Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler


8.8.2018 - Bu Yazı 621 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Uğultusuyla her kalbi olana dokunan ayçiçeği tarlalarından geçiyoruz, belli ki Istranca Dağları’nın içinde kalan bereketli Meriç Nehri deltası yolundayız. İstanbul’un payitahtlık kardeşi Edirne çok görmüş geçirmiş bir şehir. Tarihi İskender’den öncesine dayanıyor. Görkemli günlerin izleri apaçık ortada. 1361 yılında I.Sultan Murat tarafından fethedilip 92 sene payitaht olmak gönlü genişliğin ve ince ayarların sebebi. Merkezi Sofya olan Rumeli Beylerbeyliği’ne bağlı Paşa Sancağı adlı bir vilayetten, acayip zamanlardan söz ediyoruz. Plansızca girdiğimiz şehirde biraz duraklayalım der demez bir kitabeyle karşılaştık. Mimar Sinan’ın Hacılar Ezanı yerinde sonradan konulan mezar ve mezar taşları. Yan yana sergilenen mezar taşları; Miman Sinan’ın torunu Fatma Hanım, Kazasker İslam Efendi, din alimi, şair, filozof, astronom Kınalızade İbni Emrullah, kim olduklarını bilemediğimiz Hatice ve Havva hanımlar, Dahiliye Nazırı Pertev Paşa. Sultanı müellifin (yazarların sultanları) yazıyor mezar taşlarından birinde. Taşların ikisinde ise Edirne Cüzzamhane Mezartaşları ibaresi var. Bir zamanlar cüzzam diye korkunç bir illet vardı, nice acılar yaşandı da insanlık olarak ülke olarak bu günlere eriştik. 

***

Şehre girerken karşılaştığımız ilk güzellik olan Üç Şerefeli Camii yolcuya nereye ayak bastığına dair ilk işareti veriyor adeta. Sonra bütün yollar Selimiye’ye çıkıyor. Nasıl çıkmasın, çıraklığında Şehzade Camii’ni, kalfalığında dünyayı hayran bırakan Süleymaniye’yi yaptığını söyleyen Mimar Sinan Selimiye için ustalık eserim demiş. Bir ürpertiyle başı bulutlu, kubbesi dünyanın en büyük kubbesi olan, akustiği, çinileri işlemeleri dilere destan camiye vasıl olduk. Öğle namazına katıldığımız cemaatte Arnavutlar, Boşnaklar, Balkan göçmenleri, Pomaklar, Romanlar, gezmeye gelmiş Rumlar; şehri Avrupa’ya göç kapısı yapmış, Edirne bahçelerinde ferahlayan Suriyeliler ve daha kimler vardı kim bilir. Selimiye’nin bahçesi güllerle bezenmişti. Bu mekan tek başına imparatorluk geçmişinin kanıtı, nişanesi. Kadın mahfiline gelince az biraz daha geniş tutulamaz mı, artık yüzlerce kadın gelip gidiyor namaz kılmaya ve gezmeye. Söylemek istemezdim ama bu yaraya yeterince ilgi gösterilmedikçe yazmak zorunda kalacağız daha.  

Şehir 18’inci yüzyılda şehri neredeyse yok eden iki büyük yangının ve Balkanların alt üst oluşundaki Rus, Bulgar ve Yunan işgallerinin ardından derin birikimiyle yeniden kendini varetmiş. Ara sokaklardaki küçük camilerde detaylar insanı büyülüyor. İstanbul’un fethinden önce 1437’de yapılan Vezir Şehabettin Paşa’nın adıyla anılan Kirazlı Camii’nin içindeki orijinal yapı kalıntıları insanı kadim zamanların manevi iklimine ışık hızıyla götürebiliyor. Bahçesindeki güller ve avlunun ortasına yerleşmiş çok eski musalla taşı bir arada akletmek ve uzlete çekilmek isteyen için nasıl da davetkâr. Şehirde hiçbir yüksek yapının bulunmaması sürur verici. 

Fatih Sultan Mehmet Selimiye’nin arkasında kalan Saray-ı Atik’te doğmuş. Tarihçilerin ortak onayıyla öğreniyoruz ki doğum tarihi 29 Mart 1432. Tacüttevarih’te yazdığı üzere “bağ-ı Murad ta gül-ü Muhammedi” açmış. II. Murad’ın babasının ismini verdiği Fatih, buralarda Edirneli Fatih namıyla meşhur. Muş, Diyarbakır, Bursa, Malatya gibi nice şehirlerden sonra bir Ulu Camii de (Eski Camii de deniliyor) burada var. Bursa’nın yoldaşı sanki hatların etkileyiciliği bakımından. Kadın mahfili de tam not aldı, gerçekten caminin iç tezyinatından kopmadan namaz kılmak ne mutluluk.  

***

Bereketiyle akan Tunca Nehri ve üzerindeki on gözlü taş köprü Mostar Köprüsü kadar olmasa da hayal kurmak için bire bir. Balıkları yüzen ördek ailelerini görmek hayatiyete yeniden dönüş gibi. Biraz ilerleyince Meriç Nehri’ne varıyoruz. Aslında Ergene, Arda ve Tunca akarsuları Meriç’in kolları. Meriç üç ülkede yoluna devam ediyor, Bulgaristan’da Rila dağlarından doğan ve Maritsa adını alan nehre, Yunanistan’daki macerasında Evros diye sesleniliyor. Yunanistan’la sınırımızın çoğunu oluşturduğundan nehir bazen göç uğruna botlarla kaybolma, boğulma yeri maalesef. Ege Denizi’ne dökülüyor Saros’ta. Günbatımındaki güzellik yaraların da üstünden geçiyor.

Balkan savaşlarında işgal edilip sonra tekrar kazanılan, Lozan Antlaşması’yla bizde kalması kesinleşen Edirne göz bebeğimiz. Avrupa’ya kara ve demiryolu olarak beş sınır kapısından giriş var. Kapıkule, İpsala, Pazarkule, Uzunköprü tabelaları heyecan verici. Her an geçip komşu Yunanistan’a geçmiş olsun deme imkanı var. Fakat en hoşuma giden süslü tabelalardan biri Meriç Nehri kenarındaki Van kahvaltısı. Edirne’den Van’a kalpten kalbe yollar, köprüler, otlu peynirler. Biz can ciğeriz hep birlikte dedirtiyor. Bir kere de şükredelim, bir kere de iyi taraftan bakalım. Bizi birleştiren nehirlerden dağlardan ovalardan ayçiçeklerinden fıstık ağaçlarından taraf olalım. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive