Yetvart Danzikyan

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Milli irade de bir yere kadarmış


9.4.2019 - Bu Yazı 517 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu yazı yazıldığında 31 Mart Yerel Seçimleri'nin üzerinden tam bir hafta geçmişti. İstanbul ve Ankara'da hâlâ oy sayımı sürüyor, kazandıkları ayan beyan belli olan Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş'a mazbataları verilmiyor. CHP seçmeni mazbata talep edince de "Mazbata fetişizmi yapmayın" deniyor, iktidar sözcülerince. Bir siyasi partinin (AKP) ve bir siyasi akımın (AKP İslamcılığı) ne hale düştüğü bundan iyi özetlenemezdi. 

Rivayet muhtelif. Kimilerine göre AKP, İstanbul ve Ankara yenilgisini çoktan kabul etti ama bazı alengirli evrakların yok edilmesi ya da taşınması için süreye ihtiyaç vardı. Oyların yeniden sayılması işi buradan çıktı. Mümkün. Muhtemel. Bir başka rivayete göre ise AKP üst kadroları (Erdoğan ve yakın çevresi kastediliyor) sonuçları kabullenmeye hazırdır.  Ancak alt kadrolar direnmektedir. Çünkü kaybedilecek çok şey var. Partiye yakın kimi "gazeteci" kılıklı odakların da bu alt kadroların sözcülüğünü yaptığı söyleniyor. Bu da mümkün. Muhtemel. Zaten seçim gecesi ve sonrasında olup bitenlere baktığımızda bu senaryoya uygun bir manzara görüyoruz.

Bunların hangisinin geçerli olduğunu ya da ikisinin birden geçerli olup olmadığını herhalde yakın zamanda öğreneceğiz. Ancak tablonun tamamına baktığımızda AKP ve Erdoğan'ın "seçim sihirbazı", "her olumsuz şartta seçim kazanan parti/lider" imajının artık yerle bir olduğunu söyleyebiliriz. Bir başka ifadeyle AKP ve Erdoğan kendi silahlarıyla, "Milli İrade" silahıyla vuruldular.

Hatırlayalım, bundan önceki her seçimde AKP ve Erdoğan kazandıkları seçimlerin verdiği güvenle Türkiye'yi bir plebisiter diktatörlüğe çevirmişti. Olabiliyorsa seçim, olamıyorsa halk oylamaları ile bu dikta halini alan rejime meşruiyet kılıfı yaratıyor, oy sayımlarına yönelik itirazları ise "Milli İrade'ye saygısızlık/darbecilik" olarak yaftalıyorlardı. 

Burada güvendikleri üç şey vardı. Erdoğan'ın milliyetçi, İslamcı, muhafazakâr taban üzerindeki etkisi, ana muhalefet konumundaki CHP'nin etkisizliği ve nasıl işlediği tam anlaşılmayan seçim gecesi oy sayım sistemi. 

Bu üç madde de artık AKP açısından işlerliğini yavaş yavaş kaybediyor. Erdoğan'ın (sınıra dayanan) karizması bilhassa son ekonomik krizle epeyce yıpranmış vaziyette. Ayrıca 'sistem'in motorunu kilitleyen, civatalarını fırlatan bu tek adam rejiminin muhafazakâr tabanın bir kısmında artık eskisi gibi alıcısı yok. Keza 17 yıllık iktidar sonucunda alttan gelen yeni ve genç kuşak için de Erdoğan'ın argümanları çok da cazip değil. 

CHP'ye gelecek olursak. Ekrem İmamoğlu'nun şu ana kadar çizdiği profil itibarıyla CHP'nin "etkili aday çıkaramama" sorununa bir çözüm getirdiğini söyleyebiliriz. AKP ve Erdoğan eliyle yaratılan Bahçeli'nin de hayli katkıda bulunduğu çiğ ve saldırgan siyaset zemininde kendine güvenen, sakin bir profil çiziyor ve hedefine kararlı biçimde yaklaşan bir siyasetçi havası yaratıyor. Siyasette böylesi hükümler verirken elbette ki çok dikkatli olmak lazım, bunun farkındayız ancak iki önceki cümlede de söylediğimiz gibi "şu ana kadar", durum bu. Haliyle bu profil CHP seçmenine de bir güven ve cesaret getirdi. Yani ikinci bir Muharrem İnce vakası yok karşımızda. Bu ikinci maddeye bir yan madde olarak HDP'nin performansı da eklenebilir. HDP'nin (ve elbette Selahattin Demirtaş'ın) sonuç verici hamleleriyle İstanbul ve diğer önemli kentlerde CHP ipi göğüsledi. Yani HDP de üzerindeki tüm ağır baskıya rağmen hâlâ AKP'nin 'oyununu bozacak' güçte olduğunu gösterdi. 

Son maddeye gelirsek: Nasıl olduğunu kimsenin anlamadığı şipşak oy sayımları. Hiç şüphesiz 2014 Yerel Seçimleri'nden beri bu yöndeki şüpheler zaten ayyuka çıkmıştı. 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento Seçimleri'nde bu sistem iyice sorgulanır hale geldi ancak bu seçimlerde itiraz eden konumunda AKP olmasına rağmen aslında sistemin geçtiğimiz yıllar boyunca AKP'ye nasıl bir avantaj sağladığı da ortaya çıktı. 

Bunda AA'nın İmamoğlu, Binali Yıldırım'ı yakaladığında veri akışını durdurmasının payı büyük. Böylece AKP ve AA aslında bir anlamda suçüstü yakalanmış oldular. Zira AA'nın hangi gerekçeyle bu veri akışını durduğuna hâlâ mantıklı bir izah getiremediler. Buna bir de YSK'nın AKP'nin her talebini yerine getirmesi eklenince -özellikle son yıllardaki- "seçim sihirbazlığı"nın foyası artık iyice dökülmüş oldu. 

Dolayısıyla AKP ve Erdoğan için artık yeni bir dönem başlıyor. "Milli İrade"nin AKP açısından sadece AKP kazandığında kıymet bulan bir ilke olduğunu zaten biliyorduk. Öyle de oldu. Demek ki İstanbul ve Ankara gibi kritik yerlerde milli irade muhalefetten yana ise, oylar tekrar tekrar sayılabilir, milli iradenin kıymet-i harbiyesi yoktur. 

Peki şimdi ne olacak? Makul olan AKP'nin mağlubiyeti kabul etmesi. Bu, elbette AKP ve Erdoğan için çok zor, ama bir yandan da İstanbul ve Ankara'ya da zorluk yaşatacakları, siyasal zemini iyice gerecekleri bir dönem demek. 

Bir ihtimal daha var ne yazık ki. AKP ve YSK bir formül uydurup Binali Yıldırım'ı galip ilan eder mi? Pek ihtimal verilmese de olmayacak iş değil. Ancak bu AKP ve Erdoğan için daha zor bir dönemin başlangıcı olacaktır. Zira tüm baskıcı uygulamalarına rağmen şu ana kadar "Seçilmiş Parti/Lider" vasfıyla ortada geziniyorlardı. Tüm dünyanın gözü önünde yapılacak böyle bir hamle AKP ve Erdoğan için çok daha zor bir  dönemin başlangıcı olacaktır. Bekleyeceğiz, göreceğiz. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
18.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
4.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
23.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
9.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
3.12.2018
Demirtaş'ı içeride tutmanın 101 yolu
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
31.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive