Ayşe Böhürler

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Çözüm yasaları…


12.5.2018 - Bu Yazı 400 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Güncel birçok olayı konuşurken “aksayan yönleri nasıl gideririz” sorusunu sormaktan ziyade konuyu dedikoduya kurban veriyoruz. Kuşkusuz hatalar yanlışlar sadece kendi toplumumuzda olmuyor. Dünyanın her yerinde benzer dertler benzer sorunlar yaşanıyor. Sonuçta her şey insanla başlayıp onunla bitiyor. Bireysel ve toplumsal yönetim, yasaların da dinlerin de bilimsel disiplinlerin konusu olarak da aslında bize çok şey söylüyor. Mesela Kur’ân-ı Kerim Ra’d Suresi 11. âyet meâlen, “Siz kendinizde olanı değiştirmedikçe Allah da sizin durumunuzu değiştirmez” derken bize değişimin değişmeyen yasalarından birisini söylüyor. Toplumsal değişim öncelikle herkesin kendinde yapacağı değişimle başlıyor. Kesin olan değişim öyle gökten zembille düşmeyecek, bizimle olacak.

Yönetim bilimi bugün üniversitelerde farklı disiplinlerin altında okutuluyor. İnsani tecrübeler, ortak aklın ürettiği formüller yönetimde verimliliği artırmanın yöntemleri “hiyerarşiyoloji” denilen bir bilim dalı haline gelmiş durumda. Bu nedenle yönetim sorunlarını çözerken dedikoduya dayalı bilgilere değil yönetim ilkelerinde aksayan noktalara odaklanmanın sonuç alacağına inanıyorum. Hangi kademede olursa olsun “yönetimi verimli hale getirmek” ve “algı yönetimi” bir arada ele alındığında ancak doğru sonuçlara ulaşılabilir. Bunun için de yepyeni keşiflere de ihtiyaç yok, yapılmış birçok bilimsel çalışmaya bakmak bile bize yol gösterebilir.

Hiyerarşinin bilimsel verilerle prensiplerini ortaya koyan isimlerin başında Kanadalı bir eğitimci olan Peter Laurence geliyor. Hiyerarşiyi işletmenin altın kurallarını Peter Prensipleri anlatıyor. Diyor ki: Hiyerarşilerde insanları ya atıyorsunuz ya terfi ettiriyorsunuz. Ne yapıyorsunuz, mevcut pozisyonda yeterli olanı terfi ettiriyorsunuz. Terfi ettirdiğiniz adamın bir sonraki pozisyonda yeterli olup olmadığını ise bilmiyorsunuz. Peter prensipleri burada devreye giriyor. Diyor ki; hiyerarşilerdeki genel eğilim her bir terfi ettirdiğiniz adamın, terfi ettiği noktada yetersiz olmasıdır. Böyle olduğu için de sistem burada donar ve kalır. Böylece hiyerarşi ve durağanlık bir üst aşamaya terfi edemeyecek yetersizlikte kişilerin oluşturduğu basamaklardan oluşur. Bu durum da sistemi tıkar. Bunu aşmanın yolları test edilmiş önerilerden geçiyor. Amaç sistemin verimli hale gelmesini sağlamak için bilimsel yöntemlerin devreye sokulmasının sağlanması. Elbette bu da tek başına yeterli değil! Bunun yanına Ali Saydam’ın deyimiyle “ortak bir ruhi birlik” oluşturulmasını sağlayacak algı yönetimini de eklemek gerekiyor. Türkiye yeni bir yönetim sistemine doğru evrilirken yönetimde verimlilik anlayışının bilimsel açılımlarıyla uygulanması için de büyük fırsatlar doğuyor.

KAMU DİPLOMASİSİ

Avrupa toplumlarına yönelik bir algı yönetimi yapıldığı ortada. Fransa’da yayınlanan bildiri bunun örneklerinden sadece birisi. Hollanda’da bir ders kitabında yer verilen Türkiye aleyhine sözler gibi, çoğu sivil hayattan yüzlerce örnek verebiliriz. Sivil kelimesinin altını çiziyorum. Çünkü bu örneklerin birçoğu sivil hayattan. Bunlara karşı yapılacakların yolu da yine sivil hayattan geçiyor. Kamu diplomasisini bu süreçte çok daha etkin ve güçle, sanattan spora, yemekten kültüre birçok alanda devreye sokulması gerekiyor. Elbette biz ne dersek diyelim Avrupa’nın tarihinden siyasetinden kaynaklanan önyargılar değişmez. Ama etkilenir, en azından etkilenecek kesimlere ulaşılır.

İSTANBUL KÜLTÜR ÇALIŞTAYI

Fikir güzel, inşallah sonuçları da güzel olur. İstanbul’a dair bir çalıştay yapma fikri Kültür Bakanımız Sn. Numan Kurtulmuş’tan gelmiş. Bu fikri uygulayan ise İstanbul İl Kültür Müdürlüğü. 11-12 Mayıs’ta Lütfi Kırdar’da 11 ayrı başlıkta ayrı komisyonlarda “İstanbul” konuşulacak. Amaç 10 bin yıllık bir tarihe sahip İstanbul’un tarihi kültürel kimliğinin korunması, değerlerinin geleceğe taşınması için “ortak aklı” ortaya çıkarmak. Farklı disiplinlerin, akademisyenlerin, sanatçıların, yöneticilerin konuya dahil edildiği “İstanbul-Kültür Çalıştayı”nın sonunda bir rapor hazırlanacak. Burada İstanbul’a dair bir öneriler zinciri ve yol haritası ortaya çıkacak. Bu tespit ve değerlendirmelerin yapıcı ve yenileştirici, zamanın değişim hızını ve ruhunu yakalayan politikalara dönüşeceğine inanıyorum.

HUZURDA DİRİLİŞ

Bu hafta haberdar olup etkilendiğimi projelerden bir diğeri de Eyüp Belediyesi tarafından hayata geçirilen ESTAM projesi oldu. Başlığın açılımıyla söylersek “Eyüp Sultan Tarihi Merkez Yönetimi” Huzurda Diriliş adıyla sunulan kapsamlı alan yönetimini kapsayan restorasyondan ulaşıma yaşayan ve kültürü yaşatan 67 projeden oluşuyor. Kısmen yaşayan; tarihin içinden bugüne kapı açan; bugünü de kapsayan geniş bir alana yayılmış bir açık hava müzesi gibi. Projede tüm bunlara erişim, ulaşımdan başlayarak her şey düşünülmüş. Tarihin restorasyonun yanı sıra yaşaması ve yaşatılmasına örnek teşkil eden bir alan yönetimini içeren bu projenin örnek oluşturmasını dilerim.

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.9.2018
İşte geldik gidiyoruz
8.9.2018
Dar alanda kırk boğum…
1.9.2018
Hayatı yüzeyde yaşa-sanal dünyada dip yap!
25.8.2018
Arka sokaklardan Batı’ya bakınca…
18.8.2018
Bu kriz hapşırık bile değil!…
11.8.2018
Nasıl bir gelecek?
4.8.2018
Hayatı simülasyon olarak yaşatmak…
28.7.2018
Eğitimde düalizm ve Kapadokya örneği
21.7.2018
Din eğitiminde orta yol mümkün mü?
14.7.2018
Yeni dönem: Bürokrasi ve fuzzy mantığı
7.7.2018
Yeni yüzyıl yeni sistem
30.6.2018
Seçmen nezdinde
23.6.2018
Seçmene kızgın “seçilmişler”
16.6.2018
Kültürel iktidar
9.6.2018
Sahalardan seçim gözlemleri
26.5.2018
Kriz başlıkları
19.5.2018
Akıl dışı efsaneler insanlığın önüne geçiyor
12.5.2018
Çözüm yasaları…
5.5.2018
CHP’nin hesabı ve umudu?
28.4.2018
Alacakaranlık siyaseti
21.4.2018
Seçim davranışını ne etkiler?
14.4.2018
“Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar
7.4.2018
Kurum ve kuruluşlar için farkındalık
18.3.2018
Rusya’nın büyük gaspı ve İngiltere gerilimi
10.3.2018
Kime itibar edelim?
3.3.2018
Kutsal at
2.3.2018
Dragut Reis ya da Turgut Reis’ten bugüne Cezayir
25.2.2018
Mağduru koruyarak tacizciyi cezalandırmak…
17.2.2018
Sahadan
10.2.2018
İran, tesettür ve biz
3.2.2018
CHP’nin Kürtlerle imtihanı ve yeni rotası
27.1.2018
Afrin harekâtına destek ve Anadolu irfanı…
6.1.2018
İyiliğe davetin formatı yok mu?
17.12.2017
Yardıma muhtaç bir halk değil, devlet!
2.12.2017
İnanç kültürü, hızlı moda ve işçiler…
18.11.2017
Kendinden nefret edenler
5.11.2017
Bakü’den ve Türkiye’den notlar…
21.10.2017
Küresel sahnede birleşik Avrupa’ya ihtiyaç var mı?
14.10.2017
Serhat boylarından…
7.10.2017
Kral ve Ayetullah
30.9.2017
Din yorgunu gençler!
24.9.2017
Öküz altında buzağı aramadan "TEOG
17.9.2017
Eğitimden siyasete vasatlaşma
9.9.2017
Siyaseti tarihe yaslamak…
26.8.2017
Asker ocağında eğitim…
19.8.2017
Yenilikçiler-Tayyipçiler-AK Parti
12.8.2017
Milli kültür meseleleri ve maarif davamız…
5.8.2017
Kadın aleyhine işler
29.7.2017
Kudüs kapısı
22.7.2017
Kur’an bütün zamanlar için geçerli bir hidayettir…
15.7.2017
Maskeler düşerken…
8.7.2017
Kötülüğü yalnızlaştırmak!!!
1.7.2017
Kriz istikrarlaştı/ Kabile ve küresel iktidar
ç24.6.2017
Körfezde Mesihi ruh!
17.6.2017
Her şeye hazır kitle…
10.6.2017
Düzeltme/ Bizim kuşak
3.6.2017
Kalanlara da gidenlere de selam olsun!
27.5.2017
Dindar, Cumhuriyet değerleri ile barışık ama cahil
20.5.2017
Meşkin/Mis kokulu kalemler Doha’da...
13.5.2017
Kadın Cumhurbaşkanı
7.5.2017
Eski ya da yeni, mesele organik olmak!
30.4.2017
Babil kompleksi
22.4.2017
Analizatörlere analiz… “Sen neymişsin be abi!”
15.4.2017
Yol hikayelerimiz ortak
8.4.2017
ABD Suriye konusunda son üç günde neden fikir değiştirdi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8