Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ahmet İnsel

Cumhuriyet



Bookmark and Share

AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı


16.5.2018 - Bu Yazı 157 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sadece Türkiye’de değil, neoliberal politikaların egemen olduğu her yerde altyapı yatırımlarının kamu-özel işbirliği (KOİ) modeliyle gerçekleştirilmesi son otuz yılda yaygınlaştı. Çeşitli isimler altında her yerde aynı model, İngilizcesinin kısaltması olan PPP (Public Private Partnership) modeli uygulanıyor. Türkiye’de 1994’te yasalaşan yap-işlet-devret (YİP), uzun süren AKP iktidarında iyice yaygınlaştı. Köprü, otoyol, havaalanı, liman, elektrik santralı derken, iç şehir hastanelerine kadar uzandı.

Uzun bir zamandan beri Çiğdem Toker Cumhuriyet’te bu kamu-özel işbirliğiyle yapılan yatırımların neden olduğu büyük kamu kaynağı israfını, bunun nasıl gelecekteki kamu bütçesi için bir saatli bomba olduğunu teşhir ediyor. Genellikle bu işlerin iktidar yandaşı işletmelere veya bunların dahil olduğu uluslararası konsorsiyumlara yüksek gelir güvencesiyle verilmesi ve çoğu zaman kamu bankaları aracılığıyla kredilendirilmesi, “hizmet üretmek” adı altında çok büyük bir kamu kaynağının özel sektöre haksız biçimde transferinin yeni bir biçimi.

Avrupa Birliği Sayıştayı, PPP modelinin uygulanmasını dört AB ülkesinde incelediği bir rapor yayımladı. “AB’de kamu-özel işbirliği: Birçok yetersizlik ve sınırlı yararlar” başlığı taşıyan rapor, AB fonlarının da kullanıldığı 12 projeyi inceliyor. Yakın tarihe kadar AB fonları kamu-özel ortaklığında yapılan yatırımlar için pek kullanılmıyordu. Komisyon 2020 Avrupa hedefi çerçevesinde bu tür yatırımların AB fonları tarafından desteklenmesini öğütlemişti.

AB Sayıştayı ise kamu-özel işbirliği modelinin kamu yararı açısından olumlu sonuçlar verdiği iddiasını çürütüyor. Raporun sonuç bölümünde yer alan şu ifade çok açık: “AB’nin ortak finansmanıyla gerçekleşen kamu-özel ortaklıkları, kamu altyapısı arzı için iktisadi olarak yaşayabilir bir seçenek olarak değerlendirilemezler.” İncelenen örneklerin çoğu öngörülenden daha uzun zamanda ve ilave maliyetle gerçekleşmiş.

Sayıştay incelediği örneklerde, “kamu ve özel arasındaki risk paylaşımının tutarsız, amaca uymayan ve etkisiz” olduğuna, buna karşılık özel kesimin gerçek risklerini her zaman yansıtmayan, yüzde 14’e kadar varan çok yüksek gelir güvencesi oranları elde ettiğine işaret ediyor. Bu uygulamanın kamu bütçelerinin şeffaflığını ve geleceğe bıraktıkları yükün ölçülebilirliğini zayıflattığını teslim ediyor. Proje aşamasında altyapıya olan ihtiyaç tahmininin abartılmasını kaynak israfının ana nedeni olarak ele alıyor. Bunun özel sektördeki ortağa daha kârlı bir yatırım olanağı sunmak için kasıtlı olarak yapılmadığını kim iddia edebilir?

AB Sayıştayı’nın başarılı addettiği kamu-özel ortaklıklarında ise başarının neredeyse yegâne kaynağı, yatırım projesini hazırlayacak ve denetleyecek kamu kurumlarının liyakati ve kamu yararını koruma amaç ve kapasiteleri. Bunun eksik olduğu çoğu yerde, KOİ modeli aşırı büyük yatırımlarla hem çevre açısından telafisi mümkün olmayan yıkıımlara hem de kamu kaynaklarının on yıllar boyunca kamu yararı düşük büyük bir yükümlülük altında bırakılmasına yol açıyor.

Türkiye’de de Kalkınma Bakanlığı KOİ ile yapılan mega projeler konusunda Mayıs 2017’de alarm zilleri çalan bir rapor yayımlamıştı. Bu konumda 182 işletmenin var olduğunu, 16’sı şehir hastanesi olmak üzere, 29 projenin de inşaatının sürdüğünü belirtip, sadece şehir hastaneleriyle ilgili olarak kamu bütçesinin ödeyeceği kira bedelinin ve verilen gelir garantilerinin gelecek bütçelerde yaratacağı büyük yüke dikkat çekiyordu. Tayyip Erdoğan ise “kamunun (özel sektöre karşı) kıskançlık dönemini kapatması, bunu ayaklar altına alması lazım” (Eylül 2015) diyor. YİP projeleri herhalde bu nedenle bütün uyarı ve eleştirilere rağmen tam gaz devam ediyor.

Kıskançlık elbette iyi bir huy değildir. İnsanın gerçeği görmesini engeller. Ama kıskançlığın alternatifi peşkeş çekmek olmasa gerek. Yalnız ortak yararı dikkate alan üçüncü bir yolu seçmek de mümkündür.

.

Facebook Yorumları

reklam
20.5.2018
HDP’nin alacağı oyun önemi
16.5.2018
AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı
13.5.2018
Enkaza işaret etmek yeterli değil
9.5.2018
Diktatörler seçimle gider mi?
6.5.2018
HDP kilit parti olabilir
1.5.2018
Seçim öncesi 1 Mayıs
25.4.2018
Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü
22.4.2018
Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı
18.4.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar
16.4.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron
14.4.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması
11.4.2018
Satranççıya karşı tavlacı
8.4.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları
4.4.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime
1.4.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?
28.3.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler
25.3.2018
Kürt halkının başına gelenler
24.3.2018
Rusya'da Boykot da Kaybetti
22.3.2018
Putin kazandı boykot kaybetti
19.3.2018
Düşük katılım oranı iktidarları yıpratmaz
13.3.2018
Yerli ve milli haset patlaması
11.3.2018
Muktedirler iktidarı kaybetmekten çok korkunca
7.3.2018
Faili meçhul suç şüphelisi!
25.2.2018
Seçim güvenliğini yitirmek
23.2.2018
“Devlet Benim”den “Ben Devletim”e!
21.2.2018
Hasetten beslenen kin
18.2.2018
Mısır’da El Sisi, Türkiye’de Erdoğan
13.2.2018
Eşitsizlikler dünyası
11.2.2018
‘Türk halkında savaşa karşı bir hissiyat vardır’!
4.2.2018
Seçimli otokrasiler
31.1.2018
İsrail gibi olmak?
28.1.2018
Savaş ve medeniyet kaybı
21.1.2018
Üç seçim türü karmaşası
17.1.2018
Tiranlık üzerine
14.1.2018
AYM kararı ve istibdat idaresi
11.1.2018
“Ah, Sersemler! Bir Bilseler…”
10.1.2018
Anlamak İstenmeyen durum berrak
7.1.2018
Diktatörlük el kitabı
24.12.2017
Demirtaş kararı ve düşman ceza hukuku
20.12.2017
Milliyetçi, muhafazakâr ve neoliberal Avrupa
18.12.2017
İstibdat rejimi manzarası
13.12.2017
Suriye’de kirli çamaşırlar ortaya çıkıyor
10.12.2017
AB Parlamentosu’nda Türkiye
5.12.2017
‘Tak şak’ davalarında yeni perde açıldı
3.12.2017
İktidar blokunun çimentosu ‘FETÖ’ silahı mı?
28.11.2017
İktidarın şüphelileri
26.11.2017
Çatışmaların Önlenmesi Ödülü Hrant Dink Vakfı’na
21.11.2017
2019’da nereden tam kopuş?
18.11.2017
Diktatörlük, demokrasi, gazetecilik
15.11.2017
Joseph Goebbels’in tavsiyeleri
12.11.2017
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu
8.11.2017
Diktatör kime denir?
6.11.2017
Devlet terörü ve adli cinayet
31.10.2017
FETÖ suçlaması
29.10.2017
İktidarın ‘beka sorunu’
24.10.2017
Kürt’e ‘ağır yaptırım’ makbul mü?
21.10.2017
Bir demokrasi kültürü ‘kolaylaştırıcısı’
17.10.2017
Zengin dostu elit tahakkümü
15.10.2017
İşkenceye geniş tolerans zamanı
11.10.2017
‘Kokteyl terör’ terörü işbaşında
8.10.2017
Dinci milliyetçilik
4.10.2017
Yalanın egemenliği
1.10.2017
Türkiye’de ‘laiklik’ laik midir?
27.9.2017
Kürd referandumu, bir turnusol kâğıdı
19.9.2017
İki turlu seçime hazırlanmak
17.9.2017
Yerli ve milli kindarlık, faşizm
13.9.2017
Bütünüyle çökmüş bir dava
9.9.2017
Devlet terörü
6.9.2017
Portekiz’de sol ittifakın başarısı
3.9.2017
Reaksiyoner hınç
1.9.2017
Mevcut Rejim, İktidar veya Devlet Faşist midir?
30.8.2017
Otokrasi: Seçimli mi seçimsiz mi?
27.8.2017
Türkiye cumhurreisliği polis devleti
23.8.2017
İnsan hakları savunucuları hâlâ tutuklu
29.7.2017
Otokratlar bağımsız medya olabileceğine inanmazlar
26.7.2017
Rehin alınan Cumhuriyet çalışanları
22.7.2017
İktidarın rehin alma politikası
18.7.2017
Fransa’da OHAL’den ‘yumuşak despotizme’ geçiş mi?
15.7.2017
Endişeli bir AKP’li portresi
12.7.2017
Bu şiddet rejimi sürekli el yükseltmek zorundadır
8.7.2017
Şimdi yakın tehlike hak savunucuları mı?
4.7.2017
Adalet için açlık grevi
1.7.2017
Barışçı, etkili ve medeni bir yürüyüş
30.6.2017
Uzak Bir Diyardan Terör Gerekçeli İstibdat Manzarası
27.6.2017
Laik zımmi statüsü
24.6.2017
Sadece darbe yaparak anayasa ihlal edilmez
20.6.2017
En büyük parti sandığa gitmeyenler olunca?
17.6.2017
İstibdat idaresi ve Adalet Yürüyüşü
13.6.2017
Aşırı merkezin siyasette vakum etkisi
11.6.2017
Theresa May’in ters tepen hesabı
7.6.2017
Suriye’de bitmeyen kimyasal silah kullanımı
3.6.2017
Tayyip Erdoğan’ın kültür savaşı
31.5.2017
Hem suçlu hem güçlü
27.5.2017
Donald Trump azledilecek mi?
23.5.2017
Parti-devlet başkanını eleştirmek?
21.5.2017
Sivil itaatsizlik hem hak hem görevdir
17.5.2017
Basın ve ifade özgürlüğünde ileri aşama
13.5.2017
Çoğunlukçu tahakküm üzerine
10.5.2017
Fransa’da aşırı merkez zamanı
7.5.2017
‘Ben devletim!’: Bürlesk ve despotik otoriterizm
3.5.2017
Milli Reis dönemi başlarken
26.4.2017
Fransa’da Neoliberal İlericilik Kazanacak mı?
25.4.2017
Sağın ve solun kaybettiği bir seçim
22.4.2017
16 Nisan çöküşün miladı mı?
19.4.2017
Atı alan Üsküdar’dan öteye geçebilecek mi?
16.4.2017
Dayatılan badireye hayır!
13.4.2017
Köprü Çağdaşlığı ve Tarafsızlığın Daniskası
11.4.2017
Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti
9.4.2017
‘Hayır’ herkesin geleceğinin güvencesidir
5.4.2017
Gerçeklik çatışması
1.4.2017
Hayır diyenler terörist değilse, zimmî!
28.3.2017
Günümüzde otokrasi üzerine
27.3.2017
Hapse atmasa da toplumdan tecrit ediyor!
22.3.2017
Demokrasi sonrası mahşerin üç atlısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı