Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Referandum sonucunu nasıl okumalı?


19.4.2017 - Bu Yazı 121 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Referandumda millet “Evet” dedi. Sandıktan çıkan %51,4'lük evet tercihi ile milletimiz, Türkiye'de tarihî bir kararla yönetim sistemi değişikliğini onayladı. Böylece başta Erdoğan ve Bahçeli olmak üzere evet tercihinin arkasında duran siyasi liderler için sonucun başarı olduğunu söyleyebiliriz. Eğer başarı niceliksel ve oransal açıdan rakibinizden 1 fazlasını almak ise ve referandum da dâhil olmak üzere seçimler bunun neticesini ortaya çıkarmak için yapılıyorsa pek çok yazarın sonuçların açıklanmasının ardından “lütfen kimse başarıyı gölgelemesin” türü çıkışlarının bir anlamı vardır kuşkusuz. Ne var ki uzun yıllardır Ak Parti'ye gönül vermiş ve sosyolojik yönelimle olan intibakı önemseyen, bu intibakın gerçekleştiği bir vasatta Ak Parti'nin hiçbir ittifaka girişmeksizin tıpkı Cumhurbaşkanın seçim öncesinde beklentisi olarak ifade ettiği oy oranında da olduğu gibi toplumun kahir ekseriyetinin desteğine mazhar olacağına inananlar açısından, seçim sonucunun derinlemesine sorgulanmasının gerekliliği ise muhakkak.

Seçim sonucu her şeye ve herkese rağmen denilerek başarılı bulunabilir. Kuşkusuz bu bir okuma biçimidir. Dışarıda düşmanlar, içeride hainler, kriptolar… Ortaya çıkan sonucun neye ve kimlere rağmen elde edildiğini anlaşılır kılmak için ileri sürülen argümanlar arasında yerlerini alabilirler. Ancak hem daha önceki referandumda hem 2014 Cumhurbaşkanı seçiminde Ak Parti'nin neredeyse tek başına aldığı neticeleri hatırladığımızda farklı bir okuma içerisine girebiliriz. Bu referandumda o seçimlerde Ak Parti'nin yanında olmayan MHP, BBP ve irade beyanında bulunan sayısız teşekküle rağmen alınan %51,4'ü layıkıyla değerlendirme mecburiyeti var. Bu mecburiyeti bile isteye ötelemek, tahfif etmek, hükümsüz kılmak ise açıktır ki kendi “kendine operasyon çekmek” manasına gelecektir.

Bu ülkenin kültürel kodlarının taşıyıcılığına ve temsiline talip olan insanlar, düz mantık ile seçimlerde rakibinden 1 fazlasını almayı başarı olarak kabullenme noktasına gelirlerse eğer açıktır ki bu kabullenmeden daha büyük bir başarısızlık olamaz. Türkiye'nin ana omurgasını oluşturan, tarihî ve kültürel müktesebat ile ünsiyet kuran, hareket noktasını Türkiye olarak belirleyen İstanbul'dan Saraybosna'ya Üsküp'e Kosova'ya; Kahire'den Halep'e Bağdat'a; Afrika'dan Mekke'ye Medine'ye uzanan bir ufuk çizgisinden bakanlar için neticenin beklentinin altında kaldığı açıktır. Tek başınayken neredeyse rutinleşen bir destek oranının, katkılarından ve desteklerinden ötürü kendilerine teşekkür edilen MHP ve BBP liderleri ile ancak yakalanması 2019'da yapılacak seçimin öncesinde ciddi bir ikaz, sinyal olarak görülmelidir.

Eksiklikleri görmek, yanlışlarla yüzleşmek kısacası önemsenen yarınlar için bugünün sahici muhasebesini yapmak elzemdir. Zira potansiyelin hayli gerisinde bir performans yakalanmıştır. Hayır cephesinin önünde olmakla iktifa etmek yanıltıcıdır, açıkçası tehlikelidir de. Bu açıdan hem usul hem de esas üzerinden seyredecek bir tartışmaya acil ihtiyaç vardır. Tartışmanın karşı tarafın niyeti, bağlantıları vs. üzerinden altı çizilerek ertelenmesi ülke ve ülkenin geleceği için talihsizliktir.

Siyaset şüphesiz verili bir zeminde ve verili aktörler üzerinden yapılır. Ancak bu reel durum Türkiye açısından başından beri tuzaklı-mayınlı bir alan işlevi görmüştür, görmektedir. Türkiye'deki verili durumu ve aktörleri hesaplayan-aşırı hesaplayan hatta giderek tek hesabı bunun üzerine kuran bir siyasal akıl, altını çizdiği ve aşmak için hayatını adadığı düzenin zihniyet kalıbını temellük ederken buluverir kendini. Dolayısıyla Türkiye'deki mücadelenin daima iki ayaklı gitmesinde zaruret var. Birincisi ve şüphesiz en kolayı mevcut gerçekliği ve aktörleri dikkate almadır. Bu zaten yapılan-yapılmasında da bir beceri gerektirmeyen düzlemdir. İkincisi bu gerçekliği dikkate almada boğulmayan, gündemini, hassasiyetini, toplumun talep ve beklentilerini, yönelimini yitirmeyen bir duruşun güncellenerek muhafazası gereklidir. Özellikle Ak Parti'nin ustalık döneminde açığa çıkan bu ikinci ayaktaki aksama son referandum sonuçlarıyla teyit edilmiş durumdadır ve diğer aktörlerden, onların söylem ve pozisyonlarından bağımsız bir şekilde ele alınmak durumundadır. Mesele, bir başınıza yapabileceğiniz-nitekim daha önce yapmıştınız- düzenlemeler için başkalarına kendinizi söylem ve cephe olarak mahkûm etmenizdir. Bu durum önümüzdeki sürecin de temel handikap alanı olarak önümüzdedir.

Seçim sonuçları her cephe için şüphesiz bir şeyler söylüyor. Ancak Türkiye'nin değişim dinamiğine uygun bir potansiyel taşıyan “Evet” cephesi için kesin bir şey söylüyor: Siyasetiniz ilke düzeyli olmak zorunda. Pratiğiniz buna uygun yürümek zorunda. Yani doğru şeyleri, doğru şekilde ve doğru ilişkilerle yürütmek zorundasınız. Yok, nasıl olsa geçtik, hiçbir sıkıntı yok diyorsanız önümüzde hayati seçimler yeni mesajlar vermek için bekliyor ve hepimiz o mesajları görüyor olacağız.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı