Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

‘George Orwell Arkadaşımdı’


5.7.2018 - Bu Yazı 733 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Burası dünya, hayat insanların çoğunluğuna gül bahçesi vadetmiyor. Ayette de bildirildiği gibi dünya oyun ve eğlenceden ibaret değil. Ne tuhaf ki insanın derdi de dermanı da yine insan. Ayrı yaşamak mümkün olmadığına göre birbirimizin hikayesine hakikatine eğilmekle adaletli eşitlikçi ilişkiler kurmakla mükellefiz. Ayaklarımızı kibirle üstünlük iddialarıyla yere sert vururken, başımız dağlarla yarışırcasına göğe ererken, herkese gülücük dağıtırken, tehdit savururken ezelden ebede büyük bir hikayenin aynı zamanda kendi küçük hikayemizin içinde yol alıyoruz.

Hikaye sanatı yüzleşme makamı. Burada kimse kimseye başöğretmenlik yapamaz, bir şey öğretmeye kalkışamaz, ideolojilerin bayrağını dalgalandırma yeri de değildir. Hikaye insanla aramızdaki kilometreleri kuş uçumuna indirir, sonra bir dürbün bakışı sonra kalp atımı derken, iki insanı ya da binlerce insanı birbirine yaklaştırır, uzağı yakın eder, görülmeyene ayna tutar, bilinmeyenin perdesini aralar, yaraların üstünden geçer. Son zamanlarda beni en çok etkileyen kitaplardan birine getireceğim sözü, Arizona’da yetişmiş birçok ödül almış olan Amerikalı yazar Adam Johnson’ın ‘George Orwell Arkadaşımdı’ adlı öykü kitabına.

Her biri elli sayfalık altı uzun öykünün yer aldığı kitapta raydan çıkan hayatlarını yoluna sokabilmek için güç toplamaya, bir patika olsun yol bulmaya çalışan insanların öyküleri var. Totalitarizmin ezdiği hayatlar, kaçak babalar, kayıp organlar, yıkılmış evler, fırtınalar, işkenceler, geride bırakılan aileler, çözümü simülasyon yaratarak gerçeklikten kaçmada bulan yazılımcılar, ölmeye hazırlanamayan kanser hastaları… Öykülerin her biri tek başına ele alınmayı hak etse de Anonim Kasırgalar’da bir insanın kaderinin oluşumundan söz edebileceğim sadece. 

Televizyonlardan duyduğumuz, ABD’de büyük felaketlere yol açan Katrina ve benzeri kasırgalardan birine yakından bakıyoruz ve akıl almaz karmaşanın içinde sürüklenen insanlardan biri beliriyor hikayede. Genç bir adam olan Nonc bir kargo şirketinin dağıtıcısı ve kasırgada evini kaybedince iş yerinin verdiği emanet görev kamyonuyla kalakalmış. Hala işini sürdürmeye çalışırken araçta bakmaya çalıştığı iki yaşındaki Geronimo sahne alıyor. Bütün gün uyumayan, bez bağlanan, henüz tam konuşamayan ama kendine şahane bir dil uyduran bu çocuk, kısa zaman sonra geleceğim diyen annesi tarafından terk edilmiş. Aslında bütün bunlar kız arkadaşı hamileyim galiba derken, bir kelimenin içinde neler yüklü olabileceğini fark edememenin uzantısı. Anne, analık yapmakla yanıp tutuşuyor gibi görünse de hayat izin vermiyor rahatlığı içinde. Yeni erkek arkadaşının uyuşturucu işine onu da bulaştırmasıyla cezaevini boyladığını öğreniyoruz satır aralarında. Nonc’un yeni kız arkadaşı Relle ise aslında çocuğa karşı şefkatli ilgili biri. Fakat içi insan doğası gereği kendisinden olmayan bu çocuktan uzaklaşmaya doğru kurgulamaya çalışıyor hayatı. Çocuğun iyiliği için olan her planlama, anneden yoksun olan bebeğin babadan da ayrılışına çıkıyor bir şekilde. Öykü bir kadın ve bir erkekle ilgili olsa da ilmek ilmek dokunan bir bebeğin hayatı.

Başka bir şehre ölümcül bir hastalıkla pençeleşen Nonc’un babasının pikabını almak ve ölüm işlemlerini yapmak için gidilmesi gerekmekte. Kasırgada sığınılan evlerden birini işleten yardımsever bir adama çocuğu bir haftalığına bırakmak için yalvarılırken, adama kesinkes dönme sözü verilemezken, henüz ölmemiş olan baba ile Albert Camus’nün Yabancı’sı kadar duygusuzca konuşulurken bir haklılık belirir. Adam ailenin arabasını da alıp evini terk etmiştir vaktiyle. Relle’nin babası da bir sürüngen hayvan hayvanat bahçesi işleticisidir ve hayvanlara işkence ettiği tespit edilmiştir.

Şimdi ise Geronimo var ve bebeğin başını okşamalar, sığınak yöneticisinden kaçırılan gözler, kamyonda Relle’nin gittikleri yerde ev tutmak üzere yanına aldığı broşürlere zayıf bir itiraz; bütün bu detaylar, her hareket ve kıpırtı bir insanın hayatına kastetmek üzere örgütleniyor sanki. Küçük hareketler büyük bir şeyin işaretleri. Biz bunu fark etmesek de böyle. Nonc o benim öz çocuğum, ona gözüm gibi bakacağım derken sesi yeterince güçlü değil. Bebek hiç görünmüyor fakat öykü bütünüyle onun öyküsü. Nonc gölü geçip tepeyi aşarken, bir insanın kaderi yazılıyor. Tıpkı Nursel Duruel’in Geyikler Annem ve Almanya hikayesindeki gibi. Hayırsız baba ailesini boşlamış, Almanya’da kök salmış, sabah anne de babanın gurbetine yola çıkacak. Çocuk yarı uyur yarı uyanık geyiklerin yüzdüğü bir rüyada konuşulanları dinlemekte ve yorganın içinde olacak olanın dehşetiyle sarsılmaktadır. Her zaman diyorum, Afrika Amerika Asya fark etmez, tek hikayemiz var, lokmalar koparıp yaşadığımız yazdığımız.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
29.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive