Ali Saydam

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Sahada kazanılanı masada kaybetmemek için


23.1.2018 - Bu Yazı 186 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Fransa bizim Zeytin Dalı harekâtımızı BM Güvenlik Kurulu’na götürüyor. Batı basını PKK/PYD/YPG kaynaklı bilgilendirmeyle haberlerinde olayı “Türk ordusu Kürt halkına saldırıyor” diye veriyor… “Etnik bir savaş” algısı yaratmak için ellerinden geleni yapıyorlar.. Bunlar zaten Ermenileri kesmişti (!)… Şimdi sıra Kürtlerde (!)… İma edilmek istenen, hatta üstü örtülü söylenen bu…

Televizyonda bu gibi günlerde uzman olarak çağrılan arkadaşların konuya hâkim olanlarının ortak görüşü şu: “Biz meselemizi daha iyi anlatmalıyız. Burada ‘Kamu Diplomasisi’, ‘Psikolojik Harp’ taktiklerinin devreye sokulması lazım”… Doğru… Sahada kazanılanı masada kaybetmemek için, doğru…

Ancak çok geç… PKK-YPD-PYG meselesini ve Silahlı Kuvvetler’in sivil halka dokunmamak, zarar vermemek için her şeyi yaptığını, ortada Türkiye’nin bekası sorunu olduğunu, terör örgütü PKK’nın durdurulması gerektiği için bu operasyonun yapıldığını çok önceden anlatmaya başlamalıydık. Diplomatik düzeyde Dışişleri tarafından ya da Cumhurbaşkanı’nın şahsi gayretleriyle anlatılan gerçeklerin kamu diplomasisi bağlamında desteklenmedikçe, diğer ülke halklarının, oradan da siyasi otoritelerine geçmesinin zor olduğunu biliyorduk…

Bu sütunları biraz olsun takip edenler de bilir ki, Türkiye’de Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından, Başbakanlığı döneminde 2010 yılında çıkarılmış bir kanunla gayet ‘ileri görüşlü’ bir yaklaşımla kurulmuş olan, işi Türkiye’nin yurt dışındaki algısını yönetmek olan Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü’nün çalıştırılması ve tüm diğer faaliyetlerin koordinasyon içinde yürütülmesi gerektiğini 7 yıldır savunur dururuz. Ne sonuç çıktı bu çabalarından, diye sakın sormayın… 

Türkiye’nin yurt dışındaki tanıtımı ve algılama yönetimi üzerine düşünen ve aksiyon alan, insan, para ve zaman kaynağı harcayan çok sayıda resmî ve yarı resmî kurum, bir o kadar da sivil toplum kuruluşu var. Ne yazık ki aralarında bir eşgüdüm (koordinasyon) odaklanma yok. Zamanlama ve kilit mesaj konusunda ciddî bir mutabakat olduğu da söylenemez. Hatta çeşitli kurumların farklı Türkiye amblemleri kullandıkları bile gözlemlenebilir…

 
Bunlardan bazıları ile hasbelkader temasımız var. Hepsinde şu sıra bir hareketlenme: “Zeytin Dalı” operasyonunu dünya kamuoyuna daha iyi anlatmalıyız…

Bu bağlamda 20 Ocak günü The Times’da çıkan bir haber bilhassa dikkatimizi çekti… Yazının başlığı şu: “Bell Pottinger’in şefi oyuna geri döndü!”

Habere göre Bell Potinger adlı PR ajansının üst üste skandallar yaşaması, adlarının uluslararası yolsuzluklara karışması üzerine ajanstan son anda istifa etmiş olan CEO’su James Henderson, geçen ay kendi adının baş harflerini taşıyan J&H Communications olarak bir şirket kurmuş. Henderson, -Times’a göre- işe hemen üç müşteri le başlamış. Biri lüks tüketim aracı Richemont, diğeri yatırım şirketi Investec; üçüncüsü ise Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı… Henderson, Başbakanımızı İngiliz gazetecilerle buluşturma görevini üstlenmişmiş…  Henderson demiş ki, “Benim görevim sadece karşılıklı ticarî görüşmeleri ayarlamak. Türkiye’yi tanıtmak ya da politik konulara girmek gibi bir niyetim yok”…

 
Adama, “Öyle bir şey de ki, özrün kabahatinden daha büyük olsun!” deselermiş; herhalde ancak bunları diyebilirmiş.

Başbakanlık, bu zatı muhteremi nasıl, nereden bulmuş acaba?

Belli ki Marketing Türkiye’nin Ekim 2017 sayısını ve orada yer alan “İngiltere’deki türden PR skandalı bizde olmaz” başlıklı yazımızı okumamış. Okusaydı, bu kararı almadan önce iki defa düşünürdü… 

Özetle şöyle demişiz o yazıda (meraklısı için yazı internette var):

“Geçen yıl Ağustos ayında PR sanayiinin en büyüklerinden Bell Pottinger’in kurucu ortağı Lord Bell’in istifası ve firmayı terk etmesinin ardından Eylül ayının üçüncü günü yeni bir haber, iletişim dünyasına nükleer bomba gibi düştü. Ajansın, Güney Afrikalı müşterisi Oakbay Investments için yürüttüğü etik dışı çalışmaların ifşa olmasından bir gün sonra ajansın hisselerinin yüzde 20’sinden fazlasına sahip olan CEO’su James Henderson skandalın sorumluluğunu üstlendi ve istifa etti.

 
Bell Pottinger aynı günlerde İngiliz PR sektörünün etkili STK’sı PRCA’in mesleki etik kodlarına aykırı hareket etmekle suçlanmış, birlik tarafından sektörün itibarını korumak gerekçesiyle üyeliği iptal edilmiş ve beş yıl süreyle yeniden üyeliğe başvurması engellenmişti…

… İnternet üzerinde kısa bir araştırma yapıldığında Bell Pottinger’in “Karanlık iletişim sanatlarını” ilk defa (Güney Afrika’daki) Guptagate skandalı için kullanmadığı görülüyor. Wikipedia sayfalarının manipüle edilmesi, insan hakları ihlalleriyle suçlanan ülkelerdeki hükümet içi ilişkilerde nüfuza sahip olunması, çocuk işçi ve insan hakları ihlalleriyle ilgili olumsuz yansımalara boğarak Google sonuçlarının manipüle edilmesinin önerilmesi vs…”

Yazının devamında olayın perde arkasını da anlatmışız. Bir de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın düzenlediği ve dünyanın çeşitli ülkelerinden 60 kadar kadın katılımcının yer aldığı “Dünya Siyaseti ve Medya” başlıklı panelde yaptığımız sunumda söz etmişiz Bell Pottinger’den. CIA için İslami teröre ilişkin ‘fake’ (sahte) videolar üretip dijital ortamda yayına sokmasından söz etmişiz…

 
Uluslararası ortamlarda ve bizzat İngiltere’de itibarı yerlerde sürünen bir iletişimci ile çalışmanın bizim itibarımızı nasıl etkileyeceğini düşünmeyi size bırakıyor ve sadece üzüldüğümü ifade etmekle yetinmek istiyorum…

Sayın Başbakanımız bu özensizliği hak etmiyor…

.

Facebook Yorumları

reklam
22.2.2018
Bürokrasiyi 2019’a hazırlamak…
13.2.2018
Yalancının mumu yatsıyı beklemedi
8.2.2018
‘Evrensel doğrular’ ve reel politika…
6.2.2018
‘Garp Cephesinde Yeni Bir şey Yok’…
1.2.2018
Kurultay da kurtarmayacak sanki…
25.1.2018
Emperyal güç olmak böyle bir şey
23.1.2018
Sahada kazanılanı masada kaybetmemek için
4.1.2018
Dönercide de Kripto var artık…
26.12.2017
Bizim yanımıza bırakmayacaklarmış…
21.12.2017
Az Star Wars, üstü Ertuğrul…
17.12.2017
‘Tarzan zor durumda’…
14.12.2017
İnsanın içi açılıyor…
12.12.2017
Asap bozucu durumlar…
7.12.2017
‘Etkileyiciler’i etkileyebilmek
2.12.2017
Zarrab, 30 yıl sonra hangi Hollywood filmine konu olacak?
14.11.2017
Karar vermek bir şiddet olayıdır…
9.11.2017
‘Avrasya’ya hâkim olan dünyaya hâkim olur!’
31.10.2017
Kim kimin için ‘büyük tehlike’ acaba?..
26.10.2017
Diriliş’in ruhu, İyi Parti’ye ilham olur mu?
21.10.2017
Suriyelilerin iletişimini kim yapacak?..
17.10.2017
Tanıtım Ajansı algıyı da yönetmeli
14.10.2017
Zorunlu hareketlerden artistik hareketlere…
12.10.2017
Haberler bir araya gelince gerçek ortaya çıkar…
10.10.2017
AK Parti hangi ayarları arıyor?
5.10.2017
Bedelsiz siyasetin kör alıcıları
3.10.2017
Meltem Cumbul Hanım'ın suçu yok…
28.9.2017
Kuzey Kürdistan neresi acaba?..
24.9.2017
CHP bir fırsatı daha kaçırmak üzere
21.9.2017
Başlangıç çok iyi! Peki, sonrası?..
14.9.2017
PR reklam eş değeri ile ölçülmez
12.9.2017
Melanet bulutları üstümüzde dolaşırken…
9.9.2017
Mertlik ve siyaset ne kadar bağdaşır?..
7.9.2017
İttifak olmadan olmaz; ama hangi ittifak?
5.9.2017
‘İlericiler’ ‘gerici’ oldular…
29.8.2017
Keşke…
26.8.2017
Sadece söylenmek, siyasi ikbal getirmez
24.8.2017
Bir cacık olur mu?..
22.8.2017
Almanya ne zaman rahat durmaya başlar…
19.8.2017
Trump’ın ‘satranç tahtası’…
15.8.2017
Şimdi zafer sarhoşluğundan uyanma zamanı…
12.8.2017
‘Devletin temeli millî kültürdür!’…
10.8.2017
Bu ne yaman ikiyüzlülüktür...
8.8.2017
“Ben nerede duruyorum?”..
5.8.2017
Almanya, Almanya…
3.8.2017
ABD’nin Türkiye’de algısı yerlerde…
1.8.2017
İslam Dünyası iletişimin önemini nasıl kavrayacak?…
29.7.2017
Neredesiniz?…
27.7.2017
İş üç nalla bir ata kalmış…
25.7.2017
Şimdi ‘Detant’ zamanı…
22.7.2017
Almanya fırça atacak, biz hizaya gireceğiz…
20.7.2017
Yalancının mumu yatsıyı bile beklemedi…
13.7.2017
Tecrit kırılıyor
11.7.2017
Türkiye yine çok oluyor…
8.7.2017
Bağımsız yargının iletişimi de bağımsız olmalıdır
6.7.2017
Bana arkadaşını söyle...
1.7.2017
Bu ne yaman şizofrenidir…
29.6.2017
‘Bozulma’nın ilacı ‘Organik İletişim’…
24.6.2017
Arter’in rekoru kolay kolay kırılamaz
20.6.2017
‘Adalet erdemlerin itidalidir’…
17.6.2017
Yollar yürümekle aşınmaz…
15.6.2017
Tek çıkış yolu, provokasyona gelmemektir…
13.6.2017
Ertuğrul’dan erdem dersi
10.6.2017
İletişimde başarının sırrı: Beklenti yönetimi…
8.6.2017
’15 Haziran’da darbe olacak’ (!)…
6.6.2017
Geleceğimizin garantisi geçmiştedir
3.6.2017
Trump neden ‘kodlamadan’ konuşuyor!..
1.6.2017
530 bin dolar ne ki? Hedefi büyütmek gerek!..
30.5.2017
Ufuk turu…
25.5.2017
Çin'in puanını düşürseniz ne olur düşürmeseniz ne olur…
23.5.2017
Cumhurbaşkanı ‘başlama vuruşunu’ yaptı…
18.5.2017
“İyi ki Erdoğan var”…
16.5.2017
Türkiye’ye sahte röportaj suçlaması kayaya çarptı…
13.5.2017
İletişimin olmazsa olmazı: Değerlerle didişmemek!..
11.5.2017
‘Hayaller Hollywood, gerçekler Eminönü…’
9.5.2017
‘Parti içi demokrasiyi getiren benim!’..
6.5.2017
Abdullah Gül noktayı koydu
4.5.2017
‘Nerede kalmıştık?...’
2.5.2017
Dilini kaybeden her şeyini kaybeder…
27.4.2017
Macron’la birlikte kim kazanacak?.
25.4.2017
Türkiye’yi tecrit etmek isteyenlere inat
22.4.2017
Alt alta okuyunca fıkra gibi…
20.4.2017
YSK mühür iletişimini yönetmeli …
18.4.2017
İyi bir ‘kaybeden’ olmayı bilmek…
15.4.2017
‘Evet’ çıkarsa ülkeyi terk etmeyi düşünenlere..
13.4.2017
Evet arttıkça, manipülasyon iddiası da artıyor..
11.4.2017
Araştırma şirketlerinin yeni sınavı..
8.4.2017
‘Kontrollü Darbe’ kime hizmet etti?..
6.4.2017
Sigortanın sigortası atmak üzere…
4.4.2017
Bir kriz nasıl yönetilmez…
1.4.2017
Ne dersiniz Binnaz Hocam?
28.3.2017
Türkiye’ye gel ve kendi hikâyeni keşfet!…
25.3.2017
Çok naz âşık usandırırmış…
24.3.2017
Kadıköy’ün rengini kararsızların kararı belirleyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı