Ahmet ÖZTÜRK



Bookmark and Share

İçimdeki büyük yara: GMİS


4.12.2018 - Bu Yazı 344 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çocukluğumda, hükümet binasının karşı çaprazında, önünde Zonguldak ve Havalisi Maden İşçileri Sendikası yazan kara cepheli yapının önünden geçerken, gözüm, içinde bir matbaa makinesi de bulunan kapısı herkese açık bölümde olurdu… Makinenin kuyruğuna bağlı demirde orta belinden katlanmış, 4 sayfalı, “İşçi Sendikası” gazetesi asılırdı çünkü… Gazete çıkmışsa, içeri girip, hiç kimseye sormadan bir iki gazete alır, okuya okuya, ucu bizim eve ulaşan İş Bankası’nın yanında merdivenli yolu tutardım… Önemli bulduğum haberleri, okuması olmayan, sendika üyesi babama da okurdum akşamları…

 Her gün yanından geçtiğim o yapının önünde çok da anım var… 1979 sonu, 80 başı olmalı… Önüne birkaç kez de, çocuk sesini savaşsız, sömürüsüz bir dünya çağrısına katmış genç bir mücadele insanı olarak gittim mesela… Yaptığımız davullu zurnalı dayanışma ziyaretiydi… Sendika çalışanları greve gitmişti… Yöneticilerin Mercedesleri kapıya çekilmiş, üstüne, “Bizler ekmek derdinde, onlar Uludağ’da eğlencede” mealinde sloganlar yazan pankartlar asılmıştı… Görüntü, o vakitlerde de vur patlasın sefahatin adresi olan ZMİS’le çok da uyumluydu…

 MÜCADELEDEN DAHA ÇOK İKBAL ARAYIŞI, FİKRİ IŞILTIDAN DAHA ÇOK HEMŞERİCİLİK

O zamanlar bu sendikanın üyesi olup, 31 yıl aidat ödeyeceğim, büyük grev de dahil tarihsel ölçekli birçok olayın öznesi olacağım aklımın ucundan bile geçmezdi elbette… 12 Eylül darbesi oldu, Türk-İş’e bağlı birçok sendika gibi babamın yerine kayıt olduğum ZMİS de cuntaya biat yolunu seçti… Onların çıkardığı yasa ile adı Genel Maden İşçileri Sendikası’na dönen ZMİS’in, genç bir üyesi olarak “sınıf ve kitle sendikacılığı” yapması için çok mücadele verdim… Merkez Servisleri Şubesinde böyle bir umudu yeşerttik hatta… O umut gelişti, büyük Ankara yürüyüşünün ülkeyi sarsan adımlarına dönüştü hızla…

 Ancak yöneticilerinin öteden beri bünyesinde taşıdığı habis ur grevde kazandığı popülariteyi taşıyamayan Denizer’in liderliğinde de nüksetti, ultra lüks heveslerle girdiği yolda sınır tanımayınca sıradan bir sendikaya dönüştürdü sonunda GMİS’i... Tırnaklarıyla kazıyarak sınıfın öncüsü olan GMİS yeni duruma uygun fikirlerle kendini tahkim edemeyince füze hızıyla düşüşe geçti… Mücadeleden daha çok ikbal arayışının, fikri ışıltıdan daha çok hemşericiliğin başat olduğu süreçlerle tüm kadroları değişti… Yönetimine “Mücadele ederek kazanma” yerine, “iyi geçinerek ulufe kapma” anlayışı egemen oldu zaman içinde…

 KİFAYETSİZ MUHTERİSLERİN GÖZÜNÜ DİKTİĞİ TEK ŞEY GMİS’İN GETİRİSİ

Tam da, 29 yıl önce hayatımın en onurlu sayfalarından biri olarak çıktığımız büyük madenci grevinin başladığı şu günlerde GMİS delege seçimlerine hazırlanıyor… Ortalık adaydan geçilmiyor… İlçelerde, bölgelerde, yüzlerce kişinin katıldığı yemekler düzenleniyor, geceli gündüzlü görüşmeler yapılıyor bu doğrultuda… Kim, niçin aday, hangi iddianın sahibi olarak ortaya çıktı, var olanlardan farklı ne yapacak, bilinmiyor… Kimse merak etmediğinden olacak fikre gerek görülmüyor zaten… Birçoğunun sendikacılığın tarihsel gelişimi, teknik boyutu gibi konularda bilgisi olduğu da şüpheli ayrıca…

Kifayetsiz muhterislerin gözünü diktiği tek şey GMİS’in getirisi bence… Sendikacılık, maddi açıdan hâlâ sınıf atlatan bir meslek çünkü… Hayatta başarı hikâyesi olmayan insanların statü yükseltmesi için de ciddi olanaklar sunuyor… Bu da ışığa koşan pervaneler muhterislerin gözünü kamaştırıyor… Her türlü ilkesiz işbirliği yapılıyor bu uğurda… Küçük çaplı servetler harcanıp, bin türlü dolap çevriliyor… Bu durum sendikayı bir mücadele örgütü olmaktan çıkarıyor doğal olarak… İtirazı yok sayan, egemenlere hayır demeyi bilmeyen anlayışlar hızla küçülen havza, azalan işçi sayısı ve yok olan bir Zonguldak olarak çıkıyor karşımıza… GMİS yalnızca benim değil tüm Zonguldak’ın yarası olarak kanıyor…

.

Facebook Yorumları

Kod8
4.12.2018
İçimdeki büyük yara: GMİS
30.11.2018
AKP kâbusu son bulmalı artık
26.11.2018
Kentler insanlaşma sürecinin yapıtaşıdır
2.11.2018
Gezi’ci olmak, ülkeyi çok sevmektir
30.10.2018
Bir valiyi daha uğurlarken
15.8.2018
Tanrı sizin suç ortağınız değil
11.8.2018
CHP neden kaybediyor
6.8.2018
Gez dünyayı
3.8.2018
Devlet Zonguldaklıyı adam yerine koymuyor
31.7.2018
El insaf yahu
29.7.2018
Kalp spazmından öleceğiz sonunda
24.7.2018
Babamın ışıklarını söndüremeyeceksiniz
9.7.2018
AKP neden kazandı
27.6.2018
Sıcağı sıcağına ilk değerlendirmeler
22.6.2018
Bir kampanya böyle geçti
19.6.2018
Bu kent fikri kabızlıktan ölüyor
15.6.2018
Kabahatin çoğu sende
12.6.2018
Meydanların dili
29.5.2018
Haziranda ne olacak
24.5.2018
Bir umut ve vefa anıtı: Attila Aşut
14.5.2018
Artık gitmeli bunlar
9.5.2018
Ha gayret
20.4.2018
Mutsuzum, mutsuzsun, mutsuz
16.4.2018
Tarih yazan davanın müştekisiyiz
11.4.2018
Ne millet umurunda Erdoğan’ın ne de değerleri
19.3.2018
Ne yapsa nafile
14.3.2018
Bulutlara giden yazılar
24.2.2018
Yık kurtul
20.2.2018
Bu kadarı da çok fazla
13.2.2018
İyilikten iyilik doğuran Safder
8.2.2018
Tak-şak Paşa
3.2.2018
Cumhurbaşkanının dili
29.1.2018
Bu karanlığı da aşacağız
15.1.2018
Oha L
5.1.2018
Kurtulmak yok tek başına
17.11.2017
Pirus zaferi
7.11.2017
İsmet’in Aziz Nesin’lik hikâyesi
3.11.2017
Küçük olsun, benim olsun
31.10.2017
Ne biliyor da konuşuyorlar
25.10.2017
Ayıptır yahu
19.10.2017
AKP bu ülkeye düşman
3.10.2017
Mülteci krizi
27.9.2017
AKP: Komedi ve trajedi
21.9.2017
Ülke oyuncağınız mı sizin?
12.9.2017
AKP hukuku: Adalet değil intikam
8.9.2017
İstanbul denen cinnet hali
6.9.2017
Reis’in kanunlarında emeğin yeri yok
21.8.2017
Gerçeği sorgulamak
15.8.2017
Rezil ettiğiniz yalnızca Ayder mi?
8.8.2017
Aklımızdan zorumuz mu var?
4.8.2017
Andavalız ya
13.7.2017
Halkın Sesi’nin 15 Temmuz’u
11.7.2017
Ülkeyi gübreliği sananlar kaybedecek
13.6.2017
Bizimkisi saflık işte
11.6.2017
Ah Ahmet Demirci ah…
19.5.2017
Filyos… Filyos…
4.5.2017
İdam insanlık suçudur
25.4.2017
AKP’yi aşmak onu tanımakla mümkün
18.4.2017
Umudu kesme yurdundan
13.4.2017
Biz kazandık
10.4.2017
Erdoğan onurumuzla oynadı
5.4.2017
Mafya devleti
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8