Alperen Cihan ÇETİNKAYA

alperencihancetinkaya@hotmail.com



Bookmark and Share

Özgürlüğe bir adım kala: VİCDANİ RET


06.03.2014 - Bu Yazı 9855 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Kapanmayan tek yara vicdan yarasıdır.”

Publius Cyrus

Vicdani ret, geniş manada, pozitif hukukun öngördüğü bir zorunluluğa veya yapılmasına izin verdiği bir uygulamaya inançlar ya da bir takım ahlaki veya politik değerler temelinde karşı çıkma anlamında kullanılmaktadır1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına göre ise vicdani ret, savaş karşıtı bir inanca mensup olan kişilerin inanç özgürlüğünü korumak amacıyla, askeri hizmet yükümlülüğüne getirilen muafiyettir. Bu bağlamda örneğin, II. Dünya Savaşı’nda 37.000 ve günümüzde ABD’nin Irak savaşında vicdani retçilerin sayısı 10.000 kişiyi bulmuştur2. Yine aynı şekilde Avrupa’da hakim olan Hıristiyanlık inancının bir çok mezhebinde Hıristiyan pasifizmini savunan düşünceler yaygın olarak yer almaktadır zira Hıristiyanlığın çoğu mezhebine göre her nedenle olursa olsun insan yaşamının sonlandırılması kabul edilemeyecek bir durumdur. Örneğin, Roma ordusundaki ilk Hıristiyanlar da savaşmayı reddetmişlerdir3.

Bazı inançlar sadece saldırı değil, savunma savaşında dahi insan öldürmeyi yasaklamaktadır. Fakat bazı akademisyenler askerlik hizmeti süresince bakmakla yükümlü olunan kişilerin kötü duruma düşecek olması, devlet kurumuyla kavgalı siyasi tercihlere sahip olmak veya sair sebeplerle askerlik hizmetinden muaf tutulma yönündeki talepleri, inanç ile bir bağlantısı olmadığından vicdani ret kapsamında değerlendirmez ancak  Sevinç ise, ‘‘gerekçesi ne olursa olsun sonuçta vicdani retçilerin vardığı nokta askerliğin yani silah altına alınmanın reddidir’’ demekte ve bu nedenle üstte sayılan türden sınırlandırmaya katılmamaktadır4. Yine savaş karşıtı siyasi görüşler gerekçe gösterilerek askerlik hizmetinden kaçınmanın, vicdani ret kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin Newyork Circuit Mahkemesi kararı mevcuttur5. Bu nedenle özellikle Avrupa’nın yetkin kurumları inanç özgürlüğünün sağladığı korumanın suistimal edilmesi ve bu yolla başka şekilde elde edilemeyecek haklardan yararlanılması riskini ortadan kaldırmak amacıyla inanç kavramının sınırlarını çizme yoluna gitmiştir6. Uluslararası hukukta din ve vicdan özgürlüğü kapsamında değerlendirilen bu hakkın kullanımı sırasında samimi ve gerçekten mensup olunan savaş karşıtı bir inancın ölçütü nasıl belirlenecektir? Hangi tür inançlar vicdani ret hakkına kaynaklık edebilecek yeterliliktedir? Avrupa tarihine bakıldığında askeri yükümlülükten kaçmak için üretilmiş bir bahane değil, din ve vicdan özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak kabul edildiği görülür. Peki Türkiye’de neden yeterli dayanak bulamamıştır? Ülkenin büyük bölümünü oluşturan İslam inancı mensuplarının vicdani ret talep etmesi düşünelemeyeceğinden7, bu hakka yönelik bir talep uzun yıllar söz konusu olacak bir zemin bulamamıştır.


1-Eren Abdurrahman: Türk Hukukunda Vicdani Ret, AÜSBFD, S.61-3, s.104 vd.

2-Vicdani Retçiler için Washington- Merkez Komitesi, www.objector.org. Son erişim tarihi: 15 Şubat 2014

3- Nal Sabahattin, Arupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk Hukukunda Vicdani Ret, Mustafa Kemal University Journal of Social Sciences Institute, 2010, s.255.

4-Sevinç, 2006: 300, 301

5-U.S. v. Kanten 133 Fed. 2 d; 703-1943; içinde Walter Hamel, Din ve Vicdan Hürriyeti, çev. Servet Armağan, 2. Baskı, İstanbul, Yeni Asya Yayınevi, 1981, s. 133

6-Kanaatimce, inanç sistemlerinin sınırlarının belirlenmesi imkansız olacağından ve ayrıca kişinin içindeki inancın asla tam manasıyla bilinemeyeceğinden dolayı, sınır belirleme girişimi gereksiz ve yersiz olacaktır.

7-İslam inancı, savaşı mutlak olarak yasaklamamakta, belli durumlarda teşvik etmektedir. Bkz. Süleyman Ateş, Kur’an-ı Kerim Tefsiri, 2. Cilt, Yeni Ufuklar Neşriyat, 1988, s. 647.

Vicdani Ret ve Türkiye’ye Yansıması

Modern dünyada vicdani retçiliğin ortaya çıktığı yer ABD’dir. Retçilerin baskıları sonucunda Danimarka, Norveç, Hollanda ve İsviçre gibi ülkeler de bu dönemde ‘‘dini vicdani retçiliği’’ kabul etmiştir8. Almanya’da 1.Dünya Savaşı dönemlerinde ret kararında ısrarcı olan askerler hakkında ruh sağlıkları bozuk denilerek psikiyatrik tedavi altına alınmışlardır9. Günümüzde ise vicdani ret hakkına açıkça yer veren başlıca ülkelerden biri Almanya’dır.10 Diğer ülkelerdeki uygulamaların bir kısmı şu şekildedir: Almanya 9 ay askerlik veya 10 ay kamu hizmeti, Avusturya 18 ay ile 23 ay arasında askerlik veya 30 ay kamu hizmeti, Finlandiya 180 gün zorunlu askerlik ya da 395 gün kamu hizmeti, İtalya 10 ay zorunlu askerlik ya da 10 ay kamu hizmeti, İsveç 7,5 ay zorunlu askerlik ya da aynı sürede kamu hizmeti, Portekiz 4 ay zorunlu askerlik ya da 7 ay kamu hizmeti11.

Türkiye’de ise durum vahim boyutlarda zira ordu-millet anlayışına sahip bir gelenekten geliyor olmamızdan dolayı, ‘‘deli’’ demenin bile daha hafif kalacağı bir terim kullanılıyor: Hain!12 Bunun yanında tabii ki jeostratejik, siyasi ve konjonktürel birçok neden bulunmaktadır. Vicdani retçiliğin geçmişi çok öncelere dayansa da, Türkiye’de 80 sonrası, özellikle 90 sonrası PKK çatışmalarının yoğunlaşmasıyla ortaya çıkmaya başladı. Nitekim, Türkiye’de bilinen ilk vicdani ret  açıklaması, 1990 yılında Vedat Zencir ve Tayfun Gönül tarafından gerçekleştirilmiştir13.Avrupa’da yüz yıla değin tartışılmış olmasına karşın bu “hassas konu”, Türkiye kamuoyunu çokça meşgul etmemiştir. Bunun sebebi ise, Türkiye’de askerlik hizmetine atfedilen önemin, ulusal savunma siyasetinin yaşamsallığına yapılan vurgunun ve kitaplarda empoze edilen “her Türk asker doğar” düşüncesidir.

Ancak 2011 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Erçep/Türkiye davasında14 Yehova Şahidi olan bir Türk vatandaşının vicdani ret hakkına ilişkin yaptığı başvuruyu ilk kez15 AİHS’in 9.maddesinin ihlali olarak yorumlayıp Türkiye’yi mahkum etmiştir. Ancak bu karar tarafı olmayan diğer sözleşmeci devletler için “yönlendirici” olmaktan öteye geçemediğinden; bu karar Türkiye’ye vicdani ret hakkını tanımaya yönünde sadece ışık tutmaktadır. Bu kararla Türkiye, AİHS m. 46/116 uyarınca inanç özgürlüğü kapsamında vicdani ret hakkını tanımakla yükümlü hale gelmiştir. Ne şekilde yerine getirileceği Türkiye’nin kendi takdirindedir ancak Türkiye’nin, kararın gereğini yerine getirerek kendi yapısına uygun bir vicdani ret kurumu oluşturmak için çalışmalara başlaması gerektiğini belirtmek gerekir. Kaldı ki, militarist bir düşünceyle söylenen ‘‘her Türk asker doğar’’ sözündeki Türk’ün asker doğamadığını(?) varsayarsak her ne kadar Anadolu kültürünün geleneksel, tarihi ve dini yapısıyla örtüşmesinin zor olduğu görülse de insan haklarına saygılı bir hukuk devleti olma iddiasında(!) olan her devlet, temel haklar yelpazesinde çok önemli ve değerli bir yere sahip olan inanç özgürlüğünden kaynaklanan hakları korumakla mükelleftir.


8- Sevinç, age. s.301.

9-Agoy, N. Ivar (1990), “Regulating conscientious objection in Norway from the 1890s to 1922,” Peace and Change, 15/1: 3-26. Mızrak, age. s.32.

10-Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası m.12.

11-(http://www.savaskarşitlari.org, 15.02.2014).

12 -Aslında Türkiye’de vicdani retçi olma hakkı tanınmıstır ama sadece ÇİFTE vatandaşlar için geçerli olduğu göz ardı edilmemelidir. Bknz. Bakanlar Kurulu’nun 5.7.1993 tarihindeki (93/4613 ) kararı .

13-Sevinç, age. s.5.

14-Erçep / Türkiye, Bn. 43965/04, 22.11.2011.

15-Daha önce Ülke/Türkiye davasında AİHM, başvurucunun askerlik hizmetine karşı çıkması ve ardından hapis cezasıyla cezalandırılmasını işkence ve kötü muamele yasağına (AİHS m.3) aykırı bulmuş ve Türkiye’yi mahkum etmişti.

16- AİHS m. 46/1 : Kararların Bağlayıcılığı ve Uygulanması Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkemenin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt ederler

Türk hukukundaki mevcut duruma bakıldığında askerlik hizmetinin, askerlik hizmeti olarak değil de Anayasa’nın “vatan hizmeti” başlıklı 72. maddesinde ‘‘vatan hizmeti’’ olarak düzenlendiği görülür17. Anayasa, vatan hizmetinin yerine getirilme biçimine ilişkin üç seçenek sıralamıştır; buna göre vatan hizmeti Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde yerine getirilebilir veya yerine getirilmiş sayılabilir. Maddenin lafzından hareketle, Anayasa m. 72’nin askerlik hizmetini zorunlu kılmadığını söylemek mümkündür. Maddede zorunlu kılınan vatan hizmetidir ve bu hizmetin nasıl ifa edileceği üç alternatif gösterilerek sıralanmıştır18. Dolayısıyla vatan hizmetinin kamu kesiminde de yerine getirilebileceğini düzenleyen Anayasa maddesi dikkate alındığında; vicdani ret hakkının tanınması ve vicdani retçilerin alternatif bir sivil hizmeti yerine getirmekle yükümlü tutulması için anayasal bir değişikliğe gidilmesi gerekmediğini, yapılacak kanun değişiklikleriyle19 vicdani ret uygulamasının düzenlenebileceğini söylemek yanlış olmaz. Bazı görüşlere göre Türklük ve askerlik kavramlarını birbirinden ayrılabilmesi mümkün değildir; bu nedenle vicdani ret, Türklük ve ulus devlet ilkelerini zedelemekte hatta ortadan kaldırmaktadır20. Ancak Anayasa m. 10’a göre hangi inanca mensup olursa olsun herkesin eşit olduğu ve m. 24’e göre inanç özgürlüğünün sağladığı korumadan yararlanmaya hakkı olduğu unutulmamalıdır. Dikkate alınması gereken bir başka husus, kaynağını Batı’dan ve daha çok Hıristiyanlık inancından alan vicdani ret hakkının Türkiye’de de jure tanınsa da, de facto çok sınırlı bir uygulama alanı bulabileceğidir. Zira İslam inancının, vicdani ret talebine kaynaklık edebilecek bir inanç olmadığına, İslam inancına mensup kişilerin vicdani ret hakkından yararlanmasının mümkün olmadığına dikkat çekmek gerekir. Nüfusunun büyük bir bölümünün İslam dinine inandığı Türkiye’de, askerlik hizmetinin vicdani kanaatini zedeleyeceği bir inanca mensup kişilerin sayısı da oldukça sınırlıdır ancak yazının başında da belirttiğimiz gibi kimsenin dini inanışı üzerinde kesin bir yargıya varabilmek ya da devlet eliyle ‘‘Sen İslam’a inanıyorsun, sana vicdani ret yok’’ demek mümkün değildir, bu nedenle doktrinin aksinde düşünüyor ve çok fazla uygulama alabileceğine inanıyorum.

Zorunlu askerlik hizmetinin ana gerekçelerini oluşturan koşullar tüm dünyada dönüşüm geçirmektedir. Bununla bağlantılı olarak zorunlu askerliğin gerekliliği de tartışılır hale gelmiştir. Vicdani retçiliği kabul eden hiçbir ülkede savunma zafiyeti yaşanmadığı gibi, özellikle Almanya’da retçiler, sosyal hizmet alanındaki çalışmalarıyla bu hizmetlere önemli katkılarda bulunmuşlardır. Dolayısıyla yukarıda bahsedilen 72.maddeye göre, zorunlu olan askerlik değil, vatan hizmetidir ve alternatifleri saptama yetkisi de açıkça yasama organına tanınmıştır21. Ancak eşitlik ilkesinin zedelenmemesi açısından retçilerin yerine getirebileceği kamu hizmeti süresinin, askerlik süresiyle orantılı olması da gözetilmelidir. Ek olarak, bu düşünceleri açıklamaktan dolayı TCK’nın 318. Maddesi ‘‘Halkı askerlikten soğutmak’’ suçu hala yürürlükte. Oysa demokratik-liberal hukuk düzeni vicdani kanaatleri, rasyonel, tutarlı, ahlaklı olup olmadıklarına bakmaksızın korumalıdır. Çünkü burada korunan değer, hukukun meşruiyet kaynağı olan bireyin subjektif tercihine saygıdır.


17-Anayasa m. 72: Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.

18-Osman Can, “ Vicdani Redde Anayasal Bakış”, Hukuk Gündemi, Nisan-Mayıs 2005, s.12,13.

19-Türkiye’de askerlik hizmeti 21.06.1927 tarih ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nda düzenlenmiştir. İlgili maddeler şöyledir: Madde 1: Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmağa mecburdur.

 Madde 28: Son yoklamaları yapılan kimseler Türk Silahlı Kuvvetleri Beden Kabiliyeti Yönetmeliğine göre ikiye ayrılırlar.

1. Askerliğe elverişli olanlar,

2. Askerliğe elverişli olmıyanlar

Askerliğe elverişli olmayanlar asker edilmezler.

20-Kaan Turhan, TSK ve Ulus Devleti Hedef Alan Vicdani Ret, 1. Baskı, İstanbul, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 2008, s. 65 vd

21-Onunla ilgili yasal bir düzenleme yapılırken, Anayasa'nın 'Milletvekili seçilme yeterliliği' başlığını taşıyan 76. ırladdesindeki 'yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmış olanlar' hükmü ile ('vatan hizmeti' şeklinde) 'Askeri Yüksek İdare Mahkemesi' başlığını taşıyan 151. maddesindeki bazı ifadelerin de, 72. Maddeyle uyumlu olarak değiştirilmesi yerinde olacaktır.

Sonuç Yerine

18.yüzyılda modern ulus devletler milliyetçilik üzerine kurulduğundan, askere alınmış ‘‘yurttaşlara’’, ölüm de dahil her türden maddi, manevi kayıplar karşısında ‘‘vatan sağ olsun’’ dedirtebilecek bir ideolojik çerçeve oluşturmak ve bu yönde doktrine edip, bu soyutlama karşısındaki fedakarlığa ikna edilmeleri gerekmekteydi22. Akabinde ‘‘Ne kadar korku, o kadar ordu...’’ söylemiyle beslenen militarizm süreci ‘‘düşmanın inşası’’ ile güçlenmekteydi. Bu inşa Türkiye’de nasıldı? Hatırlayalım, yıllarca Milli Güvenlik dersi adı altında derslere apoletli subaylar girmiş ve gencecik beyinlere ‘‘düşmanlarla çevrili’’ olduğumuz, tüm dünyanın bize kötülük etmek için uğraştığı bu nedenle savunmanın önemli olduğu anlatıldı. Bu kurgu o kadar kuvvetliydi ki, hak temelinde mücadele edenler dahi ‘‘vatan haini’’ ilan edildi ve on yıllarca devlet bütçesinin ortalama %84’ünü savunmaya harcamamıza sebebiyet verdi23.  

Bu nedenledir ki vicdani ret eylemleri, ölmeyi ve öldürmeyi talep edebilen militarist anlayışa ve hiyerarşiye dayalı tahakküme karşı bir direniş olarak görülebilir. Her ne kadar vicdani ret iddiasında bulunan kişinin samimiyetini değerlendirmek veya yargılamak zor ise de, demokratik değerler, kişi özgürlüğünü geliştirmek için risk alınması gerektiğini emretmektedir24. Vicdani retçinin, toplumun geçerli normlarıyla çelişen bir fikre bağlanmış olması gerçeği bu fikri daha az inançla bağlanılan bir kanaat yapmayıp, saygıyı gerektirmektedir. Vicdani retçiler genellikle tembel ve ödlek olarak nitelendirilse de, bu kişilerin böyle bir özgürlük hareketine girişmesi aslında iki suçlamayı da çürütmektedir25.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun, l998/77 sayılı kararıyla, “herkesin din, düşünce ve vicdan özgürlüğü hakkının meşru bir uygulaması olarak askerlik hizmetini vicdanen reddetme hakkı”tanındı. Ayrıac Avrupa Konseyi'ne üye 47 devletin 45'i vicdani reddi anayasalarında bir hak olarak tanımış durumdadır. Vicdani ret hakkını tanımayan iki ülke ne yazık ki Türkiye ve Azerbaycan’dır. Mevcut Anayasa’nın 11, 24 ve 25. maddeleri vicdani retçilerin haklarını korumaya yetmemektedir. Bu nedenle vicdani reddin temel bir hak olarak, Anayasa’nın ‘‘kişi hak ve özgürlükleri’’ başlığı altında ‘‘Din ve Vicdan Özgürlüğü’’ kapsamında ayrıca düzenlenmesi gereklidir. TCK’nın 318. maddesi de düzenlenmeye muhtaçtır.

Sonuç olarak, birey vicdanını bir an için ya da bir nebzecik olsun yasacının eline bırakmalı mıdır? Kanımca bırakmamalıdır, zira aksi halde kendi vicdanının olduğundan şüphe duymamız gerekecektir. Vicdani ret bir çılgınlıkmış gibi prangalar vurulmamalıdır, ABD-Macintosh Davasında başsavcılık yapmış Hughes’in de belirttiği şekilde, “vicdanın mahkemesinde, devletten daha yüce bir ahlaki güce karşı yükümlülük daima korunmalıdır” anlayışı kabul edilmelidir.

Kabul edilmelidir ki, bu ülkede her ‘‘Türk’’ asker doğmamaktadır. Bugün bunun en bariz kanıtı 600.000 asker kaçağı olmasıdır. Bu kişiler ahlaksız ve hain midir? Sırf başka bir ananın evladını öldürmemek adına askere gitmek istemeyen biri askere yasalar çerçevesinde zorla gönderip, birinin ölümüne sebep olması ahlaki değerlerin neresinde yer almaktadır? Vicdani ret itirazını sadece siyasi, dini felsefi inanç gereği askerlik yükümlülüğünü yerine getirmemek şeklinde okumak doğru değildir zira vicdani ret itirazı aynı zamanda, silahsız ve savaşsız bir dünyaya ulaşmaya yönelik ve militarizme karşı ortaya çıkan barış meşalesinin silüetidir...


22-Aydın, Suvavi.2008. Toplumun Militarizasyonu: Zorunlu Askerlik Sisteminin ve Ulusal Orduların Yurttaş Yaratma Sürecindeki Rolü Çarklardaki Kum: Vicdani Ret, İstanbul: İletişim Yayınları, s.26.

23-Şenesen, G. 2000. Türkiye'deki Güvenlik Harcamalarının Bütçe Harcamalarına Etkileri, Derleyen: Ö. Günçavdı, İstanbul: İşletme Fakültesi, s. 55-69.

24-Http://blog.radikal.com.tr/alperen-cihan-cetinkaya/klasik-liberalizm-ve-özgürlük-40046 Son Erişim Tarihi: 15/02/14

25-http://www.sivildusunce.com/alperencihancetinkaya/vicdani-retciler-korkak-degildirr Son Erişim tarihi: 16/02/14

KAYNAKÇA:

1-Altınay, Ayşe Gül & Bora, Tanıl. (2003). “Ordu, Militarizm ve Milliyetçilik”. Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Milliyetçilik, Cilt 4, 2. B. İstanbul: İletişim.

2-Altınay, Ayşe Gül. “Militarizm’den Miligösteri’ye Türkiye’de Anti-militarizmin Yeni Yüzleri”, Birikim Dergisi, Vicdani Ret, Anti-militarizm, sayı 207, Temmuz 2006.

3-Arendt,H, Dworkin.R, Habermas J.(1997).Kamu Vicdanına Çağrı; Sivil İtaatsizlik, İstanbul: Ayrıntı Yayınları

4-Arslan, Zühtü. (2005). Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Din Özgürlüğü, Ankara, Avrupa Komisyonu Liberal Düşünce Topluluğu.

5-Atay, Ender Ethem. “İnsan Haklarının Gerçekleştirilme Şartı Olarak Hukuk Devleti”, Polis Dergisi, Yıl:9, Sayı:36, (Temmuz-Ağustos-Eylül) 2003, s. 104-116

6-Aydın, Suvavi. (2008). Toplumun Militarizasyonu: Zorunlu Askerlik Sisteminin ve Ulusal Orduların Yurttaş Yaratma Sürecindeki Rolü Çarklardaki Kum: Vicdani Ret, İstanbul: İletişim Yayınları, s.26.

7-Başgil, Ali Fuat. (2005). “Din Hürriyeti: Türk Anayasasının 75. Maddesi Üzerine Bir Etüd”, Türkiye’de Din ve Vicdan Hürriyeti: Çeşitlilik, Çoğulculuk, Barış, Derleyen: Murat Yılmaz, Ankara, Avrupa Komisyonu Liberte Düşünce Topluluğu.

8-Başkent, Can. (2010). Vicdani Ret Yazıları, İstanbul:Federe Yayınları.

9-Bayramoğlu, Ali. (2009). ‘‘Asker ve Siyaset’’, Bir Zümre, Bir Parti Türkiye’de Ordu, İstanbul: Birikim Yayınları.

10-Biricik, Alp. (2008). “Çürük Raporu ve Türkiye'de Hegemonik Erkekliğin Yeniden İnşası”Çarklardaki Kum: Vicdani Ret, İstanbul: İletişim Yayınları.

11--Bögün, Hasan. (2007). ABD ve AB Belgeleriyle Türk Ordusu 12 Eylül 1980’den Çuval Olayına, İstanbul: Kaynak Yayınları.

12-Bröckling, Ulrich. (2008). Disiplin Askeri İtaat Üretiminin Sosyolojisi ve Tarihi, Çev. Veysel Atayman, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

13-Bröckling, Ulrich. (2008). “Çarklardaki Kum? 21. Yüzyılın Başında Vicdani Ret”, Çarklardaki Kum: Vicdani Ret– Düşünsel Kaynaklar ve Deneyimler, Yayına Hazırlayanlar: Özgür Heval Çınar, Coşkun Üsterci, İstanbul:İletişim Yayınları, s. 69-78

14-Can, Osman, “Vicdani Redde Anayasal Bakış”, Hukuk Gündemi Dergisi, sayı 4, Mart-Nisan-Mayıs 2006.

15-Can, Osman, “Vicdani Ret, Anayasal Bir Hak mı?, Radikal İki, 12.07.2005.

16-Carvallo, Pelao. (2008). “Şili’de Vicdani Ret”, Çarklardaki Kum: Vicdani Ret Düşünsel Kaynaklar ve Deneyimler, Yayına Hazırlayanlar: Özgür Heval Çınar, Coşkun Üsterci, İstanbul: İletişim Yayınları, s. 185-191.

17-Çalışlar, Oral. ‘‘Vicdani Ret Kararı Ne Demek?’’, Cumhuriyet, 02.02.2006.

18-Çınar, Özgür Heval. “Uluslararası Hukuk Çerçevesinde AB'de ve Türkiye'de Vicdani Ret”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 72, Eylül-Ekim 2007.

19-Coşkun, Vahap. (2002). Direnme Hakkı, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arşivi, Ankara.

20-Demir, Hande Seher.(2011). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Türkiye’de Din ve Vicdan Özgürlüğü, Ankara: Adalet Yayınevi.

21-Erdoğan, Mustafa. (2000). Demokrasi Laiklik, Resmi İdeoloji, 2. Baskı, Ankara: Liberte Yayınları.

22-Eminağaoğlu, Ömer Faruk. ‘‘Özgürlük ve Vatan Hizmeti’’, Radikal, 22.08.2005.

23-Eraslan, Cezmi. (2008). ‘‘Atatürk Döneminde İktidar’’, Eski Çağlardan Modern Çağ’a Ordular-Oluşum, Teşkilat ve İşlev, Ed. Feridun M.Emecan, İstanbul: Kitabevi Yayınları.

24-Eren, Abdurrahman. (2003). ‘‘Özgürlüklerin Sınırlanmasında Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri’’, 1.B., İstanbul: Beta Yayınevi. 

25-Freeman, Harrop A. (1999). Sivil İtaatsizlik Üzerine Görüşler Bölümü, Sivil İtaatsizlik ve Pasif Direniş, 2.b., İstanbul: Vadi Yayınları.

26-Gamian, Donna; Harris, David. (1998). Düşünce, İnanç, Vicdan ve İfade Özgürlüğü, Çeviren: Orhan Kemal Cengiz, İstanbul: Belge Yayınları.

27-Gözübüyük, Şeref. (2002). Avrupa Insan Haklan Sözleşmesi ve Uygulaması, 3. B., Ankara: Turhan Kitabevi.

28-Güriz, Adnan. (2003). Hukuk Felsefesi, Ankara: Siyasal Kitabevi.

29-Gürcan, Ertuğrul Cenk. Zorunlu Askerlik Hizmeti Karşısında Vicdani Ret: Bir İnsan Hakkı (mı)?, AÜSBF, 62-1, s.106

30-Gürcan, Ertuğrul Cenk. (2006). "insan Haklarında Bir Sırat Köprüsü: Avrupa insan Hakları Mahkemesi'nin Vicdani Ret Kararı," Mülkiyeliler Birliği Dergisi, 251.9: 30-33

31-Güvenç, Serhat. (2010). “ABD Askeri Yardımı ve Türk Ordusunun Dönüşümü: 1942-1960”, Türkiye’de Ordu, Devlet ve Güvenlik Siyaseti, Der: Evren Balta Paker, ˙Ismet Akça, , s. 263, ˙Istanbul: Istanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

32-Hale, William. (1996). Türkiye’de Ordu ve Siyaset: 1789’dan Günümüze, Çeviren: Ahmet Fethi, İstanbul: Hil Yayınları.

33-Kafkaslı, Zehra, “Her ¸Sey Vatan ˙Için (!)”, Güncel Hukuk Dergisi, s. 39, Mart 2006/03.

34-Kardaş, Ümit. “Vicdani Ret Bir İnsan Hakkıdır”, Radikal, 30.10.2005.

35-Kardaş, Ümit. “Modern Devlet, Ordu ve Vicdani Ret İtirazı”, Birikim Dergisi, Vicdani Ret, Anti-militarizm, sayı 207, Temmuz 2006

36-Kaya, Ersin, “Vicdani Ret Uygulaması ve Türkiye”, Stratejik Araştırmalar Dergisi, Sayı 8, Eylül 2006.

37-Laçiner, Ömer (2009) “Türk Militarizmi I”, Bir Zümre, Bir Parti Türkiye’de Ordu, Der. Ahmet İnsel, Ali Bayramoğlu, 4.b., İstanbul: Birikim Yayınları.

38-Nal, Sabahattin. (2010). “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk Hukukunda Vicdani Ret”, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C.7.

39-Öktem, Akif Emre. (2002). Uluslararası Hukukta İnanç Özgürlüğü, 1.B. Ankara: Liberte Yayınları.

40-Özenç, Berke; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İnanç Özgürlüğü, İstanbul, Kitap Yayınevi, 2006.

41-Schneider, Friedhelm. (2008). “Vicdani Ret Hakkında Avrupa Standartları ve Alternatif Hizmet”, Çarklardaki Kum: Vicdani Ret, İstanbul: İletişim Yayınları.

42-Semiz, Yasemin. (2010). Türk Hukukunda ve Karşılaştırmalı Hukukta Vicdani Ret, Ankara: Seçkin Yayıncılık.

43-Sevinç, Murat. (2006). “Türkiye’de ve Batı Demokrasilerinde Vicdani Ret, Zorunlu Askerlik ve Kamu Hizmeti Seçeneği”, AÜ SBF Dergisi, C.61/1.

44-Speck, Andreas; Friedrich, Rudi. (2008). “Dünyada Vicdani Ret Hareketi Deneyimleri”, Çarklardaki Kum: Vicdani Ret Düşünsel Kaynaklar ve Deneyimler, Yayına Hazırlayanlar: Özgür Heval Çınar, Coşkun Üsterci, İstanbul: İletişim Yayınları, s. 153-165.

45-Turhan, Kaan. (2008). TSK ve Ulus Devleti Hedef Alan Vicdani Ret, İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayınları.

.

Facebook Yorumları

reklam
06.03.2014
Özgürlüğe bir adım kala: VİCDANİ RET
14.12.2013
Basın Özgürlüğü Mümkün mü?
22.11.2013
Korku duvarı: Bölgeli devlet
19.11.2013
Eğitim üzerine kısa bir not!
12.11.2013
10 MADDEDE KLASİK LİBERALİZM
09.11.2013
AVRUPA, AVRUPALI MI?
25.10.2013
Nato’nun konsept arayışı ve yeni Ortadoğu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı