Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası


29.06.2019 - Bu Yazı 732 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Filistin kadar yakından olamasa da öğrencilik yıllarımızdan beri izlediğimiz bir ülke Güney Afrika. Resmi manada apaçık apartheid rejim kurduk diye ilan eden, bu yönde yasalar koyan ve birçok demokratik! ülkeden destek alan bir devlet nasıl var olabildi. Buradaki yapılanmanın detaylarını bilemesek de basit gündelik hayat pratiklerinden, yaşananların nasıl akıl dışı ve sürdürülemez olduğunu anlamak  zor değildi. Mesela parklarda kanepelerin üzerinde yazan “sadece beyazlar için” yazısı. İnsanların siyah ve beyaz olarak tasnif edilmesi, bu yeterli olmayınca özellikle Hint kıtasından gelen çeşitli inançtaki insanlar için coloured-renkli diye bir sınıf icadı, halkın renk skalası içinde farklı haklara sahip olması. Bunlar aslında bütün dünyada çeşitli inanç gruplarına ve ırklara sinsice uygulanabilen yaklaşımlar, fakat hiçbir meşruiyet kaygısı olmadan aleni yazılıp ilan edilmesi büyük bir meydan okuma.

Londra kaynaklı, çatışma çözümlerine odaklanan DPI’ın, ülkenin büyük şehirleri Pretoria, Johannesburg ve Cape Town’da düzenlediği toplantılar, uzaktan izlediğimiz koca bir ülkenin savaşına da barışına da yakından tanıklık etmemizi sağladı. Uzun bir sömürge tarihinin ardından 1948’de ırk ayrımcılığına dayalı yasalar yürürlüğe girmişti. Bu tarih ilginç bir şekilde İsrail devletinin de kurulduğu sene. Demek ki İkinci Dünya Savaşı’nın ağır yıkımı ve yorgunluğu dünyada birçok haksızlığın kabul edilebileceği bir boşluk ve kırılma yarattı. Yoksa İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin yazıldığı sene, ırk ayrımcılığı yasaları gururla nasıl ilan edilebilir. Bu kötülüğe karşı verilen amansız mücadeleleri, bedeller ödemiş devrimci ruhlardan dinleme fırsatı bulduk. Beyaz azınlığın zindanlarında 27 yıl hapis yatmış olan Nelson Mandela 1990’da serbest bırakılınca Afrika Ulusal Kongresi (ANC) başkanı oldu. Dünyada büyük bir dışlanma yaşamaya başlayan ırkçı beyaz taraf, eşitlikçi bir anayasa için müzakerelere başlamak zorunda kaldı. Elbette fedakârca çaba sarfeden beyazlardan Roelf Meyer gibi demokratları, ANC’ye katılıp bireylerin eşitliği için mücadele veren, bu uğurda kolunu ve gözünü kaybeden eski yargıç Albi Sachs’ı, Hakikat ve Uzlaşma Komisyonunun mimarı Fanie du Toit’i ve daha nicelerini unutmamak lazım. Fakat acılarla anılan Robben Adasında 17 sene hapis yatan Ebrahim Ebrahim’in mücadelesi hepimizi bir başka etkiledi. 1994’te Mandela ilk kez demokratik seçimle başa gelen devlet başkanı olarak müzakereleri hızlandırmış ve herkesi oldukça tatmin eden bir anayasaya sonunda ulaşılmıştı. Geçen her gün kayıptı ve barış yolunda yavaş hareket ettikçe kurtarılacak nice canlar kaybediliyordu.  

Müzakereler sadece çatışmaların sonlanmasına, eşitlikçi bir metnin yazılmasına odaklanınca ne yazık ki sonra ne olacak, yılların adaletsizliği nasıl giderilecek bahsi ihmal edilmiş. Şu anda ırkların değil birey haklarının güvence altına alındığı bir anayasaya kavuşsalar da zihinlerdeki bariyerler henüz yıkılmış değil. 300 yıllık bir mağduriyetin ve ağır hak ihlallerinin ardından gelen sonuçtan siyahlar mutmain olmamış. Artık kurulan güzel cümlelerin toplumsal hayata yansımasında acele edilmesi gerekiyor. Müzakerelerin önemli aktörlerinden deneyimli hukukçu Mohammed Bhabha sosyo-ekonomik durumun göz ardı edildiğini söyledi. Buna rağmen otuz yıl içinde siyah bir orta sınıf ta oluşmuş ve sosyal ayrım “ırk ayrımcılığından sınıf ayrımcılığına” evrilmiş. Siyahların yönetiminde de bir türlü engellenemeyen yolsuzluklar, sahada sağlanamayan eşitlik ve bitmeyen şiddet ülkenin en büyük problemi.

Siyah ve beyazların sokaklarda birbirlerine değmeden dokunmadan kendi gettolarında yaşadıklarını gözlemleme şansımız oldu. Siyahların iktidarında da ayrı okullara gidiliyor, okullar akran, ebeveyn ve öğretmen şiddetiyle dolu. Yıllarca vatandaşlık sağlık ve eğitim hizmetlerinden asgari düzeyde yararlanabilen siyahların birikmiş devasa yoksunlukları nasıl giderilecek. Sosyal politikalara bir ucundan başlandığı söylense de gençleri sosyal medyadan biraz takip edince görünen o ki fazla beklemeye tahammülleri yok. Bir cep telefonuna kavuşmak için otuz yıl daha bekleyebileceklerini sanmıyorum. Hükümetteki kimi ANC kökenlilerin şanlı geçmişin aksine yolsuzlukla anılması büyük bir sıkıntı yaratıyor. Gençlerin bir kısmı zamanın kahramanlarının partisini yaşlı ve demode olarak adlandırıp iktidarı istiyor. Kimi konuşmacılar da onları serserileri, hızla zengin olanları, siyah ırkçıları örnek almakla suçladı. İlkelerin gençlere aktarılabilmesi için, başı çeken liderlerin daima değerlerin safında, asil ve sağlam bir yerde durması lazım. bunu yapamayan yetişkinler gençlere en büyük zararı veriyor. Yolsuzluklarla anılan başkan Jacob Zuma’nın istifasından sonra devlet başkanı seçilen Cryil Ramaphosa bu problemle mücadele sözü vermiş. Sosyal yardımla geçinen 17 milyon insanın iş güç sahibi olması, ekonominin büyümesi ve yabancı yatırımcının gelmesi için mücadele ettiğini söyledi görüştüğümüz siyasetçiler.

Bu eşsiz insanlık deneyimlerine vakıf oldukça “başka bir dünya mümkün” hayaline daha çok yaklaşıyor insan. Mümkün fakat cesur olup emek verebilirsek.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
1.07.2020
T işaretliler
24.06.2020
İnsan/human nedir?
17.06.2020
Deli ve Dahi
10.06.2020
Ertelenen eşitlik rüyası
3.06.2020
Evsizlerle dayanışma
27.05.2020
Antonioni: Duyguların Macerası
13.05.2020
Fatma hanım
6.05.2020
Omar ve Biz
29.04.2020
Newyork Newyork
22.04.2020
Tecrit boşluk ve Ramazan
15.04.2020
10 Nisan tecrübesi
8.04.2020
Normale dönmesin dünya
1.04.2020
Bal Ülkesi
25.03.2020
Korona tarihi hızlandırdı
18.03.2020
Kovid- 19 günlüğü
11.03.2020
Avrupa’da kaybolan mülteci çocuklar
4.03.2020
‘Böyle Daha Güzelsin’
26.02.2020
Kendini hiçe sayan karınca
19.02.2020
Kadınların saklı derdi
12.02.2020
Kısa film ve fotoğrafla göç
5.02.2020
Filistin Enstitüsü
29.01.2020
Deprem Bakanlığı
22.01.2020
‘Bahçesiz okullar kapatılsın’
16.01.2020
Ekolojik olan etiktir
8.01.2020
Samatya’da bir çanta
1.01.2020
2019 neymiş meğer
25.12.2019
Geleceği öngörme sanatı
18.12.2019
Kadınlar güzeldir
11.12.2019
‘Zannettiğin kişi değilim’
4.12.2019
Tokat’ta ‘mülteciler ve edebiyat’
27.11.2019
2050’de ne olacak?
20.11.2019
Yaşamak hastalığı
13.11.2019
Keçeciler Caddesi
6.11.2019
Şehir sakinleri ne istiyor?
30.10.2019
Kartepe Mutlu Şehir Zirvesi
16.10.2019
Muazzez hanım
9.10.2019
Çocukların kıyameti
2.10.2019
Deprem ve şehir etiği
26.09.2019
Kısa film büyük imkan
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
29.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive