Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Bir savaş terimi olarak eğitim


19.05.2019 - Bu Yazı 53 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Kendimi bozmadan atom bombası üzerine kafa yormama izin veremem. Bir atom bombası hakkında haykırmaksızın ne söyleyebilirsin?”

İvan İllich

***

Eğitim üzerine ne zaman konuşmam gerekse ya da bir yazı yazmak için ne zaman otursam yukarıda İvan İllich’in atom bombası hakkında konuşmak ile ilgili söyledikleri aklıma aklıma geliyor.

Geçen hafta Hatay’da çocuklarını okula göndermedikleri için mahkeme kararı ile çocukları alınarak yetiştirme kurumlarına yerleştirilen bir ailenin dramını konu etmiş ve söz konusu “eğitim” olduğunda işi bu raddeye kadar getirme iradesinin bir sebebi bir tarihi arkaplanı olduğunu hatırlatmıştık. Halkın modern iktidarlar için heykel gibi biçimlendirilmesi, şekillendirilmesi gereken bir ödev olarak görüldüğünü belirtmiş bilhassa Batı’da Aydınlanma dönemi aydınlarının “halk” tasavvurlarına dair örnekleri sıralamıştık. Yazıyı ise şu soru ile bitirmiştik: Peki, ne yapılacaktı da “halk” insan gibi bir şeye benzetilecekti?

Eğitim seferberliği : Kültürel haçlı seferi

Bunun için pedagojik bir ütopya ile girişilecek eğitim seferberliği gerekliyidi. Bauman Aydınlanma dönemini kendine özgü uslubu ile anlatırken “eğitim seferberliği”tamlamasını kullanmaz bunun yerine “kültürel haçlı seferi” , der.

Eğitim ile yapılamak istenileni tarihî bağlamı, anlamı ve aktörlerinden soyutlarsanız “Ne güzel bir şey eğitim seferberliği” gibi çocukça bir tasdik ile de karşılaşabilirsiniz. Ne var ki bu durumda eğitimin Fransız İhtilalinden sonra eski rejim, kilise ve inançlara karşı sivil dinin ikamesini mümkün kılacak ateşli bir silah olarak konumlandırılışını gözden kaçırabilirsiniz.

Robespierre’in hazırladığı eğitim planına göre ülkede bütün çocuklar beş yaşından on iki yaşına kadar birlikte yetiştirilecekler, aynı yemeği yiyecek ve aynı eğitim ve ilgiyi göreceklerdi. Ana babalarından alınan çocuklar cinsiyetlerine göre “yatılı-kışla” okullara dağıtılacaklardı. Çocuklar buralardan “cumhuriyetçi kalıptan” “yeni insanlar” olarak çıkacaklardı. Çocuklar okuma, yazma ve hesap yanında daha da önemli olarak cumhuriyetçi ahlakın ilkeleri öğretilecek, burada elde edilen davranış biçimleri giderek ulusal bir nitelik kazanacaktı.

İhtilalin simge isimlerinden birisi olan ve eğitimin ekmekten sonra halkın ilk gereksinimi olduğunu söyleyen Danton şöyle diyordu; “Ben de bir babayım, fakat oğlum bana ait değildir. O, Cumhuriyetindir. Ona kendisine iyi hizmet edebilmesi için ödevlerini zorla benimsetmek Cumhuriyet’e düşer.”

Merhum Kürşat Bumin “Batı’da Devlet ve Çocuk” isimli kitabında Fransız Devrimi’nin bu “pedagojik ütopyası” hakkında yazarken eğitime duyulan inancı da yansıtıyordu. İhtilalcilere göre eğitim ve öğretim toplumdaki hangi kuruma, hangi soruna uygulansa, bir sihirli değnek gibi yanlışları doğru, kötüleri erdemli kılacaktı. Cumhuriyetçiler kilise ve krala karşı savaşmışlardı, onların bıraktığı boşluk doldurulacaktı. Bumin’in ifadesiyle “Tanrı okuldan ayrıldığı gün, onun yerini dolduracak başka birisi kapıda beklemektedir. Kilise ve Devlet, her ikisi de okula büyük umutlar bağlamakta, ideolojilerinin en kolay ve etkili biçimde yeşereceği yer olarak küçük öğrencilerin kafalarını ve bedenlerini hedef almaktadır.”

Bizde de durum farklı değildi. Mesela Fahreddin Kerim 1933’te basılan “İnkılap Çocuğunun Terbiyesinde Ruhi ve Ameli Esaslar” isimli kitabında; “İnkılabı şuura değil tahteşşuura (biliçaltına) da yerleştirmeliyiz. Onun için de tek bir çare vardır. Telkin, daima telkin.”

Söylemeye bile gerek yok ama Fahreddin Kerim’in üstüne basa basa belirttiği telkin okulda olacaktı tabi ki...

Öğretmen, ders kitapları, müfredat ve okul niçin vardı zeten?

Mürebbiye-devlet, vatandaş-öğreci terkibi modern zamanlarda işte bu düşüncelerle uyarlandı. Terkibin doğru işleyebilmesi, kıvamın altın oranının şaşması gerekiyordu. Bunun için kimse dışta bırakılmamalı en küçük bir boşluk kalmamalıydı. 1819’da Almanya, 1825’te İngiltere, 1843’te Fransa art arda “zorunlu eğitim”uygulamasına geçtiler.

Okul hakkında yalan söylüyorlar!

Araçlar kullanım amaçlarına göre yapılandırılmışsa farklı bir amaçla kullanılmak istendiklerinde aynı sonucu vermeyebilirler. Modern okulun niçin, hangi amaç için yapılandırıldığını gözardı ederseniz daha insanî amaçlarla bile yola çıksanız mevcut form ile fazla uzaklaşamazsınız.

Bürokrasi, iyi ya da kötü amaçları aynı kolaylıkla gerçekleştirmeye uygun bir araç değildir, der Bauman. Şunu demek ister: Bürokrasi itildiği yönde hareket etse bile, daha çok hileli zar gibidir. Kendi mantığı ve momenti vardır. Bazı çözümleri daha çok bazılarınıysa daha az olanaklı kılar.

Size okul ve eğitim hakkında konuşan şarlatanların söylemedikleri de tam olarak budur! Bürokrasi için söylenenler mevcut okul için de geçerlidir!

.

Facebook Yorumları

Kod8
19.05.2019
Bir savaş terimi olarak eğitim
14.05.2019
Belgeselde izleseniz ağlardınız, ne bu gaddarlığınız?
26.4.2019
Özgür eğitim sohbetleri
11.4.2019
Eğitim hepsine papatya çizdirmek için var zaten!
31.3.2019
Eğitimde sorunu bilmeden çözümü bulmak!
22.3.2019
arrant ile vurdular! biz Egg Boy ile dayanışacağız!
14.3.2019
Eğitimi kavrayışımız yüz yıl öncesinin gerisinde!
7.3.2019
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
21.2.2019
Çünkü herkes kendinden firardadır
18.2.2019
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın STK raporu
26.1.2019
’12 yıl zorunlu eğitim çok fazla’ ya da bir manşetin analizi
23.1.2019
Ziya Selçuk ve Süpermen’in pelerini
31.12.2018
Öztürk, Bauman, Rorty: Özgürlüğü korumak
25.12.2018
Katı olan her şey buharlaşıyor
16.12.2018
Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8
Emlak8.Net