Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Keçeciler Caddesi


13.11.2019 - Bu Yazı 171 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bilen dostlarımız vardır. İstanbul Fatih’te Akdeniz caddesinde yirmi yıl eczacılık yaptım. İlçenin çoğu sokağından defalarca geçmişliğim, kafelerinde dalgınca oturmuşluğum, camilerinde namaza durmuşluğum vardır. Fakat sürekli hız ve koşturmaca içinde bu güzel Suriçi beldesini ne kadar görebildim. Mahallelerinin sırrına ne kadar erebildim. Nabi Avcı anlatmıştı; Türkiye’nin önde gelen felsefecilerinden Takiyettin Mengüşoğlu liseyi Sivas’ta okumuş. Fakat ne zaman ki üniversite için Berlin’e gidip orada her hafta sonu çevre şehirlere tarihi kültürel gezilere katılmış, o zaman anlamış bir şehri görmenin ne olduğunu. Almanya’dan döndükten sonra Sivas’a gidince bu yeni gözüyle dolaşınca ancak görebilmiş şehrini. Gerçi içinde bir ömür bile geçirseniz, şehrin size ne zaman parıldayacağı hiç belli olmuyor.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla buluşmaya biraz erken varınca, onlarca defa koşar adım geçip gittiğim Keçeciler Caddesinin kısacık bir alanını yavaşlayarak görebilmenin mutluluğunu yaşadım. İlkin bir yorgancı dikkatimi çekti. Ustalar nedense erkek oluyor, iğneyi pamuktan, yünden geçirmek hiç kolay değil. Renk renk atlas saten kumaşlardan üzerine laleler sümbüller sırınmış yorganlar, artık hayatımızdan çıkıp gideli çok oldu. Kızlara hala çeyiz olarak yaptırılıyor usulen, o da geleneğe düşkün anneler tarafından, ama kullanan var mı bilmiyorum. Az ötede 1455’te inşa edilen Akşemseddin Camisini görmek, çok sevilen gurbetteki kardeşe birden kavuşmuş gibi sevinç verdi. Sanki şehrin dağdağasında uzaklara düşmüş, kaybolmuşuz da, evin yolunu birden bulmuşuz gibi. Yıllar önce bir kez teravihe geldiğim caminin güpegündüz kapalı olması, içini görememek çok üzücüydü. Çeşmesinin mermeri kırık, suyu akmaz olmuş, içi çöple dolu. Görevim değil demeden imam bile göz kulak olmalı değil mi? Bir avuç cami zaten, az biraz saygı ve merhamet yeterli. Gelip geçerken bir an durup bizler de temizleyebiliriz. Yanımızda daima ıslak mendil kutusu olsa keşke demekten kendimi alamadım. Her şeyimiz oldu da değerlerimiz için çarpan kalbi kaybettik. Caminin hemen bitişiğindeki harika taş ve ahşap yapı da Akşemseddin Kültür Merkezine tevdi edilmiş. Kapıyı çalıp uzun süre beklesem de, açık pencereden tüller uçuşsa da  kapı açılmadı ne yazık ki. Biraz bilgi almak oturup konuşmak isterdim. Caminin haziresindeki mezar taşları ayağa kalkmış bizi gören ölüler gibiydi. Bu çok düşündürücü. “Üst kat hanımlar bölümü” yazısının altına “kısım el seyyide” yazılmış güzel bir hatla. Hemen karşıda rengarenk sardunyalarla bezeli balkonları olan eski ama bakımlı bir ahşap ev var. Altında ise demirden korumaların içinde yeşil örtülere bürünmüş sandukalar. Ürpermemek elde mi, şehrin ortasında bir apartmanın altında mezarlar var ve sokak sakinleri kim olduğunu bilmeseler de mübarek birileri olduğunu düşünüyorlar. İsim veya tabela yok çünkü. Kim bilir Melami meşrep kişilerdi belki.  

Yatırların hizasından başlayan yüksek kalın istinat duvarının içinde Hırka-i Şerif Camii saklı. Abdülmecit Han tarafından 1851’de yaptırılmış. Güzel yapı tadilatta ve görebildiğim kadarıyla avludaki yemyeşil çamlara bir zarar gelmemesi için azami özen gösteriliyor. Kapıdaki güvenliğe Hırka’yı sordum az da olsa ümitle. Sadece Ramazan ayında görülebiliyordu ama o Hırka’nın adı anılırken bile insanın kalbi ve zihni hızla zamanın en parlak dönemine gidebiliyor. O giysinin içinde ne kederler dolandı, beşeriyetin nice sıkıntıları evrilip çevrildi kim bilir.

  Caminin hizasındaki Hırka-i Şerif Ortaokulu’nun öğrencileri çok şanslı göründü gözüme. Bu atmosferde ruhlarının nasıl genişleyeceğini düşündüm. Öğretmenlerden ve velilerden bazıları bahçedeki çardakta oturmuş çay içiyorlar. Hala ağaçları olan nadide bir okul. Köşedeki Halk Ekmek bayiine yeni bir ekmek gelmiş. Afişte “beslenme saati, altın çörek zamanı” yazıyor. Keçiboynuzu ve zerdeçal ile zenginleştirilmiş, rüşeymli fındıklı üzümlü ekmek, özellikle gelişme çağındaki çocukların enerji, protein ve vitamin ihtiyaçlarını karşılar deniliyor.  

Biraz ötedeki Kitap Sarayına vardım. Hemen daldım içeri. Kafe kültürü, kütüphane diye Türkçe ve Arapça daha küçük bir alt başlık var tabelada. İçeride Arap Dünyasının edebi eserlerini zengin bir çeşitlilik içinde görünce duygulanmamak ne mümkün. Necip Mahfuz’un neredeyse bütün külliyatı mevcuttu. Kapaklar hayranlık uyandıracak kadar güzeldi. Mitolojiden, minyatürden, ressamların kadın figürlü modern eserlerine kadar birçok kaynaktan yararlanmışlardı. Özenmedim desem yalan olur. Halil Cibran’ın Asi Ruhlar’ını, Mahfuz’un Fısıldayan Yıldızlar’ını alıp okuyabilseydim keşke kaynağından. Biz neden Arapça Kürtçe Farsça öğrenemedik okullarda.  Kendimize özümüze engin kültür deryamıza hasret yetiştik. Allah’ın yarattığı dillere(ayetlere) ve haliyle birbirimize savaş açıp fakir düştük.

Hoca Üveys Kütüphanesinde gençler çocuklar kitap okuyor. Edebiyat Atölyesi afişinde Ali Ayçil’e rastlamak ne güzel. Tezhip, Kur’an, kaligrafi, ebru, tiyatro, seramik, ritim, çini ve resim dersleri. Allah bütün çocuklara Keçeciler sokak bahtı versin. Amin.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.12.2019
‘Zannettiğin kişi değilim’
4.12.2019
Tokat’ta ‘mülteciler ve edebiyat’
27.11.2019
2050’de ne olacak?
20.11.2019
Yaşamak hastalığı
13.11.2019
Keçeciler Caddesi
6.11.2019
Şehir sakinleri ne istiyor?
30.10.2019
Kartepe Mutlu Şehir Zirvesi
16.10.2019
Muazzez hanım
9.10.2019
Çocukların kıyameti
2.10.2019
Deprem ve şehir etiği
26.09.2019
Kısa film büyük imkan
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
29.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive