Yetvart Danzikyan

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Devletin dehlizlerinde


24.02.2020 - Bu Yazı 173 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 18 Şubat Salı günü iki kritik dava görülmekteydi Türkiye’de. Biri Çağlayan’da Hrant Dink Cinayeti Davası, diğeri de Silivri’de Gezi Davası. Kamu görevlilerinin yargılandığı ve artık tanıkların dinlendiği Dink Cinayeti Davası’nda üç gün sürecek bir celse söz konusu idi, son yıllardaki gibi. Gezi Davası ise tek gün sürecekti ancak o da bir anlamda üç gün sürdü.

Gezi, daha doğrusu Osman Kavala davasında olup bitenleri hem iyi biliyoruz ama hem de aslında pek bilmiyoruz. İktidar önce Kavala’yı hapse atma ihtiyacı görmüş, etrafına da yoktan bir dava inşa etmişti. Zira Kavala’ya yöneltilen suçlama “hükümete karşı bir kalkışma” olarak sundukları Gezi eylemlerini organize etmekti. Kavala bunu tek başına yapamayacağına göre, etrafına bir grup icat etmek gerekiyordu. En az Kavala’ya yöneltilen suçlamalar kadar gerçek dışı ve dayanaksız olan başka suçlamalarla bir grup sanık yaratıldı ve olmayan para transferleri, çekilmeyen filmler, ilgisiz telefon konuşmaları ve seyahatler ile bir dava dosyası yaratıldı. Ve bu dava dosyasında Osman Kavala, Mücella Yapıcı ve Yiğit Aksakoğlu için ağırlaştırılmış müebbet, diğer isimler için de 15 ile 25 yıl arası hapis istendi.

Mahkeme son ana kadar bu talebi yerine getirecekmiş gibi görünürken, tüm sanıklar için beraat kararı verdi. Kavala da 2 yılı aşan bu hukuk dışı tutukluluk süresi sonrası -nihayet- tahliye edilecekti. Sonrası malum. Osman Kavala için bu kez başka bir suçlama icat edildi ve 15 Temmuz ile ilgili zaten tahliye edildiği bir soruşturmadan tutuklandı. Beraat kararı veren hâkimler için de HSK, soruşturma izni verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre “Soros’un Türkiye ayağı, bir manevra ile beraat” ettirilmişti.

Bu açıkça siyasetin yargıya müdahalesi idi ama daha da ötesinde belli ki Erdoğan ve AKP içindeki bir kliğin hamlesiydi. Çünkü Osman Kavala, çözüm süreci sona erdirildiğinden bu yana, AKP içinde güç kazanmış, zihinsel manada eski derin devlet unsurları ile de dirsek temasında olan bir kliğin hedefindeydi.

Toplumsal her gelişmeyi/dinamiği bir komploya ve tek bir kişinin icraatlarına bağlayan bu (aynı zamanda antisemit) grup, belli ki Kavala’ya takmıştı. Çünkü Kavala’nın Soros ile ilişkisi vardı. (Zamanında Erdoğan’ın da ilişkisinin olması önemli değildi çünkü AKP tarzı siyasal İslam’ın, kınadığı her şeyi yapmaya hakkı vardı, iktidar için her şey mübahtı, bunun suç olup olmaması da önemli değildi, nihayetinde Soros bir Yahudi idi) Toplumsal bir hak talebi olan ve kendiliğinden oluşan Gezi direnişine masa sandalye göndererek yardım etmişti, bu da suçtu, çünkü bu zihniyet, toplumsal hareketleri nedenleri ve sonuçları ile değil, (Bakınız 'Payitaht Abdülhamit' dizisi) bir ya da birkaç kişinin komplosu ile değerlendirme yanlısıydı, içinde bulundukları siyasi mantık (her şeyi komplo teorisi ile açıklayan faşizan bir sağ zihniyet) dünyayı böyle anlar ve böyle açıklardı. Yetmiyordu, Kavala’nın Siyasal Kürt hareketi ile diyalogu vardı (yine bu zihniyete göre Kürt meselesi de toplumsal bir vaka değil, Batı’nın yarattığı bir sorundu), yine yetmiyordu Kavala Ermeni meselesinde de normalleşme/yüzleşme yanlısı bir çizgiyi savunuyor ve bu kapsamda sergiler kültür sanat faaliyetleri yürütüyordu, ki bu da bu zihniyete göre Diaspora’nın adamı olmak demekti. Bu zihniyet, bu mantık, niyeyse 1930’ların Almanyası'na bakmıyor, aynadaki suretini görmezden geliyordu.

Öyle anlaşılıyor ki, Kavala’nın tekrar tutuklanması Erdoğan’ın birlikte hareket ettiği bu kliğin hamlesinin sonucuydu. Bunlar tahmin tabii, daha doğrusu, olup bitenlere baktığımızda çıkan bariz bir sonuç.

Dink Cinayeti Davası’nda ise ilginç bir tanıklık vardı celsenin son oturumu olan 20 Şubat Perşembe günü. Cinayetin işlendiği dönemde İstanbul Jandarma Komutanlığı görevlisi olan Serkan Özel tanık olarak dinlendi. Özel o dönemde İstanbul Jandarma İstihbarat'ta aşırı sağ faaliyetlere baktıklarını söyledi. Genel olarak sorulara “hatırlamıyorum” diye yanıt verdi. Ancak Dink Ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu’nun bir sorusu vardı ki, verdiği yanıt ilginçti. Bakırcıoğlu, madem ki Özel’in içinde bulunduğu ekip aşırı sağ faaliyetlere bakıyor, Hrant Dink’in yargılandığı dönemde mahkeme önlerinde gerçekleştirilen ve Dink’i hedef haline getiren ırkçı eylemleri izleyip izlemediklerini sordu. Özel’in yanıtı ilginçti. Aşırı Sağ Faaliyetler olarak ('ASAF' diye kısaltılıyor) sadece dini tarikatlara ve misyonerlik faaliyetlerine baktıklarını söyledi.

Devletin dehlizlerinde, tahmin ettiğimiz, ancak bu kez resmi olarak öğrendiğimiz bir manzara ile karşılaşıyorduk. Devlet Hıristiyanlık adına ya da Hıristiyanlığı tanıtma adına yürütülen her tür çabayı “misyonerlik” olarak görüyordu, bunu zaten biliyorduk ancak bunu bir de “aşırı sağ faaliyet” içine sokmuştu.

İster istemez Malatya’da gerçekleştirilen Zirve Yayınevi Katliamı’nı hatırladım. O katliamdan sonra da ortaya çıkmıştı ki devlet, elindeki her türlü bilgiye rağmen, katliamı gerçekleştiren failleri değil, bir yayınevi çalışması yürüten maktulleri takip etmişti, istihbari anlamda. Ve yine Hrant Dink’in, sağlığında, devletin “Ermenicilik” dosyası altında takip edildiğini hatırladım. Dava sürecinde ortaya çıkan, Dink’in öldürüleceğine dair, cinayetten 11 ay önce elde edilen istihbarat bilgisi üzerine ne yapıldığı sorusu ise elbette yanıtsız kaldı. Çünkü devlet bu bilgiyi elde ettikten sonra hiçbir şey yapmamıştı.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
19.03.2020
Virüs belki de bize bir şey anlatmaya çalışıyor
24.02.2020
Devletin dehlizlerinde
10.02.2020
Tanrı göçmen çocukları sever mi?
28.01.2020
Deprem gerçekleri
14.01.2020
İran’daki gösterilere ne oldu?
31.12.2019
Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı
16.12.2019
‘İnsaf sahibi dünya halkları’ bu işe ne der?
26.11.2019
CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?
12.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
29.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
18.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
4.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
23.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
9.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
3.12.2018
Demirtaş'ı içeride tutmanın 101 yolu
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
31.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive