Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Yargı ve adalet krizi


15.10.2019 - Bu Yazı 253 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Reform kavramı, toplumların ekonomik ve siyasal hayatında genellikle olumlu değişimleri anlatsa da, bizim iktidarlar herhangi bir reform işine giriştiğinde hep korkarım; reform diye yola çıkanların milletin başına ördüğü çoraplar aklıma gelir.

AK Parti iktidarı da yaz başından beri bir yargı reformu hazırlığı içindeydi. Çalışmayı yürüten Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’den, kapsamı ve içeriğine dair sık sık açıklamalar dinledik.

Nihayet geçtiğimiz günlerde bu “Yargı Reformu Paketi”nin bitirilen birinci kısmı TBMM Başkanlığı’na ve muhalefet partilerine verildi. Meclisin takvimine göre öncelikle görüşülecek konular arasında yer alan paket, Adalet Komisyonu’nda yapılacak ilk değerlendirmelerin ardından genel kurula inecek.

Paketin niteliğine gelince... İktidar sözcülerine ve destekleyen kalemlere bakılırsa, yargı ve adalet sistemi yıllardır yerlerde sürünen Türkiye’nin bu durumunu düzeltmeye yönelik bir hayli değişiklik geliyor. Onlara göre, iddialı bir reform paketi gündemde.

Ama muhalefet kesiminden yükselen eleştiriler dikkate alınırsa, “reform” diye getirilenlerin, durumu iyileştirmek bir yana, daha olumsuz noktaya götürme ihtimali de epey yüksek. Dolayısıyla kökten karşı çıkışlar duyulmaya başlamış bulunuyor.

Yargı ve adalet sistemimiz dökülüyor

Gerçekçi olmak gerekirse, anayasamız, yargı ve adaletle ilgili kurumlarımız, yasa ve yönetmeliklerimiz, aradan geçen zamana ve yapılan bir dizi anayasal değişikliğe rağmen, askeri darbe ve OHAL kalıntılarından kendini kurtarmış değil.

Uygulamanın önde gelen unsurları, hâkim ve savcılarımız. Ancak çoğunun alışkanlıkları ve zihniyet dünyaları zamanın, hattâ mevcut yasaların bile maalesef çok gerisinde. Bugünümüzü okudukları ve ihtiyacımızı görebildikleri çok şüpheli.

2018’in ortalarından beri içinde yaşamakta olduğumuz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, diğer bir ifadeyle Türk tipi başkanlık rejimi ise durumu iyice içinden çıkılmaz hale getirdi.

Bozulma, başkanlık sisteminde tavan yaptı

Öyle ki, demokratik rejimlerin olmazsa olmazı niteliğindeki Güçler Ayrılığı ilkesi, 2018’den sonra fiilen ortadan kaldırılarak her şey cumhurbaşkanına bağlandı. Denge ve denetleme mekanizması adına hemen hiçbir kurum kalmadı. Bütün gücün tek elde toplandığı bu modelde yargı, iktidar partisinin genel başkanı da olan başkana fiilen ve neredeyse tamamen bağımlı hale geldi.

Attıkları her adımda ve aldıkları her kararda iktidarın istem ve tercihlerini gözeten çoğu yargı kurumları (ve kritik konumlardaki temsilcileri) uygulamalarıyla doğrudan politik iktidarın aparatı görüntüsü veriyor.

İşleyişi, kararları ve atamaları itibariyle Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun iktidarın bir genel müdürlüğü gibi algılanmasının kaçınılmaz olduğu ortada.

Bağımsızlığını yitirmiş bir yargıdan adil kararların çıkmayacağı baştan belliydi ve bu durum sonunda siyasal ve toplumsal hayatımızın hazin bir gerçekliği haline geldi.

Yargının üst kurumları olan Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay’ın kimi zaman aldığı, yasalara uygun ve hakkaniyetli bazı kararlar, gönülleri kısmen ferahlatsa da, genel tabloyu esastan düzeltmeye yetmedi. Onların aldığı kararlara ayak sürüyen alt ve yerel mahkemelerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

Aslında çok uyarıcı olması ve düzeltme fırsatı olarak görülmesi gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararları ise iktidar tarafından sık sık “dış müdahale” gibi gösterilip, iç politikanın malzemesi haline getirildi.

En tehlikeli suç: Eleştiri ve hak arama

Bugün iktidara muhalefet etmek, hak aramak, eleştiri ve düşünce açıklamak kolay değil. Basit bir tweet bile insanların hayatının karartılmasına yetiyor. Evrensel demokrasi ve hukuk normları, anayasa ve yasalar ortada olduğu halde, uygulamada özgürlüğün nerede bittiği, suçun nerede başladığı belli değil.

Demokratik siyaset alanı, basın ve özgürlükler, hiç olmadığı ölçüde sınırlandırılmış durumda. Yasama organı ve dokunulmazlık anlamını yitirdi. HDP eş genel başkanları ve milletvekilleri ile belediye başkanlarının başına gelenler, düşünce özgürlüğü, adalet ve yargı bağımsızlığı adına ibretlik durumlar.

Bunlara OHAL dönemi KHK uygulamalarıyla, çok sayıda kamu mensubu ve akademisyen hakkındaki hukuksuz, delilsiz, tanıksız işlemleri ve düşünce özgürlüğü ihlâllerini de kattığımızda, milyonlarca insanı mağdur kılmış bulunan bir tablo ortaya çıkıyor.

İddianamesiz uzun tutukluluk dönemleri, hukuk dışı soruşturma ve kovuşturmalar, delili ve dayanağı olmayan eğreti mahkûmiyet kararları, yargının üst kurumlarının hakkaniyetli kararlarına rağmen devam eden hak ve özgürlük ihlâlleri alanlarında rekorlar kıran bir ülkenin yargısı, söz konusu olan.

Adil yargı acil ihtiyaç, paket baştan savma!

İktidarın daha önceki bazı yanıltıcı adımlarını hatırlayan muhalefetin ve canı yanmış birçok kesimin paketi ihtiyatla karşılamasını hiç yadırgamıyorum.

Malûm; MHP mafya davalarından içeride olanlara af çıkması için iktidarı uzun zamandır sıkıştırıyordu. Onlar kapsama bu hususun da girmesi için uğraşıyorlar. Anlıyorum.

Bunun yanı sıra, Türkiye’nin bu acayip hukuksuz dönemi bir şekilde kapatıp normalleşmesini isteyen bir kesim de orta yolda buluşulması ve yeni bir sayfa açılmasını istiyor. Konuya hayli abartılı şekilde yaklaşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu’nun “Bugüne kadar böylesi yargı reformu yapılmadı” sözünü, bir ihtimal Kemalist vesayetçiliğin artık otoritarizmde AKP ile buluşmasına, ama bir ihtimal de bu tasavvura bağlayabiliriz.

Tamam, avukatlıkta belli süreyi dolduranlara yeşil pasaport verilsin. Ama doğru dürüst bir yargı reformu yapılsın ki yıllardır süren hak ve özgürlük ihlâlleri de son bulsun. Herkes adil yargılansın ve iktidarın müdahalesi olmaksızın adalete ulaşabilsin.

Ama düşünce ve hak arama özgürlüğünü güvence altına alacak; olur olmaz her şeyi terör propagandası veya terör örgütüne destek olarak yorumlamayacak; delil ve ispata dayanmayan “iltisak” suçlamalarına meydan vermeyecek; medya özgürlüğünü keyfi tavırlarla sınırlamaya karşı duracak… ciddi hukuksal ve yasal önlemler, pakette pek görünmüyor.

Adalet, zor bulunur bir değer olmasın!

Bugün Türkiye’de son derece kapsamlı bir yargı ve adalet krizi yaşandığını söylemek haksızlık olmaz.

Bunun için muhalefeti, yargının bileşenlerini, sivil toplum örgütlerini dışlamayan; demokrasinin adalet ve yargı alanındaki evrensel normlarını bu paketin içine taşıyan; mevcut duruma kıyasla ciddi bir esnekliğin sergilenebildiği bir çalışma gerçekleştirilmeli.

Yasaklarla, hukuksuz yargılamalarla, hak ve özgürlük ihlâlleriyle adaleti zor bulunur bir değer haline getirerek iktidar olmak veya kalmak, aslında bilerek ya da bilmeyerek kendi kuyusunu kazmak anlamına gelir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
9.11.2019
Zor denklem!
15.10.2019
Yargı ve adalet krizi
4.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlar'dan sosyal medya ve Gariplikler (*)
8.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
18.05.2019
#sanatçıyadokunma!
12.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
4.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
15.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
8.4.2019
Adresini arayan uyarı!
4.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
10.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
20.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
11.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
30.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive