Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ayşe Böhürler

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Yeni yüzyıl yeni sistem


7.7.2018 - Bu Yazı 414 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 21. Yüzyılda…

Dünya ile rekabet edebilen bir ülke hayal ediyorsak…

Türkiye’nin önünü tıkayan sorunları açmak istiyorsak…

Ülke olarak 7. sınıf seviyesinde olan eğitim ortalamasını önce lise sonra da üniversite seviyesine çıkarmak istiyorsak…

Vesayet kültürünü taşıyan formel ve informel tüm yapıları ortaya çıkartan zihniyet ile mücadele etmek istiyorsak...

Buzdağının sadece su üzerinde kalan kısmını görüp ona karşı önlem almak yerine tamamını görebilmek istiyorsak…

Vesayetin dönemsel aktörleriyle mücadele etmek yerine bir bütün olarak onu yeniden yeniden üreten zihniyet ile mücadele etmek istiyorsak…

Kamu yönetim anlayışını belirli bir ideolojik zemin ötesinde halkın ihtiyaçlarına göre yapılandırmak istiyorsak…

Herkesin görevini unuttuğu bir yerde sadece siyasetçiyi suçlayarak çözüm aranmasının önüne geçmek istiyorsak…

… Ülke olarak geçiş yapacağımız yeni yönetim sistemiyle ilgili heyecan duymamak mümkün değil.

Bu ülkeyi daha katılımcı ve demokratik bir cumhuriyete dönüştürmek için kamu yönetim reformu yapılması gerektiğine dair fikirlerimiz yeni olmadığı gibi sadece bizim siyaset geleneğimizi taşıyanlara da ait değil. Türkiye’de yönetimde bulunan ve yönetim meselesinin krizlerine vâkıf olan herkesin üzerinde mutabık kaldığı konulardan birisinin yeni bir yönetim modeli ihtiyacı olduğu ortadadır.

AK Parti iktidarıyla birlikte bu alanda birçok değişiklik yapıldı. Ancak 90 yıl önce biçimlenen devlet yönetim modelinin, merkezi yönetim anlayışının katı ideolojik yapısı yeterince esnetilemedi. Parça parça pek çok değişiklik yapıldı. Ancak yapılan bu değişiklikleri bütünlemek bu katı yapı nedeniyle çok da mümkün olamadı. Pek çok yenilik yama gibi kaldı. Mesela ihtiyaç üzerine oluşturulan her yeni kurumun sistemin diğer mekanizmalarıyla uyumu çok zor sağlandı. Devlet yönetim modeli kendi içinde birçok kapalı devreden ibaretti. Bu hem sorumlulukların tespiti hem şeffaflık hem de sürdürülebilirlik açısından pek çok sorunu da beraberinde getiriyordu. Bu süreçte yapılan tüm yenilikler ana anlayışı etkileyemedi, kapasiteyi kısmen geliştirse de etkisi kısıtlı kaldı. Bünye ile bütünleşemedi. Bu noksanları yönetimde olan herkes gördü ve görüyor. Türkiye’nin önünü tıkayan engelleri aşabilmesi için devlet yönetimine dair temel paradigmaların değişmesi gerekiyor. Pazartesi günü detaylarına daha fazla hâkim olacağımız yeni hükümet modelinin ülkeyi daha katılımcı ve demokratik bir Cumhuriyete dönüştürmeye hizmet edeceğine inanıyorum.

Ülkemizin önü ancak Türkiye’nin bütününü kapsayacak bir yönetim reformu ile açılabilir.

Bu yeni yönetim anlayışında sorumluluk sahibi olan kişiler daha belirgin olacak. Hesap verilebilirlik, verimli ve sorumlu bir yöntemi anlayışını da mecburi olarak beraberinde getirecektir.

Türkiye’de vesayet yapıları suyun üzerinde buzdağı gibidir. Bunun en göze çarpanı askeri vesayet idi, ancak askeri vesayet tek vesayet odağı asla olmadı. Aslında çok daha günlük ve devamlı etkileri olan bir bürokratik vesayet meselemiz de var. Buzdağının görünen yüzü askeri vesayet ise, hiç kuşkusuz görünmeyen kısmının önemli bir parçası bu sivil bürokratik vesayettir. Örneğin ülkemizde bakanlar gündelik siyasetin vitrin isimleri olmaları hasebiyle icraattan çok politika yapmak mecburiyetinde oldular hep. Bölgesel ve parti içi dengelerin kabinenin oluşum sürecine etkisi her zaman çok güçlü oldu ki siyasetin doğasında bu kaçınılmaz bir durumdu. Haliyle devlet bürokrasisi pek çok bakanlıkta idareyi şekillendiren ana unsur haline geldi. Bürokrasinin, belki de devlet memurlarından oluşması sebebiyle, bir ana karakteristik özelliği vardır, o da ne olursa olsun statükoyu korumak. Çünkü memuriyet devamlılıktır, tertiptir, rutindir. Pek tabi bakanlıklar konunun uzmanı bürokratları olmadan yönetilemez, onlar da yönetim sürecinin kaçınılmaz ve gerekli bir parçasıdır. Fakat yönetme işini yapan, bürokratlar olduğu zaman elinizde rijit, değişime kapalı ve mevcut düzeni değiştirme ihtimali olan her fikre muhalefet eden bir devlet yapısı kalır. İşte Türkiye Cumhuriyeti olarak 90 küsur yılın sonunda önümüzde tam da böyle bir tablo var. Umudum ve tahminim odur ki yeni yönetim sistemi bu bürokrasiyi yok etmeyecek ancak esnetecek ve ufkunu açacaktır.

Potansiyel enerjisi yüksek ve hareket haline geçmiş bir cismin hareketini koruması için çoğu zaman ona daha fazla itici güç uygulamanıza gerek yoktur, tek yapmanız gereken onun “önünden çekilmektir”. Yeni yönetim sistemiyle değişimin ve gelişimin önünden çekilen bir yeni düzene geçiş yapmamız dileğiyle...

.

Facebook Yorumları

Kod8
4.11.2018
Gündelik hayat politikaları…
27.10.2018
Dip tartışmalar
13.10.2018
Toplumsal bozulmanın kötü kişisi kim?
30.9.2018
Tehlikeyi anlatırken…
15.9.2018
İşte geldik gidiyoruz
8.9.2018
Dar alanda kırk boğum…
1.9.2018
Hayatı yüzeyde yaşa-sanal dünyada dip yap!
25.8.2018
Arka sokaklardan Batı’ya bakınca…
18.8.2018
Bu kriz hapşırık bile değil!…
11.8.2018
Nasıl bir gelecek?
4.8.2018
Hayatı simülasyon olarak yaşatmak…
28.7.2018
Eğitimde düalizm ve Kapadokya örneği
21.7.2018
Din eğitiminde orta yol mümkün mü?
14.7.2018
Yeni dönem: Bürokrasi ve fuzzy mantığı
7.7.2018
Yeni yüzyıl yeni sistem
30.6.2018
Seçmen nezdinde
23.6.2018
Seçmene kızgın “seçilmişler”
16.6.2018
Kültürel iktidar
9.6.2018
Sahalardan seçim gözlemleri
26.5.2018
Kriz başlıkları
19.5.2018
Akıl dışı efsaneler insanlığın önüne geçiyor
12.5.2018
Çözüm yasaları…
5.5.2018
CHP’nin hesabı ve umudu?
28.4.2018
Alacakaranlık siyaseti
21.4.2018
Seçim davranışını ne etkiler?
14.4.2018
“Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar
7.4.2018
Kurum ve kuruluşlar için farkındalık
18.3.2018
Rusya’nın büyük gaspı ve İngiltere gerilimi
10.3.2018
Kime itibar edelim?
3.3.2018
Kutsal at
2.3.2018
Dragut Reis ya da Turgut Reis’ten bugüne Cezayir
25.2.2018
Mağduru koruyarak tacizciyi cezalandırmak…
17.2.2018
Sahadan
10.2.2018
İran, tesettür ve biz
3.2.2018
CHP’nin Kürtlerle imtihanı ve yeni rotası
27.1.2018
Afrin harekâtına destek ve Anadolu irfanı…
6.1.2018
İyiliğe davetin formatı yok mu?
17.12.2017
Yardıma muhtaç bir halk değil, devlet!
2.12.2017
İnanç kültürü, hızlı moda ve işçiler…
18.11.2017
Kendinden nefret edenler
5.11.2017
Bakü’den ve Türkiye’den notlar…
21.10.2017
Küresel sahnede birleşik Avrupa’ya ihtiyaç var mı?
14.10.2017
Serhat boylarından…
7.10.2017
Kral ve Ayetullah
30.9.2017
Din yorgunu gençler!
24.9.2017
Öküz altında buzağı aramadan "TEOG
17.9.2017
Eğitimden siyasete vasatlaşma
9.9.2017
Siyaseti tarihe yaslamak…
26.8.2017
Asker ocağında eğitim…
19.8.2017
Yenilikçiler-Tayyipçiler-AK Parti
12.8.2017
Milli kültür meseleleri ve maarif davamız…
5.8.2017
Kadın aleyhine işler
29.7.2017
Kudüs kapısı
22.7.2017
Kur’an bütün zamanlar için geçerli bir hidayettir…
15.7.2017
Maskeler düşerken…
8.7.2017
Kötülüğü yalnızlaştırmak!!!
1.7.2017
Kriz istikrarlaştı/ Kabile ve küresel iktidar
ç24.6.2017
Körfezde Mesihi ruh!
17.6.2017
Her şeye hazır kitle…
10.6.2017
Düzeltme/ Bizim kuşak
3.6.2017
Kalanlara da gidenlere de selam olsun!
27.5.2017
Dindar, Cumhuriyet değerleri ile barışık ama cahil
20.5.2017
Meşkin/Mis kokulu kalemler Doha’da...
13.5.2017
Kadın Cumhurbaşkanı
7.5.2017
Eski ya da yeni, mesele organik olmak!
30.4.2017
Babil kompleksi
22.4.2017
Analizatörlere analiz… “Sen neymişsin be abi!”
15.4.2017
Yol hikayelerimiz ortak
8.4.2017
ABD Suriye konusunda son üç günde neden fikir değiştirdi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8