Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Atın kulağına fısıldayan şair


24.10.2018 - Bu Yazı 615 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 2011 Bursa Edebiyat Günleri’ydi. Birçok kıymetli edebî oturumdan sonra şiir okuma akşamına erişmiştik. Açıkçası şairlerin şiirlerini okuduğu bir programa ilk kez katılmak nasip olmuştu ve gece büyülemişti beni. Eşini yeni kaybetmiş olan Bahaettin Karakoç bu ayrılık üzerine yazdığı uzun ama tüyleri diken diken eden muazzam şiirini okumaya başlayınca başka bir evrene geçtik. Birlikte ekmeği, evreni, evi paylaştıkları, dokuz çocuğu büyüttükleri can yoldaşı. Henüz hiçbir yerde yayınlanmamış, 81 yaşında yazılmış olan sarsıcı bir şelale. Şiir yazmanın yaşı olmadığının en büyük kanıtı. Üniversite yıllarımın şairlerinden birini kendi sesinden dinlemek çok güzeldi. Şiir yayınlandı mı bilemiyorum. İnşallah şiirle tekrar karşılaşmak birlikte iki cihan cereyanına kapılmak mümkün olur. İlkokul üçte başladığı şiir yayınlama macerası ölene kadar neredeyse 80 yıl sürdü şairin. 

Ona Türk şiirinin Yaşayan Aksalı diyen de oldu, Dede Korkut’u diyen de. Ailece şiirle yoğrulmuştu hayatları; halk ozanı olarak görülen “ayrılıktan zor belleme ölümü” diyen Abdurrahim Karakoç ve daha az bilinen küçük kardeş Ertuğrul da şiir yazardı. Abdurrahim Bey’in vefatı için yaptığı konuşmada anlattığı olay kalpleri sızlatıyor. Aynı anda üç kardeş de hastanededir, hem de aynı dertten, zatürreden. İstanbul’da yatan Bahaettin Karakoç biraz düzelince Adana’da yatan Ertuğrul’u ziyaret eder sonra da Mersin’deki hastanede son günlerini geçiren Abdurrahim beyi. Kardeş acısı büyük yara. 

Şairler şehri Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde Cela köyünde gözlerini açtığında, babası Ümmet beyin zengin kitaplığına da açılmıştır şair. Orta öğrenimini Adana Düziçi ve Ankara Hasanoğlan Köy Enstitülerinde tamamlayarak vizyonunu genişletti. Aslında hikaye de yazıyordu önemli bir yarışmada İsa ile ishak adlı hikayesi ikincilik almıştı. Fakat şiirle devam etti yoluna, hayatı boyunca aldığı birçok ödülü şiiriyle kazandı. Yazarlar Birliği’nden Almatı Büyük Abay ödülüne, Karacaoğlan Onur Ödülünden yılın şairi ödüllerine nice paye. Fakat en büyük ödül yazabilmektir eli kalem tutana. Sadık Kemal Tural “kendi şiir tekkesinin şeyhi” olarak tanımlarken haklı sanırım, kimseyle bir hizaya koymak mümkün görünmüyor. Beni etkileyen, şiirinde geçen ay güneş dağ gece gündüz çiçekler üveyikler ağaçlar ve her birinin uçsuz bucaksız hayal dünyasındaki dansı, imge zenginliği.   

Şiiri ağaca benzetiyor bir konuşmasında. Ona göre şiirde biçim bir araçtır; şiir ister meyve versin ister gölge, ister tenhada bir yerde dikili olsun, isterse eşya olarak evimize girsin ağaç hep aynı ağaçtır, bir yararı vardır mutlaka. Sağlam bir etik, ilkeli bir estetik, helal ölçekli bir yarar sarmalında kalbin zikridir. Kalû Belâdan gelen aşkın sıcak kanatları altında dolanır şiir. Kalbin dirilişi ve evrensel duasıdır. Cenazesine de katılan Yazarlar Birliği kurucusu D. Mehmet Doğan’a göre şehrinden hiç çıkmadan sesini dünyaya ulaştırabilmesi çok kıymetli. İsteseydi kolayca büyük şehirlerden birine yerleşebilirdi diyor usta. Bunun açıklaması gizli bir şiirde: “yağmuru göğü kirli bir sanayi kentinden/arkama bakmadan kaçtım ormana/iri kanatlar yaptım türkülerden.” Aslında şiiriyle istediği yerde geziyordu zaten: “gök meşeler, akça kavaklar balkıyor/geceler kokulu kavunlar gibi sulu/turnalar geçer yaylalardan, sesleri ıslak/gönül kuşatıverir ta Ağrı’dan istanbul’u.”

Şairin doğayla imtizacı dikkat çekici. Kar yağmış ütüsü bozulmamış dağlar, rahvan atlar gibi dalgalanan gökyüzü, kurbanlık koç gülerken bıçağın üşümesi, düş bahçesine bahar taşıyan kuşlar, edebiyatın pınarları olan dergiler, gece deliren ırmaklar, kayıp giden yıldızlar, ayın önüne geçen bulut, Ihlamur çiçekleri açınca varılacak sevgili. Atları seven, at binerek büyüyen biridir şair. Ata binen nasıl şair olmasın. Kazakistan’da bir at hediye edilince ileri yaşına bakmadan kısrağın kulağına bir şey fısıldayıp atlamış sırtına ve harika bir uyumla uçup gitmişler. Kulağına ne söylediği ikisinin sırrı. 

2011’de çantasından çıkarıp tevazuyla imzaladığı Ay Şafağı Çok Çiçek, Ben Senin Yusuf’un Olmuşum, Sürgün Vezirin Aşk Neşideleri ve Gündemde Yine Aşk Var kitaplarından birkaç dize: 

“Ne çağdaş yalanlarla süsleyecek noel ağaçlarım var/Ne de tozlandıkça tozlarını alacak ikonlarım/Yüreğim bezm-i elestte âşinâ olduğu hüznü arar/Okul yapılarından kovalanır çocuklarım…Kainat baştan başa ışık baştan başa ses ve su/Zaman bir yerde çürütür, bir yerde doku tazeler.”

“Hangi yayla serin nerde bühtan yok/Gel seninle orda uçalım çocuk/Meşeler ardıçlar çamlar yan yana/Biz kanat çırpınca dursun divana” diye biz çocuklara seslenen adam. Mekanın cennet olsun.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8
Emlak8.Net