Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Toplumlar nasıl ölürler?


14.12.2019 - Bu Yazı 202 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hayatın her alanında popülizmin egemen olduğu günümüz dünyasında, eğitim alanında fark yaratan, ciddi bir mektep haline gelen Özgür Eğitim-Sen, değerli düşünür ve akademisyenleri konuk ettiği Özgür Eğitim Sohbetleri’nde bu hafta Atasoy Müftüoğlu’nu ağırladı.

“Geleceği Özgürleştirmek” başlıklı sohbet, Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer’in takdimi ile başladı. Aliya’nın ‘’Açık konuştuğum için beni bağışlayın. Güzel yalanların bize faydası olmaz; ama acı gerçekler ilaç olabilir’’ sözünü hatırlatan Değer, gerçeklerle yüzleşmek, gerçeğe temas etmek için burada bir araya gelindiğini, bunu başarabildiğimiz oranda umutlu olabileceğimizi belirterek sözü saygıdeğer düşünür Müftüoğlu’na bıraktı.

Sözlerine etkileyici bir dua ile giriş yapan Müftüoğlu, düşüncesiz duygulara, düşüncesiz bağımlılıklara maruz kalmış bir toplumun çocukları olduğumuzun altını çizerek maruz kalmanın hastalık olduğunu, niteliksizlerin maruz kalacağını, maruz kalmanın kader haline gelmesinin acizlik olduğunu belirterek başladığı konuşmasında; İslam toplumlarının içerisinde bulunduğu paradigmatik fosilleşmenin nedenlerini çarpıcı örneklerle sorgulayarak bu cendereden nasıl çıkılabileceği üzerine değerlendirmelerde bulundu. Aklını edilgen hale getiren ve aklı tahrif eden, dışlayan bir kültürün kendini gerçekleştiremeyeceğini, bu kültürün gerçeklerle yüzleşmesinin mümkün olmayacağını ve nihayetinde vesayet altına girip dönüşeceğini dile getiren Atasoy Müftüoğlu’nun konuşmasında öne çıkan vurguları şu şekilde özetleyebiliriz:

“Popülizmin Vesayeti Altındayız”

“Geleneğin, modernitenin, politik popülizmin, kişi kültünün, popüler din söyleminin vesayeti altındayız. Vesayet altındaki toplumda özgür olamazsınız.”

“Varoluş bilinçle başlar. Şu anki varoluşumuz biyolojik bir var oluştur. Bilinçli bir varoluş içinde olsaydık İslam toplumları bu halde olmazdı. İslam’a katılıyorsanız sürüye katılmıyorsunuz demektir, o yüzden sorumluluk almak zorundasınız.”

‘’Bize dayatılan gerçekliği içselleştirdik, hayat tarzı haline getirdik. Bu şizofrenik bir uzlaşmadır. Dayatılan bu gerçeklerle yüzleşmezsek sömürgeciler sömürmeye devam ederken biz de sömürülmeye katlanmaya devam edeceğiz.”

“Entelektüel Haçlı Seferlerine Cevap Üretemedik”

‘’Tüm İslami kavramlar modern entelektüel dil tarafından terörize edilmiştir. Epistemik bir diktatörlükle karşı karşıyayız. Kendi sözcüklerimiz, bizi ürpertecek sözcüklerimiz yok. Zihin dünyamız sömürgeleştirildi, mülksüzleştirildi. Madunlaştık, paryalaştık… Yedi düvele karşı savaş verdiğimizi iddia edip duruyoruz, bunlarla nerede savaşıyoruz. Daha yedi sözcüğün emperyalizmiyle baş edemiyoruz. Düşünme liyakatimizi kaybettik. ‘’

“Eğitim Meselesinde Sorunun Farkında Değiliz”

‘’Bize ırkçı ve kolonyalist temelde bir eğitim sistemi dayatılmıştır. Eğitim şûraları sadece basit teknik meselelerle oyalanıyor. Eğitime dair hayati, yapısal meselelerle uğraşan bir bakan veya bürokrat çıkmıyor. Çünkü sorunun farkında değiliz. Entelektüel haçlı seferlerine cevap üretemedik. ‘’

“Gençlerimize Sadece Hamaset Öneriyoruz”

‘’Dini düşünce, klinikte müşahede altına alınarak yakınlarıyla dahi teması engellenmesi gereken din manyakları tarafından ele geçirilmiştir. Dini popülizmin önü açılmaktadır, zira siyasi popülizmin dini popülizme ihtiyacı vardır. Ortak noktaları hamaset dilidir. Oysa hamaset dili günü kurtarır, geleceği kaybettirir.”

“Dijital kölelik çağında bütün kültürlerle karşı karşıya gelen gençlerimize sadece ve sadece hamaset öneriyoruz. Günlük, politik hamasete kapatıldık, ciddi meselelerle yüzleşen yok. Bir tane bile tarih felsefecimiz yok, bırakın tarih felsefecisini tarihçimiz bile yok. Tarih kutbu olarak gösterilen, devlet nişanı ile taltif edilen kişiler tarihçi değil vakanüvis, olay aktarıcısı. Bilinç tarihi değil büyük kişi ve olayların tarihi peşindeyiz. Oysa İslam, tarihin ve dünyanın farkında olduğunuzda başlar.”

“Taklit ve İtaat Kurumsallaştırıldı Bu Korkunç Bir Cinayettir”

“Bugün folklorik ve sembolik bir İslam’ı, bireyselleştirilmiş ve vicdana hapsedilmiş bir İslam’ı yaşıyoruz. Taklit ve itaat kurumsallaştırıldı. Bu korkunç bir cinayettir. İtaat bizde düşüncesizlik olarak tecessüs etti, fosil olma olarak uygulandı. Bu durum entelektüel mücadelenin sonuydu. Bilinç dünyamız sömürgeleştirildi. Malik bin Nebi “Kolonyalizm korkunçtur, kolonyalizme açık ve müsait olmak daha korkunçtur” derken bu ahvali vurguluyordu. Genç kuşaklar İslam’a ve Allah’a olan güvenin kaybetti. Yeni gençler hiççiliğe savruluyor. Büyük bir entelektüel seferberlik gerekiyor.”

“İslam tarihine baktığımızda, farklı kültürlerle temas kurularak entelektüel bir vizyon oluşturulduğunu görürüz. Entelektüel bağımsızlığa dokunulmazlık kazandırılmıştı. Bugün ise, yaşasalardı İbni Sina’yı, Farabi’yi taşa tutardık. Evrensel zihni; içe kapandığımız, geçmişe ve dışa kapatıldığımız gün dünyaya veda ettik. 21. Yüzyıla dair bir projeksiyonumuz yok maalesef.”

***

2009 yılında gösterime giren Nefes isimli filmde, filmin isminin bile önüne geçen bir replik vardı: “Uyursan ölürsün!”

Filmin başrol oyuncusu olan Mete Horozoğlu’nun canlandırdığı Mete Yüzbaşı karakteri, askerlerine hitap ederken onların kafasına kazımak istercesine bu repliği etkili biçimde tekrarlıyordu: “Uyursan ölürsün!”

Aklını edilgen hale getiren ve aklı tahrif eden, dışlayan bir kültürün kendini gerçekleştiremeyeceğini, bu kültürün gerçeklerle yüzleşmesinin mümkün olmayacağını ve nihayetinde vesayet altına girip dönüşeceğini dile getiren Atasoy Müftüoğlu’nun sözleri bize bir toplum nasıl ve neden ölebileceğini söylüyor.

İnsan ve toplum bilgisayar ya da cep telefonu değildir! Kendini uyku moduna alan bir toplum iflah olamaz! Bir toplum kendisini gerçeklerden kaçarak uyku moduna alır. Gerçeklerle yüzleşmek ve meselelerini aşmak için iradesini kullanmaktan imtina ettiği gün hayatiyetini yitirir.

Gerçeklerle yüzleşmek çoğu zaman acı verse de umut için yegâne imkândır. Uzun lafın kısası; Toplumlar eleştirelliklerini yitirerek kendi bünyelerine sıhhat verecek olanın arayışından yüz çevirdikleri gün ölürler.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.01.2020
Bilinmeyen adanın öyküsü
23.12.2019
PISA sıralaması bize ne söylüyor/söylemiyor?
14.12.2019
Toplumlar nasıl ölürler?
29.11.2019
Ontolojinin valisi, öğretmeni, vatandaşı…
27.11.2019
Büşra Nur Çalar, Tayfun Atay ve herkes aynı gemide mi?
15.11.2019
Mahallenin Kemalizm tartışmasına katkı
9.11.2019
Ziya Selçuk Detachment’ı izlemiş midir?
1.11.2019
Eğitimdeki anlam boşluğu ve yanılsamalar
22.10.2019
Barış Pınarı Harekâtı, filtresiz diplomasi ve yansımalar
27.09.2019
Hafize Ana, Beethoven ve yeni zil sesi
26.07.2019
Prekaryalaşan öğretmenler ve özel okul gerçeği
1.06.2019
Kapılar ardında değil, kamusal alanda!
22.05.2019
Yeni ortaöğretim modeli hakkında ilk izlenimler
19.05.2019
Bir savaş terimi olarak eğitim
14.05.2019
Belgeselde izleseniz ağlardınız, ne bu gaddarlığınız?
26.4.2019
Özgür eğitim sohbetleri
11.4.2019
Eğitim hepsine papatya çizdirmek için var zaten!
31.3.2019
Eğitimde sorunu bilmeden çözümü bulmak!
22.3.2019
arrant ile vurdular! biz Egg Boy ile dayanışacağız!
14.3.2019
Eğitimi kavrayışımız yüz yıl öncesinin gerisinde!
7.3.2019
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
21.2.2019
Çünkü herkes kendinden firardadır
18.2.2019
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın STK raporu
26.1.2019
’12 yıl zorunlu eğitim çok fazla’ ya da bir manşetin analizi
23.1.2019
Ziya Selçuk ve Süpermen’in pelerini
31.12.2018
Öztürk, Bauman, Rorty: Özgürlüğü korumak
25.12.2018
Katı olan her şey buharlaşıyor
16.12.2018
Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive