araştıran TBMM Darbe Araştırma Komisyonu, görev süresinin bitmesinden yaklaşık 5 ay sonra raporunu açıkladı. Ki, başkanının bir zamanlar Gülen Cemaati tarafından icra edilen operasyonları canhıraş biçimde savunmasıyla bilinen Reşat Petek olması, zaten bu komisyondan ciddiye alınabilir bir rapor çıkmayacağının göstergelerinden biriydi. Keza görev yaptığı süre boyunca Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı’nı ifadelerini dinlemek üzere buyur etmemiş, en sonunda MİT’ten gelen bir raporla yetinmeyi tercih etmişti.

Raporun açıklandığı basın toplantısının kuşkusuz en çarpıcı yönü, yazının başında saydığım acayiplikler yetmezmiş gibi bir Reşat Petek’in nereden geldiği belli olmayan, sahte olduğu apaçık bir belgeyi, büyük bir kanıtmışcasına elinde sallamasıydı. Efendim, güya bu belgeye göre Fetullah Gülen CHP’ye 1967 yılında 5.000 TL bağışta bulunmuştu. CHP de yememiş içmemiş İzmir Merkez Vaizliği’nden gelen bu 5.000 TL’lik bağışın makbuzunu gözü gibi saklamıştı. İşte bütün bunlar Gülen Cemaati’nin tek bir partiyle ilişkili olmadığının ispatıydı. (Bu arada 5 bin TL o zamanki para ile 540 bin dolar’a denk gelmekteymiş)

CHP’liler söz konusu makbuzun boş halinin internette bolca satıldığını, dolayısıyla sahte bir makbuzla karşı karşıya olduğumuzu inandırıcı bir şekilde açıkladılar. Geriye bu sahte makbuzun o rapora nasıl girdiği gibi bir soru kalıyor ki, Reşat Petek henüz buna mantıklı bir cevap verebilmiş değil.

Gelelim rapora. Çok sayıda saptama var ve gazetelere yansıdığı kadarıyla genel havası kamuoyunu “Bu işten AKP sorumlu değil” görüşüne ikna etmek. E amaç bu olunca, zaten gizlenmeye çalışılan şey de ortaya çıkıyor. Evet elbette Gülen Cemaati’nin güçlenmesinden tek başına AKP sorumlu değil ama en büyük sorumlu AKP. Belli ki komisyonun asli görevi yeni bir gerçeklik yaratmak ve 5 yaşındaki çocuğun bile bildiği bu gerçeği, medya imkanlarını kullanarak ters yüz etmek. Biliyorsunuz bu, yani yeni ve (sahte) bir gerçeklik yaratmak AKP’nin en sevdiği şeylerden birisi. Yıllarca bizi Gülen’in mağdur edilmiş, kendi halinde bir alim olduğuna inandırmak istediler. Şimdi ise bu işleri yapanın kendileri olmadığına.

Her neyse, her açıdan tartışılacak bu raporda bir de enteresan bölüm var. Komisyon raporunda “FETÖ ve benzeri örgütlerle mücadele kapsamında din eğitiminin daha da geliştirilmesi talep edilirken laikliğin ayrışmanın kaynağı haline geldiği de” ileri sürülmüş. (Cumhuriyet, 27 Mayıs, 2017)

Tam ifadesi şu: “Siyasi tarihimizde laiklik adına yapılan kimi haksız ve yanlış uygulamalar, laikliğe bir devlet davranışı değil de siyasi toplumsal bir kimlik olarak bakılmasına yol açmış ve birleştirici olması gereken laiklik, ayrışmaların kaynağı haline gelmiştir. Dindarları baskı ve zan altında tutan agresif ve militan laiklik yerine inanç ve düşünce çoğulculuğunu koruyan bir laiklik algısı üzerinde durulmalıdır. Zira laiklik din anlayışından kaynaklanan farklı yorumları korumanın da en etkili yoludur.”

Yani raporun diyesi şu: Laiklik yüzünden böyle cemaatler güç buldu sonra da darbe yapmaya kalktılar. O yüzden laik kesim artık din meselesine bakışını değiştirsin. Kastedilen de belli ki 28 Şubat ve öncesi, sonrası.

Bir vakitler TSK eliyle yürütülen laiklik ve milliyetçiliğin evet, eleştirilecek epey yönü vardı ancak 15 Temmuz’u ya da Gülen Cemaati’nin güçlenmesini getirip buna bağlamak hayli güç. Öncelikle Gülen Cemaati’nin hangi şartlar altında devletin içine buyur edildiğine bakalım. Burada esas mesele laiklik ya da  belli bir laikliğin karşı tepkisi filan değil., 12 Eylül sonrasında devlete egemen olanların, kamu kadrolarını solculardan, Alevilerden, komünistlerden temizleyip anti-komünist, muhafazakar, (görünürde) iktidar hırsı da olmayan cemaatlere teslim etmeleri idi. Gülen böyle bir pozisyona talip olduğu için 12 Eylül sonrası devlet içinde palazlandı ve bir nevi “devlet projesi” haline geldi. İkinci devlet projesi haline gelmesi ise SSCB’nin yıkılışı ve Türkiye’nin Orta Asya bölgesine ticari ve siyasi olarak girme emelidir. Gülen buna da talipti. Üçüncü “devlet projesi” haline gelmesi ise AKP-TSK arasındaki savaşta artık her yere yerleşmiş Gülen Cemaati’nden AKP’nin vurucu güç olarak yararlanmak istemesi ve Cemaat’in bir kez daha bu pozisyona talip olmasıdır. Sonrası malum. Cemaat daha fazlasını isteyince, ipler koptu. Yoksa hala kardeş kardeş yaşayıp gidiyor olabilirdi AKP ile Gülen Cemaati.

Velhasıl, rapordan bunları da yazmasını beklerdik. Ama haklısınız böle bir komisyondan böyle bir rapor çıkması epey zordu.

Bitirirken şu darbe girişimi ile ilgili bir not daha. 26 Mayıs Cuma günü bir yandan da 15 Temmuz’da Genelkurmay Karargahı’nda yaşananlarla ilgili açılan ‘çatı dava’ da sürüyordu. Orada savunmasını yapan dönemin Genelkurmay Personel Başkanı İlhan Talu, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve dönenin Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler’i suçlayarak şöyle demiş: “2016 YAŞ Toplantısı hazırlık aşamasında (sanık) Tuğgeneral Mehmet Partigöç’ün Fetullahçı olduğunu Genelkurmay Başkanı ve İkinci Başkanı’na söyledik. Ancak onlar ‘Biz Partigöç’e güveniyoruz’ dediler”.

Genelkurmay, adamlarına güvenebilir elbette. Ama darbe yapması muhtemel olanlar gözlerinin önünde dururken darbe girişiminden sonra konuyla hiç ilgisi olmayan gazete ve gazetecilere “Gülenci” damgası vurulması yargıyı, dolayısıyla iktidarı da biraz Reşat Petekleştirmiyor mu?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
18.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
4.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
23.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
9.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
3.12.2018
Demirtaş'ı içeride tutmanın 101 yolu
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
31.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive