Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Çağla uyumsuzluğun derin sularında


29.8.2018 - Bu Yazı 1165 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yaşadığımız zamanda nice acılara tanık olmak bazen kalbimizi daraltıyor. Fakat dünyaya ayak uyduramamak, umutsuzluğa kapılmak, varlığını duyurmayı istemek bütün zamanların meselesi. Cemile Sümeyra gencecik yaşında kaybettiğimiz bir yazar. Hayatın henüz çok başında bir edebiyat öğretmeni adayı iken Türk Edebiyatında İntihar meselesini Kendi Kalemini Kıranlar başlığıyla bitirme tezi olarak ele almış. Kitap olarak da yayımlandı.

İlk bölümde insanın bile isteye bu dünyadaki öz varlığına son vermesi, kendi canına kastetmesi ve bir nevi cinayet işlemesinin nedenlerine eğilmiş. Bu konudaki tartışmalara İslam dünyasının daha geç katılmasını inancımızın intiharı yasak ve günah bir eylem olarak kodlamasına bağlıyor. ‘Suicide’ ilk kez 1651’de Oxford İngilizce sözlüğe girebilmiş. Türkçede İslam öncesinde de sonrasında da intihar kelimesini karşılayacak bir sözcüğün bulunmadığı tespiti gerçekten ilginç. Günümüzde kullanılan “intihar” da ilk kez Tanzimat döneminde Batı’dan çevrilen metinlerdeki suicide kelimesine karşılık bulmak için, kurban kesmek anlamına gelen ‘nahr’ kelimesinden türetilmiş.

İntihar için çok çeşitli nedenler ve gerekçeler ileri sürülebilir. Bu olayın bir anlık sonuçtan ziyade, ‘intihar davranışı’ terimiyle ifade edilmesi isabetli çünkü bu bir süreç. Zihinde beliren düşüncelerle başlayıp ölüme doğru giden (sonuca varsın ya da varmasın) bütün girişimler bu çok bileşenli ve çok boyutlu halin bir parçası. Sümeyra farklı inanç ve meşreplerin yaklaşımlarını tartışırken son sözü söylemekten hüküm vermekten olgunlukla sakınmış. Fakat özellikle edebiyat camiasındaki intiharlara kahramanlık atfetmek, özendirmek ne kadar doğru. Bir yazarımızın dediği gibi “büyük bir boşluğu görüp kendilerini uçurumun kıyısında farkettikten sonra, kimileri gibi büyük bir kendini inandırmayla Tanrı’ya ya da başka bir inanca koşamayan insanlar” tanımlaması mesela.

Müslümanlık’ta can da beden de insanın mülkü olmayıp bir emanet olarak verildiğinden ona kıymak zarar vermek meşru görülmemiştir. Peygamberimizin birçok hadisi var bu fiili telin eden. Öte yandan İslam bilginlerinin çoğunluğu intiharı dinden çıkma olarak görmez ve üzerine cenaze namazı da kılınır. Lakin asla hoş görülmeyen ve cehennem ateşini hak eden bir eylem olarak bildirilmiş. “Ey iman edenler, mallarınızı aranızda karşılıklı rıza ile gerçekleştirdiğiniz ticaret yolu hariç, batıl yollarla yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir” (Nisa 29). Bu ayette fiilen cana kıymanın yasaklanmasının yanı sıra haram kılınanı işleyip masiyete dalarak kendine yazık etme, ahretini mahvetme diyen bir ses de var.   

Yahudilerin kitabı Talmut’ta intihar günah sayılmış ve intihar eden kişi için geleneksel cenaze töreni yapılması kabul edilmemiştir. Hristiyanlıkta ise St. Augustin’den itibaren intihar suç olarak değerlendirilmiş.

Kitapta Yedikuleli Faizi’den Şakir Efendi’ye, Nilgün Marmara ve İlhami Çiçek’ten Nazir Akalın’a edebiyat camiasından birçok müntehirin intihar nedenlerine ve intihara dair metinlerine yer verilmiş. Sonuçta bu fani dünyaya, yaşadığımız çağa, çağın insanlarına ve değerlerine uyum sağlayamamak birçok insanın başında. Virginia Woolf, Sylvia Plath, Pavese, Kleist ve daha niceleri de birçoğumuzun kıymetlisi. Fakat İsmet Özel’in bir söyleşisinde söylediklerini yabana atmamak lazım. “Kırk yaşıma kadar hep intiharı düşündüm, fakat kırk yaşımdan sonra insanların intihara değmeyeceklerini düşünmeye başladım. Bana göre intihar geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır. Bu mesajı verebileceğin tiynette insan olmadığını düşününce intihar etmiyorsun. Allah’tan başka hiçbir şeye değer vermemek var bunun arkasında. Bir çıkış sağlayacağını düşündüğün bir insanla, bir imkanla karşılaşacağını umduğun için hergün erteliyorsun intiharını. Daha sonra da bu çıkışı insanlardan beklemenin saçmalığını kavrayarak yine intihar etmiyorsun” diyor. Yazarların insanı ölüme sürüklemesi kolay ama yaşama gücü vermesi, öncelikleri gösterebilmesi büyük emek istiyor.          

Keşke insandan, insanın yapıp ettiklerinden, dünyevi olandan ölçüsüzce incinmeyi bir yana bırakıp kendimizden ve sorumluluklarımızdan yola çıkabilsek her sabah. Zaferlerin hezimetlerin yenme ve yenilmelerin, başkalarının ne yapıp ne yapmadıkları kasvetinin sadece bir iğvadan ibaret paslı tellerini aşabilsek. Kendi nefsimizi tezkiyeye odaklansak.

Kitabın yarattığı melankoliden Sümeyra’nın ahkam kesmek şöyle dursun mahkum etmeyen merhametle anlamaya çalışan kalemini ve kalbini de hissetmeye çalışarak bir ayetle çıkabiliriz belki. Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir. Enam 162

.

Facebook Yorumları

Emlak8
1.07.2020
T işaretliler
24.06.2020
İnsan/human nedir?
17.06.2020
Deli ve Dahi
10.06.2020
Ertelenen eşitlik rüyası
3.06.2020
Evsizlerle dayanışma
27.05.2020
Antonioni: Duyguların Macerası
13.05.2020
Fatma hanım
6.05.2020
Omar ve Biz
29.04.2020
Newyork Newyork
22.04.2020
Tecrit boşluk ve Ramazan
15.04.2020
10 Nisan tecrübesi
8.04.2020
Normale dönmesin dünya
1.04.2020
Bal Ülkesi
25.03.2020
Korona tarihi hızlandırdı
18.03.2020
Kovid- 19 günlüğü
11.03.2020
Avrupa’da kaybolan mülteci çocuklar
4.03.2020
‘Böyle Daha Güzelsin’
26.02.2020
Kendini hiçe sayan karınca
19.02.2020
Kadınların saklı derdi
12.02.2020
Kısa film ve fotoğrafla göç
5.02.2020
Filistin Enstitüsü
29.01.2020
Deprem Bakanlığı
22.01.2020
‘Bahçesiz okullar kapatılsın’
16.01.2020
Ekolojik olan etiktir
8.01.2020
Samatya’da bir çanta
1.01.2020
2019 neymiş meğer
25.12.2019
Geleceği öngörme sanatı
18.12.2019
Kadınlar güzeldir
11.12.2019
‘Zannettiğin kişi değilim’
4.12.2019
Tokat’ta ‘mülteciler ve edebiyat’
27.11.2019
2050’de ne olacak?
20.11.2019
Yaşamak hastalığı
13.11.2019
Keçeciler Caddesi
6.11.2019
Şehir sakinleri ne istiyor?
30.10.2019
Kartepe Mutlu Şehir Zirvesi
16.10.2019
Muazzez hanım
9.10.2019
Çocukların kıyameti
2.10.2019
Deprem ve şehir etiği
26.09.2019
Kısa film büyük imkan
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
29.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive