Yetvart Danzikyan

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor


12.6.2017 - Bu Yazı 1341 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geride bıraktığımız günlere damgasını vuran gelişmelerden biri gencecik bir öğretmenin, Şenay Aybüke Yalçın’ın Batman’ın Kozluk ilçesinde belediye başkanını hedef alan saldırıda hayatını kaybetmesi idi. Hiç şüphesiz kör bir şiddet eylemidir bu, güçlü biçimde kınanmalıdır. Öyle olmasına öyledir, ama bu kör şiddet saldırısı ne yazık ki merkez medya tarafından hemen bir kıyas yarışına sokuldu. Pazar günü Hürriyet’te yayınlanan “Kırmızı fularlı kız değil, kırmızı yazmalı kız” yazısı, Gezi direnişinin Antalya’daki bilinen simalarından Ayşe Deniz Karacagil’in geçtiğimiz hafta öldürülmesine nispet yapmaktaydı. Hatırlanacaktır, Karacagil Gezi döneminde “Kırmızı fularlı kız” olarak bilinmiş, daha doğrusu taktığı kırmızı fular, mahkeme tarafından suç delili olarak görülmüş, geçtiğimiz günlerde de Rojava’da IŞİD’e karşı  çatışırken öldüğü açıklanmıştı. Hükümete yakın medya ise Karacagil’in Rojava’da değil Türkiye sınırları içinde güvenlik güçlerinin düzenlediği bir operasyonda öldürüldüğünü öne sürüyor.

Yazı işte buna nispet yapıyor ve bir tür, ölümleri yarıştırıyor, karşı karşıya koyuyor. Gencecik insanların kör kurşunlara kurban gitmesi ya da ölüme gidebileceği besbelli yolları seçmesi asli olarak mesele edilmesi gerekirken toplum, bunları düşünmesin ve “birilerine karşı” olarak birleşsin isteniyor. Çok açık. Oysa böylesi iki gencecik ölüm varken herhalde yapılması gereken şey bu şiddet sarmalının nasıl durdurulacağı üzerine kafa yormaktır. Fuların karşısına yazma koymak değil.

Ancak şurası çok açık ki Türkiye merkez medyası ne zamandır soru sorma kabiliyetini yitirmiş durumda. 2015’ten beri neden böyle bir şiddete sarmalı içinde yaşadığımızı, bunun kimin bilinçli tercihi olduğunu soranların sayısı çok çok az… Evet biliyoruz merkez medyada bunlar sorulduğu andan itibaren işler değişecek, iktidar bu soruyu soranın üzerine çullanacaktır ama bu sorular –diyelim ki– sorulamıyor diye insanları karnıyarık gibi bölünmeye mi davet etmek lazım? Ayşe Deniz Karacagil’in annesi de anne değil mi? Onun kızı da bu şiddet sarmalı, savaş politikası yüzünden hayatını kaybetmedi mi?

Ve tam bu mesele üzerine kafa yorarken ajanslara bir haber düşüyor. Mardin Kızıltepe’de 2004 yılında babası ile birlikte öldürülen Uğur Kaymaz vardı, hatırlarsınız. Terörist oldukları gerekçesiyle öldürülmüşlerdi, baba oğul. 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ın cesedinden 13 kurşun çıkmıştı. Babası Ahmet Kaymaz ise kamyon şoförü idi. İşte o Uğur Kaymaz için 2009 yılında Mardin’in Kızıltepe ilçesine konan heykel, atanmış kayyım tarafından kaldırıldı.

Üstelik mesele bununla da bitmiyor, habere bakınca şunu hatırlıyoruz ki Uğur Kaymaz’ın annesi Makbule Kaymaz çalıştığı Kızıltepe Belediyesi Eğitim Destek Evi’ndeki işinden KHK ile çıkarılmış Kasım 2016’da. Makbule Kaymaz o vakitler şöyle demiş:

“Eşim Ahmet ve Uğur öldürüldükten sonra mahkeme kapılarında adaleti aradık. Ama devlet bana adalet yerine daha çok yoksulluk, daha çok zorluk verdi. Hiç olmazsa sigortalı olarak çalışıyor, kimseye muhtaç olmadan çocuklarımı büyütüyordum. Şimdi ben ne yapacağım? Ekmeğimizi de elimizden aldılar. Bu nasıl kanundur, bu nasıl adalettir? Ben neden çıkarıldığım konusunda bana açıklama yapılmasını istiyorum. Bu zülüm yeter artık bitsin”

Bu hatırlatmayı eleştirdiğim şeyi yapmak yani ölüm ve acıları karşı karşıya koymak için yapmıyorum. Tam tersine böylesi meseleleri, yani devlet şiddetini de, silahlı örgütlerin kör şiddetini de birlikte ele almamız ve aralarında böylesi kamplaştırıcı ayrımlar yapmamamız gerektiğini vurgulamak için yapıyorum. Şunu sormak için: Elbette ki Şenay Aybüke Yalçın’ın öldürülmesi tepki görecektir. Ancak karşısına başka ölümleri koyarak değil. Devlet dersinde öldürülen çocukların heykellerini kaldırarak, annelerini işten atarak hiç değil.

Son olarak. Batman’ın Kozluk ilçesi insanda başka hatıraların da canlanmasına vesile oluyor. Meseleler gelip gelip birbirine bağlanıyor sanki. Bu sefer devletin “kin” dersinde öldürülen bir genci, Sevag Balıkçı’yı hatırlıyor insan ister istemez. O, üstelik bir 24 Nisan günü, askerliğini yaptığı Batman’ın Kozluk ilçesinde milliyetçi bir arkadaşının tüfeğinden çıkan kurşunla hayatını kaybetmişti. Birliktekiler birlik olup “kazayla oldu” demişlerdi. Sonrasında koca bir birliğin aynı ifadeyi vermek için kazan dairesinde toplantı yaptığı ortaya çıkmıştı, cinayetten sonra. Keza tanıklara baskı yapıldığı da... 2011’den beri çözüm bekleyen bir dava bu da.

Velhasıl. Çok can kaybettik, çok genç kaybettik. Bu kayıpları ayırarak değil, hepsine aynı kıymeti vererek sormamızın zamanı geldi de geçmedi mi çoktan? Bu gençler niye ölüyor?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.06.2020
Türkiye’deki ırkçılık, Afrikalılar’a bakarak anlaşılabilir mi?
12.05.2020
Demokrasi olsa demokrasi derdik…
14.04.2020
Geminin nereye gittiğini bilen var mı?
19.03.2020
Virüs belki de bize bir şey anlatmaya çalışıyor
24.02.2020
Devletin dehlizlerinde
10.02.2020
Tanrı göçmen çocukları sever mi?
28.01.2020
Deprem gerçekleri
14.01.2020
İran’daki gösterilere ne oldu?
31.12.2019
Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı
16.12.2019
‘İnsaf sahibi dünya halkları’ bu işe ne der?
26.11.2019
CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?
12.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
29.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
18.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
4.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
23.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
9.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
3.12.2018
Demirtaş'ı içeride tutmanın 101 yolu
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
31.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive