Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

HDP seçimlerde ne yaptı?


21.4.2019 - Bu Yazı 394 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Seçimden tam on yedi gün sonra Ekrem İmamoğlu mazbatasını aldı. Umuyorum ülke ve bütün İstanbullular için değerli hizmetler verir.

Artık normale dönülmeli. Dağ gibi sorunlar ülkeyi bekliyor. Ekonomi durdu; işsizlik almış başını gidiyor. ABD ve NATO ilişkileri çıkmazda; gerilim katlanarak büyüyor. 

Doğrusu İstanbul’u kaybetmeyi içine sindirmekte zorluk çeken Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) kurguladığı belirsizlik ve sonsuz sayım kaosu hepimizi bezdirmişti.

Gerilim kısmen düştü, ama süreç henüz noktalanmış değil. Çünkü AK Parti’nin İstanbul seçiminin iptali için YSK’ya yaptığı üç bavullu başvurusu ve sürü sepet iddiası var.

Eskiden “demokrasimiz kırık dökük de olsa, iktidarları seçimle değiştirebiliyoruz” diye teselli bulurduk.

Pek ihtimal vermiyorum, ama Yüksek Seçim Kurulu (YSK) mevcut yasalara ve kendi içtihatlarına sahip çıkmazsa, demokrasi ve hukukun üstünlüğü adına savunacağımız pek bir şeyimiz kalmayacağını görmemiz gerekiyor.

Her şey bir yana, AK Parti’nin bu süreçte adalet ve hakkaniyete sırtını döndüğü, makul olandan uzaklaştığı ve samimiyeti terk ettiği algısının haksız yere oluşmadığını ve bu algının geniş bir seçmen topluluğunun gözünde pek kolay değişmeyeceğini düşünüyorum.

Öyle veya böyle; yeni bir dönemin başladığını görmeliyiz.

Ders çıkaran muhalefet sonuç alıyor

Uzun süre AK parti karşısında sandıkta sonuç alamayan ve dalga geçilen muhalefetin, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) bazı dersler çıkardığını bu seçim sürecinde gördük.

Aslında bu yöndeki çabalar, 10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi ve ardından yapılan 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçimlerinden itibaren sahaya yansımaya başlamıştı.

16 Nisan 2017 anayasa referandumu ile 24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerinde de benzeri bir çizginin devamına şahit olduk.

Muhalefet, özellikle CHP, farklı siyasal partileri ve sivil girişimleri iktidarı geriletmek hedefinde buluşturup, gevşek bir ittifak modeliyle sonuç alınabileceğini zamanında gördü. Zaten yeni başkanlık rejimi de sonuç almak için böyle bir kümelenmeyi zorunlu kılıyordu.

CHP’nin koordinasyonunda gerçekleşen bu buluşmalar sonuç verdi. Nihayet muhalefetteki karamsarlık giderek kaybolmaya, memleketin havası olumlu yönde değişmeye başladı.

Bu nedenle,  AK Parti’nin 31 Mart’ta seçmenden ciddi bir uyarı alacağı tahmin ediliyordu, ama ölçüsü kestirilemiyordu. Beklenenden daha ağır oldu. Batıdaki büyük şehirler neredeyse tamamen gitti.

İktidarın seçtiği strateji, gerçek sorunlardan uzak söylemi, rakip partilere yönelik ağır ithamları ve onları kriminalize ederek kendi seçmenini konsolide etme hesapları bekleneni vermedi.

Muhalefet ise serinkanlıydı ve ne yaptığını biliyordu. Cumhur İttifakı’nın “beka, ihanet, terör” temalı saldırgan propagandasına aldırmadı. Yoksullaşma, işsizlik ve hayat pahalılığını öne çıkardı ve önemli ilerlemeler sağladı.

Muhalefetin zorunluluk nedeniyle gevşek bir ittifak modelini seçmesi, bünyesindeki farklı partilere hedeften şaşmadan kendi meşreplerine uygun esnek politikalar sergileme imkânı sağladı.

Kritik rol

Bu imkânı değerlendirenlerden biri de, Millet İttifakı’nın hem içinde hem dışında olan Halkların Demokratik Partisi’ydi (HDP).

Cumhur İttifakı partilerinin dur durak bilmeksizin tecrit etmeye çalıştığı, Millet İttifakı partilerinin ise birlikte olmadıklarına onları ikna etmek üzere halden hale girdikleri koşullarda, HDP yapabileceğinin azamisini yaptı.

Kimi parti yöneticileri görmezden gelinmelerine ve itilip kakılmalarına öfkelenip çok yararlı olmayan sert çıkışlar yaparken, cezaevindeki eski eşbaşkan Selahattin Demirtaş’ın makul ve serinkanlı çağrıları etkili oldu.

HDP seçimlerde kendine iki hedef belirlemişti.

Bunlardan birisi, batı illerinde Cumhur İttifakı ve AK Parti’ye kaybettirme hedefine odaklanmaktı. Önceki seçimlerin sonuçları, muhalif Kürt seçmenin bu stratejiye uygun oy kullanması halinde birçok büyükşehir ve ilde durumun iktidar aleyhine değişebileceğini gösteriyordu.

Nitekim Millet İttifakı, HDP seçmenlerinin kullandığı stratejik oyların son derece kritik ve kıymetli katkısıyla, batıdaki birçok büyük şehri kazandı.

Dahası, böyle ikili ittifak kümeleriyle seçime gidilmesini zorlayan başkanlık rejimi koşullarında HDP, Kürt sorununun barışçı ve demokratik çözümüne uzak olan siyasi parti ve iktidarlar için bundan böyle hayatın pek kolay olmayacağının da işaretini verdi.

Oy oranı ne olursa olsun, kendini Kürt sorununun çözümüne hasretmiş ve ağırlığını Kürtlerin oluşturduğu bir siyasi partinin, Türkiye’nin kritik siyasal eşiklerinde ortaya koyduğu tercihle ve tabanını yönlendirerek gidişatı nasıl etkileyebildiğinin somut bir örneğiyle karşı karşıyayız.

Bölgede durum ne?

Bu partinin ikinci hedefi ise Kürt nüfusun yoğun olduğu il, ilçe ve beldelerde AK Parti iktidarının kayyum atayarak el koyduğu yerleri (102 belediyeyi) yeniden almak, mümkünse daha fazlasını başarmaktı. Sonuçlar, bu belediyelerin yaklaşık yüzde 60’ının (galiba 57 belediye) geri alındığını ve bu hedefe kısmen ulaşıldığını gösteriyor.

Bazı umulmadık iller ve ilçeler, özellikle de sınır boylarındaki çok sayıda ilçe ise kaybedilmiş durumda.

Hatırlanacağı gibi, bir süredir bölge genelinde HDP’nin oylarında bir düşüş yaşandığı yönünde tespitler vardı. Bu seçimde de tedrici düşüşün devam ettiği görülüyor.

Bütün oran ve sayıları verip yazıyı rakamlara boğmak istemem. Zaten birçok araştırmacı ve yazar bunları yayınlamış durumda. Önemli olan, bu düşüşün  nedenlerini saptayabilmek.

Olağanüstü baskı

Bu durumu yaratan muhtelif sebepler dile getirilebilir.

Başta, devletin “Barış ve Çözüm Süreci”nin çöktüğü dönemde başlayıp halen devam etmekte olan sert, yoğun ve sistematik baskı ve propagandası geliyor.

Eski eş genel başkanlar, çok sayıda belediye başkanı ve milletvekilleri, parti yönetici ve üyeleri tutuklandı  ya da mahkûm edildi. Siyasi arena ve medya bu partiye kapatıldı.

Cumhur İttifakı’nın iki ortağı da “beka” stratejisi ve propagandası çerçevesinde HDP’yi yalnızlaştırmak, dışlamak ve seçmenlerden uzaklaştırmak için yapılabilecek her  şeyi yaptı.

PKK’ye yönelik operasyonlar ve Suriye iç savaşı nedeniyle bölge zaten yıllardır türlü çeşitli yasaklar, baskılar ve kısıtlılıklar içinde yaşıyordu.

Atanan kayyumlar aracılığıyla uygulamaya koyulan iktidar destekli faaliyetler de bu bağlamda hiç gözardı edilemez. Bazı il ve ilçelere silâhlı kamu görevlilerini yığma politikası da bunları besleyen adımlar arasında sayılabilir.

Bütün bunların baskıdan bezmiş bölge seçmenini farklı yönelimlere sevk etmiş olabileceği hesaba katılmalıdır. Çünkü yıkılan ve viraneye dönen kentler, çaresizlik ve umutsuzluğun yarattığı göçler, çöken ekonomi ve yarınından emin olamama hali, bölgeye rengini veriyordu.

Bu bağlamda, bir süredir seçime katılımda başlayan düşüş de dikkat çeken bir başka husus.

Hendek ve barikat savaşının etkileri

Bölgeyi yakından takip eden Mesut Yeğen ve Vahap Coşkun gibi akademik ve yazarlar ise, HDP’nin bu seçimlerde bölgede umduğu ve hedeflediği kadar başarılı olamamasının tek nedeninin iktidar politika ve uygulamaları olamayacağı kanaatinde.

Suriye iç savaşının en sert olduğu dönemde bazı il ve ilçelerde ilan edilen “özyönetim”ler ve bu doğrultuda başlatılan ‘”hendek ve barikat savaşları” karşısında, HDP’nin bunu sonlandıracak herhangi bir ciddi ve etkili politika geliştirememesi, özellikle bölge seçmeninin partiye bakışında bir kırılmaya neden olmuştu.

Belli bölgelerde desteğin zayıflaması ve kayıpların devam etmesinde,  başka bazı etkenlerin yanısıra, o kırılmanın da halen ciddi bir payı olduğu anlaşılıyor.

Seçmenin artık bölgede normalleşme istediği ve bunun sonuçları etkilediği de hesaba katılmalı.

HDP şimdiye kadar anlamlı bir değerlendirmede bulunmadı, durumu gözden geçirmedi. Bu zorunluluğu muhtelif gerekçelerle geçiştirdi ve erteledi.

Parti yönetim organlarının bu etkenleri ve yarattığı sonuçları ne ölçüde ele alacakları ve tedbiren hangi politikaları geliştirecekleri, önümüzdeki aylarda daha iyi görülecek.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
18.05.2019
#sanatçıyadokunma!
12.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
4.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
15.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
8.4.2019
Adresini arayan uyarı!
4.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
10.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
20.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
11.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
30.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive