Ahmet İnsel

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Paçalardan akan ne?


20.6.2018 - Bu Yazı 328 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Parlamento çoğunluğunu kaybetme ve başkanlık seçiminin ikinci tura kalması ihtimali arttıkça, AKP tarafında gerginliğin de arttığı görülüyor. Meclis’te azınlığa düşmüş Tayyip Erdoğan’a karşı seçmenlerinin ikinci turda ne tür bir davranış sergileyecekleri bilinmiyor. Bu da gerginliğin saldırganlığa dönüşmesine yol açıyor. Başta HDP, ondan sonra CHP ve İYİ Parti faaliyetlerine karşı fiziki saldırıların yer yer boy göstermesinin yanında, sözlü saldırılar kaba yalan desteğinde giderek yoğun biçimde kullanılıyor.

Suruç’taki münakaşa sonrası yaşanan elim çatışmayı, tek taraflı bir mağduriyet hikâyesine dönüştürme çabası bunun en anlamlı örneği. AKP milletvekilinin koruması olan kardeşi Mehmet Yıldız’ın ölmesini “şehadet” olarak tanımlarken, DBP’nin eski yöneticisi esnaf Esvet Şenyaşar ve iki oğlunun ölümünden hiç bahsetmeyen, yokmuş gibi yapan, insanlığını yitirmiş bir zihniyet sergileniyor. Üstelik kavga sırasında değil, hastanede linç sonucu Esvet Şenyaşar ve bir oğlunun öldüğü konusunda güçlü tanıklıklar varken, AKP propaganda dairesi Nazi propaganda ustalarına parmak ısırtacak bir beceri sergiliyor. Ama toplumda beklenen etkiyi yaratamıyor.

Seçime az bir zaman kala, fırtına öncesi sessizliği andıran bir durum var sanki. Bir yandan miting alanları dolup taşıyor, diğer yandan kararlı bir sakin bekleyiş sergileniyor. AKP yönetimini en çok bu sonuncu tavır endişelendiriyordur.

Bu nedenle kaba yalan konusunda tahayyül sınırlarını zorluyor bazı AKP sözcüleri. Bunlardan biri, İçişleri Bakanı makamından konuşan Süleyman Soylu. “Suruç’taki olayın sebebi ve müsebbibi Muharrem İnce’dir. Çok nettir. Bunlara bu şımarıklığı veren, bunları siyasetin özünden ayırıp şiddete doğru yönelten anlayışın kendisi Muharrem İnce’dir” cevherini yumurtladı. Kendisinin 2009’da Tayyip Erdoğan’a “bu milleti kandırıyorsun, bu ülkenin insanlarını istismar ediyorsun” diye meydanlarda haykırmışlığı vardır. 2015’te ise “Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin ilelebet ve ebedi başkanıdır” diyerek, AKP saflarında bile rahatsızlık yaratmıştır. Şimdi herhalde AKP Genel Başkanı’nın, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Demirtaş’a “teröristbaşı” sıfatını yakıştırma ihtiyacı duyacak kadar paniklediğini görünce, kendisi de iftirada el yükseltmek ihtiyacı duymuş olmalı. Maalesef ülkemizde sık olan ağız dalaşının silahlı çatışmaya dönmesi vakasını köpürtmeye, bu ülkenin insanlarını istismar etmeye çabalıyor.

Bu belli ki yeterli olmamış, Demirtaş’ın cezaevinde kayda alınmış TRT konuşmasında halkı iktidar ittifakından korkmamaya, seçim sandığına gitmeye çağırırken, “bir oyluk canları var” demesine inanılmaz bir yorum getiriyor. “Bu ne demek, biliyor musunuz? Hepimizi ölümle tehdit ediyor!” diyecek kadar çaresiz kaldığı anlaşılıyor Soylu’nun.

Demirtaş, bir oy vererek iktidarı değiştirme çağrısında bulunduktan sonra, “Meydanlarda bağırıp çağırarak insanlara hakaret edip, düşmanlaştırarak halka boyun eğdireceklerini zanneden siyasi karikatürlere halkın kim olduğunu ve gücünü göstermek hiç de zor değil” diyerek, oy vermenin ve verdiği oya sayım sırasında sahip çıkmanın önemine işaret ediyordu. İçişleri Bakanı’nın bunu “ölüm tehdidi” olarak algılanmasına çalışması, kimin panik içinde aklından geçenin aslında böyle bir şey olduğunu ele vermiyor mu?

 

Süleyman Soylu AKP Genel Başkanı’na biat etmeden önce, 2008’de, Tayyip Erdoğan ve hükümeti için “Paçalarından yolsuzluk akıyor” diye iddia etmişti. Şimdi içinde yer aldığı hükümetin paçalarından yolsuzluk akmaya devam ettiğini düşünmeye devam ediyor mudur, bilmiyoruz. Ama kendi paçalarından, endişe bile değil, apaçık korku aktığını ağzından dökülenler açıkça gösteriyor. İktidarı kaybetmekten neden bu kadar korkuyorlar?

.

Facebook Yorumları

Kod8
10.9.2018
Cumhuriyet Gazetesinden Ayrılmama İlişkin Kısa Bilgi
5.9.2018
Hınç politikaları ve nihilizm
2.9.2018
Bir otokrat prototipi
30.8.2018
Trump'tan Önce Berlusconi Vardı
26.8.2018
Üzerine suç atmanın dayanılmaz hafifliği
22.8.2018
Trump ve yeni otoriterizm
15.8.2018
Büyük kriz gözüktü
12.8.2018
İş Allah’a kalınca....
8.8.2018
Anti-konformist gericilik ve yavaşlayan küreselleşme
5.8.2018
Yeni-patrimonyalizm üzerine
15.7.2018
Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm
11.7.2018
Erdoğanizm Türkiyesi
8.7.2018
Post-komünist otoriter kapitalizm
4.7.2018
Otoriter kapitalizmin geleceği
1.7.2018
Erdoğanizm ve İki Türkiye
30.6.2018
Kindar nesil böyle yetiştirilir
27.6.2018
Durum budur…
24.6.2018
Yarın ve ötesi
22.6.2018
Bu Badireden Sükûnetle, Demokratik Yollarla Kurtulmak…
20.6.2018
Paçalardan akan ne?
17.6.2018
Kibrin otokrat hali
13.6.2018
Siyasette yalan ve yanlış
6.6.2018
Tayyip Erdoğan pişman mıdır?
3.6.2018
Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...
30.5.2018
Dindaş/ırktaş demokrasisi
27.5.2018
Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim
23.5.2018
Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek
20.5.2018
HDP’nin alacağı oyun önemi
16.5.2018
AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı
13.5.2018
Enkaza işaret etmek yeterli değil
9.5.2018
Diktatörler seçimle gider mi?
6.5.2018
HDP kilit parti olabilir
1.5.2018
Seçim öncesi 1 Mayıs
25.4.2018
Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü
22.4.2018
Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı
18.4.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar
16.4.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron
14.4.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması
11.4.2018
Satranççıya karşı tavlacı
8.4.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları
4.4.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime
1.4.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?
28.3.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler
25.3.2018
Kürt halkının başına gelenler
24.3.2018
Rusya'da Boykot da Kaybetti
22.3.2018
Putin kazandı boykot kaybetti
19.3.2018
Düşük katılım oranı iktidarları yıpratmaz
13.3.2018
Yerli ve milli haset patlaması
11.3.2018
Muktedirler iktidarı kaybetmekten çok korkunca
7.3.2018
Faili meçhul suç şüphelisi!
25.2.2018
Seçim güvenliğini yitirmek
23.2.2018
“Devlet Benim”den “Ben Devletim”e!
21.2.2018
Hasetten beslenen kin
18.2.2018
Mısır’da El Sisi, Türkiye’de Erdoğan
13.2.2018
Eşitsizlikler dünyası
11.2.2018
‘Türk halkında savaşa karşı bir hissiyat vardır’!
4.2.2018
Seçimli otokrasiler
31.1.2018
İsrail gibi olmak?
28.1.2018
Savaş ve medeniyet kaybı
21.1.2018
Üç seçim türü karmaşası
17.1.2018
Tiranlık üzerine
14.1.2018
AYM kararı ve istibdat idaresi
11.1.2018
“Ah, Sersemler! Bir Bilseler…”
10.1.2018
Anlamak İstenmeyen durum berrak
7.1.2018
Diktatörlük el kitabı
24.12.2017
Demirtaş kararı ve düşman ceza hukuku
20.12.2017
Milliyetçi, muhafazakâr ve neoliberal Avrupa
18.12.2017
İstibdat rejimi manzarası
13.12.2017
Suriye’de kirli çamaşırlar ortaya çıkıyor
10.12.2017
AB Parlamentosu’nda Türkiye
5.12.2017
‘Tak şak’ davalarında yeni perde açıldı
3.12.2017
İktidar blokunun çimentosu ‘FETÖ’ silahı mı?
28.11.2017
İktidarın şüphelileri
26.11.2017
Çatışmaların Önlenmesi Ödülü Hrant Dink Vakfı’na
21.11.2017
2019’da nereden tam kopuş?
18.11.2017
Diktatörlük, demokrasi, gazetecilik
15.11.2017
Joseph Goebbels’in tavsiyeleri
12.11.2017
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu
8.11.2017
Diktatör kime denir?
6.11.2017
Devlet terörü ve adli cinayet
31.10.2017
FETÖ suçlaması
29.10.2017
İktidarın ‘beka sorunu’
24.10.2017
Kürt’e ‘ağır yaptırım’ makbul mü?
21.10.2017
Bir demokrasi kültürü ‘kolaylaştırıcısı’
17.10.2017
Zengin dostu elit tahakkümü
15.10.2017
İşkenceye geniş tolerans zamanı
11.10.2017
‘Kokteyl terör’ terörü işbaşında
8.10.2017
Dinci milliyetçilik
4.10.2017
Yalanın egemenliği
1.10.2017
Türkiye’de ‘laiklik’ laik midir?
27.9.2017
Kürd referandumu, bir turnusol kâğıdı
19.9.2017
İki turlu seçime hazırlanmak
17.9.2017
Yerli ve milli kindarlık, faşizm
13.9.2017
Bütünüyle çökmüş bir dava
9.9.2017
Devlet terörü
6.9.2017
Portekiz’de sol ittifakın başarısı
3.9.2017
Reaksiyoner hınç
1.9.2017
Mevcut Rejim, İktidar veya Devlet Faşist midir?
30.8.2017
Otokrasi: Seçimli mi seçimsiz mi?
27.8.2017
Türkiye cumhurreisliği polis devleti
23.8.2017
İnsan hakları savunucuları hâlâ tutuklu
29.7.2017
Otokratlar bağımsız medya olabileceğine inanmazlar
26.7.2017
Rehin alınan Cumhuriyet çalışanları
22.7.2017
İktidarın rehin alma politikası
18.7.2017
Fransa’da OHAL’den ‘yumuşak despotizme’ geçiş mi?
15.7.2017
Endişeli bir AKP’li portresi
12.7.2017
Bu şiddet rejimi sürekli el yükseltmek zorundadır
8.7.2017
Şimdi yakın tehlike hak savunucuları mı?
4.7.2017
Adalet için açlık grevi
1.7.2017
Barışçı, etkili ve medeni bir yürüyüş
30.6.2017
Uzak Bir Diyardan Terör Gerekçeli İstibdat Manzarası
27.6.2017
Laik zımmi statüsü
24.6.2017
Sadece darbe yaparak anayasa ihlal edilmez
20.6.2017
En büyük parti sandığa gitmeyenler olunca?
17.6.2017
İstibdat idaresi ve Adalet Yürüyüşü
13.6.2017
Aşırı merkezin siyasette vakum etkisi
11.6.2017
Theresa May’in ters tepen hesabı
7.6.2017
Suriye’de bitmeyen kimyasal silah kullanımı
3.6.2017
Tayyip Erdoğan’ın kültür savaşı
31.5.2017
Hem suçlu hem güçlü
27.5.2017
Donald Trump azledilecek mi?
23.5.2017
Parti-devlet başkanını eleştirmek?
21.5.2017
Sivil itaatsizlik hem hak hem görevdir
17.5.2017
Basın ve ifade özgürlüğünde ileri aşama
13.5.2017
Çoğunlukçu tahakküm üzerine
10.5.2017
Fransa’da aşırı merkez zamanı
7.5.2017
‘Ben devletim!’: Bürlesk ve despotik otoriterizm
3.5.2017
Milli Reis dönemi başlarken
26.4.2017
Fransa’da Neoliberal İlericilik Kazanacak mı?
25.4.2017
Sağın ve solun kaybettiği bir seçim
22.4.2017
16 Nisan çöküşün miladı mı?
19.4.2017
Atı alan Üsküdar’dan öteye geçebilecek mi?
16.4.2017
Dayatılan badireye hayır!
13.4.2017
Köprü Çağdaşlığı ve Tarafsızlığın Daniskası
11.4.2017
Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti
9.4.2017
‘Hayır’ herkesin geleceğinin güvencesidir
5.4.2017
Gerçeklik çatışması
1.4.2017
Hayır diyenler terörist değilse, zimmî!
28.3.2017
Günümüzde otokrasi üzerine
27.3.2017
Hapse atmasa da toplumdan tecrit ediyor!
22.3.2017
Demokrasi sonrası mahşerin üç atlısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8