Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ahmet İnsel



Bookmark and Share

Doğru ve Yanlışın Önemsizleşmesi


24.10.2018 - Bu Yazı 390 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Nietzsche’nin “kendi başına olgu yoktur” değerlendirmesi günümüzde hızla yayılan uydurma haber salgınının felsefi arka planını mı oluşturuyor? Alman filozof bu iddiasının hemen ardından, olgunun bir kişi tarafından seçilen ve toplanan olayların yorumlanması olduğunu belirtirken, olgunun tek başına anlamlı olmadığına vurgu yapmak istemişti. Olgunun düzenlenip, anlaşılabilir kılınmasıyla bilginin oluştuğunu, bunun da bir yorum olduğunu vurguluyordu. Buna karşılık günümüzde gerçek-sonrası pratikler olarak nitelenen yalan haber, sahte video veya fotoğraf üretimi ile Nietzsche’nin insanlar arası konularda mutlak bilginin olmayacağı fikrini desteklemek için dile getirdiği “kendi başına olgu yoktur” iddiası arasında bir ilişki kurmak epey zorlama olacaktır.

Gerçek sonrası dönemin özelliği yalanın ve sahtenin medya alanında ve siyasette giderek yaygınlaşması değildir. Sahte haber, yalan belge günümüze özgü olgular değiller. Nazizmin propaganda sorumlusu Goebbels’in yalan ne kadar büyük olursa o kadar inandırıcı olur tespiti genelleşmiş bir yalan rejiminin yansımasıdır. Günümüzde ise totaliter rejimlere özgü bir genelleşmiş yalan rejimi değil, doğru ve yanlış kategorilerinin arasındaki farkın giderek kalkması veya bu farkın önemsiz olması damgasını vuruyor. Fransız siyaset felsefecisi Myriam Renault d’Allonnes bunu olguların kanaate dönüşmesi olarak tanımlıyor (Faiblesse du vrai, Seuil Paris, 2018). Olgunun doğru veya yanlış olması değil, bunların kişilerin kanaatine göre değerlendirilmesinin baskın olmaya başlaması, günümüzde Türkiye’de televizyonlardaki tartışma programlarının ezici çoğunluğunun baskın özelliği değil midir? Tartışmanın değil, kanaat beyan etmenin ve bunu olgulardan neredeyse tamamen bağımsız biçimde yapmanın hâkim olduğu bu medya alanının uzantısında sosyal medya yer alıyor. Herkesin kanaatini kesin bilgi biçiminde ifade ettiği, dolayısıyla tartışmanın, fikir teatisinin, bilgi alışverişinin mümkün olmadığı bu ortamlar aynı zamanda ortak yaşam kurmanın imkânlarını da ortadan kaldırıyorlar. Doğru ve yanlış kategorilerinin değil, inandıklarım ve inanmadıklarım kategorilerinin hâkim olduğu bu gerçek sonrası iletişim döneminde, komplo üzerine inşa edilmiş anlatıların giderek daha fazla öne çıkması, etkili olması şaşırtıcı değil. 

Gerçek sonrası olarak tanımlanan dönemin en önemli özelliği doğru ve yanlış, gerçek ve kurgu gibi kategorilerin aralarındaki farkın silikleşmesi, giderek ortadan kalkmasıdır. Bunu gayet iyi gören bazı siyasal iletişim profesyonelleri, son yıllarda farklı ülkelerde bu tespitten hareket eden yöntemlerle seçimleri müşterilerine kazandırmaya çalışıyorlar. Bunun en son örneği Brezilya’da birinci turu ekim başında yapılan başkanlık seçimleri sırasında gözlemlendi. Aşırı sağın önde gelen adayı eski subay Bolsonaro, birinci tura bir haftadan biraz fazla bir zaman kala, kamuoyu yoklamalarında baş döndürücü biçimde aniden yükselmeye başladı. Nitekim birinci turu oyların %46’sını alarak bitirdi. Birinci turda seçilmesine ramak kaldı. İkinci tur 28 Ekim’de yapılacak.

Brezilya’nın önde gelen gazetelerinden Folha de Sao Paolo 17 Ekim’de, bu son derece hızlı yükselmenin yegâne olmasa da, önemli bir nedenini ortaya çıkardı. 2015’te yapılan seçim yasası değişikliğine göre yasak olmasına rağmen, Bolsonaro’yı destekleyen yüz elli civarında şirketin üç milyon dolardan fazla ödeme yapıp, seçimden on gün önce binlerce robotun Whatsapp üzerinden yolladığı mesajları finanse ettiklerini belgeleyen bir röportaj yayımladı. Bu şirketler arasında Brezilya ordusuna çalışanlar özellikle dikkat çekiyor. 

Brezilya’da yüz yirmi milyon civarında Whatsapp kullanıcısı olduğu tahmin ediliyor. Yollanan milyonlarca mesajın hemen hepsi Bolsonaro’nun en yakın rakibi, Emekçiler Partisi [PT, Partido dos Trabahaldores] adayı Haddad hakkında her türlü tezviratı yaymış. Seçmenin önemli bir kesiminde var olan “Nunca Mais PT” [“Bir daha asla PT”] tepkisini kanalize eden, bunu katlayan bu tezviratta yok, yok. Örneğin “eğer PT ve Haddad kazanırsa okulların hali ne olacak” başlığıyla dağıtılan videoda altı-yedi yaşlarındaki çocukların okulda cinsel ilişkide bulunmaları tasvir ediliyor. Ya da Lula’nın başkanlığı sırasında eğitim bakanı olan Haddad’ın okullarda “gay çantası” dağıttırdığı bilgisi paylaşılıyor. Haddad’ın ailesi ile ilgili her türlü cinsel fanteziyi içeren bilgiler de bu mesajların tuzu biberi elbette. Sao Paolo belediye başkanı iken Haddad’ın kiliseleri kapattırdığı ve sattırdığı “bilgileri” de öyle. Bunların yanında Haddad seçilirse Brezilya’nın hemen Küba veya Venezuela olacağı iddiası neredeyse masum kalıyor. 

Bu mesaj bombardımanının hedefi evanjelik kiliselerin müdavimi büyük yoksul kesimlerde korku ile karışık bir nefret yaratmak. Bu açıdan girişimin amacını elde ettiği söylenebilir.

Folha de Sao Paolo’nun bu büyük organize tezviratı ortaya çıkarmasından sonra, Trump’ın bu konuda sağ kolu olmuş Steve Bannon’un Bolsanoro’nun oğluyla bir yıl önce buluştuğu, Cambridge Analytica’nın Brezilya’da dört yüz bin civarında sahte hesap açtığı ortaya çıktı. Bunun üzerine Haddad ve seçimde üçüncü gelen aday Gomes, Bolsonaro’nun seçim yasasını açık biçimde ihlal ettiği gerekçesiyle, birinci turdan elenmesi talebiyle Brezilya Yüksek Seçim Divanı’na başvurdular. Yüksek Mahkeme 19 Ekim’de bu başvuruyu inceleme kararı aldı. 

Yüksek Mahkeme’nin bu konuda nasıl bir yöntem izleyeceğini açıklaması bekleniyor. Bolsonaro’nun ikinci tura kalmasını iptal edip, onun yerine ikinci turda ikinci ve üçüncü gelen adayların yarışması kararı alması pek ihtimal dâhilinde değil. Ancak Whatsapp’ın alelacele onbinlerce sahte hesabı kapatmasının ardından, hesabı kapatıldığı için Bolsonaro’nun oğlunun da feryat etmesi anlamlıydı. Bolsonaro cephesinin buna tepkisi, Lula’nın hapisten, Küba ve Venezuela’nın desteğiyle, Yüksek Mahkeme ile işbirliği içinde Bolsonaro’nun seçimi kazanmasını engelleme ve Brezilya’ya komünizmi getirme planını yürürlüğe koyduğunu iddia eden mesajlarla sosyal medyayı bombardımana tutmak oldu. Bolsonaro’nun seçilmemesi durumunda silahları kuşanıp “komünizme karşı” sokağa çıkma çağrıları da bunu tamamlıyor.

Brezilya’da 28 Ekim’de Bolsonaro’nun bütün bunlara rağmen seçilmesi ihtimali yüksek. Lula ve Emekçiler Partisi’ne sadık kalmaya devam Kuzeydoğu bölgesi hariç, yoksul halk kesimlerinin önemli bir bölümü “PT bir daha asla” sloganını besleyen bu kampanyanın etkisi altındalar. Bunda Emekçiler Partisi’nin iktidarda yaptığı hatalar kadar yapmadıklarının da payı kuşkusuz var. Ama daha önemlisi galiba gerçek ötesi rejiminin yarattığı tahayyül dünyası daralmasının, hatta çöküşünün oynadığı rolde yatıyor. Gerçekle kurgu arasındaki farkın belirsizleştiği, doğru ile yanlış kategorilerinin önemsiz olduğu ortamda demokrasinin kendini üretmesi de giderek zorlaşıyor. Gerçeğin gücünü yitirmesi iyi, doğru ve arzulanır olan bir geleceğe ilişkin tahayyül dünyasını köreltiyor.

Birikim

.

Facebook Yorumları

Kod8
7.11.2018
Popülizm Demek Yeterli mi?
30.10.2018
Büyük Gözaltında İlerlerken
24.10.2018
Doğru ve Yanlışın Önemsizleşmesi
13.10.2018
İsrail’de ulus-devlet temel yasası
10.9.2018
Cumhuriyet Gazetesinden Ayrılmama İlişkin Kısa Bilgi
5.9.2018
Hınç politikaları ve nihilizm
2.9.2018
Bir otokrat prototipi
30.8.2018
Trump'tan Önce Berlusconi Vardı
26.8.2018
Üzerine suç atmanın dayanılmaz hafifliği
22.8.2018
Trump ve yeni otoriterizm
15.8.2018
Büyük kriz gözüktü
12.8.2018
İş Allah’a kalınca....
8.8.2018
Anti-konformist gericilik ve yavaşlayan küreselleşme
5.8.2018
Yeni-patrimonyalizm üzerine
15.7.2018
Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm
11.7.2018
Erdoğanizm Türkiyesi
8.7.2018
Post-komünist otoriter kapitalizm
4.7.2018
Otoriter kapitalizmin geleceği
1.7.2018
Erdoğanizm ve İki Türkiye
30.6.2018
Kindar nesil böyle yetiştirilir
27.6.2018
Durum budur…
24.6.2018
Yarın ve ötesi
22.6.2018
Bu Badireden Sükûnetle, Demokratik Yollarla Kurtulmak…
20.6.2018
Paçalardan akan ne?
17.6.2018
Kibrin otokrat hali
13.6.2018
Siyasette yalan ve yanlış
6.6.2018
Tayyip Erdoğan pişman mıdır?
3.6.2018
Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...
30.5.2018
Dindaş/ırktaş demokrasisi
27.5.2018
Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim
23.5.2018
Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek
20.5.2018
HDP’nin alacağı oyun önemi
16.5.2018
AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı
13.5.2018
Enkaza işaret etmek yeterli değil
9.5.2018
Diktatörler seçimle gider mi?
6.5.2018
HDP kilit parti olabilir
1.5.2018
Seçim öncesi 1 Mayıs
25.4.2018
Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü
22.4.2018
Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı
18.4.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar
16.4.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron
14.4.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması
11.4.2018
Satranççıya karşı tavlacı
8.4.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları
4.4.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime
1.4.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?
28.3.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler
25.3.2018
Kürt halkının başına gelenler
24.3.2018
Rusya'da Boykot da Kaybetti
22.3.2018
Putin kazandı boykot kaybetti
19.3.2018
Düşük katılım oranı iktidarları yıpratmaz
13.3.2018
Yerli ve milli haset patlaması
11.3.2018
Muktedirler iktidarı kaybetmekten çok korkunca
7.3.2018
Faili meçhul suç şüphelisi!
25.2.2018
Seçim güvenliğini yitirmek
23.2.2018
“Devlet Benim”den “Ben Devletim”e!
21.2.2018
Hasetten beslenen kin
18.2.2018
Mısır’da El Sisi, Türkiye’de Erdoğan
13.2.2018
Eşitsizlikler dünyası
11.2.2018
‘Türk halkında savaşa karşı bir hissiyat vardır’!
4.2.2018
Seçimli otokrasiler
31.1.2018
İsrail gibi olmak?
28.1.2018
Savaş ve medeniyet kaybı
21.1.2018
Üç seçim türü karmaşası
17.1.2018
Tiranlık üzerine
14.1.2018
AYM kararı ve istibdat idaresi
11.1.2018
“Ah, Sersemler! Bir Bilseler…”
10.1.2018
Anlamak İstenmeyen durum berrak
7.1.2018
Diktatörlük el kitabı
24.12.2017
Demirtaş kararı ve düşman ceza hukuku
20.12.2017
Milliyetçi, muhafazakâr ve neoliberal Avrupa
18.12.2017
İstibdat rejimi manzarası
13.12.2017
Suriye’de kirli çamaşırlar ortaya çıkıyor
10.12.2017
AB Parlamentosu’nda Türkiye
5.12.2017
‘Tak şak’ davalarında yeni perde açıldı
3.12.2017
İktidar blokunun çimentosu ‘FETÖ’ silahı mı?
28.11.2017
İktidarın şüphelileri
26.11.2017
Çatışmaların Önlenmesi Ödülü Hrant Dink Vakfı’na
21.11.2017
2019’da nereden tam kopuş?
18.11.2017
Diktatörlük, demokrasi, gazetecilik
15.11.2017
Joseph Goebbels’in tavsiyeleri
12.11.2017
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu
8.11.2017
Diktatör kime denir?
6.11.2017
Devlet terörü ve adli cinayet
31.10.2017
FETÖ suçlaması
29.10.2017
İktidarın ‘beka sorunu’
24.10.2017
Kürt’e ‘ağır yaptırım’ makbul mü?
21.10.2017
Bir demokrasi kültürü ‘kolaylaştırıcısı’
17.10.2017
Zengin dostu elit tahakkümü
15.10.2017
İşkenceye geniş tolerans zamanı
11.10.2017
‘Kokteyl terör’ terörü işbaşında
8.10.2017
Dinci milliyetçilik
4.10.2017
Yalanın egemenliği
1.10.2017
Türkiye’de ‘laiklik’ laik midir?
27.9.2017
Kürd referandumu, bir turnusol kâğıdı
19.9.2017
İki turlu seçime hazırlanmak
17.9.2017
Yerli ve milli kindarlık, faşizm
13.9.2017
Bütünüyle çökmüş bir dava
9.9.2017
Devlet terörü
6.9.2017
Portekiz’de sol ittifakın başarısı
3.9.2017
Reaksiyoner hınç
1.9.2017
Mevcut Rejim, İktidar veya Devlet Faşist midir?
30.8.2017
Otokrasi: Seçimli mi seçimsiz mi?
27.8.2017
Türkiye cumhurreisliği polis devleti
23.8.2017
İnsan hakları savunucuları hâlâ tutuklu
29.7.2017
Otokratlar bağımsız medya olabileceğine inanmazlar
26.7.2017
Rehin alınan Cumhuriyet çalışanları
22.7.2017
İktidarın rehin alma politikası
18.7.2017
Fransa’da OHAL’den ‘yumuşak despotizme’ geçiş mi?
15.7.2017
Endişeli bir AKP’li portresi
12.7.2017
Bu şiddet rejimi sürekli el yükseltmek zorundadır
8.7.2017
Şimdi yakın tehlike hak savunucuları mı?
4.7.2017
Adalet için açlık grevi
1.7.2017
Barışçı, etkili ve medeni bir yürüyüş
30.6.2017
Uzak Bir Diyardan Terör Gerekçeli İstibdat Manzarası
27.6.2017
Laik zımmi statüsü
24.6.2017
Sadece darbe yaparak anayasa ihlal edilmez
20.6.2017
En büyük parti sandığa gitmeyenler olunca?
17.6.2017
İstibdat idaresi ve Adalet Yürüyüşü
13.6.2017
Aşırı merkezin siyasette vakum etkisi
11.6.2017
Theresa May’in ters tepen hesabı
7.6.2017
Suriye’de bitmeyen kimyasal silah kullanımı
3.6.2017
Tayyip Erdoğan’ın kültür savaşı
31.5.2017
Hem suçlu hem güçlü
27.5.2017
Donald Trump azledilecek mi?
23.5.2017
Parti-devlet başkanını eleştirmek?
21.5.2017
Sivil itaatsizlik hem hak hem görevdir
17.5.2017
Basın ve ifade özgürlüğünde ileri aşama
13.5.2017
Çoğunlukçu tahakküm üzerine
10.5.2017
Fransa’da aşırı merkez zamanı
7.5.2017
‘Ben devletim!’: Bürlesk ve despotik otoriterizm
3.5.2017
Milli Reis dönemi başlarken
26.4.2017
Fransa’da Neoliberal İlericilik Kazanacak mı?
25.4.2017
Sağın ve solun kaybettiği bir seçim
22.4.2017
16 Nisan çöküşün miladı mı?
19.4.2017
Atı alan Üsküdar’dan öteye geçebilecek mi?
16.4.2017
Dayatılan badireye hayır!
13.4.2017
Köprü Çağdaşlığı ve Tarafsızlığın Daniskası
11.4.2017
Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti
9.4.2017
‘Hayır’ herkesin geleceğinin güvencesidir
5.4.2017
Gerçeklik çatışması
1.4.2017
Hayır diyenler terörist değilse, zimmî!
28.3.2017
Günümüzde otokrasi üzerine
27.3.2017
Hapse atmasa da toplumdan tecrit ediyor!
22.3.2017
Demokrasi sonrası mahşerin üç atlısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8