Alper GÖRMÜŞ



Bookmark and Share

‘Bazen muktedir olmanın hiçbir düzeyi size yetmez...’


24.9.2017 - Bu Yazı 262 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yazının başlığı, yirmi yıldan fazla bir süre önce izlediğim, çok da parlak olmayan bir filmin çok etkilendiğim bir diyaloguna nazire... Dolayısıyla öncelikle o diyalogu anlatmalıyım size...

Film, zengin koca avcısı bir kadının maceralarına dairdi... “Maceraları” diyorum, çünkü kadın aradığı kocayı ve hayalini kurduğu her şeyi yapabilecek kadar parayı bulmasından sonra dahi en sevdiği şeyler olan kumar ve seyahatlerle yetinmiyor, enerjisinin büyük bölümünü, kocasını iz bırakmayacak mükemmellikte bir cinayetle ortadan kaldırıp bütün servetine konma planlarına harcıyordu.

Sonra ikinci, ardından üçüncü kocası: Hep aynı senaryo ve aynı başarı! Nihayet dördüncü zengin koca cinayetinde yakayı ele verdiğinde, cinayeti açığa çıkaran polis şefiyle kadın arasında şu diyalog geçiyordu:

Polis şefi: Hanımefendi, bırakın ikinci ve üçüncü eşlerinizi, birinci eşinizden kalan servet bile ne yapsanız tüketemeyeceğiniz kadar çoktu. Siz ise bunun keyfini çıkartacak yerde aynı riski iki kez daha göze aldınız ve bakın şimdi yakalandınız. Ömrünüzün bundan sonrasını cezaevinde geçireceksiniz. Hiç değilse üçüncü cinayetten sonra durabilirdiniz, bunu neden yaptınız?

Kadın: Bazen zengin olmanın hiçbir düzeyi size yetmez, hiçbir zaman yeteri kadar zengin olduğunuza inanamazsınız ve her zaman daha fazlasına ihtiyaç duyarsınız.

Filmin kadın kahramanı bir tür bağımlılık tarifi yapıyor ve “bazen” diyerek söylediğinin bütün zenginleri kapsamadığını ima ediyordu. Fakat tarif ettiği özelliğin derece derece bütün zenginlerde bulunduğunu (bazen eser miktarda bazen bağımlılık ölçüsünde) öne sürmek sanırım yanlış olmaz.

Aynı özellik hiç şüphesiz iktidar sahiplerinde de vardır: Bazen muktedir olmanın hiçbir düzeyi iktidar sahiplerine yetmez.

Artık “süreç” yok, kararlar bir anda patlıyor

Farkındaysanız, yukarıda yazının spotunda “TEOG sisteminin kaldırılıp yerine başka bir sistemin getirileceğinin açıklanması süreci” derken “süreç” sözcüğünü tırnak içinde kullandım; çünkü hepimiz biliyoruz ki kararın açıklanmasından önce herhangi bir “süreç” yaşanmadı, Cumhurbaşkanı Erdoğan katıldığı bir televizyon programında “TEOG’u artık istemediğini” söyleyiverdi ve “süreç” işte ancak bundan sonra başladı: Şimdi başta Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları olmak üzere şaşkınlık içindeki devlet bürokrasisi TEOG’un yerine ne koyacaklarını düşünmeye, tartışmaya başladılar. Böylece işleyiş tersine dönmüş oldu: Normal koşullarda süreci ve konuya dair tartışmaları kararın izlemesi beklenirdi, fakat şimdi önce karar veriliyor süreç arkasından geliyor.

Bu tablo, iktidar partisi içindeki karar alma pratiklerinin niteliğine, “ortak akıl” iddialarının kofluğuna ve ülkedeki demokrasinin düzeyine dair çok şey söylüyor.

Fakat bir şey daha var: Tablo, “tek seçici” haline gelmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın psikolojisine dair de çok şey söylüyor. Ben bu yazıda, öbür temaları ihmal edip işin bu yanını ele almaya gayret edeceğim.  

Tek karar vericilik: Başlıyor (2013), kristalize oluyor (2015)

Gezi olaylarından ve 17-25 Aralık’tan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetme ve karar verme tarzında belirgin bir değişiklik olduğunu düşünmeye başlamıştım. İktidarın daha fazla şahsileşmesi anlamına gelen bu tarz, Haziran 2015 seçimlerine ön gelen bir dizi çok önemli gelişmede Erdoğan’ın, başta Başbakan Davutoğlu olmak üzere yol arkadaşlarını istiskale uğratacak şekilde “racon” kesmesiyle iyice görünür bir hal aldı.

Mart 2015’te Al Jazeera Turk’te kaleme aldığım Erdoğan süreçleri neden böyle yönetiyorbaşlıklı yazıda, yukarıda zikrettiğim örnekleri açarak Cumhurbaşkanı’nın karar alma süreçlerini nasıl şahsileştirdiğini ele almıştım...

TEOG’taki tutum ise kanımca, kabaca 2013’te başlayıp 2015’te iyice görünür bir hal alan “tek karar verici”lik müessesesinde niteliksel bir sıçramaya işaret ediyor. Neden böyle olduğuna daha sonra gelmek üzere, şimdi 2015 seçimleri öncesindeki duruma bakalım...

Sözünü ettiğim yazıda Erdoğan’ın üç gelişmeye müdahale tarzı üzerinde duruyor ve “Erdoğan bu üç süreci ‘büyük kararlar bana danışmadan alınamaz’ mesajını vermek amacına hizmet edecek tarzda mı yönetti?” sorusunu soruyordum.

Şimdi bu üç olaya ve Erdoğan’ın bu olaylara müdahale tarzına bakalım...

Hakan Fidan’ın milletvekilliğinin geri aldırılması

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan, Haziran 2015 seçimlerinden birkaç ay önce istifasını açıklamış, hemen ardından da Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından milletvekili adayı olarak ilan edilmişti.

Erdoğan’ın, Fidan’ın MİT müsteşarlığını bırakmasına karşı olduğu biliniyordu, bunu kamuoyu önünde dile de getirmişti. Bu kadar bilgiyle, Fidan’ın adaylığının Erdoğan’a rağmen gerçekleştiği gibi bir sonuca varılabilir. Fakat Erdoğan’ın, kendi eğiliminin olumsuz olduğunu belirttikten sonra nihaî kararı Davutoğlu’na bıraktığını, bunu da kamuoyu önünde açıkladığını hatırlarsak işin rengi değişir.

İşin bu yanı biraz daha tatsız ihtimallere kapı aralayan bir mahiyet arz ediyordu: “Karar Başbakan’ındır” dedikten sonra Başbakan’ın kararını bir daha tartışmamak gerekmez miydi? Başbakan Davutoğlu’nun, kararını, bu sözün sağladığı hareket alanının ve rahatlığın içinden ürettiği açık değil miydi? Neticede, ortadaki tablo, Davutoğlu’na önce yol verip sonra da girdiği o yoldan geri çağırma üzerine kurulu bir tablo gibi görünüyordu.

Şimdi de, Erdoğan’ın, Davutoğlu’nu tâbir câizse “açık pozisyon”da bıraktığı ve Hakan Fidan hadisesini anımsatan öbür iki örneğe bakalım...

Yüce Divan oylaması

2014’ün son günlerinde, basında AK Partili komisyon üyelerinin, yolsuzlukla suçlanan dört bakanı Yüce Divan’a gönderme eğiliminde olduğuna dair haberler çıkmaya başlamıştı. Sonradan anlaşıldı ki, bizzat Başbakan Davutoğlu bu bakanlarla görüşmüş ve onların kendi istekleriyle Yüce Divan’a gitmelerinin doğru olacağını söylemişti.

Ne var ki hemen ardından Erdoğan böyle düşünmediğini açıkladı ve bakanlar Meclis’te AK Partililerin oylarıyla aklandılar.

Burada da Hakan Fidan hadisesinin akla getirdiği soruların benzerleriyle karşı karşıyaydık:

Bu kadar önemli bir konuda, Başbakan’ın Yüce Divan yönünde eğilim belirtmesinden önce meseleyi Cumhurbaşkanı’yla istişare etmemiş olduğu düşünülebilir miydi? Onun eğiliminin de aşağı yukarı bu yönde olduğu izlenimi almadan böyle bir yola girebilir miydi?

Bu sorular bizi bir kez daha o tatsız ihtimalle, Erdoğan’ın bu meseleyi de tıpkı Fidan meselesinde olduğu gibi en başından itibaren, “büyük kararlar bana danışmadan alınamaz, alınsa da sonu getirilemez” mesajını verme amacına hizmet edecek tarzda yönetmiş olabileceği ihtimaliyle baş başa bırakıyordu.

Şeffaflık paketinin serüveni

Tarif ettiğimiz “tatsız ihtimal”i akla getiren üçüncü örnek olay da, Yüce Divan ricatının ardından hazırlanıp Davutoğlu tarafından ilan edilen “şeffaflık paketi”nin uğradığı yol kazasıydı...

Paket, bir yanıyla Yüce Divan meselesinin zihinlerde yol açtığı olumsuzluğu dengelemek amacını taşıyordu ve bu nedenle özel bir sunumla kamuoyunun gündemine getirilmişti; sanki Başbakan, “kardeşimiz olsa kolunu koparırız” çizgisini sürdürmek ister gibiydi.

Davutoğlu, paketi ilan etmekle kalmadı, seçimlerden önce mutlaka çıkarılacağını da ekledi, fakat ne yazık ki bu büyük hamle de Erdoğan kayasına çarptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Davutoğlu’nun vaadinden kısa bir süre sonra Beştepe’de  ağırladığı AK Parti Grup Yönetim Kurulu üyelerine yaptığı konuşmada pakete karşı olduğunu söyledi ve bir daha da kimse “Şeffaflık Paketi”nden söz etmedi.

Bu “racon kesme”lerin üstüne, seçimlerden sonra Çözüm Süreci bağlamında ilan edilen Dolmabahçe Mutabakatı ile ilgili olarak Erdoğan’ın “Bana söylemediler, mutabakat falan yok” çıkışı geldi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çok sonra Cumhurbaşkanı’nın her aşamada bilgilendirildiğini, Dolmabahçe Mutabakatı konusunda ise tabii ki her şeyi bildiğini söyleyecekti. Zaten Erdoğan yanlısı ya da karşıtı herkes, böyle bir konuda Cumhurbaşkanı’nı bilgilendirmeden kimsenin adım atmayacağını, atamayacağını teslim ediyordu. Gerçekten de, öbürü mantık sınırlarını zorlayan bir ihtimal olurdu.

TEOG karar “süreci” neden daha ileri bir aşama?

Yukarıda, Erdoğan’ın TEOG’taki tutumunun “tek karar verici”lik müessesesinde niteliksel bir sıçramaya işare ettiğini söylemiştim. Neden öyle olduğunu izah etmeye çalışarak bitireceğim...

Dikkat edilirse, yukarıdaki bütün örneklerde nihai karardan önce devrede başka aktörler (de) var ve bunlar tartışarak bir karar oluşturuyorlar. Fakat en üst karar verici sonunda devreye giriyor ve o aktörlerin kararlarını iptal ediyor.

Bu örneklerdeki temel sorun şu: Erdoğan, aynı sonuçları yakın çalışma arkadaşlarını istiskale uğratmadan, onları kamuoyu önünde utandırmadan da alabilirdi. Fakat bunu tercih etmedi, her şeyi “göstere göstere” yaptı.

Kanaatimce, olabilecekle fiilen olan arasındaki bu fark, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muktedir olma kapasitesini gösterme ihtiyacından kaynaklanıyordu.

TEOG meselesine gelince... Burada artık ne başka aktörler var ne de herhangi bir tartışma; sadece bir kişi hiç kimseye danışmadan bütün toplumu ilgilendiren çok önemli ve kapsayıcı bir konuda karar alıyor ve bunu uygulatıyor...

Böylesi, çok daha kapsayıcı bir muktedirliği icap ettiriyor ve bu da benim aklıma, başta anlattığım filmin kadın kahramanının sözlerini getiriyor. Ona nazireyle:

“Bazen muktedir olmanın hiçbir düzeyi size yetmez, hiçbir zaman yeteri kadar muktedir olduğunuza inanamazsınız ve her zaman daha fazlasına ihtiyaç duyarsınız.”

.

Facebook Yorumları

reklam
24.10.2017
Ataerkil bir öfke mi, rasyonel bir hesap mı?
20.10.2017
En berbat sınavlarımızdan biriydi...
17.10.2017
Ulusalcılar boşa kürek çekiyor: Tabandaki ‘Erdoğan nefreti’ seyreltilemez
14.10.2017
HDP ve PKK’nın ‘referandum’daki ayrışmasının anlamı
11.10.2017
Hadi bakalım: PKK ile AK Parti ‘referandum’da aynı çizgide
8.10.2017
Bir ‘boğazına kadar siyaset’ kurbanı olarak Meltem Cumbul
3.10.2017
ÖTV zammı ve ‘Hükümete yakın yazar’ olmanın zorlukları
24.9.2017
‘Bazen muktedir olmanın hiçbir düzeyi size yetmez...’
19.9.2017
Taştan putlar yıkılırken... Düşünceden putlar taşlaşırken...
17.9.2017
‘Yerli ve millî’ tutmadı, çünkü...
13.9.2017
Temel saflaşmanın ekseni ‘laiklik’ten ‘millîlik’e döndü mü?
9.9.2017
‘Çoğunluk için çoğunluğa rağmen’ mi?
6.9.2017
‘Çaresiz kaldığında Atatürk gibi düşün’ – Norveç atasözü...
4.9.2017
Adil Öksüz’ün serbestçe uçtuğuna inanacak kadar uçmanın analizi...
30.8.2017
‘Flashdisk’ sorularının öbür muhatapları ve kaçınılmaz spekülasyonlar
26.8.2017
Gizemli flashdisk’te sorular ve muhataplar
23.8.2017
Gizemli flashdisk’i sanki herkes unutmak istiyor gibi...
18.8.2017
İnsanın insandan uzaklaşması ve giderek büyüyen hayvan sevgisi
15.8.2017
ByLock’u bumeranga dönüştürecek tercihler ve hatalar
12.8.2017
ByLock’un bir bumerang olarak portresi
8.8.2017
‘İki Türkiye’den ‘Bir Türkiye’ye...
6.8.2017
‘İki Türkiye’yi aşacak asgari demokrat zihniyet oluştu mu?
1.8.2017
Fatih Terim: Türkiye’nin insan hali...
29.7.2017
HDP, ‘doğru eylem’ çizgisinde kalabilecek mi?
26.7.2017
Medya, ‘kaybedilen insanlar’da haber değeri bulamıyor!
22.7.2017
Sevan Nişanyan’ın ‘acayip’ bir adam olarak portresi
19.7.2017
E. Özkök’ün fantezileri bitmek bilmiyor: 28 Şubat da ‘FETÖ’ içinmiş!
15.7.2017
2004’teki MGK kararı uygulansaydı 15 Temmuz olmazdı ama...
11.7.2017
AK Parti MGK’nın 2004’teki Cemaat kararını neden uygulamamıştı?
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü laik nihilizmi bir kez daha seyreltirken...
1.7.2017
“Dava” siyasetindeki ve sigara tüketimindeki eşanlı patlama
27.6.2017
Suriye Kürtlerine ‘dört cep’ten müdahale hâlâ devrede mi?
24.6.2017
‘Âlet olma’ suçlamasının anavatanında ‘adalet yürüyüşü’
20.6.2017
Celâdeti bol, şehâmeti kıt dış politika
16.6.2017
İç muhalefete karşı sağ’daki ve sol’daki tahammülsüzlüğün ortak bir temeli
14.6.2017
Yargıdaki ‘operasyonel eller’, iktidar ve iktidar basını
10.6.2017
Katar küçük, hesap büyük...
7.6.2017
AK Parti’nin sorunu: Şükrü Hanioğlu’nu takmamak!
3.6.2017
Akar’ın cevaplarının akla getirdiği yeni sorular
31.5.2017
Akar ve Fidan’ın işi şimdi daha da zor
26.5.2017
Müslümanlar, Japonlar ve modern yaşam
23.5.2017
Bugünün barışçılarının dünkü savaşçı hezeyanları
19.5.2017
Misâk-ı Millî barışçısı Ertuğrul Bey’in seferberlik yılları
16.5.2017
‘Trump ne diyecek’ beklentisi ve ideolojik pozisyonların uçuculuğu
13.5.2017
‘Kürt koridoru’na ‘en az dört cep’ten müdahale...
9.5.2017
Al Jazeera Turk, deliliğin ortasında sakin, dengeli bir adaydı...
5.5.2017
AK Parti, “merkez sağ” olmaya mı hazırlanıyor?
3.5.2017
İslamcılığın AK Parti’den tasfiyesi: Devlet, tartışmanın neresinde?
28.4.2017
AK Parti’deki ‘İslamcılık’ tartışması
25.4.2017
Krikor Zohrab, Hrant Dink ve 24 Nisan...
21.4.2017
Yollar yetmiyor, ‘hizmet’ yetmiyor...
18.4.2017
‘Fiil’e ve ‘söz’e odaklanan iddianameler arasındaki bariz inandırıcılık farkı
15.4.2017
17-25’ten bugüne: ‘Yarım gerçek’le iktidar ve muhalefet siyaseti
10.4.2017
Parodi gibi gerçekler hızla çoğalıyordu, birinciliği Cumhuriyet iddianamesine verdiler
7.4.2017
Referandumda 60’a 40, 65’e 35 gibi oranlar mümkün mü?
4.4.2017
‘FETÖ avı’nda av olmak...
31.3.2017
Soru, ‘Gülencilerin hiç mi kabahati yok?’ değil ki...
28.3.2017
TSK’da ilk kez iki farklı Atatürkçü blok
21.3.2017
Alman istihbaratının çok şey söyleyen çıkışı...
16.3.2017
İfade özgürlüğü ve dini hassasiyetler
14.3.2017
Türkiye-Hollanda gerilimi hakkında su üstüne bir yazı
7.3.2017
Eleştiriyi ‘ayıp’ hale getiren linç atmosferi
2.3.2017
‘Karargâh rahatsız’ kıyametinin dört atlısı
28.6.2015
Baykal'ın sahneye dönüşü
18.6.2015
Karayılan ne demiş oldu?
10.6.2015
Türkiye'nin 'imkânsız' koalisyonları
02.04.2015
'Balyoz'un davası ve hakikati
13.03.2015
Erdoğan, süreçleri neden böyle yönetiyor?
10.03.2015
Yalan temelli propagandanın işleyiş ilkeleri
05.03.2015
Hrant Dink cinayeti soruşturmasında sıra Engin Dinç'te
13.02.2015
HDP'nin oyları şaşırtıcı yükseklikte olabilir
16.01.2015
Paris saldırısının dayattığı tartışma
03.01.2015
Yalman’dan Özkök’e: Lütfen konuşun
31.12.2014
Erdoğan, Başbuğ’a neden inanmamıştı?
23.12.2014
Yılmazer de Engin Dinç’i işaret ediyor
21.12.2014
İstanbul’dan Trabzon ve Ankara’ya ağır suçlama
19.12.2014
Dink cinayetinin istihbaratçıları ne dediler?
28.11.2014
Balyoz: Darbe mi? Kumpas mı? - 7
25.11.2014
Balyoz: Darbe mi, kumpas mı? - 6
24.11.2014
Balyoz: Darbe mi, kumpas mı? – 5
22.11.2014
Balyoz: Darbe mi, kumpas mı? - 4
21.11.2014
Balyoz: Darbe mi, kumpas mı? - 3
19.11.2014
Balyoz: Darbe mi? Kumpas mı? - 2
18.11.2014
Balyoz: Darbe mi, kumpas mı? 1
22.10.2014
Bugün hangi ‘mümkün çözüm’ü ıskalıyoruz?
19.10.2014
Pişkin'in intiharı ve medya...
16.09.2014
IŞİD ve 21. yüzyılın 'kurtuluş' ideolojisi
06.09.2014
Darbe delilleri ne kadar güçlü?
08.08.2014
Liderlerden akla ve kalbe zarar sözler
10.05.2014
Hrant Dink '23,5 Nisan taziyesi'ne hiç şaşırmazdı
24.04.2014
Cemaat ile hesaplaşmada hükümet-Ergenekon işbirliği muhtemel
06.02.2014
Tanıklığa çağrılırsam, söyleyeceklerim...
04.02.2014
Hürriyet’le uğraşmanın tadı...
02.02.2014
"Göbeğini kaşıyanlar"ın en güzel günleri...
31.01.2014
5 No’lu hard disk ‘yeniden yargılama’yı sağlar mı?
30.01.2014
Başbakan vurdukça Sarıgül keyifleniyor!
28.01.2014
Mahkeme TÜBİTAK raporuna ne diyecek?
27.01.2014
Aziz Yıldırım / İlan edildiği anda biten Sezar’lık!
25.01.2014
Yeniden yargılama ve 11 No’lu CD -3-
24.01.2014
Sevan Nişanyan / Akıl, enerji, öfke, tutku…
23.01.2014
Yeniden yargılama ve 11 No’lu CD -2-
21.01.2014
Yeniden yargılama ve 11 No’lu CD
20.01.2014
Medya cinayeti nasıl örgütledi?
18.01.2014
Sulu gözlü bir çocuk, pervasız bir ihtiyar...
17.01.2014
Dürüst olun; derdiniz yolsuzluk değil, ‘kimlik…’
16.01.2014
Özerklik Şartı: Çekinceleri kaldırmanın tam zamanı...
14.01.2014
Gezi’deki ‘gizlenmiş’ kararı hatırlamanın vakti...
11.01.2014
AK Parti’nin yeni ittifak arayışları ve Kürt siyaseti -2-
11.01.2014
Anti-Amerikancılığın ‘error’ verdiği anlar(4)
9.01.2014
AK Parti’nin yeni ittifak arayışları ve Kürt siyaseti
09.01.2014
AK Parti’nin yeni ittifak arayışları ve Kürt siyaseti
07.01.2014
"Eski rejim"le ittifak mı?
04.01.2014
HSYK seçimlerinde ne olmuştu?
04.01.2014
Anti-Amerikancılığın ‘error’ verdiği anlar(3)
02.01.2014
Efkan Âlâ
31.12.2013
Askerî vesayetle mücadeleyi yem etmeyin!
28.12.2013
Roboski, siyaset, toplum...
27.12.2013
Anti-Amerikancılığın ‘error’ verdiği anlar(2)
26.12.2013
Doğru, ‘millet meseleyi anladı’ ama...
24.12.2013
O bildirinin önerdiği rejim, seçimle kurulamaz...
23.12.2013
Anti-Amerikancılığın ‘error’ verdiği anlar (1)
21.12.2013
Siyaseti savunmak...
19.12.2013
İktidar duygusu kardeşlik duygusunu yener!
17.12.2013
CHP’nin ulusalcılarının ‘sandığa veda’ bildirisi...
14.12.2013
CHP beni mahcup etti, memnunum...
12.12.2013
Böyle bir mugalata, görülmemiştir...
10.12.2013
Taraf’ın haberciliği ve Baransu’ya ‘casusluk’ suçlaması
9.12.2013
AK Parti, Cemaat ve temel içgüdü (iktidar)
07.12.2013
Dink cinayeti fâil-i müşterek bir cinayettir...
05.12.2013
"Ergenekon’un öteki yüzü" ya da Fırat’ın ötesi...
04.12.2013
Fatih Terim / Elitlerin takımında ‘taşralı’ olmak…
03.12.2013
MGK’nın 2004’teki ‘Cemaat’ kararının anlamı -3-
01.12.2013
MGK’nın 2004’teki ‘Cemaat’ kararının anlamı -2-
30.11.2013
MGK’nın 2004’teki ‘Cemaat’ kararının anlamı -1-
29.11.2013
Bu seçimde Selim Türkhan’ı kim ‘tavlayacak’
28.11.2013
‘Devlet sırları’nı okuyan hâkimlerin ruh halleri?
26.11.2013
Sağlam bir demokrasi ölçüsü: Çok ve çoğul tercih imkânı
23.11.2013
Hükümet, Diyarbakır sonrasında doğru yolda...
22.11.2013
Selim Türkhan ‘kültürel Atatürkçü’ mü?
21.11.2013
‘İşkenceye müebbet’in haber değeri bu kadar mı?
20.11.2013
Dağdan onurlu iniş…
19.11.2013
‘Başka hayatlar’ ve muhafazakârlık -2-
16.11.2013
‘Başka hayatlar’ ve muhafazakârlık...
14.11.2013
Bülent Arınç’ı ‘şimdi sevmeye’ ve ‘şimdi sevmemeye’ başlayanlar...
13.11.2013
İşte bizim fırtınalar kopartan ‘domain’ hikâyemiz…
12.11.2013
‘Cumhuriyet değerleri’, ‘muhafazakâr değerler’, güme giden değerler
11.11.2013
Sarıgül’ün kitabı
09.11.2013
İtirazcılar haklı fakat pek azı tutarlı
07.11.2013
Bu ‘muhafazakâr sorumluluk’ algısıyla iç barış ‘muhafaza’ edilemez!
05.11.2013
Varsayımdan haber olmaz!
02.11.2013
"Kitleler"i eleştirebilmek!
31.10.2013
CHP başka türlü davranamazdı
29.10.2013
Ben o Hürriyet okurlarını çok iyi bilirim
26.10.2013
CHP’nin büyük çaresizliği -2-
24.10.2013
Denizcilerdeki “karacı alerjisi” Balyoz’la başlamadı -2-
23.10.2013
Ne amigoluk, ne düşmanlık... İhtiyacımız eleştirel gazetecilik...
22.10.2013
Denizcilerdeki “karacı alerjisi” Balyoz’la başlamadı
19.10.2013
CHP’nin büyük çaresizliği...
17.10.2013
Siyasetçilerin özel hayat beyanları...
15.10.2013
‘Söz’ün bıktırıcı tekrarı şiddet etkisi üretir
12.10.2013
Hayal kurabilirsiniz plan yapamazsınız!
10.10.2013
“İktidarda düşman var”ın kısa tarihi…
08.10.2013
Kendi gayretlerinin semeresine neden küsüyorlar?
05.10.2013
Kendi gayretinin başarısına küsmek!
05.10.2013
Hrant'ın ruhunu şenlendirecek girişim: Müslümanlaş(tırıl)mış Ermeniler konferansı
03.10.2013
Paket diyor ki: ‘Refah’ ve ‘kardeşlik’ yetmiyor!
01.10.2013
Bir “kurtuluş” ideolojiniz varsa...
28.09.2013
Ergenekon, Aleviler ve muhafazakâr basın -2-
26.09.2013
Ergenekon, Aleviler ve muhafazakâr basın (1)
24.09.2013
Ulusalcılığın karşılıksız Milli Görüş aşkı -2-
21.09.2013
Ulusalcılığın karşılıksız Millî Görüş aşkı
20.09.2013
Mısır’da Doğu Silahçıoğlu modeli...
18.09.2013
Türkiye’de yazıyorum, evet!
13.09.2013
'Ergenekon'u da aşan yapı' ve Dink cinayeti
06.09.2013
Kürt sorunu: Şu anda hangi mümkün çözümü ıskalıyoruz?
29.08.2013
Ali İsmail Korkmaz'ı ölüme götüren şiddeti izlerken...
24.08.2013
Başbuğ'un avukatının söylemediklerime verdiği cevaplar üstüne...
22.08.2013
Dava cinayetlerle ilgilenmedi ve ben yanıldım...
20.08.2013
Bilgiyle konuşmak isteyenler için İlker Başbuğ dosyası
17.08.2013
Teşkilat yaralı, zihniyet berdevam...
16.08.2013
Mısır, Türkiye ve 'hayat tarzı' ittifakının küreselleşmesi
14.08.2013
Ergenekon, intikamcılık, cezasızlık...
05.08.2013
Can Paker kitabı bazılarını neden gerdi?
03.08.2013
Yeni '4. kuvvet' sosyal medya, yeni 'sandık' meydanlar mı?
31.07.2013
Öncelikle kimi eleştirmeli, öncelikle kimin hakkını savunmalı?
25.07.2013
Alevilerin duymak istediği şey kardeşlik ve sevgi değil, eşitlik ve saygı...
23.07.2013
Zor zanaat: Aşırı kutuplaşmış toplumlarda gazetecilik...
17.07.2013
Muhafazakârlar da gazete değil 'mücadele bülteni' istiyor
12.07.2013
Gazetecilik kuşku mesleğidir...
09.07.2013
Yine de soracağım: Taksim Dayanışması'na çıplak sorular
07.07.2013
Darbe tartışmasında 'ama'yı cümlenin neresine koydun?
02.07.2013
AK Parti'nin lügatinden silmesi gereken sözcük: Kandırılıyorsunuz...
25.06.2013
Selden geriye kalacak kum: Yoğunlaşmış laik nihilizm!
18.06.2013
Barometremin, kızımın kararı: Sokaktan çekiliyorum...
13.06.2013
Lütfen Başbakan'a Doğu Silahçıoğlu'nun o makalesini hatırlatın!
07.06.2013
'Korkak liboş, şimdi mi cesaret buldun eleştirmeye' diyenlere cevap
06.06.2013
Ataerkil siyasetin sonu...
10.05.2013
Taraf tartışmasında turnusol sorusu: Neşe Düzel göreve “normal yollarla” gelseydi?
27.04.2013
Fazıl Say’da da ‘fiil’e odaklanamadık
23.04.2013
‘PKK Türkiye’nin partisidir...’
19.04.2013
CHP tabanı: Dili başka, kalbi başka mı söylüyor
16.04.2013
Hemderd olmak fakat bunun farkında olmamak
12.04.2013
CHP’nin büyük çaresizliği (2)
09.04.2013
CHP’nin büyük çaresizliği
08.04.2013
Başbakan yarın ‘kestik’ dese...
02.04.2013
Müslümanlar, Kürtler, ve aydınların ‘telaşı’ (2)
29.03.2013
Müslümanlar, Kürtler ve aydınların ‘telaşı’
26.03.2013
Basın özgürlüğü kavgamızın inandırıcılık sorunu
22.03.2013
Öcalan’ın büyük dönüşümü ve sol...
19.03.2013
Çözüm sürecinde iyimserlik, kötümserlik, karamsarlık..
12.03.2013
‘Milliyet olayı’nda iktidar, patron ve gazeteciler
08.03.2013
‘Milli’ habercilik...
05.03.2013
Emekli askerler sorunumuz
01.03.2013
Bu mektubu Dani Rodrik’e ithaf ediyorum
26.02.2013
‘Büyük af’ neden ‘büyük barış’ı sağlamaz
22.02.2013
E. Özkök’ün ‘Türk hassasiyeti’ndeki sorumluluğu
19.02.2013
‘Büyük af’, ‘büyük barış’ı sağlar mı
15.02.2013
Büyük af, büyük barış...
12.02.2013
Dağdan onurlu iniş...
08.02.2013
Kadınların çalışması ve erkek şiddeti...
01.02.2013
‘İnsansız Kapitalizm, İnsanlı Toplum’
29.01.2013
CHP yarılınca, yarımlar ne olacak
25.01.2013
Diyarbakırlı Ermeniler bize ne anlatıyor
22.01.2013
‘Olduğu gibi’ bir insan ve gazeteci...
18.01.2013
2015’e ayarlı ‘Ermenileri ürkütme’ operasyonu
15.01.2013
Balyoz’da gerekçeli karar (2) ‘Zamanlama çelişkileri’ne atıf yok
11.01.2013
Balyoz’da gerekçeli karar (1) Bir bumerang olarak ‘abartı’ gazeteciliği
08.01.2013
‘Kitlesel eylem’ deyince akan sular durmalı mı
04.01.2013
Öcalansız olmayacağı anlaşıldı ama...
01.01.2013
Az kullanılmış gazetecilik...
28.12.2012
Şerafettin Elçi için...
25.12.2012
Mumcu cinayetinde Hürriyet...
21.12.2012
Kışlalı cinayetinde Hürriyet...
18.12.2012
Hablemitoğlu cinayetinde Hürriyet
14.12.2012
Dosyalar yeniden açılırken Hürriyet’e dost uyarısı (1)
11.12.2012
Nihat Ömeroğlu’na açık mektup
07.12.2012
Ombudsman’ın vicdani ve ideolojik defoları...
04.12.2012
Eclipse Maslak yöneticilerine mektup
30.11.2012
Uludere’deki ‘hakaret’in filmi...
27.11.2012
Mumcu’nun cenaze törenine tekrar bakmak...
23.11.2012
Güldal Mumcu, Bilge Emeç, Rahşan Ecevit...
20.11.2012
‘Mumcu’nun katili’ hâlâ mı ‘Ortaçağ karanlığı’
16.11.2012
Başbakan’ın ‘ziyade özgüven’ sorunu
13.11.2012
Darbe endüstrisinin ‘sivil’leştirilmesi: İnşa sürüyor...
09.11.2012
Artık Taraf’ı eleştirmeye elim varmıyor
06.11.2012
Gazeteme eleştiriler (2)
02.11.2012
Gazeteme eleştiriler (1)
30.10.2012
‘Balyoz’ avukatı, davayı ve babasını anlatıyor
26.10.2012
Örnek, Balyoz’da olmayabilir mi?
23.10.2012
Balyoz’a işaret eden başka bilgiler
19.10.2012
‘Balyoz’ kararları tartışması (6) Darbe Günlükleri’nde ‘Balyoz’ sesleri...
16.10.2012
Muhalif gazetecilik, eleştirel gazetecilik...
12.10.2012
Tartışmaya devam...
09.10.2012
‘Balyoz’ kararları tartışması (4) Darbe Günlükleri’nde ‘Balyoz’ neden yok? Yok mu?
05.10.2012
‘Balyoz’ kararları tartışması (3)
02.10.2012
‘Balyoz’ kararları tartışması (2)
28.09.2012
‘Balyoz’ kararları tartışması (1)
25.09.2012
Balyoz kararı ‘laik nihilizm’i arttıracak
21.09.2012
Başbakan 2027’de ne anlatacak (2)
18.09.2012
Başbakan’ın sır kitabının muhtemel ‘flaş’ı...
14.09.2012
Tekinsiz 2015’e doğru, üstelik Hrant Dink’siz...
11.09.2012
Doğan Akın, ‘T24’ ve editoryal bağımsızlık
07.09.2012
Gönüllü kökten-Amerikancı
04.09.2012
Barış, zafer, Roni ve ben...
31.08.2012
O günlerde hepsi ‘Ortadoğu’ya dalalım”cıydı...
28.08.2012
E. Özkök’ün ‘Ortadoğu’ya dalalım’ günleri...
24.08.2012
PKK’da olmayan şey: şehâmet...
21.08.2012
‘Barış, savaştığınla işbirliği yapmaktır...’
17.08.2012
Ulusalcılığın ‘sivil’ kanadının anti-Amerikancılığı...
14.08.2012
‘Davalar 1 Mart tezkeresinin rövanşı’ masalı üstüne...
10.08.2012
Türkiye’de yaşayan simonlar ve işkence
07.08.2012
Özkök’e karşı etekte hangi taşlar var
03.08.2012
Kürtler ‘vatandaş’ olabilirler ama Kürt olamazlar!
31.07.2012
Levent Kırca: Karakteri kaderini belirledi
27.07.2012
Silivri’ye Diyarbakır’dan bakmak...
24.07.2012
Ergenekon Mahkemesi tanıklığım
20.07.2012
Ensarioğlu ve PKK realitesi...
17.07.2012
“Yeni Millî Görüş”ün başbakanı mı?
13.07.2012
‘Bilimsel...’
10.07.2012
Darbe davalarında kamuoyu algısı
06.07.2012
LEYLA ZANA
03.07.2012
Norayr Şahinyan’ın dokunaklı yolculuğu
29.06.2012
‘Oda TV’ davası ve TÜBİTAK raporu
26.06.2012
Savaşa meyyali vallahi sevmekten!
22.06.2012
Kürt sorununda ‘taze acı mühendisliği’nin sonu
19.06.2012
Misyoner ‘tehdidi’, MGK, MİT, Ergenekon (2)
15.06.2012
Misyoner ‘tehdidi’, MGK, MİT, Ergenekon (1)
12.06.2012
‘Kürtaj’ ve ‘mescit’ farklı meseleler...
08.06.2012
1994’ten 2012’ye Erdoğan (2) (2012: ‘Ben her şeyden sorumluyum’)
05.06.2012
1994’ten 2012’ye Erdoğan (1) (1994: ‘Ben bu şehrin imamıyım’)
01.06.2012
İlahi Bursalı, ilahi Arcayürek!
29.05.2012
Rahim Bey’i hak etmemişiz...
25.05.2012
Kürşat’la polemik!
22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
18.05.2012
Taraf, ‘olayın tartışılmasının tarafı’ olamadı
15.05.2012
Bir şiddet kaynağı olarak ‘aşırı haklılık’ duygusu
20.04.2012
Balyoz çelişkileri: Bir ihtimal daha var (4)
17.04.2012
Balyoz çelişkileri: Bir ihtimal daha var (3)
16.04.2012
İstanbul çok kirli Izmir’e taşınalım -
13.04.2012
Balyoz çelişkileri: Bir ihtimal daha var (2)
10.04.2012
Balyoz çelişkileri: Bir ihtimal daha var (1)
06.04.2012
12 Eylül davası ve AK Parti’ye muhalefet
03.04.2012
Davalar ‘hükümete rağmen’ mi açıldı? (2)
30.03.2012
Davalar ‘hükümete rağmen’ mi açıldı? (1)
27.03.2012
Yeni Kürt planı: Sıfır muhatap!
23.03.2012
‘Davalardan zamanla soğuduk’ yalanı üzerine (2)
20.03.2012
‘Davalardan zamanla soğuduk’ yalanı üzerine... (1)
16.03.2012
Aleviler işte bu nedenle ‘Kemalist...’
13.03.2012
‘Taraf’, o haberi yayımlamasaydı?
09.03.2012
Medya bu 28 Şubat’ta neden coştu? (2)
06.03.2012
Medya bu 28 Şubat’ta neden coştu? (1)
02.03.2012
Hrant, Sevag, Taksim...
28.02.2012
Darbe suçunu, tecavüz suçu gibi görmedikçe...
24.02.2012
MGK kararı (2004): ‘Cemaat’in takibine...
21.02.2012
Sevag’ın ölümü bir Ergenekon eylemi olabilir mi
17.02.2012
‘Hrant’ın Müslüman Arkadaşları’
14.02.2012
Korku salan, korkusuzca yaşayamaz...
10.02.2012
Temelkuran’ın ‘The Guardian’daki makalesi
07.02.2012
‘Korkan Türk gazeteciler’in cesur manipülasyonları
03.02.2012
Hükümetin Hrant’a vicdan borcu
31.01.2012
Bak ‘Hürriyet’, neler çıktı!
27.01.2012
Ermeniler neden 1915’e ‘takılıp kaldı...’ (3)
24.01.2012
Dink davası: Hükümete bu bilgileri kim veriyor
20.01.2012
Ermeniler neden 1915’e ‘takılıp kaldı...’ (2)
17.01.2012
Generalden utanın!
13.01.2012
Sol’un yap(a)madığını yapan iddianame
10.01.2012
Başbuğ da savunmasını kamuoyuna yaptı
06.01.2012
‘Merkez’in yeni filmi: Yasla başını omzuma...
03.01.2012
Devletin ‘dördüncü kuvvet’i...
30.12.2011
Rojin: Samimiyetin, dobralığın neşeli gücü...
27.12.2011
Ermeniler neden 1915’e ‘takılıp kaldı...’
23.12.2011
CHP’liler yeniden ümitsizleşirken...
20.12.2011
Cumhuriyet’in demokrasisiz olması kaçınılmaz mıydı
16.12.2011
Erdoğan, davaların sönümlendirilmesine ‘tamam’ der mi
13.12.2011
‘Bu çağda Kürtler ve Aleviler nasıl oluyor da...’
09.12.2011
AKP neden kazanır, CHP neden kaybeder (2)
06.12.2011
AKP neden kazanır, CHP neden kaybeder (1)
02.12.2011
Bir gazetecilik zilleti: Gönüllü dezenformasyon
29.11.2011
‘Sarıkız’ nihayet mahkemede...
25.11.2011
Editoryal bağımsızlık ve ‘Nokta’ tecrübesi
22.11.2011
Lafla ‘editoryal bağımsızlık’ gemisi yürümez (2)
18.11.2011
Lafla ‘editoryal bağımsızlık’ gemisi yürümez (3)
15.11.2011
Lafla ‘editoryal bağımsızlık’ gemisi yürümez (2)
11.11.2011
Lafla ‘editoryal bağımsızlık’ gemisi yürümez (1)
04.11.2011
Büşra Ersanlı, ‘Bugün’, ‘Samanyolu’
01.11.2011
‘Hedef gösterdin!’ terörü...
28.10.2011
Nefret-intikam karşıtlığı ‘çapaksız’ olmalı
25.10.2011
Eyvah! ‘Zerdüştlük’ Şefkat Tepesi’nde
21.10.2011
Doğru, PKK ‘bensiz olmaz’ diyor da...
18.10.2011
Hasan Cemal
14.10.2011
Fatih Altaylı: Post-modern ‘delikanlı’...
11.10.2011
Karayılan’ın mektubu
04.10.2011
AA, DHA ve İHA’ya ‘otopsi’ soruları
30.09.2011
Neden ‘Tahrir’ olmadı da ‘terör’ oldu
27.09.2011
OdaTV iddianamesi (3)
23.09.2011
‘OdaTV’ iddianamesi (2)
20.09.2011
‘OdaTV’ iddianamesi (1)
16.09.2011
Sayın Başbakan, Hrant sizden daha fazlasını umardı
13.09.2011
‘Soyun öyleyse, dövüşeceğiz’in meşruiyeti ve sınırları
09.09.2011
Savunduğum savcının savunması beni yalanladı
06.09.2011
Deniz Feneri savcıları hadisesi
02.09.2011
İktidar kaybı, erkekler ve laikler...
30.08.2011
Okurlar ‘eğlenceli’ başlıklara ne diyor
26.08.2011
Çatışma gazeteciliği hangi haberleri sevmez
23.08.2011
İş, aş, bomba...
19.08.2011
‘Şiddete son verecek şiddet...’
16.08.2011
Taraf’ın ‘eğlenceli’ başlıklarından memnun muyuz
12.08.2011
Teoman beni mahcup etti, memnunum...
09.08.2011
Masasız barış, Öcalan’sız masa olmaz (3)
05.08.2011
Masasız barış, Öcalan’sız masa olmaz (2)
02.08.2011
Masasız barış, Öcalan’sız masa olmaz (1)
29.07.2011
Davalardaki ‘çözülme’ emareleri
26.07.2011
Gazeteciliğimizin otopsi raporu
22.07.2011
Diyelim ki PKK’yı bire kadar kırdınız...
19.07.2011
Gazetecilik ve öfke...
15.07.2011
Tarihimizin ‘özgürlükçü’ özgürlük karşıtı eylemleri...
12.07.2011
Darbe Günlükleri’nde Tolon’un Balyoz ikrarı
08.07.2011
‘Yüzde 20’ seçimden ümidini kesti mi
06.07.2011
Aytaç Yalman’ın ‘kararsızlığı’na methiye
01.07.2011
Zohrab’ın aynasında 100 yıl öncemiz ve bugünümüz
28.06.2011
En kötü ‘paralel’ performans ‘Star’dan...
24.06.2011
Paralel merkez medyanın ‘partner’ sorunu
17.06.2011
Paralel merkez medya ve ‘mikro’ meseleler
31.05.2011
Yüzde 39
27.05.2011
Susamam, çünkü Ergenekon benim de davam...
24.05.2011
Dink davası: Trabzon soruşturulmazsa, olmaz!
17.05.2011
Çerkeslerin sesini duyan var mı
13.05.2011
El Kaide’nin İstanbul eylemleri ‘Balyoz’ işi miydi
10.05.2011
‘Benim Kürt kardeşlerim’in asıl sorunu...
06.05.2011
Aynı MİT’çi: Dink’e ‘sus’, Dalan’a ‘kaç...’
03.05.2011
Parlamenter Balbay’ın ‘sivil’ alerjisi
29.04.2011
Düzeltiyorum: Ergenekon çalışıyor, ama... Yazdır
26.04.2011
Ergenekon çalışıyor!
22.04.2011
SD, MH, MÖ, ÖÖ...
19.04.2011
İlk ‘zenci’ Merkez Bankası Başkanı
15.04.2011
Haberal’ın ‘sağcılığı’ sorun, ‘darbeciliği’ değil
12.04.2011
Sivil itaatsizlik herkesi neden gerdi
08.04.2011
Diyarbakır ‘Tahrir’i geldi işte...
05.04.2011
2003-2007’deki anti-misyoner kampanya
01.04.2011
Savunmalar mahkemeden çok kamuoyuna...
25.03.2011
Korkmuyorsunuz, nefret ediyorsunuz (4)
22.03.2011
Korkmuyorsunuz, nefret ediyorsunuz (3)
18.03.2011
Korkmuyorsunuz, nefret ediyorsunuz (2)
11.03.2011
Darbe Günlükleri: Tepkiler... Yazdır
08.03.2011
Zor yazı: Dört yıl sonra Darbe Günlükleri
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.