Yetvart Danzikyan

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Lozan ve bazı efsaneler…


11.12.2017 - Bu Yazı 1375 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bundan birkaç yıl önceydi. Peşpeşe önce Kuzey Kıbrıs’a, sonra da Türkiye’nin güney ve doğu illerine çeşitli vesilelerle gitmiştim. Her ne hikmetse gittiğim yerlerde taksi şoförleri ya da esnaftan bazı kişiler (ki bunlar genellikle AKP’ye yakın insanlardı) şu “haber”den bahsedip durmaktaydılar: 2023’te Lozan bitiyordu ve Türkiye artık petrol çıkarmaya başlayacaktı. Lozan’da Türkiye’nin petrol çıkarmasını önleyen gizli bir madde vardı çünkü. Bazı versiyonlarda Lozan’ın yerini başka bir gizli anlaşma alıyordu. Ancak işin özü değişmiyordu. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında böyle bir taviz verilmişti ve AKP 2023’te gereğini yapacaktı. Zengin olacaktık.

Bu efsane belli ki bölgedeki yerel AKP’li yöneticiler tarafından kulaklara fısıldanmış, seçmen ya da böylesi PR çalışmalarına meraklı esnaf da bunu yaymıştı. İlk önce şu mesele insanı düşündürmekteydi: Doğru olmadığı besbelli bu senaryo nasıl bu kadar alıcı bulmuştu? Evet komplo teorilerine, gizli anlaşmalara meraklıyızdır oldum olası.. Hele ki petrol konusunda bitmeyen bir şehir efsanesi ülkesiyiz. Nihayetinde Haliç’in altında külçe külçe altınlar olduğuna (en azından bir bölümü) inanmış bir toplumuz. Ancak bu artık şehir efsanesi kılığından çıkmış, AKP’nin bir propaganda arıcına dönüşmüştü. Bununla hem ekonomik açıdan sıkışan esnafın ağzına bir parmak bal çalınıyor, hem de “petrol gibi bir konudan taviz veren” tüm Cumhuriyet dönemi siyasetçileri “işlerini yapmamış” gösteriliyor, tarihsel rövanş için yeni bir fasıl açılıyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan ziyaretindeki “Lozan güncellenmeli” çıkışını duyunca bu şehir efsanesi geldi ister istemez aklıma. Uluslararası alanda bir karşılığı olmayacağı besbelli bu çıkışla iç siyasette yeni bir manevraya girişiyor Erdoğan. Tüm otoriter rejimler gibi içeride ve dışarıda sıkışınca tarihsel meseleleri gündeme getiriyor ve sağ/milliyetçi seçmene yeni “hedef”ler sunuyor. Bu çıkışın ardından hala 500 yıl öncesinin “fetih” dünyasında yaşayan ve yaşatılan seçmenlerin bir bölümü için Yunanistan artık –yeniden- bir “meselemiz”in olduğu bir ülke haline gelecek ve bu meseleyi ancak Erdoğan’ın çözeceği algısı bir kez daha dolaşıma sokulacaktır.

Bu biraz evvel de bahsettiğimiz gibi otoriter sağ rejimlerin sık sık başvurduğu bir yoldur. Bilhassa içeride işler sıkışınca ve ekonomi kötüye gidince seçmene, tabana, dış bir hedef belirlemek gerekir. Son versiyonda bu Lozan ve (belli bir düzeyde) Kudüs oldu. Ama biz meseleyi Lozan’la sınırlı tutalım ve Erdoğan’ın detayda ne dediğine de bir bakalım.

Erdoğan bu çıkışını Batı Trakya’daki Müslümanların başmüftü seçememesine bağlıyor. Konuya dair görüş bildiren tüm uzmanların dediği şu: Müftü seçimi bir kere Lozan’ın konusu değil. Dün (Cumartesi günü) Radyo Agos’a bağlanan uluslararası hukuk uzmanı Prof..Dr. Turgut Tarhanlı bu konunun Osmanlı dönemindeki Atina Anlaşması’nın konusu olduğunu hatırlattı. Tarhanlı, Lozan’ın sadece Yunanistan ile Türkiye arasında imzalanan bir anlaşma olmadığını, çok uluslu bir anlaşma olduğuna da hatırlattı. Tarhanlı bu anlaşmanın bir “barış” anlaşması olduğuna da dikkat çekerek bu tip anlaşmaları tartışmaya açmanın barışı ve “sınırı”da tartışmaya açmak anlamına geleceğini söyledi.

RS FM’de Yavuz Oğhan’a bağlanan Prof. Baskın Oran da şunları söylüyor: "Müftülük konusu, Lozan Antlaşması'nın 143 maddesinin hiçbirinde yok. Müftülük konusu, 1913 yılındaki Atina Antlaşması'na ek olan 3. Protokol'de söz konusu edilir. 36 tane başdanışman var ve sayın Cumhurbaşkanı'na bunları anlatmıyor mu? Atina Antlaşması'nın Başmüftü'yle ilgili kısmını Yunanistan uygulamıyor. Türkiye de sürüyle Lozan maddesini uygulamıyor, ihlal ediyor. Ama kalkıp da, biz Lozan'ın güncellenmesini istiyoruz demek, bir anlaşma yapmak için değil, bir anlaşmazlık çıkarmak için Cumhurbaşkanı'nın oraya gittiği izlenimini uyandırıyor."

Bunlar önemli uyarılar. Şunu söylemek gerekir: Batı Trakya’daki müftü seçimi için herhalde Türkiye’nin kurucu anlaşması olan ve Türkiye’deki azınlıkların yaşamlarını güvence altında tutan Lozan’ı güncellemeye gerek yok. Konu basitçe bir insan hakları meselesidir ve Yunanistan bu anlamda AİHM’ye hesap vermek durumunda kalacaktır.

Ancak bu seçim meselesi bir kez açıldığında insan ister istemez şunu da hatırlıyor. Türkiye’de Ermeniler de epeydir patriklerini seçemiyorlar. Seçim için oluşturdukları Müteşebbis Heyet ve kilise hukukuna göre seçilen Patrik Kaymakamı’na İstanbul Valiliğinin rezerv koyduğu haberleri son üç aydır basında yazılıyor. Türkiye Ermeni Patrikliği’nin 2016 Ekim ayında Patrik Mutafyan’ın hastalığının “geri dönülemez” olduğunu ilan etmesinin, Mutafyan’ın makamını “boş” ilan etmesinin üzerinden 1 yıl geçti. Herhangi bir gelişme yok.

Heybeliada Ruhban Okulu hala kapalı. Ekümenik Patrik Bartholomeos’un açıklamasına göre patrik bu konuyu ne zaman açsa Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Atina’da cami yok’ diyormuş.(Bkz. “Yarını Yaşayan Adam-Besim Tibuk” kitabı, röportajı gerçekleştiren Fatih Vural)

Türkiye genel olarak tüm bu meseleleri “Sen onu yapmazsan ben de dunu yapmıyorum” gibi bir rehine pazarlığını dönüştürdü yıllar boyunca. Oysa konu her şeyden önce insan hakları ile ilgili. Bunu iyice kavramakta fayda var.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.06.2020
Türkiye’deki ırkçılık, Afrikalılar’a bakarak anlaşılabilir mi?
12.05.2020
Demokrasi olsa demokrasi derdik…
14.04.2020
Geminin nereye gittiğini bilen var mı?
19.03.2020
Virüs belki de bize bir şey anlatmaya çalışıyor
24.02.2020
Devletin dehlizlerinde
10.02.2020
Tanrı göçmen çocukları sever mi?
28.01.2020
Deprem gerçekleri
14.01.2020
İran’daki gösterilere ne oldu?
31.12.2019
Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı
16.12.2019
‘İnsaf sahibi dünya halkları’ bu işe ne der?
26.11.2019
CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?
12.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
29.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
18.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
4.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
23.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
9.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
3.12.2018
Demirtaş'ı içeride tutmanın 101 yolu
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
31.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive