Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Kullanım süresi geçmiş suçlama


8.05.2020 - Bu Yazı 661 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bazı CHP yöneticileri iktidarın ömrünün uzun olmadığı yönünde tahmini düşüncelerini dile getirince AK Parti ve destekleyicisi medyada bir fırtına koptu.

 

Tartışmanın göbeğinde yine “darbe imâsı” ve “darbe tehdidi” iddiası yer alıyor. 

 

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel  “Saray rejiminin, saray düzeninin sonu geliyor” şeklinde bir öngörüde bulundu ve kamu görevlilerini hukuksuz uygulamalar konusunda uyarıp yasalara uygun ve adil davranmalarını istedi.

 

Beklenebileceği gibi, iktidar cenahı ve destekçisi basın bu açıklamaları “darbe tehdidi” olarak yorumladı.

 

Özgür Özel’in söylediklerinde anormal olan ne?

 

CHP ve Millet İttifakı bugün ciddi bir iktidar alternatifi durumunda. Özgür Özel de CHP’nin önemli bir temsilcisi. Türkiye’deki iktidarı, rejimi ve düzeni değerlendirmesi ve sonunun gelmekte olduğunu ileri sürmesi, bir muhalefet partisinden beklenebilecek olağan bir yaklaşım değil mi?

 

Rejime ve düzene yönelik siyasal bir sıfat kullanmış ve iktidarın gideceğine dair bir öngörü ifade etmiş; hepi topu bu.

 

Olağan demokratik ölçüler içinde, isteyen “saray” nitelemesini tartışabilir; isteyen de “sonu geliyor” öngörüsünü çürütebilir.

 

Peki, bunun neresinde darbe imâsı, isteği ve çağrısı var ki, iktidar çevreleri bu kadar alevlendi!

 

Hiçbir yerinde yok. Yok, ama son dönemde iktidar açısından darbe suçlamasının fevkalâde kullanışlı politik bir araç haline geldiği hiç de gözden kaçmıyor.

 

Tabii önemli olan husus, etkisiz hale gelmiş bir parlamentoda dahi çoğunluğu elinde tutan, güçler ayrılığı ilkesinin neredeyse tamamen askıya alındığı bir başkanlık rejimiyle iktidarını sürdüren bir partinin, muhalefet hakkında neden bu tür suçlamalara ihtiyaç duyduğudur.

 

Kaftancıoğlu: Seçim dışında düşüncem yok

 

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na gelince, attığı bir tweet onu da hedef tahtasına oturttu. İktidarı bir yana bırakalım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de mevzua bodoslama daldı.

 

Kaftancıoğlu’nun AK Parti’yi gidici görenler arasında olduğunu biliyoruz. Bunun nasıl olacağına dair malum tweet’te “Bir erken seçimle veya başka bir şekilde” yazdı. Özellikle cümlenin ikinci kısmı olan “başka bir şekilde” ifadesindeki muğlaklık ister istemez eleştirilere yol açtı.

 

Seçim ve demokrasi dışı seçeneklerin ima edildiği ileri sürüldü. Kaftancıoğlu, Ahmet Hakan’la yaptığı görüşmede “genel seçimleri” kastettiğini söyleyerek, seçim dışında herhangi bir düşüncesi olmadığını açıkladı. Ancak bu düzeltme iktidar çevrelerini tatmin etmedi.

 

İstanbul’un AK Parti’den koparılmasındaki rolüyle birlikte  yıldızı parlayan Kaftancıoğlu kimi zaman CHP’yi zorlayan çıkışlar yapıyor. AK Parti’nin ise ondan hiç hazzetmediğini tahmin etmek zor değil.

 

Demokrasiye inanan bir politikacı olan Canan Katfancıoğlu’nun cümlesinin, seçimle gelenin seçimle gitmesi ilkesine hiç de uygun düşmeyen bir muğlaklık içerdiği bir gerçek.

 

İktidar çevrelerini yatıştırmak diğer Grup Başkanvekili Engin Altay’a düştü. “Türkiye’de darbeler dönemi kapanmıştır. Kimse darbe yapmayı aklından geçirmesin. Erdoğan, bir darbeyle oradan inmeyecek. Böyle bir şeye tevessül edilirse, önce CHP o girişim karşısında görevini yapar, göğsünü siper eder” açıklamasını yaparak konuyu kapatmaya çalıştı.

 

Ama nafile; iktidar çevreleri “Tamam, anladık” demedi; Altay’ın son derece isabetli açıklamasından sonra bıçak gibi kesilmesi gereken tartışma halen devam ediyor.

 

Kullanışlı suçlama fihristi

 

Durum böyle olunca, iktidarın özellikle son 3-4 yıldır muhalefete karşı biteviye kullandığı bazı politik başlıklar aklıma geldi. Her zaman işe yarayan, kullanışlı bir fihrist bu. Seç, beğen, kullan!

 

İşte bazıları: Beka sorunu, darbe girişimi, vesayet, Gezi olayları, din ve dindarlık, uluslararası komplo ve bölücülük.

 

İktidar, bu elbiseleri usta bir terzi gibi kesip biçerek, sağını solunu toparlayarak, zamanın modasına uygun hale getirerek muhalefete, özellikle de CHP’ye döne döne giydirmekten bıkmıyor.

 

Bu fevkalâde değerli malzeme içinden bir kez daha darbe seçilmiş.

 

İktidarın bu “darbe” suçlamasında, ülkenin siyasi partilerini demokrasiye ve halkın rızasına sadakat konusunda bir müşterekte buluşturma motivasyonu ve niyeti pek yok.

 

Daha çok, ana muhalefeti bu nevi gerçek dışı ithamlar yoluyla marjinalleştirme; yükselme ihtimali varsa zayıflatma; kendi parti örgütü, üye ve seçmen kitlesinde görülen merkezkaç eğilimi durdurma amacı güdülüyor.

 

AK Parti anlamalı; CHP artık eski CHP değil

 

Evet, bir zamanlar CHP vesayet güçlerinin gözünün içine bakardı. Darbeler karşısında demokrasi değerlerini gözeten bir tavır almaz, hattâ destekçisi olurdu. Darbe sonrası iktidar kombinasyonları içinde kendine yer arardı.

 

Bunun arkasında yatan, jakoben laiklik anlayışı nedeniyle dindar seçmene hayli uzak olması, halka güvenmemesi ve seçimler yoluyla iktidara gelmeyi imkânsız görmesiydi. Geride bıraktığımız on yıllarda bu durumu sık sık yaşadık.

 

Ancak bir süredir durum hayli değişti. Taşıdığı mirasın kimi olumsuzluklarından bütünüyle arındı denilemezse bile, CHP son yıllarda halkın rızasına dayalı bir meşruiyet hattı üzerinden iktidara gelmeye çalışıyor. Bu doğrultuda Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde dikkat çekici adımlar atıldığını görüyoruz.

 

Parti, bu amaçla inanç ve kimlik farklarını, yaşam tarzını sorun etmeyen politik buluşmalar gerçekleştiriyor. Umudunu vesayete ve darbelere bağlayanlarla arasına sınır çekiyor. İktidara yürüyüşünü böyle bir eksen üzerinde inşa etmeye çalışıyor.

 

Bocaladığı durumlar olmuyor mu? Şüphesiz oluyor. Fakat bugün CHP’yi darbecilikle suçlamanın hiçbir ikna ediciliğinin kalmadığı görülmelidir.

 

AK Parti ve destekçilerinin bu yöndeki yoğun çabalarının ise iktidarın gittikçe daralan toplumsal desteğini genişleteceğini hiç mi hiç sanmıyorum. Çünkü ellerindeki aracın kullanım süresi geçmiş bulunuyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.11.2020
Türkiye, Türkiye olalı böyle ‘Devran’ görmedi!
24.11.2020
Hedefteki lider: Kemal Kılıçdaroğlu
16.11.2020
İktidar yeni bir sayfa açabilir mi?
3.11.2020
Muhalif partiler olmasa memleket ne güzel…
27.10.2020
Seçim tartışması bu şartlarda biter mi?
11.10.2020
İktidar ülkeyi nereye sürüklüyor?
29.09.2020
Hukuku tuşa getiren HDP operasyonu
25.09.2020
“Samimi demokrasi” buysa…
17.09.2020
İçişleri Bakanı böyle davranamaz!
11.09.2020
Atlamayalım… Bahçeli bu defa idam istedi!
6.09.2020
Barış Atay’a saldırı geçiştirilemez!
30.08.2020
Müjde ve felaket: Karadeniz’in gazı ve seli
14.08.2020
‘Nepotizm’ dediğin böyle olur!
9.08.2020
Bugün CHP’den ayrılma ne anlama gelir?
24.07.2020
AK Parti’yle nereye kadar?
16.07.2020
Muteber iş adamı ve durmaksızın patlayan fabrikası
2.07.2020
AK Parti’nin ‘ince’ hesapları
22.06.2020
Türkiye Kürt sorununu kiminle çözecek?
16.06.2020
HDP’yi kapattırma sevdası
7.06.2020
Yine neler oluyor?
2.06.2020
Siyasette iki tıkanma
16.05.2020
Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil!
8.05.2020
Kullanım süresi geçmiş suçlama
17.04.2020
Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu?
4.04.2020
Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge
19.03.2020
Korona ve siyaset
4.03.2020
Ömer Faruk’tan Aşk ve Ereksiyon “Aşk”ı
21.02.2020
Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı?
3.01.2020
Kanal İstanbul (1) Hakiki bir ihtiyaç mı? (*)
28.12.2019
Okuyucuya not: Kanal İstanbul ısrarı ve gerçekler
13.12.2019
Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti
4.12.2019
Bunu da gördük: Üniversiteye haciz!
23.11.2019
Dipsiz Göl’ün ölümü
15.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
9.11.2019
Zor denklem!
15.10.2019
Yargı ve adalet krizi
4.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlar'dan sosyal medya ve Gariplikler (*)
8.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
18.05.2019
#sanatçıyadokunma!
12.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
4.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
15.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
8.4.2019
Adresini arayan uyarı!
4.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
10.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
20.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
11.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
30.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive