Ali KİREMİTCİ



Bookmark and Share

Kaybettiğimizi Nasıl Kazanırız


28.3.2016 - Bu Yazı 4511 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Akçakoca tarihi söz konusu olduğunda bir rivayet öne çıkar. Bu rivayete göre, Evliya camii ve mesire alanıyla meşhur Cumayeri’nde yaşayan Derebeyi’nin kızı amansız bir hastalığa yakalanır.

Zamanın hekimlerinden biri derebeyine kızının bulaşıcı bir hastalığa yakalandığını söyler. Korkuya kapılan derebeyi, kızının beylik arazisinden derhal uzaklaştırılmasını ve daha havadar olduğuna inandığı ormanlık arazisi içinde yer alan Yukarı mahalleye götürülmesini emreder.

Dönemin beylik tebaası, derebeyinin emri üzerine hasta kız için Yukarı Mahalle’ye bir barınma evi yaptırırlar. Kızın ihtiyaçlarını gidermesi için yardımcı ve bakıcılar da temin edilir.

Ormandan gelen temiz hava ve bakıcıların desteğiyle derebeyinin kızı kısa sürede sağlığına kavuşur. Kızının iyileştiğini gören derebeyi ise ‘’bu işte vardır bir keramet’’ açıklamasını yaparak beylik idaresini buraya taşır.

O tarihten beri Yukarı mahalle aynı zamanda Keramettin Mahallesi olarak da bilinir. Derebeyliğin taşındığı yeni araziye evler yapılır, kuyular vurulur, mahalle büyür gelişir.

Keramettin ya da Yukarı mahalle Akçakoca’nın da ilk yerleşim yeri olur. Tarih içinde birçok savaş ve yıkım gören bu mahalle iki büyük yangın görür ve çok fazla zayiat verir.

Yakın zamana kadar Akçakoca’nın siyasi ve idari yapısının merkezi hâlinde olan bu mahalle, aynı zamanda Türk kültürünün, folklorünün ve mutfağının da zengin özelliklerini bünyesinde taşır.

Keramettin ya da diğer adıyla Yukarı mahalle, içinde filizlendiği doğal ve tarihi dokuya zarar vermeden kendini bugüne kadar taşır.

Zamanla Kafkasya’dan bu bölgeye gelen muhacirler ve açılan yeni yerleşim alanlarıyla Akçakoca büyür ve gelişir. Bugün Akçakoca, çok kültürlü bir yapıya sahip olmasının yanı sıra, tarihi ve turistik değerlerinden olan Ceneviz Kalesi, Cumayeri camii ve hamamı, Kepenç köyündeki vaftiz pınarı, Kepenç camii önündeki dikili taşlar, Kapkirli tarihi hamamı ve zincirli kuyularıyla bir turizm potansiyeli taşımaktadır.

Tarihe yeniden dönmeye imkânımız olmadığı için, geçmişe sürekli övgüler yapmak yerine, geçmişin tüm değerlerini bugünün teknolojisiyle yeniden yaşatmak gerekir.

Koruma altına alınan Yukarı mahalle evlerimizin aslına uygun olarak restore edilmesi ve turizme kazandırılması çabaları, Ceneviz kalesinde yapılan ıslah çalışmaları ve Yukarı mahalle tarihi pazarının yeniden oluşturulmaya başlanması olumlu gelişmeler olmakla birlikte, geç kalınmış bu çalışmalar yüzünden Akçakoca’nın turizm pastası yeterince büyüyemedi.

Bugün bu pastayı daha fazla büyütebilmenin yolları daha çok aranmalı. Turizm değeri taşıyan yöresel yemeklerimiz mancarlı pide ve melen güççeği ile sınırlı tutulmamalı. Mutfak kültürümüzün önemli lezzetlerinden olan etli yaprak sarması, tereyağlı- tartılı mamalika, yöresel yufkadan sütlü gözleme, soğanlı yumurta, erişte kuskus makarnası, yoğurt ve kızılcık tarhanası çorbalarını daha fazla öne çıkarmak gerekir.

Doğal yaşam alternatiflerine geri dönmek turizme can katacaktır. Metropol sakinleri için Akçakoca’yı cazibe merkezi hâline getirmek, yaşamında horoz sesiyle uyanmamış, yatak odasının yüklüğünden döşek ve yorganı indirip yere serip yatmamış, gusülhanede banyo yapmamış, ocakbaşının çatma yanında ocak ateşinde ayak tabanlarını ısıtmamış insanlara bunları yaşatmaktır.

Tavuk kümesinin folluğundan sıcak yumurtayı alma zevkine, sarıkızın memesinden süt sağabilme keyfini yaşatmaktır.

Her türlü kimyasal ilaçtan arındırılmış, doğal ortamda beslenmiş ineğin sütü, tavuğun yumurtası ve yer sofrasında bağdaş kurarak yapılan kahvaltılarla yöresel yemeklerimizi tattırmaktır.

Konuklarımıza organik bahçemizde, doğal ortamda yetiştirdiğimiz sebze ve meyveleri elleriyle toplayıp yeme zevkini tattırmaktır.

Örf ve adetlerimizi gelenek ve göreneklerimizi paylaşmaktır. Yani kaybettiğimizi kazanmanın yolu bir başkası olmak değil, tekrar Karadeniz’in incisi Akçakoca diyerek ‘’kendimiz’’ olmaktır.

.

Facebook Yorumları

reklam
28.3.2016
Kaybettiğimizi Nasıl Kazanırız
28.07.2014
AKÇAKOCA VE TURİZM
27.07.2014
Aynı tas aynı hamam devam etmemeli
05.11.2013
Kamuoyuna
05.10.2013
Fikret Başkan’ın unutturduğu seçim vaadleri
29.07.2013
“Parlayan kent”ten “lağım kokulu kent”e
19.04.2013
Akil İnsanlar Karadeniz Heyeti, İlk Toplantısını Düzce’den Başlattı
22.12.2012
Önünü göremeyenler
11.10.2012
Doğallıktan Yapaylığa Yeşil Akçakoca’dan Beton Akçakoca’ya
20.09.2012
Akçakoca’nın Sorunları Çözüm Bekliyor
05.12.2011
CHP, MECLİS’İN TAKOZ PARTİSİ Mİ?
25.11.2011
" Tarih ve Erdoğan"
17.11.2011
Kemalizm öldü, hepimiz Atatürkçüyüz!
03.11.2011
AKÇAKOCA’NIN “BILLBOARD BAŞKAN”I
24.10.2011
“BU DÜNYA HEPİMİZE YETER”
17.10.2011
AKÇAKOCA VE TURİZM
10.10.2011
“AĞAÇ KESEN BAŞKAN”DAN “ŞOVEN BAŞKAN”A
25.09.2011
ARAP BAHARI VE KÜRT SORUNU
19.09.2011
AKÇAKOCA BELEDİYESİ’NDE SEÇİM VAATLERİ YERİNE GELİYOR MU?
11.09.2011
12 EYLÜL ZULMÜNÜ BİZE REVA GÖRENLER
26.08.2011
BARIŞ VE ÖZGÜRLÜKLER İÇİN
09.08.2011
VESAYET REJİMİNİN SONU MU?
13.07.2011
PERŞEMBENİN GELİŞİ ÇARŞAMBADAN BELLİ Mİ?
06.07.2011
YORUMCU
29.06.2011
PARLAYAN KENT: AKÇAKOCA
21.06.2011
TOPLUMUN GERİSİNDE KALMAMAK
10.06.2011
HALKIYLA BARIŞMAK
02.06.2011
BDP’NİN CHP VE MHP İLE DANSI
26.05.2011
BU NE AYMAZLIK
06.05.2011
SEÇİMLER VE TERÖR
26.04.2011
SİYASETÇİ DÜRÜST OLMALI, PALAVRA ATMAMALI
10.04.2011
12 HAZİRAN SEÇİMLERİ VE YENİ ANAYASA
24.03.2011
YENİLİKÇİLER, STATÜKOCULAR VE SİVİL ANAYASA
07.03.2011
ERGENEKON VE DEMOKRASİ
09.02.2011
OKUMUŞ CAHİLLER
23.01.2011
GEÇMİŞİNE SAHİP ÇIKMAYANIN GELECEĞİ OLMAZ
28.12.2010
NEREYE GENÇLİK NEREYE ÇIKMAZ BU YOL BİR YERE
13.12.2010
ZABITA AMİRLİĞİ NE İŞ YAPAR?
29.11.2010
“BAŞKASI OLMA KENDİN OL”
09.11.2010
CHP'Lİ SOLCULAR
26.10.2010
SU, SU, SU
10.10.2010
STATÜKOCULAR NEYE KARŞI
07.10.2010
Halkın Zaferi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı