Ayşe Böhürler

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Tas yere düşmeden çınlamaz…


29.06.2019 - Bu Yazı 427 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Üzerine çok konuşulacak bir seçim döneminin ardından ne olup bittiğine dair daha kapsamlı analizler yapılması gerekiyor. Ancak gördüğüm kadarıyla yol gösteren analizler yerine ahkam kesmeler, “Ben dememiş miydim?” tarzı izahlar daha çok öne çıkıyor. Elbette bunların da uyarı mahiyetinde önemi var. Amma velakin suya gitmeden önce söylenmesi gerekenleri şimdi söylemek işe yaramaz. Şimdi ahlanmalar vahlanmalar değil, daha kalıcı ve daha bütüne bakan yorumlar yol gösterici olacaktır.

Elbette tas yere düşmeden çınlamaz. İstatistikler ve sayısal veriler bize bir resim gösterse de önemli olanın onun arkasındaki duygu durumunu fark etmek ve anlamak olduğuna inanıyorum. Bunun için de sosyolog ve özelikle psikologların, psikiyatristlerin çok daha doğru analizler yapacağına inanıyorum. Buna Mustafa Özel ve Fatma Barbarasoğlu’nun kulaklarını çınlatarak romancıları ve hikayecileri de ilave edebiliriz. Çünkü sayısal verilerin ortaya koyduğu davranış değişikliği hangi tutum ve beklentideki değişimi yansıtıyor bize, bunları söylecek insanlara ihtiyacımız var.

Elbette değişen seçmen kitle ve beklentilerini, onları tanıyarak anlamak önemliydi. Diğer taraftan çağın yaşadığı değişim; olaylara bakışı, değerleri, post truth bir profil, somut cemaatlerin yerini sanal cemaatlerin alması gibi bir çok etken de seçim kararlarında etkili oldu. Ekonomi önemliydi diyenlere katılsam da çok çok etkili olduğu kanaatinde değilim.

Ancak sonuçta oy davranışı bir tutumla ortaya çıkıyor, çeşitli saiklerle netleşiyor. Bu tutumu oluşturan sebepleri ise iletişim bilimi, sosyoloji ve psikoloji hatta sosyal psikolojide tanımlanmış gerçekler oluşturuyor. Yani yeniden keşfetmeye gerek yok. Üç aşağı beş yukarı her toplumda da aynı sebepler aynı sonuçları ortaya çıkarıyor. Bu nedenle şahsi yorumların ötesinde bilimsel doğruları birleştirerek meseleye bakmanın (kazanan ve kaybeden açısından) çok daha isabetli olacağına inanıyorum.

Bir iletişimci olarak elbette her seçimde en çok siyasi iletişim stratejileri dikkatimi çeker. Seçim sathı sonuçta bir sahnedir. Sahne dizaynı, oyuncular, kostümler, tiradlar, oyun stili, üslup, senaryo, ışıklar, oyunculuk gücü hepsi bir bütün olarak sahnede başarıyı ortaya çıkartır. Bir sahneyi başarılı kılan her şey seçim sathında da geçerlidir. Rahmteli Erol Olçok’un bence en büyük başarısı bu sahneyi tüm unsurlarıyla görebilmesiydi diye düşünürüm, Bütüne bakar, detayı bütünden ayrı düşünmezdi. Sahiciliğe o kadar da önem vermez, duyguya odaklanırdı. Elbete bunu araştırma verileriyle de perçinlerdi. Sayısal veriler duyguyu anlamaya götürme yolu açardı.

Rakip partiler ise bunu bir türlü başaramaz, sürekli yanlış yorumlarla yollarına devam ederler ve kaybederlerdi. Bir dönem… Hatta çok yakınlarda, hem de bir psikolog, Acar Baltaş’ın yazısında dahi benzer bir ifadeye rastlayınca çok şaşırmıştım. Seçmenin 17 yıl partiye verdiği desteği makarna ve kömüre endeksliyordu.

Bu tutum yaklaşık 11 seçimi kaybetmelerine sebep oldu. Suçu seçmen kitlede bulmak kitleyi hakir görüp onu duyup anlayacağınız kanalları kapatmak onlara hep yenilgi getirdi. AK Parti ise kulağını ve kalbini o kitleye verdi; duyup anlamaya çalıştı ve çok çalışıp kazandı.

Siyasi iletişimde seçmenin duygularını, bunların işaretlerini, kültürel kodları iyi okuyan ve mesajını doğru bir kanalla iletebilen kazanır. Mesaj, araç ve alıcı kitle… Bu üç unsurun her biri de aynı şekilde büyük önem taşır. İstanbul seçimini kazanan tarafın iletişim stratejisinde bu üç unsur çok iyi çalışılmıştı. Hedef kitlenin kültürel kodlarına uygun bir kampanya onlara başarı getirdi.

Seçim sonuçlarına ilişkin analizlerin bir başka boyutunda ideolojik yorumlar öne çıkıyor. Muhfazakarlar sekülerleşti, dindarlar muhafazakarlaştı ya da seküler milliyetçiler, Atatürk milliyetçileri filan gibi. Bu çerçeveler seçmen kitleyi tanımlamak açısından hem dar, hem yetersiz hem de gerçekçi değil. Iskaladığı pek çok şey var. Bence sonuçları anlamayı da giriftleştiriyor.

Seçmen kitleyi tanımlarken ideolojik gözlüklerin ötesinde ihtiyaçlar, beklentiler ve duygu durumu üzerine yoğunlaşmak daha isabetli olur inancındayım.

Bu nedenlerle İstanbul seçiminin daha çok sosyolog, sosyal psikolog ve psikologlar tarafından analiz edilmesinin kitlenin fikrinden ziyade duygusunu anlamaya çalışmanın daha isabetli olacağı kanatindeyim.

Bu seçimin kurucusu olduğum AK Parti’nin kaybettiği ilk seçim olmasından gurur duyduğumu söylemek isterim. Dile kolay 17 yıldır, yerelde genelde, her seçimi kazanmak az buz bir siyasi başarı değildir. İstanbul seçiminde oy düşüşünü üzüntüyle karşılasam da gelecek açısından bize yol gösterici olacağına inanıyorum. Bazen tökezlemek kendimizi yeniden toparlamaya vesile olur, azmimizi, gayretimizi güçlendirir. O nedenle etten evvel kazana düşenlerin istekleri elbette karşılık bulmayacak, Ak Parti hatalarından ders çıkarmayı bilecektir. Gerisi lafü güzaf deyip İstanbul’nun yeni başkanı Ekrem İmamoğlu’na bol şans diliyorum.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
29.06.2019
Tas yere düşmeden çınlamaz…
13.4.2019
Zafer mi hareket mi?
30.3.2019
Yarın seçim var...
9.2.2019
Mehmet Genç’e saygının da ötesinde…
26.1.2019
Toplumsal cinsiyeti konuşmak...
19.1.2019
Hala başörtüsü mü?
13.1.2019
Türk düşünce tarihimiz içinde ‘İslam’
5.1.2019
Öğrenciyi müşteri gibi görmekten vazgeçmeli…
29.12.2018
Kim var imiş biz burada yoğ iken…
17.11.2018
İyiler Tayfası
4.11.2018
Gündelik hayat politikaları…
27.10.2018
Dip tartışmalar
13.10.2018
Toplumsal bozulmanın kötü kişisi kim?
30.9.2018
Tehlikeyi anlatırken…
15.9.2018
İşte geldik gidiyoruz
8.9.2018
Dar alanda kırk boğum…
1.9.2018
Hayatı yüzeyde yaşa-sanal dünyada dip yap!
25.8.2018
Arka sokaklardan Batı’ya bakınca…
18.8.2018
Bu kriz hapşırık bile değil!…
11.8.2018
Nasıl bir gelecek?
4.8.2018
Hayatı simülasyon olarak yaşatmak…
28.7.2018
Eğitimde düalizm ve Kapadokya örneği
21.7.2018
Din eğitiminde orta yol mümkün mü?
14.7.2018
Yeni dönem: Bürokrasi ve fuzzy mantığı
7.7.2018
Yeni yüzyıl yeni sistem
30.6.2018
Seçmen nezdinde
23.6.2018
Seçmene kızgın “seçilmişler”
16.6.2018
Kültürel iktidar
9.6.2018
Sahalardan seçim gözlemleri
26.5.2018
Kriz başlıkları
19.5.2018
Akıl dışı efsaneler insanlığın önüne geçiyor
12.5.2018
Çözüm yasaları…
5.5.2018
CHP’nin hesabı ve umudu?
28.4.2018
Alacakaranlık siyaseti
21.4.2018
Seçim davranışını ne etkiler?
14.4.2018
“Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar
7.4.2018
Kurum ve kuruluşlar için farkındalık
18.3.2018
Rusya’nın büyük gaspı ve İngiltere gerilimi
10.3.2018
Kime itibar edelim?
3.3.2018
Kutsal at
2.3.2018
Dragut Reis ya da Turgut Reis’ten bugüne Cezayir
25.2.2018
Mağduru koruyarak tacizciyi cezalandırmak…
17.2.2018
Sahadan
10.2.2018
İran, tesettür ve biz
3.2.2018
CHP’nin Kürtlerle imtihanı ve yeni rotası
27.1.2018
Afrin harekâtına destek ve Anadolu irfanı…
6.1.2018
İyiliğe davetin formatı yok mu?
17.12.2017
Yardıma muhtaç bir halk değil, devlet!
2.12.2017
İnanç kültürü, hızlı moda ve işçiler…
18.11.2017
Kendinden nefret edenler
5.11.2017
Bakü’den ve Türkiye’den notlar…
21.10.2017
Küresel sahnede birleşik Avrupa’ya ihtiyaç var mı?
14.10.2017
Serhat boylarından…
7.10.2017
Kral ve Ayetullah
30.9.2017
Din yorgunu gençler!
24.9.2017
Öküz altında buzağı aramadan "TEOG
17.9.2017
Eğitimden siyasete vasatlaşma
9.9.2017
Siyaseti tarihe yaslamak…
26.8.2017
Asker ocağında eğitim…
19.8.2017
Yenilikçiler-Tayyipçiler-AK Parti
12.8.2017
Milli kültür meseleleri ve maarif davamız…
5.8.2017
Kadın aleyhine işler
29.7.2017
Kudüs kapısı
22.7.2017
Kur’an bütün zamanlar için geçerli bir hidayettir…
15.7.2017
Maskeler düşerken…
8.7.2017
Kötülüğü yalnızlaştırmak!!!
1.7.2017
Kriz istikrarlaştı/ Kabile ve küresel iktidar
ç24.6.2017
Körfezde Mesihi ruh!
17.6.2017
Her şeye hazır kitle…
10.6.2017
Düzeltme/ Bizim kuşak
3.6.2017
Kalanlara da gidenlere de selam olsun!
27.5.2017
Dindar, Cumhuriyet değerleri ile barışık ama cahil
20.5.2017
Meşkin/Mis kokulu kalemler Doha’da...
13.5.2017
Kadın Cumhurbaşkanı
7.5.2017
Eski ya da yeni, mesele organik olmak!
30.4.2017
Babil kompleksi
22.4.2017
Analizatörlere analiz… “Sen neymişsin be abi!”
15.4.2017
Yol hikayelerimiz ortak
8.4.2017
ABD Suriye konusunda son üç günde neden fikir değiştirdi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive