Yetvart Danzikyan

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Aranan savaş bulundu


27.10.2020 - Bu Yazı 184 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ermenistan-Azerbaycan arasındaki çatışmalar birinci ayını doldurdu. 27 Eylül’de başlayan çatışmalarda Ermenistan/Karabağ cephesi 1.000’e yakın asker kaybetti. Bunu Ermenistan ve Karabağ güçlerinin düzenli olarak yayınladıkları resmi raporlardan biliyoruz. Azerbaycan ordusunun kaç asker kaybettiğini ise bilmiyoruz çünkü savaşın başından beri resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak bir o kadar da Azerbaycan ordusunun asker kaybettiğini varsayabiliriz.

Gerçi Rusya Devlet Başkanı Putin geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada 27 Eylül’den bu yana toplam 5.000 kişinin öldüğünü söyledi. Bu durumda hem Ermenistan'ın asker kaybını belki biraz daha yüksek olduğunu hesaplamak, hem de Azerbaycan’ın da en az 2.000 civarında asker kaybettiği farz etmek gerekecek.

Sivil kayıplar açısından da bilanço ağır. Hem Ermenistan hem de Azerbaycan toplam 100’e yakın sivilin hayatını kaybettiğini beyan ediyor. Bunun yanında birçok sivil yerleşim yeri de harap oluyor, her ne kadar Türkiye medyası Ermenistan ve Karabağ’da bu açıdan neler olup bittiğini bilinçli bir tercih olarak yazmasa da.

Dolayısıyla ağır bir tablo ile karşı karşıyayız. Ancak Türkiye siyaseti, kamuoyu ve medyası açısından bunlar, öyle görünüyor ki hiç de önemsenecek meseleler değildir. Savaş vardır ve sonuna kadar gitmek lazımdır.

Bir yandan, Türkiye'nin geleneksel olarak, yani sadece AKP hükümeti olarak değil, bir devlet tercihi olarak baştan beri Azerbaycan’ın yanında durduğu dikkate alınırsa bu hiç de şaşırtıcı bir bir durum değil.

Ancak yine de bir adım geri çekilip baktığımızda manzara gerçekten çok düşündürücü, hatta dehşet verici. Türkiye kamuoyu aslında -teorik olarak- içinde olmadığı, tarafı olmadığı bir savaşta sonuna kadar savaşı destekleyici ve teşvik edici bir pozisyon takınmakta. Bu gerçekten düşündürücü çünkü ölenler Azerbaycan askerleri. Yani hadi Ermenistan asker ve sivillerini insan yerine koymuyorsunuz, Azerbaycan askerlerinin canını da mı hiçe sayıyorsunuz?

Bu tablonun korkunçluğu üzerine kimse iki çift laf etmiyor. İktidarı ve medyasını zaten geçtim, muhalefet de iki çift laf etmiyor, edemiyor. Ederse kamuoyu tepkisi ile karşılaşacağını düşünüyor.

Bir yandan da, ne yazık ki haksız değil. Çünkü 100 yıldır topluma zaten zaten Ermenistan düşmanlığı zerkeden devlet, bu savaşta da kayıtsız şartsız Azerbaycan’ın yanında olmakla tüm bilgi akışını Azerbaycan’dan gelen malumata dayandırdı, bunun bir savaş olduğu, iki tarafta da kayıplar olabileceği gerçeği rafa kaldırıldı. Hal böyle olunca da savaşın başından beri “Ermenistan saldırdı” üzerinden bir bilgi bombardımanı aldı başını gitti. Ve toplum, kamuoyu, en azından büyük bir kısmı, Ermenistan’a Ermeniler’e karşı bilendi, bilendirildi, “Ermeniler de ölüyor, orada da siviller ateş altında” diyenler, “barış” isteyenler ”hain” oldu.
HDP milletvekili Garo Paylan kendisi için “ihanet içinde” diye ilan verenler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu mesela. Bu hafta öğrendik ki savcılık bu suç duyurusu hakkında hızla takipsizlik kararı vermiş.

Bu niye böyle? Yani Türkiye bu meselede niye böyle davranıyor?

İki sebebi var, kanımca. Birincisi aylardır yazdığımız gibi İslamcı-Milliyetçi iktidar bloku ne zamandır bir dış cephe, bir “maraza” aramaktaydı. Suriye’ye girildi, olmadı, Libya’da gidildi, olmadı, Ege Denizi denendi, yine olmadı. En sonunda Kafkaslar ve Karabağ meselesi göze kestirildi.

Temmuz ayındaki çatışmalardan sonra Azerbaycan ile ortak bir tatbikat yapıldı, hatırlanacağı üzere. Öğreniyoruz ki tatbikattan sonra Türkiye, Azerbaycan ordusuna çok sayıda silah, mühimmat ve asker bırakmış, bunları Fehim Taştekin geçen hafta GazeteDuvar’da yazdı.

Yani Türkiye, daha doğrusu artık dış cephede bir savaş açmadan iktidarını sürdüremeyecek olan hükümet, en sonunda bir savaş bulmuştu. Burada en fazla Rusya ile karşı karşıya gelinirdi ki, bu da büyük bir mesele değildi. Suriye ve Libya’dan bir alışkanlık edinilmişti, Rusya Türkiye’ye çok kızsa da, üstü kapalı ya da açık mesajlar verse de, aslında fazla ses etmiyordu çünkü ne de olsa masada S-400’ler, nükleer santral ihaleleri ve enerji/doğal gaz anlaşmaları vardı. Rusya “Yeter, buraya kadar” diyene kadar ilerlenir, memlekette “birlik ve beraberlik” ruhu canlı tutulurdu.

İkincisi, zaten Türkiye idari ve siyasi yapısı, geleneksel olarak Ermenistan düşmanlığı üzerine kurulmuştu. Bunu bir kere daha harlandırmanın ne zararı olurdu? Türkiye içinde kim buna itiraz edecekti? CHP mi, MHP mi? Hiçbiri. Belki HDP, ama ana akım medya zaten onların yüzüne bakmıyordu, hem de peşpeşe operasyonlarla başlarına dert açmak mümkündü.

Savaş işte bu şartlar içinde cereyan ediyor. Ermenistan ve Ermeniler sabahtan akşama kadar düşmanlaştırılıyor. Bu artık bir milli spor haline geliyor. Tarihsel olarak Türkler ile Ermeniler arasındaki hukukun, en az Azeriler’le olduğu kadar köklü olduğunu söyleyenlerin lafı ağızlarına tıkılıyor. Bu atmosferin hayli sıkıntılı sonuçlara yol açabileceğini söyleyenler boşluğa konuşuyor.
Geriye bir tek Türkiyeli Ermeniler kalıyor. Onlara da “Ya tamam, sizlik bir durum yok” deniyor, bu düşmanca dile, bu nefret diline, tüm bu tabloya itiraz edenlerin sesleri de ne yazık ki bu büyük gürültüde boğuluyor.
Aranan savaş bulundu ya, gerisi teferruat deniyor, belli ki.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.11.2020
Bircan, Osman ve 19 Ocaklar
27.10.2020
Aranan savaş bulundu
13.10.2020
Hrant Dink’in çözüm önerisi neydi?
15.09.2020
12 Eylül- AKP karşılaştırması yaparken
1.09.2020
'Birlik ve beraberlik' nasıl oluşuyor?
17.08.2020
Biz de bir tür sosyal deneyde değil miydik?
20.07.2020
Suriye'den Libya, oradan Ayasofya'ya, Ermenistan'a
9.06.2020
Türkiye’deki ırkçılık, Afrikalılar’a bakarak anlaşılabilir mi?
12.05.2020
Demokrasi olsa demokrasi derdik…
14.04.2020
Geminin nereye gittiğini bilen var mı?
19.03.2020
Virüs belki de bize bir şey anlatmaya çalışıyor
24.02.2020
Devletin dehlizlerinde
10.02.2020
Tanrı göçmen çocukları sever mi?
28.01.2020
Deprem gerçekleri
14.01.2020
İran’daki gösterilere ne oldu?
31.12.2019
Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı
16.12.2019
‘İnsaf sahibi dünya halkları’ bu işe ne der?
26.11.2019
CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?
12.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
29.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
18.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
4.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
23.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
9.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
3.12.2018
Demirtaş'ı içeride tutmanın 101 yolu
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
31.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive