Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Siyasette iki tıkanma


2.06.2020 - Bu Yazı 256 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  İyi Parti’nin HDP’ye çektiği kırmızı çizgi, CHP’nin miadını doldurmuş ürkekliği ve lüzumsuz hassasiyeti ile birleşince, son günlerde pek sağlıklı bir görüntü vermiyor. Öyle ki, CHP farklı düşünse bile sözünü kurarken İyi Parti’yi kolluyor; İyi Parti ise MHP’nin suçlayıcı salvolarından korkuya kapılıyor. Geniş bir toplum kesimi muhalefet blokunu desteklediği halde, bu iki parti manâsız ve yararsız bir döngünün içinde debelenip duruyor.

 

2023’ü görecek takati kalmadığından hareketle, AK Parti iktidarının salgın sonrası uygun bir zamanda, Türkiye’yi erken seçime götürmeye hazırlandığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Seçimin zamanını kestirmek kolay olmasa da iktidarın ciddi bir kaybetme endişesi içinde olduğu görülüyor. Bunu, Babacan ve Davutoğlu ile CHP arasında ödünç milletvekili diyalogları şöyle ucundan kamuoyuna yansıyınca, engelleyecek yasayı hemen Haziran’da Meclise getireceklerine dair açıklamalarından anlıyoruz.

Seçim sürecinde gündemin demirbaşları arasında işsizlik ve yoksulluk, ekonomi ve borçlar, eş dost kayırmalar, basın özgürlüğü ve haksız tutuklamalar, hukuksuzluk ve demokrasi ihlalleri, dış politikada savrulmalar gibi konuların yanında, şüphesiz Kürt sorunu da boylu boyunca yer alacak.

Bu noktada gerek AK Parti ve gerekse Millet İttifakı partilerinin, özellikle HDP’ye karşı yaklaşımlarında görülen politik açmaz ve tıkanmaya dikkat çekmenin yararlı olacağını düşünüyorum.

AK Parti’nin sonuç vermeyen ısrarı

AK Parti iktidarı son beş yıldan beri Kürt sorununu resmen unuttu. Barış ve Çözüm Süreci’nin bütün siyasal, kültürel ve duygusal kazanımlarını çöp tenekesine attı.

Kürt yurttaşların yoğun olarak yaşadığı bölgeye MHP’nin gözlüğüyle baktığı için bölge halkına neredeyse tamamen yabancılaştı. Bütün Türkiye’yi ilgilendiren büyük bir tarihsel sorun hiç yokmuş gibi davrandı ve halen de böyle devam ediyor.

İktidar bu dönemde HDP’ye ağır baskı uyguladı ve bu da devam ediyor. Faaliyetlerini ya yasakladı ya da bir biçimde engelledi. Bu politikaların sonucunda partinin genel başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri ve üyeleri cezaevlerini mesken tuttu.

İktidar HDP’nin kazandığı belediyelere hukuk dışı yollarla kayyım atayıp el koydu ama seçmen ilk fırsatta tekrar HDP’nin adaylarını seçti. Gelişmelerin yönüne bakarsak, önümüzdeki seçimde de farklı bir şey olmayacağı şimdiden belli.

Şurası bir gerçek, Cumhur İttifakı’nın ortakları el ele verip, Meclisin üçüncü büyük partisi olan HDP’yi öyle ya da böyle siyaset dışına itmeye çalışıyor.

Şu soru önemli: Bu yok sayma, marjinalleştirme ve olur olmaz gerekçelerle kriminalize etme gayretlerinin kendilerine kayda değer bir şey kazandırmadığını nasıl göremiyorlar?

Bıkmadan usanmadan beş yıldır tekrarlanan bu politikanın, toplum indinde AK Parti’ye siyasi ve ahlâkî haklılık getirmediği gibi, seçmen desteğini de yükseltmediği çıplak gözle görülüyor. Hattâ kendi saflarında yer tutan Kürt seçmenlerde bariz bir gönül kırıklığı yarattığı da biliniyor.

Şüphesiz HDP’yi herkes kendi siyasal meşrebince birçok yönden eleştirebilir. Kimi PKK karşısında sesinin gür çıkmasını bekleyebilir; kimi demokratik mücadele alanına hakimiyetini daha fazla artırmasını isteyebilir. Birçoğu da, bizzat HDP’nin kendisini de derinden etkileyen silahlı saldırı, şiddet ve terör politikalarına karşı ikircimsiz tavır alması gerektiğini söyleyebilir. Nitekim söyleyenler de var. Ama iktidarın bu partiye yönelik uygulamaları ve tavrı, hukukun ve siyasi teamüllerin tamamen dışında.

İktidar güçlerinin HDP’ye dair beklenti ve değerlendirmeleri ne olursa olsun, HDP’nin artık Türkiye’nin yasal ve demokratik siyasal zemininin vazgeçilmezleri arasına girdiğinin kabul edilmesi, ona göre eşitlikçi ve demokratik bir tavır geliştirilmesi gerekir.

Bugün kimse Kürt sorununun çözümünde AK Parti’nin yeniden etkin aktör konumuna gelmesini beklemiyor. En azından, köprülerin çoktan atıldığı ve hayallerin toprağa gömüldüğü biliniyor. 

Gerçek şu ki, iktidar HDP’yi rahat bıraksa da bırakmasa da, seçmeninin partisine sadakati devam ediyor; batı kamuoyunda bu partinin kabul edilirliği giderek artıyor.

Öyleyse, yürümeyip tıkanacağı daha baştan belli olan, demokratik toplumsal vicdana “bu kadar da olmaz” dedirten baskı ve dışlama politikasını AK Parti ne uğruna sürdürüyor?

Millet İttifakı: Ne seninle ne sensiz!

Olayın bir başka boyutu da Millet İttifakı’nın ortakları CHP ve İyi Parti  ile HDP arasında yaşanıyor.

Özellikle İyi Parti istiyor ki HDP ittifakta olsun ama resmiyette olmasın; pek fazla ortalıkta görünmesin; adı sanı geçmesin ve masada sandalye istemesin.

İyi Parti’nin HDP’ye çektiği kırmızı çizgi, CHP’nin miadını doldurmuş ürkekliği ve lüzumsuz hassasiyeti ile birleşince, son günlerde pek sağlıklı bir görüntü vermiyor.

Öyle ki, CHP farklı düşünse bile sözünü kurarken İyi Parti’yi kolluyor; İyi Parti ise “aman saldırı almayayım, milletvekili ve üye kaybetmeyeyim” mantığıyla, MHP’nin suçlayıcı salvolarından korkuya kapılıyor. Geniş bir toplum kesimi muhalefet blokunu desteklediği halde, bu iki parti manâsız ve yararsız bir döngünün içinde debelenip duruyor.

Böyle bir görüntü veren ittifakın istikrarı, geleceği, seçimi kazanma kapasitesi ister istemez sorgulanıyor.  Gelecek ve DEVA partilerinin de katılımıyla muhtemel büyümenin hesapları yapılırken, beri yandan HDP konusunda sürekli sınır çizilmesi, oy dengesi gerçekliği dikkate alındığında iyice kuşku yaratıyor.

Gerek AK Parti ve gerekse MHP, Millet İttifakı’nı dumura uğratmak için HDP’ye yüklenmenin en uygun saldırı taktiği olduğunu tesbit etmiş durumda. İyi Parti ve CHP’yi “ihanet içinde olmak ve terör örgütüyle işbirliği yapmak”la, “terör örgütünün siyasi koluyla iş tutmak”la suçluyor ve sonuç da alıyorlar.

Yani, bu ittifakın yumuşak karnı HDP’dir; “ne bulursan onunla vur, mutlaka sonuç alırsın” diye hesap ediyorlar. Böyle durumlarda Millet İttifakı ortaklarının sergilediği ürkek tavır işlerini kolaylaştırıyor. 

Korkunun faydası yok

Halbuki HDP Mecliste onlarca milletvekili bulunan, bölgesini yöneten, demokratik ve yasal zeminde mücadele veren, 15 Temmuz darbesine direnmiş bir parti.  Hakkında bir kapatma dâvâsı olmadığı halde, bütün bu gerçekleri gözlerden saklayan ırkçı ve milliyetçi propaganda karşısında CHP ve İyi Parti’nin ellerinin ayaklarının birbirine dolanması, ittifakın geleceği açısından ciddi bir sorun olarak görünüyor.   

CHP İyi Parti’nin kopmasından ve ittifakın güç kaybetmesinden korkuyor; İyi Parti ise milliyetçi ve ırkçı demagojinin bünyesinde ve seçmeninde yıkıcı etki yapmasından çekiniyor.   

Hatırlayalım, dokunulmazlıklar konusu Meclise geldiğinde CHP’nin bu endişeye teslim olması, hem kendisi hem de bütün ülke için vahim bir sonuca yol açmıştı. Ardından iktidarın hukuk dışı uygulamaları yağmur gibi gelmişti.

Aslında, Cumhur İttifakı’nın HDP hakkında yürüttüğü suçlayıcı ve dışlayıcı propagandanın muhalefet seçmenlerini etkileme gücü çok azaldı. Dönemin değişmekte olduğunu CHP ve İyi Parti’nin de görmesi beklenir. En azından son seçimlerde birçok şehirdeki hava bunun açık işaretlerini verdi, demagojik propagandanın temelsizliği iyice açığa çıktı.

Artık tıkanma belirtileri gösteren “HDP’ye mesafeli durma, resmiyet düzeyinde ittifak ortağı saymama ve muhatap almama” politikasının, bumerang gibi geri dönüp Millet İttifakı’nı vurması da ihtimal dışı değil. Çünkü söz konusu parti açısından tahammülü zor bir tablo doğmuş durumda.

Esasen iktidarın HDP hakkında yürüttüğü  “terör örgütünün siyasi kolu… terör örgütüyle arasına sınır çekmiyor” gibi söylemlerle bu partinin seçmenini ondan uzaklaştırma ve partiyi marjinalleştirme hesabı boşa çıktı. Zaten toplumun geniş bir kesiminde bu yaklaşım hukuki, meşru ve adil de bulmuyor.

İttifak partilerinden “HDP ile seçim sürecinde bağ kuruldu mu, kurulmadı mı” diye tartışmak yerine, Kürt sorununu da çözmeye aday olarak ortaya çıkmaları bekleniyor. Böyle geniş vizyonlu bir adımın Türkiye’nin siyasal havasını hayli değiştireceği tahmin edilebilir.

Sonuç olarak, mevcut ürkek politika tıkandı ve sürdürülebilirliği kalmadı. Millet İttifakı’nın varlığına ve gelişmesine bir katkı sunmuyor. Israr edildiği takdirde, işlerinin pek kolay olmayacağı görülüyor.

HDP’nin kendisinden ve PKK’dan kaynaklanan tıkanma ise başka bir yazının konusu.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.07.2020
AK Parti’nin ‘ince’ hesapları
22.06.2020
Türkiye Kürt sorununu kiminle çözecek?
16.06.2020
HDP’yi kapattırma sevdası
7.06.2020
Yine neler oluyor?
2.06.2020
Siyasette iki tıkanma
16.05.2020
Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil!
8.05.2020
Kullanım süresi geçmiş suçlama
17.04.2020
Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu?
4.04.2020
Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge
19.03.2020
Korona ve siyaset
4.03.2020
Ömer Faruk’tan Aşk ve Ereksiyon “Aşk”ı
21.02.2020
Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı?
3.01.2020
Kanal İstanbul (1) Hakiki bir ihtiyaç mı? (*)
28.12.2019
Okuyucuya not: Kanal İstanbul ısrarı ve gerçekler
13.12.2019
Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti
4.12.2019
Bunu da gördük: Üniversiteye haciz!
23.11.2019
Dipsiz Göl’ün ölümü
15.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
9.11.2019
Zor denklem!
15.10.2019
Yargı ve adalet krizi
4.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlar'dan sosyal medya ve Gariplikler (*)
8.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
18.05.2019
#sanatçıyadokunma!
12.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
4.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
15.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
8.4.2019
Adresini arayan uyarı!
4.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
10.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
20.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
11.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
30.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive